Bir Valinin İzinde: Sabahattin Çakmakoğlu’nu Anmak -XXXIX-| Dünde Kalan Sözler- IX- | Eğitimin İki Kanadı: Devlet-Millet

Abone Ol

Bu konuşma, Çakmakoğlu'nun "millî eğitim" ve "devlet-millet iş birliği" konularındaki düşüncelerini, somut bir örnek (hayırsever okul) üzerinden derinleştiriyor ve adeta bir eğitim felsefesi manifestosu sunuyor.

Sabahattin Çakmakoğlu’nun eğitime dair düşünceleri, daha önceki konuşmalarında da karşımıza çıkmıştı. Ancak 12 Kasım 1987’de Tarsus’ta bir hayırsever İlkokulu’nun – Hasan Karamehmet İlkokulu- açılışında yaptığı bu konuşma, onun eğitim vizyonunu en sistematik ve ikili çerçevede ortaya koymaktadır: Eğitim, bir yandan “devlet-millet iş birliğinin” somut örneğidir; diğer yandan “millî” olma vasfıyla, evrensel bilgiyi aktarmanın yanı sıra “milli kimliği inşa etmenin” de temel aracıdır. Çakmakoğlu burada, bir vali olarak teşvik edici ve takdir edici rolünü oynarken, aynı zamanda bir “eğitim filozofu” gibi konuşmaktadır.

“Altı Yaşayan Vatandaşımızdan Biri Öğrencidir”: Kalkınmanın Somut Göstergesi Olarak Eğitim İstatistikleri

Çakmakoğlu, konuşmasına her zamanki gibi “somut rakamlarla” başlamaktadır. Cumhuriyet’in kuruluşunda “500’ler civarındaki” okul sayısından, sadece Tarsus’ta “216 okul, 750 öğretmen, 50.000 öğrenciye” ulaşıldığını belirtmiştir. Ardından bu rakamları çarpıcı bir orana dönüştürür: “Altı yaşayan vatandaşımızdan biri öğrencidir. 150 vatandaşımızdan biri öğretmendir.”. Bu istatistiksel yaklaşım, onun için eğitimi, soyut bir “iyilik” değil, “kalkınmanın nicel ve nitel bir göstergesi haline getirmektedir. “Milletlerin büyük zenginliği insanlarıdır, yetişmiş insan gücüdür” diyerek, beşeri sermaye teorisine denk düşen bir vurgu yapıyor. Atatürk’ün eğitime ağırlık vermesini de, “ekonomide başlayacak olan hareketlere yön vermenin... önünde, onu harekete geçirecek güç kaynağı” olarak görmesiyle açıklıyor. Yani eğitim, bir “sonuç değil, ekonomik kalkınmanın “ön şartı ve itici gücüdür.

“Devletin Yetişemediği Her Yerde Millet Vardır”: Hayırseverliği Stratejik Bir Kaynak Olarak Konumlandırmak

Konuşmanın başlığında da yer alan “Devletin yetişemediği her yerde millet vardır” anlayışı, Çakmakoğlu’nun devlet-toplum ilişkisine dair özünü yansıtmaktadır.

Hızlı nüfus artışı ve çevresel tehditler nedeniyle kaynakların sadece eğitime yoğunlaştırılamayacağını itiraf ederek bu durumda çözümü, “vatandaşın da katkısını beklemek”te görmektedir.

Bu yönüyle hayırseverliği, sıradan bir bağışçılık olmaktan ziyade Cumhurbaşkanı’nın teşvikiyle yaygınlaşan bir “hizmet politikası” ve “devlet-millet iş birliğinin güzel bir örneği” olarak sunmaktadır. Kerim Bengi ve Reşat Karamehmet örneklerini verirken, bunun bir “kadirşinaslık” olduğunu vurgulayarak, maddi katkıyı manevi ve ahlaki bir değerle taçlandırmaktadır. Bu yaklaşım, hayırseverliği, devletin eksikliğini telafi eden “yardımseverlik” olmaktan çıkarıp, “milli bir sorumluluk ve onur projesi” haline de getirmektedir.

Eğitimin İkili Doğası: “Çağdaş Teknoloji” ve “Milli Eğitim”

Çakmakoğlu, eğitimin içeriğini tanımlarken net bir ayrım yapar. Ona göre eğitimin iki temel bileşeni vardır:

1. Evrensel/Eğitim (Genel): “Bütün insanlığın malı olan, medeniyetin müşterek nimetlerinden olan eğitim.” Bunun amacı, “çağdaş teknolojiyi, çağdaş bilimi, sanatı... ülkemize aktarmak” ve “çağı Türkiye’ye taşımak”tır. Bu da geri kalmışlığı yenmenin ve geleceği garantilemenin yoludur.

2. Milli Eğitim (Özgün): “Bizi biz yapan değerlerimizle örülmüş beyinler” yetiştirmektir. Bunun kapsamına şunlar girer:

Tarih Şuuru: “Türkiye nedir? Dün neredeydik, bugün nerelere geldik?... Kazandığımız zaferler, kaybettiğimiz savaşlar...”

Dil: “Bir milleti yaşatan dilleridir... Bunları en iyi şekilde öğreteceğiz.”.

Kültür: “Milli kültürümüze dahil olan her şey.

Bu ikili yapı, Çakmakoğlu’nun daha önceki konuşmalarında sürekli vurguladığı “teknolojiyi al, özünü koru” ve “muasır medeniyet Batı medeniyeti değildir” formüllerinin eğitim alanındaki karşılığıdır. “Milli eğitim”, bu sentezin gerçekleştiği kurumsal mecradır.

Atatürkçü Düşünce: İki Hedefin Sentezleyicisi

Çakmakoğlu, bu ikili hedefi birleştiren unsurun “Atatürkçü düşünce” olduğunu belirtir. Atatürk’ün, “çağdaş medeniyet seviyesine bu milleti yükseltmek” hedefi ile “milli kültürle, milli değerlerle... buna ulaşabilmek” ilkesini bir arada ortaya koyduğunu söylemektedir. Dolayısıyla okullardan beklenen, evrensel bilgiyi aktarmakla kalmayıp, bunu “Atatürkçü düşünceye inanmış” nesiller yetiştirerek, “bize işaret ettiği hedefler” doğrultusunda yapmaktır.

Sonuç: Çakmakoğlu’nun Eğitimde Üçlü Sacayağı Modeli Şudur: Ki bu konuşma, Çakmakoğlu’nun eğitim vizyonunu bir “üçlü sacayağı modeli” olarak özetlememizi sağlar:

Felsefi/Eğitsel İkilem: Eğitim, “evrensel teknoloji/bilim aktarımı” ile “milli kimlik/kültür inşasını aynı anda hedeflemelidir.

Finansal/Örgütsel İkilem: Eğitim altyapısı, “devletin kaynak ve planlaması” ile “millet/hayırseverlerin maddi-manevi katkısının” iş birliğiyle inşa edilmelidir.

Siyasi/Yönlendirici Çerçeve: Bu ikili hedeflerin sentezi ve itici gücü, Atatürkçü düşünce ve onun “muasır medeniyet” ülküsüdür.

Çakmakoğlu, “Hasan Karamehmet İlkokulu” gibi somut bir örnek üzerinden, aslında Türkiye’nin modernleşme projesinin mikrokozmosunu anlatıyor:

Devlet ve milletin el ele verdiği, teknoloji transferi ile milli kimliğin harmanlandığı, geçmişten ders alarak geleceği kuran bir inşa süreci.

Bu Konuşma, Merhum Çakmakoğlu'nun İçel Valisi Olarak 12 Kasım 1987’de Tarsus Hasan Karamehmet İlkokulu’nun Açılışında Yaptığı Konuşmasının Yorumudur.

| Bir Valinin İzinde: Sabahattin Çakmakoğlu’nu Anmak -XXXX-| Dünde Kalan Sözler- X- | Nüfus, Kaynak ve Eğitim: Devlet-Millet İş Birliğinin Zorunluluk Hali||13 Mart 2026|