Karaman’ın yaklaşık 40 km kuzeyinde, Karadağ eteklerinde yer alan Binbir Kilise, Anadolu’nun en etkileyici erken Hristiyanlık yerleşimlerinden biridir. İsmi “Binbir Kilise” olsa da aslında bu adlandırma sembolik bir anlam içermektedir. Yani bölgede gerçekte bin bir kilise yoktur; bu ad, geçmişte bölgede çok sayıdaki kilise, şapel ve manastırın halk arasında yarattığı hayretten ve hayranlıktan doğmuştur. Günümüzde yaklaşık 50 civarında kilise ve çok sayıda dini-sivil yapı kalıntısının varlığı bilinmektedir.
Binbir Kilise, aslında bir yer adı da değildir. Bir zamanlar birbirine karışmış medeniyetlerin ortak hafızasıdır. “Binbir Kilise” adı aslında tek bir köyü ya da tek bir ören yerini değil, Karadağ’ın kuzey yamaçlarına yayılan geniş bir arkeolojik ve dini yerleşim bölgesinin tamamını ifade eden bir isimdir. Kalıntılar daha çok Madenşehir’de olduğu için bazen Binbir Kilise sadece Madenşehir sanılır. Oysa arkeologların “Binbir Kilise Bölgesi” dediği alan, Karadağ’ın farklı noktalarına dağılmış çok sayıdaki kilise, şapel, manastır, mezar yapısı, sarnıç ve yerleşim kalıntılarının bütünüdür.
Kalıntılar özellikle “Aşağı Şehir” diye adlandırılan Madenşehir, “Yukarı Şehir” diye adlandırılan Değle ve Üçkuyu çevresinde yoğunlaşmıştır. Madenşehir Köyü, yalnızca bir köy yerleşimi değil; adeta Roma’dan Bizans’a, kırsal yaşamdan dini merkeze dönüşen çok katmanlı bir tarih sahnesidir. Bugün “Binbir Kilise” adıyla bilinen bu geniş kültürel peyzajın da en önemli çekirdeğini oluşturur. Araştırmacılar, bu üç alanın birbirinden bağımsız olmadığını, aynı kültürel ve dini ağın parçaları olduğunu düşünürler. Bu nedenle “Binbir Kilise” denildiğinde aslında Karadağ çevresindeki bütün bu erken Bizans dönemi yerleşim sistemi kastedilir.
Binbir Kilise’nin antik dönemdeki adının Barata olduğu savunan görüşler de vardır ancak bu konu hâlâ akademik olarak tartışmalara açıktır. Barata’nın Geç Antik Çağ ve Bizans döneminde önemli bir piskoposluk merkezi olduğu düşünülmekte ve bazı araştırmacılar, Binbir Kilise bölgesindeki yoğun kilise ve manastır varlığının, böyle güçlü bir dini merkeze işaret ettiğini düşünerek Barata’yı Madenşehir ve çevresiyle ilişkilendirmiştir. Bazı uzmanlar ise Barata’nın Madenşehir’in kendisi değil, Karadağ çevresindeki başka bir noktada bulunduğunu savunur. Şimdiye kadar ele geçen yazıtlar ve arkeolojik veriler, Madenşehir’i kesin olarak “Barata” diye tanımlamaya yetmemiştir. Antik adı kesin olarak bilinmese de en güçlü aday Barata’dır. Ancak bilim dünyasında bunun kesinleşmediğinden, akademik çalışmalarda genellikle “Madenşehir (Binbir Kilise)” ifadesi tercih edilmektedir.
Günümüzün köy yerleşimiyle eski dönemlerin eserlerinin birbirine karıştığı Madenşehir Köyü’nün en eski izleri, Roma ve Geç Roma dönemine kadar uzanır. Bu dönemin en belirgin arkeolojik verileri, köyün her tarafına yayılım göstermiş lahitlerdir. Hem köyün içinde hem de çevresinde görülen bu lahitlerin büyük kısmı bitkisel bezemelidir. Asma dalları, üzüm salkımları, akantus yaprakları ve rozet motifleri, Roma sanat geleneğinin bölgesel bir yorumu olarak karşımıza çıkar.
M.S. 4. yüzyıldan itibaren bölgede büyük bir dönüşüm süreci başlar. Bu dönemde yerleşim, yalnızca bir köy olmanın ötesine geçerek dini bir merkez kimliği kazanmaya başlar. Bazilikal planlı yapılar, kiliseler, nekropol alanlarının genişlemesi, manastır, konut yapıları ve su sistemlerinin geliştirilmesi bu dönüşümün en önemli göstergelerindendir. Bölgedeki gelişimin zirve noktası, Erken Bizans Dönemi’ndedir. Binbir Kilise, Anadolu’daki Erken Bizans mimarisini anlamamız için de çok değerli bir açık hava laboratuvarı olarak kabul edilir. 1 Nolu Bazilika gibi büyük ölçekli yapıların hepsi, hep bu dönemin ürünleridir. Exedra yapıları, galerili bazilikalar ve geniş sarnıç sistemleri, burada planlı ve yoğun bir yerleşim olduğunu ortaya koyar. Bu yapılar, buranın yalnızca ibadet alanı olmadığını, aynı zamanda bölgesel dini otoritenin de bir merkezi olduğunun da bir göstergesidir…