Haber / Zümre Deniz Denli
Mersin Haber Merkezi olarak Agora Antika kurucusu Kemal Altuğ ile Kiremithane Mahallesi’nde, 100 yıllık tarihi binada yer alan dükkanında antikaya duyduğu tutkuyu, vintage ile antika arasındaki farkı ve Mersin’de yükselen antika kültürünü konuştuk.
İsim olarak neden Agora’yı seçtiğini açıklayan Altuğ, “Agora eski Yunan döneminde pazar yeri demek aslında. O açıdan uygun buldum ama beni daha çok etkileyen şey ‘Agora’ diye kült bir film var. O filmden çok aşırı etkilendiğim için Agora koymak istedim” diye belirtti.
“Eski şeyler çekiyor insanı, geçmiş daha masum daha doğaldı”
Antika merakının aldığı hediye ile uyandığını belirten Antikacı Altuğ, 5 yıldır hizmet verdiği dükkanının kuruluş hikayesini, “Bir ara çalışırken eski patronum bana bir film makinesi hediye etti, bir arkadaşım da başka bir antika ürün hediye etti, başka birkaç Antika obje elime geçti. İçine çeken bir havası var antikanın. Birdenbire size geçmişte bir yolculuk yaptırıyor. Sanki zaman makinesine girmişsiniz gibi. Sürekli özlem duyarız ya geçmişe, çocukluğumuza. Eski şeyler çok çekiyor insanı, büyüsüne kapıldım. Geçmiş daha masumdu diye düşünüyorum, her şey daha doğaldı. Bir de günümüzde sosyal çürüme var. Biz 80'leri 90'ları çok dolu dolu yaşadık. Ona özlem çok fazla” şeklinde açıkladı.
İnsanların özellikle aykırı parçalara ilgi duyduğunu söyleyen Altuğ, “Hiç kimsede olmayan, daha önce görülmemiş bir şey olduğu zaman heyecanlandırıyor insanı. Ben bile hala heyecanlanıyorum, kalp atışım değişiyor. Çok güzel bir iş, başkalarının hobi olarak yaptığı, kendini rahatlattığı bir şeyi ben işim olarak yaptığım için hiç çalışmamış gibi hissediyorum. Para için değil, tamamen ruhumu tatmin ediyorum” diye açıkladı.
Antikaları özellikle vefat edenlerin ailelerinden ve eskicilerden topladığını söyleyen antika meraklısı Altuğ, “Genelde buraya satmaya getiriyorlar. Vefat eden insanların aileleri, çocukları satmak istiyor. Hurdacılar bazen getirebiliyor. İnsanlar pek kıymetini bilmiyor. Çöpe atabiliyorlar, değersiz görüyorlar. O da bilgisizlikten aslında, bilseler atmazlar” dedi.
Antika nedir, vintage nedir?
Antika ve vintage farkını açıklayan antikacı, en çok sattığı ürünleri, “Burada plak, tespih genel olarak antika ve vintage olduğunu düşündüğüm her şey mevcut. 100 yılı doldurmuş ürünler antika olur, 50 yılı doldurmuş ürünler de daha üretimi olmadığı için artık fabrikası kapanmış, 50-60 yıllık parçalar da bizim için kıymetlidir. 100 yılı doldurmazsa vintage kategorisine giriyor ama halk arasında genellikle antika olarak biliniyor. Bizim için, koleksiyon değeri taşıması için en az 100 yılını devirmiş olması lazım, Osmanlı malzemeler oluyor genelde. Osmanlı döneminden kalma şerbetlik dolap var, tamamen el oyması, çam ağacından yapılma bir parça.
Şu an en çok tespih gidiyor. Herkes anlamıyor tespihten, anlamadığı için de piyasada çok büyük bir bilgi kirliliği var. Benzetme ürünleri Osmanlı diye satabiliyorlar. Elimizden geldiği kadar doğrusunu anlatıyoruz. Yanlış üründen korunmak için iyi ve güvenilir bir eksperinizin olması lazım. Gerçek tespih kehribardır, reçineden olur. Genelde piyasadakilerin hepsi sentetik malzeme; sıkma kehribar, ateş kehribarı ya da farklı kehribar isimleriyle sunuluyor, bunların hepsi sentetiktir. Fabrikasyon gibi. Gerçek kehribar doğaldır, insan sağlığına faydalıdır, vücuda iyi gelir” şeklinde açıkladı.
“Plaklar yok satıyor”
Plaklara ilginin her zaman yoğun olduğunu söyleyen Altuğ, özellikle koleksiyonerler tarafından tercih edildiğini ve plakların dükkanda durmadan hemen satıldığını belirterek, “Koleksiyonerleri var, ilgiyle topluyorlar ama gerçekten koleksiyon değeri olan dönem plaksa yok satıyorum, onlardan bulduğumuzda bizim elimizde hiç durmaz. Fotoğraf atar, fiyatını söyleriz. Geldiği gibi biter” diye açıkladı.
Kemal Altuğ, son yıllarda Mersin’de antika kültürüne ilginin epey arttığını belirterek büyükşehirlerle karşılaştırıldığında yeterli seviyede olmadığını ifade etti. Altuğ, “Mersin'de bayağı yayıldı. Müzayedeler, mezatlar yapılıyor. Gerçekten ilgi var ama yine de İstanbul, İzmir gibi değil. Ama biz burada elimizden geldiği kadar yaymaya çalışıyoruz” diye belirtti.
“Antika her zaman satılır, her zaman elden çıkarılır” diyen Altuğ, “Çok keyifli, güzel bir iş. Sadece ürün bulmakta zorlanıyoruz. Hani bakkalda satılan bir bisküvi gibi bir şey değil ki. Koleksiyon değeri olan parçaları bulmak o kadar kolay değil” dedi.
27 milyon yıllık bir deniz fosili
Yıkılan Hadra Hamamı kurnası, Coca Cola’nın ilk dağıtıma çıktığı gündeki fotoğraf gibi elinde değerli parçalar olduğunu söyleyen Altuğ, eline geçen en ilginç objenin 27 milyon yıllık bir deniz fosili olduğunu belirterek, “Mesela benim elime 27 milyon yıllık deniz yıldızı fosili geçti; 27 milyon yıllık, kocaman, bir avuç, üzeri pırlanta gibiydi, parıl parıl parlıyordu, müthiş bir parçaydı. Onu götürüp müzeye gösterdim. Kesinlikle bu şekilde suç teşkil edecek devlet malı sayılan ürünleri teslim ediyoruz. Arkeoloji Müzesi’ne götürdüm, kamu malı olduğunu söylediler” diye belirtti.
İçerideki atmosfer gibi Agora Antika binası da yıllara meydan okuyarak günümüze ulaşmış bu taş bina için Kemal Altuğ, “100 yıllık bir bina, Osmanlı döneminden kalma. Eşyanın tabiatına uygun, buraya antika olarak ne koysam kendini gösteriyor. Eşya kendini buluyor. O dönemki havayı hissettiriyor. Normal bir dükkan olsaydı bu havayı vermezdi. Ama buranın ayrı bir büyüsü, atmosferi olduğuna inanıyorum. Girişteki sütunlara kadar çok eski, tarihi yani” dedi.