Özel Haber

DİSK Çukurova Bölge Temsilcisi Göksoy: “DİSK varsa umut var”

DİSK Genel-İş Mersin Şubesi’nde bir araya gelen DİSK üyeleri, sendikalarının 59’uncu kuruluş yıl dönümünde Mersin’den ses yükselttiler: “Tek bir işçi kardeşimizi tek başına bırakmayana kadar örgütlenme çabalarımıza devam edeceğiz”

Abone Ol

Haber / Barış Çoban

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Çukurova Bölge Temsilciliği üyeleri, DİSK’in 59’uncu kuruluş yıl dönümü için DİSK Genel-İş Mersin Şubesi’nde bir araya geldi. Burada bir basın açıklaması gerçekleştiren DİSK Çukurova Bölge Temsilciliği üyeleri, işçilere örgütlenme ve DİSK’e üye olma çağrısında bulundu. Açıklamayı DİSK Çukurova Bölge Temsilcisi ve DİSK Genel-İş Mersin Şube Başkanı olan Kemal Göksoy okudu.

“DİSK, işçi sınıfının sermaye düzenine karşı bir yanıtı olarak kuruldu”

DİSK’in, işçi sınıfının sermaye düzenine karşı bir yanıtı olarak kurulduğunu ve varlığını hep bu şekilde sürdürdüğünü belirten, Göksoy “Bugün burada Konfederasyonumuz DİSK’in 59’uncu kuruluş yıldönümü için bir aradayız. Sizleri, DİSK’in 59’uncu yılında birlik, mücadele ve dayanışma duygularımızla sevgiyle, saygıyla, umutla selamlıyorum. Bugün burada bir kez daha DİSK ve sınıf mücadelesi tarihinde önemli bir yeri olan önderlerimizi selamlıyoruz. Faşist çetelerin hain pususunda yitirdiğimiz kurucu genel başkanımız, unutulmaz işçi önderi Kemal Türkler’i selamlıyoruz. 12 Eylül cuntasının mahkeme salonlarında idamla yargılanırken ‘Siz benim ancak ceketimi asarsınız’ diyen Abdullah Baştürk’ü selamlıyoruz. ‘Üstünü aratma, gerisini sendikana bırak’ diyerek işçi sınıfının onur mücadelesinde önemli kazanımlara imza atan Rıza Kuas’ı selamlıyoruz. DİSK’i bize emanet eden, anılarını ve mücadelelerini miras olarak aldığımız İbrahim Güzelce, Mehmet Alpdündar ve Kemal Nebioğlu başta olmak üzere tüm önderlerimizi, tüm yoldaşlarımızı burada bir kez daha şükranla anıyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi, bundan tam 59 yıl önce, 13 Şubat 1967’de İstanbul Valiliği’ne verilen DİSK’in kuruluş dilekçesi, sadece resmi bir evrak değildir. DİSK, işçi sınıfının sermaye düzenine karşı bir yanıtı olarak kurulmuş ve varlığını hep bu şekilde sürdürmüştür” açıklamasında bulundu.

“Bizi kurtaracak olan kendi güçlü kollarımızdır”

DİSK’in her zaman yoksulların yanında olduğunu ve haklıdan yana bir mücadele verdiğini söyleyen Göksoy, “DİSK, ‘Artık bu böyle gitmez’ diyen işçilerin, tarihin akışını değiştirme iddiasıdır. Sermaye düzeni adaletsizlik üretirken DİSK’in yanıtı ‘Kısa çöp uzun çöpten hakkını alacak’ olmuştur. Sermaye düzeni baskıların, yasakların artmasını isterken DİSK’in yanıtı ‘Demokrasi, hak ve özgürlük mücadelesi’ olmuştur. Sermaye düzeni ‘Böl-parçala-yönet’ taktiğini uygularken DİSK’in yanıtı ‘İşçilerin birliği, halkların kardeşliği’ olmuştur. Bugün, 59 yıl sonra, toplumun çoğunluğu haline gelmiş olan, ülkenin bir bölgesinde değil, dört bir yanında nüfusun çoğunluğunu oluşturan işçi sınıfına taşımamız gereken bilinç tam da budur: Bizi kurtaracak olan kendi güçlü kollarımızdır” dedi.

“Sendikalaşmanın önüne engel koyuluyor”

İşçi sınıfını örgütlenmeye çağıran Göksoy, “Acilen değiştirmemiz gereken ne varsa örgütlenerek değiştirebiliriz. Çoğunluğumuz asgari ücret civarında çalışıyorsa, bunun en temel nedenlerinden biri işçi sınıfının örgütsüz olmasıdır. Bugün örgütlenerek, sendikalı olarak Türkiye’nin asgari ücretliler ülkesi haline gelmesine son verebiliriz. 2026 için asgari ücretin açlık sınırının altında belirlenmesinin, daha elimize geçmeden 1 bin 350 lirasını enflasyon karşısında kaybetmemizin nedeni de sendikalaşmanın önündeki engellerdir; Türkiye işçi sınıfının örgütsüz bırakılmış olmasıdır. Asgari ücretin bile altındaki en düşük emekli aylığı daha yılın ilk ayında 968 lira gerilediyse, 2025 sonunda emekliye verilen şubat ayı itibarıyla geri alındıysa nedeni bellidir: Emeklilerin örgütlenmesinin önüne türlü türlü engeller çıkaranlar, emekli sendikalarını kapatmaktadır” ifadelerini kullandı.

“İşçilerin örgütlü mücadelesini büyütmek memleket meselesidir”

Vergide adaletin sağlanmasının yolunun da örgütlenmekten geçtiğini dile getiren Göksoy, “Son 12 yılda ücretlilerden kesilen toplam gelir vergisi 5,2 trilyon lira iken şirketlerin kârlarından alınan kurumlar vergisi 3,6 trilyon lirada kaldıysa; Yani biz işçiler patronlarımızdan daha fazla vergi veriyorsak; Üstelik vergi dilimlerinin düşük belirlenmesi nedeniyle 2026’da çok daha fazla vergi vereceksek; Bu adaletsiz düzeni değiştirmek için örgütlenmekten başka bir çare yoktur. AKP hükümeti başta olmak üzere çeşitli hükümetler işçi sınıfının en önemli kazanımlarından olan kıdem tazminatına defalarca el uzatmaya kalkmış, DİSK başta olmak üzere işçi sınıfının direnişi karşısında her seferinde ellerini geri çekmek zorunda bırakılmıştır. Bu hakkımızı korumanın, geliştirmenin ve çocuklarımızın emanetine sahip çıkmanın yolu örgütlü olmaktır, örgütlerimizi büyütmektir. İşçilerin örgütlü mücadelesini büyütmek; sadece işçilerin meselesi değil aynı zamanda memleket meselesidir” dedi.

“Baskı ve engellere rağmen örgütlenmeye devam ediyoruz”

Her türlü baskıya ve engele rağmen DİSK’in örgütlenemeye devam ettiğini vurgulayan Göksoy, şöyle devam etti:

“Bu bilinçle biz, 22 sendikamızla her türlü engele, baskıya, hukuksuzluğa rağmen tek tek, işyeri işyeri, iğne ile kuyu kazarcasına örgütlenmeye; İşkolu barajlarını yıkmaya devam ediyoruz. Sendikalı olmak için direnen, grev hakkını grev yaparak savunan biz DİSK’liler, insanca bir yaşamı ve insanca bir ücret kavgasını işyeri işyeri, havza havza, meydan meydan örmeye devam ediyoruz. Kadını-erkeği, beyaz yakalısı-mavi yakalısı, tüm işkollarında çalışan ve asgari yaşamaya mahkûm edilmek istenen Türkiye’nin dört bir yanındaki sınıf kardeşlerimizle buluşmak için çabalarımızı yoğunlaştırıyoruz. ‘Benim işyerim küçük işletme-büyük işletme, beyaz yaka-mavi yaka, tezgah başı-masa başı’ demeden bugün DİSK’li olmaya ilk adımı atabilirsiniz. Her üyelik sadece işyerindeki çalışma koşullarını düzeltmeye yönelik bir adım olmayacak; aynı zamanda DİSK’e bağlı sendikaların üye sayısındaki her bir artış gelirde, vergide ve ülkede artan adaletsizliklere karşı mücadelemize de güç verecek. Her yeni DİSK’li, kıdem tazminatına göz koyanların iki kere düşünmesini sağlayacak. DİSK’li olmak emeğimizi, ekmeğimizi, cumhuriyeti ve demokrasiyi savunan bir irade beyanı anlamına gelecek. Artık herkes biliyor, herkes farkında: Kurtuluş yok tek başına. O zaman kimse tek başına kalmayacak. Hemen şimdi örgütlü olacağız. Hemen şimdi, 59’uncu yılımızda bir kez daha söz vereceğiz: Tek bir işçi kardeşimizi tek başına bırakmayana kadar örgütlenme çabalarımıza devam edeceğiz. Biz varsak umut var. DİSK varsa umut var”