Haber / Zümre Deniz Denli

Mersin Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan küçük atölyesinde yıllardır müzik aletlerine hayat veren Lutiye Mustafa Ağbulut, bağlama ve gitar üretiminin yanı sıra bakım-onarım, satış ve müzik kursu hizmeti sunuyor. Mustafa Ağbulut gibi, birden fazla enstrüman üreten ve yapan ustalara Lutiye deniyor. Ağbulut, çocuk yaşta başladığı mesleğinde bugün Türkiye’nin yanı sıra yurt dışına da enstrüman yapıp gönderiyor. Lutiye Ağbulut, Mersin Haber Merkezi’ne bağlamanın yapım aşamalarından müzik kültürüne, ekonomik zorluklardan kendi geliştirdiği “Avrasya” isimli enstrümana kadar pek çok konuda değerlendirmelerde bulundu.

Mersin’de 23 Mayıs’ta hava durumu
Mersin’de 23 Mayıs’ta hava durumu
İçeriği Görüntüle

Bağlama mı, saz mı?

Çalarkn

Sektöre ailesinin yanında, çocukken Adana’da başlayan Ağbulut, okul okumayı çok istediğini ama fırsatı olmadığını belirtti. Ağbulut, insanların bağlama ve saz konusundaki yanılgısını dile getirerek, “Bağlamanın kendi ismi perdelerinin bağlanmasıyla isimlendirilmiş. O perdeler örülerek bağlandığı için bağlama ismi olmuş. Aslında saz dediğimiz şey bütün enstrümanların ismidir. Nasıl İngilizcede enstrüman diyorlarsa bizde de Türkçede saz bütün enstrümanları kapsar. Telli çalgılar, davul, gitar hepsi bir sazdır. Sadece halk kendi bağlamasını sahiplenmiş ve saz demiş ona” şeklinde açıkladı.

Dükkan

Usta-çırak geleneğinden gelen Mustafa Ağbulut, günümüzde konservatuvarlarda da ustalar yetiştiğini ancak gelenekten gelen ustaların daha çok seri üretim yaparak geçimini sağlamak zorunda olduğunu söyledi. Ağbulut, “Konservatuvarda yetişenler daha sanatsal ve az sayıda üretim yapabiliyor. Biz hem kaliteli hem de uzun yıllar kullanılabilecek enstrümanlar üretmeye çalışıyoruz. 10 sene, 15 sene, 20 sene kullanabileceği bir enstrümana sahip olmak ister insan, bir telefon gibi kısa süreli kullanılacak bir eşya değil; insan onunla bağ kuruyor, onu yıllarca yanında taşıyor” dedi.

15 saatlik emek, 15 günlük süreç

Çalışma Alanı

Bir bağlamanın yapım aşamasını anlatan Mustafa Ağbulut, “Atölyede önce birinci parçamız, keserle içini oyarak oluşturduğumuz ‘tekne’ dediğimiz bölüm hazırlanır, ses orada dolanıyor, uzuyor, dışarı çıkıyor. İkinci bir seçenek yaprak yani dilim dilim çıtalar oluşturup onları birbirine ekleyerek ve sonunda iki parçayla onları birleştiren bir tekneye dönüştürüyoruz. Sonra kapağı takarım, sapını yapar üzerine takarım. Daha sonra gerekli parçalar; eşik, dip eşik, ses kafesi gibi parçaları yaptıktan sonra az önce de sizin gördüğünüz gibi cilalama işlemi, zımparası, perdesi, teli yapılır” diyerek ortalama 15 saat harcadığını ama kuruma aşamalarıyla birlikte toplamda 15 günde bir bağlamanın hazırlandığını söyledi.

Yakından

Günümüzde ekonomik sebeplerden dolayı yeni bir bağlama almaktansa insanların onarım için geldiklerini söyleyen Lutiye Ağbulut, “İnsanlar tabii alım gücü düştükçe yeni bağlama almaktansa kendi elinde bulunan bağlamayı tamir ettirmek istiyorlar. Bir enstrümanı çok sağlam yapabilirsin ama o zaman çok kalın olur ve sesi iyi vermez. Ne kadar ince yaparsan o kadar iyi bir ses alabiliyorsun. Bu durumda ufak bir düşmeyle bile oluşabilecek kırıklar oluyor, onları onarıyoruz” diyerek açıkladı.

Gençler gitarla başlıyor, bağlamaya dönüyor

Dükkan Genel

Bağlamanın en çok tercih edilen enstrüman olduğunu söyleyen Ağbulut, gençler arasında ise gitarın tercih edildiğini söyleyerek, “Bağlama bizim kültürümüz. Altın zamanlarını yaşıyor, 70'lerden tut günümüze kadar. 50 yıllık zamanda Anadolu'da insanların kendini çok rahat ifade ettiği bir zamana denk geldi bağlama. Genç nesil biraz daha popüler kültür olan gitarı sahipleniyorlar. Bu çağlarında gitarla, evrensel müzikle biraz daha haşır neşir oluyorlar ama sonuçta kendi müziğine geri dönüyorlar” dedi.

Bağlamanın son yıllarda ulaştığı kaliteyi değerlendiren Ağbulut, “Anadolu'da yaptığımız bağlama bir devrim niteliğinde gelişmiştir son 50 yılda çünkü bağlama artık doğru perdelerde, doğru oranlarda yapılıyor. Bu mesleğe ilk başladığımda bağlama ve gitarı yan yana çaldığımızda bağlamanın sesi çıkmazdı. Bizim ustalarımız yaparlardı, gitarın sesi çok gelir, bağlamanın sesi biraz daha az gelirdi. Şimdi gitarla bağlamayı yan yana çalsanız bağlamanın sesi daha çok çıkıyor” diyerek açıkladı.

Bağlama Cilalanırken

Mustafa Ağbulut’un gelen talep üzerine ve devlet desteğiyle kendi icat ettiği, “Avrasya” adını verdiği enstrüman hem gitar hem de bağlamayı bir arada barındırıyor. Ağbulut, “İhtiyaçtan doğan bir enstrüman; Karadeniz'de kemençedir, Anadolu'da divan bağlamadır gibi. Devletten aldığım destekle, yeni bir cihaz aldım. Bir ağabeyimiz geldi, böyle bir şeye ihtiyacı olduğunu söyledi. Avrasya dediğimiz enstrüman, gitar ve bağlamayı bir arada yapmaktır. Gitar Avrupa kültüründe, bağlama da Anadolu'nun daha çok Asya tarafında kullanılan bir enstrüman olduğu için Avrasya bölgesi tam birleşim noktası oldu. İhtiyaçtan kaynaklı bir enstrüman, örneğin bir müzisyenin bağlamayla çalacağı müzikler farklı, gitarla çalacağı müzikler farklıdır. Avrasya ile iki enstrümanı birden götürmesine gerek yok” dedi.

Avrasya Foto-1

Mersin’e göçle gelenlerin kendi kültürlerini de beraberinde getirdiğini vurgulayan Ağbulut, şehirdeki müzik kültürünü değerlendirerek, “Mersin 80'lerin sonundan, 90'larda, Adana’dan benim buraya geldiğim zamanlarda çok fazla Güneydoğu'dan göç alıyor. Malatya, Sivas, Erzincan o taraftan çok insan geliyordu iş umuduyla. Doğal olarak o insanlar geldiği zaman ellerinde babadan, dededen kalan eski sazlarıyla geldiler. Mersin Anadolu'da bir kıyı şehri olmasına rağmen Güneydoğu'dan, Doğu Anadolu'dan, Karadeniz'den göç almış kozmopolitan bir şehir. İnsanlar buraya gelirken kültürleriyle gelmişler. Mersin'de Karacaoğlan yaşamış, Silifke yöresinde halk oyunları bugün dünya tarafından biliniyor” diye açıkladı.

Muhabir: Zümre Deniz Denli