Haber Merkezi
Mersin Barosu yönetim kurulu üyeleri, Mersin Barosu Çocuk Hakları Merkezi, Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi, avukatlar ve mağdur anne F.K’nın katılımıyla Mersin Adliyesi bahçesinde basın açıklaması yapıldı. Mersin Barosu, sanığın karar anına kadar tutuksuz yargılanmasının, etkin kovuşturma ilkesi açısından büyük bir özensizlik olduğunu, suçun yarattığı psikolojik ve sosyal yıkım çok ağır olduğu düşünülerek, sanığın en üst hadden cezalandırılmasını talep etti. Anne F.K. ise, “Çocuğum şu an çok ağır bir travma yaşıyor. Bu cezayı çok az gördüm. Adalet istiyorum” dedi.
“Sanıkların kanunun öngördüğü en üst hadden cezalandırılması gerektiğini savunuyoruz”
Mersin Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Avukat Duygu Akat Özkale konuşmasında, “Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen, öz kızına yönelik cinsel istismar ve taciz suçlarından yargılanan sanık hakkında geçtiğimiz günlerde mahkûmiyet kararı verilmiştir. Mahkeme, sanığı toplamda 9 yıl hapis cezasına çarptırmış ve hükümle birlikte tutuklanmasına hükmetmiştir. Mersin Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak, davanın başından itibaren sunduğumuz katılma taleplerimiz mahkemece reddedilmiştir. Ancak bizler, çocuğun üstün yararını koruma görevimiz gereği, dosyayı bir an bile bırakmayarak en başından itibaren gözlemci sıfatıyla takip ettik.
Dosya içeriği incelendiğinde; sanığın mağdura yönelik hem fiziksel istismarı hem de görüntülü görüşme sırasında gerçekleştirdiği cinsel taciz eylemleri; bilirkişi raporları, somut deliller ve video kayıtlarıyla şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmiştir. Çocuk Hakları Merkezi olarak, bu denli ağır ve somut delillerin bulunduğu dosyalarda, eylemin vahametiyle orantılı olarak sanıkların kanunun öngördüğü en üst hadden cezalandırılması gerektiğini savunuyoruz” diye konuştu.
“Etkin kovuşturma ilkesi açısından büyük bir özensizlik “
Ayrıca, istismar eylemlerinin dijital kayıtlarla ve uzman raporlarıyla somutlaştığı bir dosyada, sanığın karar anına kadar tutuksuz yargılanmasının, etkin kovuşturma ilkesi açısından büyük bir özensizlik olduğunu belirten Özkale, “Sanığın aylarca serbestçe dolaşması, hem mağdur üzerindeki baskı riskini artırmış hem de sanığa kaçma ihtimali tanımıştır. Mahkemenin, ancak hükümle birlikte tutuklama kararı vermiş olması, bizim sürecin başından beri dile getirdiğimiz tutuklama gerekliliği konusundaki uyarılarımızın ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.
Mersin Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak; işletilen bu tutuksuz yargılama sürecini eleştiriyor, çocuk istismarı vakalarında ‘cezasızlık’ algısı yaratan her türlü uygulamanın karşısında duracağımızı ve sanığın hak ettiği en ağır cezayı alması için davanın kesinleşme sürecini titizlikle takip edeceğimizi kamuoyuna bildiriyoruz” ifadelerini kullandı.
“Suçun yarattığı psikolojik ve sosyal yıkım çok daha ağırdır”
Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Avukat Gülce Dida Çavdar ise konuşmasında, “Bu tür dosyalarda duruşmaya müdahil olma talebimiz mahkemece reddedilse de gözlemci sıfatıyla dosyaların takibini yapmaktan vazgeçmiyoruz. Söz konusu bu dosyayla ilgili olarak, çocuğa karşı cinsel istismar ve cinsel taciz suçlarından mahkumiyet kararı verilmiş olması önemli bir karar tabii ki ama alt sınırdan uzaklaşıp üst hadden ceza verilmesini talep etmiştik. Ancak Sayın Mahkeme Heyeti, maalesef ki üst sınırdan ceza vermedi. Öz babanın, öz kızına karşı yaptığı bir cinsel istismar vakası söz konusu. Bu tip dosyaların biz mahkeme heyetleri tarafından vicdani kanaatin daha fazla getirilerek en üst hadden cezalandırılması gerektiği kanaatindeyiz. Dosyada mağdurun olay tarihinde 14 yaşında çocuk olduğu şu anda da 16 yaşında genç bir kız olduğu gerçeği göz önüne alınarak, aynı zamanda toplumsa cinsiyet eşitsizliğinin en ağır sonuçlarına maruz bırakılan bir genç kız olduğu açıktır. Üstelik failin mağdur ile arasındaki yakınlığı öz baba, öz kız ilişkisidir. Suçun yarattığı psikolojik ve sosyal yıkım çok daha ağırdır. Çocukların üstün yararı ve kadınların yaşam hakları ve beden dokunulmazlığını koruma yükümlülüğü karşısında, bu tür suçlarda alt sınırdan ceza tayini toplum sınırını zedelemekte ve cezasızlık algısın güçlendirmektedir. Sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyunun bilgisine sunarız” şeklinde konuştu.
“En ağır cezayı almasını, adalet sağlanmasını istiyorum”
Mağdur anne F.K. ise, “Bu cezayı çok az gördüm. Adalet istiyorum. Çocuğumun sesini duyurmak için savaş mücadelesi vermeye devam edeceğim. Ben susan bir anne değilim. Susmayacağım. Benim çocuğumun sağlığını bu olay yıpratmış durumda. En ağır cezayı almasını, adalet sağlanmasını istiyorum. Bunun için elimden gelen her şeyi yapacağım. Evladımın en azından, annesinin ne kadar güçlü olup arkasında durduğunu görmesini ve bu süre içerisinde de iyileşmesini diliyorum. Çocuğum şu an çok ağır bir travma yaşıyor. Sizlerden yanımızda olmanızı ve sesimizin duyurulmasını istiyorum” şeklinde konuştu.