Danışanlarımdan en sık duyduğum cümlelerden biri şu:
“Hocam, bir bardak su içiyorum, hemen tuvalete koşuyorum.”
Peki gerçekten içtiğimiz su birkaç dakika içinde mesaneye ulaşıp idrar olarak atılıyor mu? Hayır.
Bilimsel olarak sağlıklı bir böbrek, içilen suyu filtreleyip idrara dönüştürmek için zamana ihtiyaç duyar. Bir bardak suyun saniyeler içinde mesaneye ulaşması fizyolojik olarak mümkün değildir.
Peki neden bazı insanlar suyu içer içmez tuvalete gitme ihtiyacı hisseder?
Çünkü sorun çoğu zaman böbreklerde değil, mesane ile beyin arasındaki iletişimde ya da pelvik taban kaslarının çalışma düzenindedir.
Normalde mesane belirli bir hacme ulaştığında beyne “Artık tuvalete gidebilirsin.” mesajı gönderir. Ancak aşırı hassas çalışan bir mesanede bu sinyal çok erken oluşabilir. Pelvik taban kaslarının yeterince gevşeyememesi, sürekli gergin olması veya mesanenin istemsiz kasılması da ani sıkışma hissine neden olabilir.
Bu durum;
* Aşırı aktif mesane,
* Urge inkontinans,
* Pelvik taban kas disfonksiyonu,
* Kronik stres,
* Kabızlık,
* Menopoz sonrası değişiklikler,
* Bazı nörolojik hastalıklar gibi birçok farklı durumun belirtisi olabilir.
Bir başka yanlış inanış ise şudur:
“Sık idrara çıkıyorum, o halde daha az su içmeliyim.”
Aslında bu çoğu zaman sorunu çözmez; tam tersine büyütebilir.
Yetersiz su tüketimi idrarın daha yoğun ve tahriş edici hale gelmesine neden olur. Bu durum mesane duvarını daha fazla uyararak sıkışma hissini artırabilir. Ayrıca idrar yolu enfeksiyonları ve taş oluşumu riskini de yükseltebilir.
Yani çözüm suyu azaltmak değil, altta yatan nedeni doğru belirlemektir.
Pelvik fizyoterapide yalnızca kas kuvvetine odaklanılmaz. Mesanenin davranışı, pelvik taban kaslarının gevşeme becerisi, nefes mekanizması, bağırsak alışkanlıkları, sıvı tüketimi, yaşam tarzı ve beyin-mesane koordinasyonu birlikte değerlendirilir.
Çünkü her sık tuvalete giden kişinin sorunu aynı değildir.
Unutmayın…
Sık idrara çıkmak yaşlanmanın doğal sonucu değildir. Su içmekten korkmak çözüm değildir.
Doğru değerlendirme ile birçok mesane problemi ameliyatsız ve ilaçsız yöntemlerle önemli ölçüde kontrol altına alınabilir.Bu konuda Uzman doktorlarımız ile multidisipliner çalışmaktayız.
Bazen vücudunuzun verdiği en küçük sinyal, pelvik tabanın size anlatmaya çalıştığı en büyük hikâyedir.