KOMMAGENE KRALLIĞI’NIN KADİM ŞEHRİ: ADIYAMAN (3) (PERRE ANTİK KENTİ, KARAKUŞ TÜMÜLÜSÜ, CENDERE KÖPRÜSÜ)

Abone Ol

Adıyaman’a gidip aklınızda sadece Nemrut Dağı’na çıkıp, Kommagene Ören Yeri’ndeki heykelleri görüp, güneşin doğuşunu ya da batışını gözleyip bu şehirden ayrılmak düşüncesi varsa çok büyük bir hata yapmış olursunuz. Adıyaman öyle bir tarihi dokuya sahiptir ki her bir eser kendi içerisinde bir çekim gücüne sahiptir. Gerek Adıyaman’ın merkezine yakın gerekse de birçok ilçesinde oldukça değerli tarihi eserler, ziyaretçilerini bekler durur.

Bu yazımda Adıyaman’daki bütün tarihi eserleri yazmayacağım elbette ama Adıyaman’ı turizm açısından ön plana çıkaran önemli eserleri yazıma dahil edeceğim. İl merkezine ulaştığınızda Adıyaman Arkeoloji Müzesi’ni ziyaret edin diyeceğim ama maalesef 2024 depreminden dolayı müze ziyaretçilerine kapılı hala. En azından müzede sergilenen bazı önemli eserlerden söz edeyim. Kahta İlçesi’nde bulunan ve M.Ö. 7500-7000 yıllarına tarihlenen insan şeklindeki Kült Heykeli, Göbekli Tepe’deki heykellere benzerliğiyle dikkat çekiyor. 1983 yılında Samsat kazısında, boynunun üst kısmı korunmuş halde bulunan Antiochos heykeli alev dilimleri şeklinde betimlenmiş saçları ve sol elmacık kemiği üzerindeki “Antiochos” yazısıyla müzenin açılmasını ve ziyaretçilerine kavuşmayı beklemektedir. Müzede elbette yüzlerce eser yer almakta ama ben size son olarak bir zaferin anısına diktirilen bir stelden söz edeceğim. Sağ alt köşesinde sekiz sıra, Grekçe bir yazıt olan stel Julius Paulus adında bir komutana aittir ve yazıtta, kabartmayı Jüpiter’e (Zeus) adadığı belirtilmektedi r.

Adıyaman’ın en kolay gezilebilecek antik kenti Perre’ (Pirin) dir. İl merkezinin sadece 5 km kuzeyinde yer alan antik kent, Kommagene Krallığı’nın da beş büyük kentinden biri olması yönüyle de önemli bir yerleşimdir. Perre, bir tepe üzerindeki kayalara şekil verilerek yerleşimin kurulduğu ve yapılarının bölgeden herhangi bir kesme blok taşının gelmediği, kayaların üzerinde dönemin mimarları tarafından işlem yapılarak şekil verildiği bir kenttir. Başkent Samosata (Samsat) ile Melitene (Malatya) arasındaki Perre, Roma kaynaklarında suyunun güzel olmasıyla anılır. Bu bilginin doğruluğunu kanıtlarcasına, günümüzde Örenli Mahallesi sınırlarında yer alan Roma Çeşmesi, hala suyunu muhafaza eden bir çeşme olarak özellikle büyük baş hayvanların faydalandığı bir çeşmedir. Antik Roma kaynaklarında bu suyun güzelliğinden sıkça bahsedilir ve yolcular, kervanlar ve ordular için bir dinlenme yeri olarak da Perre jeopolitik bir önem taşır.

Antik kentin önemli bir kısmı toprak altında olmakla birlikte, kayalar içerisine oyulmuş odalardan oluşan kaya mezarlarının olduğu, bölgenin en büyük mezar alanı olan nekropol, kentin en ilgi çekici yeridir. Yamaçlar üzerine yayılan bu nekropolde, toplamda 208 adet kaya mezarı bulunmaktadır. Kaya mezarlarının içinde ortalama üçer oda ve bu odaların her birinde de üçer mezar alanı bulunmaktadır. Perre’deki nekropol alanında yaygın olarak kullanılan bir mezar grubu da arcosoliumlu niş mezarlardır. Bu mezarlar arcosolium /kemerli bir nişin içine kayaya bağlı olarak oyulmuş bir mezar teknesi şeklinde yapılmıştır. Nekropol alanında gördüğüm en ilginç mezar formu da Hypogeum mezar tipi oldu. Bu mezar formu, yer altına inşa edilmiş bir veya birden fazla odaya sahiptir. Bu mezarlara genellikle üstü açık basamaklı bir merdivenle ulaşılır. Perre’de birden fazla sayıda ortaya çıkarılan ve Roma Dönemi’ne tarihlenen bu mezar formundan en kayda değer olanı, 71 basamakla çıkılan ve günümüzde teşhir amaçlı cam tabutlar içinde silikon manken ve iskeletlerden oluşan hypogeum mezardır. Bu tabutların içine iskeletlerin yanı sıra dönemin seramikleri ve bireylerin özel eşyaları da yerleştirilmiş. Mezarda ayrıca toplamda altı adet küçük sunu nişi yer almaktadır. Bu mezarda, Perre garnizon komutanlarından birinin eşi olan Julia’nın yapay zeka destekli hologramlarla konuşması ve görüntüsünün canlandırılmasıyla birlikte, ziyaretçiler tarihi bir yolculuğa çıkarılmaktadır.

Nekropol alanında göreceğiniz bir başka ilginç buluntu da yan yana duran iki steldir. Bunlardan birincisi Antiochos ve Apollon-Mithras’ın tokalaşma (Deksios) sahnesidir. Stelde I. Antiochos ayakta ve geleneksel Kommagene krallarının kıyafetleriyle betimlenmiştir. Karşısındaysa Khoros Dağı’na oturmuş Apollon Mithras bulunur. Stelin arkasında ve iki yanında Yunanca yazılar yer alır. 2. Stel de dört bir tarafında yazıtlardan oluşan bir steldir. Bu yazıtta, Antiochos’un kanunları anlatılmaktadır. Bu stellerin ikisi de Adıyaman’ın Gerger ilçesindeki Kımıl Dağı eteklerinden helikopterle, Perre Antik Kenti’ne taşınmıştır.

Perre Antik Kenti’nde çok sayıda şarap işliği yer almaktadır. Bu işliklerin varlığından yola çıkarak, yaklaşık 1700 yıl öncesinde de bağcılığın antik kent için başlıca geçim kaynağı olduğunu söyleyebiliriz. Günümüzde antik kentin üzerinde yer alan Örenli Mahallesi ve çevresinin ana geçim kaynağı da 1950’li yıllara kadar bağcılıktı. Bu bilgiler, geçmişten günümüze, bu topraklarda aynı geçim kaynaklarının olduğunu bize göstermektedir.

Roma döneminin izlerini taşıyan antik kentte, iki mozaik alan da ortaya çıkarıldı. Bunlardan birincisi 2009 yılında bulundu. 1500 yıl öncesine tarihlendirilen ve 155 metrekarelik bu mozaikte, yaban keçileri ve otlayan çeşitli hayvanlar, baklava ve kalp motifleri yer almaktadır. 2022’de ortaya çıkarılan ikinci mozaik alanda da 12 metrekarelik mozaik, 1800 yıl önceye tarihlendirilmektedir.

Adıyaman’ın Kahta ilçesindeki Karakuş Tümülüsü, gerek kadınlara adanmış bir Tümülüs olması gerekse de sütunlar üzerindeki birbirinden ilginç heykelleriyle benzersiz bir sit alanıdır. M.Ö. 1. yüzyılda yaptırılan ve “Kraliçeler Mezarı ya da “Kadınlar Anıt Mezarı” diye de anılan bu Tümülüste, Antiochos’un eşi İsias, kızları Antiochis ve Laodice ile torunu Aka’nın gömülü olduğu düşünülmektedir. Kahta’nın 12 km kuzeyindeki tümülüste, toplamda dokuz sütundan günümüze sadece dört tanesi ulaşmıştır. Roma Dönemi’nde, etrafı surlarla ve sütunlarla çevrili tümülüsün taşlarının, Cendere Köprüsü’nün yapımında kullanıldığı bilinmektedir. Bir önemli tahribat da 6 Şubat 2023 depreminde Laodice’nin kabartmasında olmuştur. Depremde devrilen sütun ve heykel, kısa sürede tekrar ayağa kaldırılmıştır. Ayakta kalan diğer sütunlar, Antiochis ve kızı I.Aka için dikilmiş kartallı sütun ve Kraliçe İsias adına dikilen iki sütundan birinin üzerinde kafası kopmuş bir boğa heykeli yer alır. Diğer sütunun üstü boş olmakla birlikte yakınında bulunan aslan figürünün de bu sütunun üzerinde olduğu güçlü bir tahmindir.

Adıyaman’a 55 km uzaklıkta, Kahta Çayı’nın en dar noktasına, iki ana kaya üzerine harç kullanılmadan yaptırılan Cendere Köprüsü, dünyanın hala kullanılmakta olan en eski köprülerinden biri olarak anılır. Köprü üzerindeki kitabeden köprünün M.S. 193-211 yılları arasında, Roma İmparatoru Septimus Severus, karısı Julia Domna ve oğulları adına, Marius Perpetus komutasındaki 16. Roma Lejyonu tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. 7 metre genişliğe, 30 metre yüksekliğe ve 120 metre uzunluğa sahip köprünün orijinalinde 4 korinth sütunun Kahta tarafındaki ikisinin Septimius Severus ve eşine, Sincik tarafındaki iki sütunun ise oğulları adına yapıldığı bilinmektedir. Günümüzde ise bu oğullardan Geta adına dikilen sütunun, onu öldüren ve kardeşine ait olan her şeyi yok etmek isteyen Caracalla tarafından yıktırıldığı söylenir. Caracalla’yı bütün bunlar kesmiş midir? Bu soruya, tabii ki hayır, cevabını vereceğim. Hızını alamayan Caracalla, köprünün üzerindeki kitabede yer alan Geta ismini de kazıtarak yok etmiştir. İnsanoğlundaki hırsı gösteren çok önemli bir örnektir bu.

Aslında Adıyaman’da anlatılmaya değer çok sayıda eser var. Yazımda yer verdiğim Kommagene Krallığı’ndan günümüze miras kalan bütün bu tarihi doku, il sınırlarında ön plana çıkmış, en tanınmış eserlerdir. Bunlardan başka daha Eski Kahta Kalesi, Gerger Kalesi, Derik Kutsal Alanı, Karadağ Tümülüsü, Haydaran ve Turuş Kaya Mezarları gibi ziyaret edilmesi gereken onlarca önemli eser Adıyaman’ın tarihi değerleri arasındadır. Anadolu’nun güneydoğusunun sadece bir şehrinde bu denli zengin tarihi bir dokuyla karşılaşmak, bütün bunları gezmeye ve anlamlandırmaya çalışmak… Bir gezgin için bundan daha iyi başka ne olabilir ki?