Özel Haber

Çocuklar, algoritma ile gerçek duygular arasında sıkışıyor

Abone Ol

Haber / Aysun Koç Aydoğan

Sosyal medyada görünür olmak için bulunduğumuz ortamdan keyif alamaz hale geliyoruz. Kıyaslama ve yetersizlik duygusu sürekli beğenilme, onaylanma ve takip edilme arzusu bireyleri sosyal yaşamdan uzaklaştırırken sosyal medya girdabına sürüklüyor.

Çocukluk yaşlarından itibaren bu duyguların aile ya da yakın çevre tarafından sürekli empoze edilmesi ilerleyen yaşlarda psikolojik rahatsızlıklara neden olabiliyor. Sosyal medyanın da etkisiyle ortaya çıkan bu rahatsızlıklar, sosyal medya sayesinde sürekli tetikleniyor.

Sosyal medyayı yararlı içeriklerden çok kim, ne yapmış olarak okuyor, kaliteli zaman geçirmek, gündelik hayatı kolaylaştırıcı içerikler ya da kültürel ve sanatsal akışı izlemek yerine stalk yaparak ya da kendimizde olmayana odaklanıp hayıflanarak kullanıyoruz.

Artık çocuk yaşlarda sosyal duygunun açığa çıkması sadece sosyal medya üzerinden oluşmaya başladı. Yetişkinlerin sosyal medyayı doğru okuyamamaları, gelecek nesillerin de sormayan sorgulamayan bireyler olarak yetişmesine neden oluyor.

Uzmanların; çocukların yalnızca yararlı içeriklere erişimi için sosyal medyadan yararlanmaları konusundaki tavsiyelere rağmen ebeveynlerin gözetimi dışında sosyal medyada geçirilen zaman her geçen gün artıyor. Sosyal medya kullanım yaşının 9'lu yaşlara düşmesiyle beraber tehlike hızla ilerliyor. Çoğu zaman gerçekliğin yansıtılmadığı sosyal medya, çocukları içerisine hapsederek sosyal ve psikolojik olarak onları esir alıyor. Bu durum da çocukluk yaşta başlayan kıskançlık, yetememe duygusu ve beğenilme isteğinin ilerleyen dönemlerde daha zararlı kullanımlara itiyor. Sosyal medyanın sağlıklı bir şekilde kullanılmaması aynı zamanda kişisel zayıflığı meydana getirip, tetikliyor.

Ebeveynlerin sosyal medya kullanımını kısıtlamak kadar çocukların sosyal medyayı doğru anlama ve okuma yetisi kazanmaları teşvik etmeliler. Başarı, güzellik ve mutluluk kalıpları sosyal medyadan değil gerçek hayattan öğrenilmeli algoritmalar yerine gerçek duygular ifade edilmeli.