<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Mersinhabermerkezi.com: Mersin Haber Son Dakika Mersin Haberleri</title>
    <link>https://www.mersinhabermerkezi.com</link>
    <description>Mersin ve Türkiye gündeminden son dakika haberleri, Dünyadan flaş gelişmeler, Ekonomi dünyasından en yeni haberler, Günün en önemli gazete haber başlıkları ve daha fazlası mersinhabermerkezi.com da</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 14 Aug 2026 18:36:47 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Van'da keratokonus uyarısı: 'Gözlük numarası sık değişiyorsa dikkat']]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/vanda-keratokonus-uyarisi-gozluk-numarasi-sik-degisiyorsa-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/vanda-keratokonus-uyarisi-gozluk-numarasi-sik-degisiyorsa-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Yusuf Evcimen, keratokonus hastalığının Van ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde Türkiye ortalamasının 5-10 kat üzerinde görüldüğünü belirterek, özellikle gençlerde erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Keratokonusun, gözün ön kısmındaki şeffaf kornea tabakasının öne doğru dikleşmesi ve şeklinin bozulmasıyla ortaya çıktığını ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Yusuf Evcimen, hastaların genellikle bulanık görme, sık gözlük numarası değişimi, gözlük değişmesine rağmen net görememe, akşamları kamaşma ve çift görme şikayetleriyle başvurduğunu belirtti. Özellikle 20 yaş altındaki hastalarda hastalığın ilerleme ihtimalinin yüksek olduğuna dikkat çeken Evcimen, 'Bu hastaları yakından takip etmek gerekiyor. Keratokonus hastalarını korneal topografiyle tespit etmişsek, hastalarımıza halk arasında 'ışın tedavisi' olarak bilinen cross-linking tedavisini uygulayarak hastalığın ilerlemesini durdurmamız gerekiyor. Erken dönemde yakalamak çok önemli. Eğer hastanın görmesi iyi durumdaysa ve hastayı erken dönemde yakalamışsak, özellikle 20 yaş altındaki genç hastalarda ışın tedavisi yani cross-linking uygulayarak hastalığın ilerlemesini durdurup hastanın görme kalitesini koruyabiliyoruz' dedi.</p>

<p><strong>'30-35 yaş sonrası takip önem kazanıyor'</strong></p>

<p>Keratokonusun genellikle 30-35 yaşlarından sonra ilerlemesinin durduğunu belirten Evcimen, 'Bunun yanında bu hastalık genellikle 30-35 yaşlarından sonra durmaktadır. Bu nedenle 30-35 yaş sonrasında hastalara hemen cross-linking, yani ışın tedavisi uygulamak yerine düzenli aralıklarla takip yapıp hastalıkta ilerleme olup olmadığına göre tedavimizi düzenleyebiliyoruz. Peki, hastaya cross-linking yaptık. Sonrasında hasta, 'Ben daha iyi görmek istiyorum, ne yapabiliriz?' diye sorarsa, hastamıza gözlük muayenesi yapıp gözlük verebiliriz. Eğer bu yeterli olmazsa sert kontakt lensler veya hibrit kontakt lensler kullanarak hastanın görmesinde artış olup olmadığını değerlendirebiliriz. Eğer hasta, 'Ben sert kontakt lens takmak istemiyorum, beni rahatsız ediyor, takamıyorum' diyorsa, bu sefer kornea halkası tedavilerimiz var, onları uygulayabiliriz. Yine uygun hastalarımızda, eğer kornea kalınlığı yeterliyse, bazen cross-linking, yani ışın tedavisiyle beraber göz çizdirme operasyonunu da yapabiliyoruz. Böylelikle hem göz numarasını düşürüp hem de hastalığın ilerlemesini durdurabiliyoruz' diye konuştu.</p>

<p><strong>'Van'da Türkiye ortalamasının 5-10 katı'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Keratokonusun Van ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde daha sık görüldüğüne dikkat çeken Evcimen, 'Keratokonus hastalığı Van bölgesinde çok sık görülmektedir. Türkiye genelinde 10 binde 4 oranında görülen bu hastalık, Van ve Doğu illerinde yüzde 1-2 oranında, yani yaklaşık 5-10 kat daha fazla görülebilmektedir. Yine bölgemizde alerjik konjonktivit, halk arasında 'bahar nezlesi' dediğimiz hastalık da özellikle Doğu Anadolu ve Van bölgesinde ülkemizin diğer bölgelerine göre çok daha fazla görülmektedir. Bundan dolayı keratokonus hastalığı da bölgemizde oldukça sık görülmektedir. Genellikle okul çağında öğretmenler bu durumu fark edebiliyor. İleri yaşlarda ise çocukların kendileri, 'Gözlüğümü sürekli değiştiriyorum ama buna rağmen göremiyorum' diyerek bize başvurabiliyorlar' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>'Gözlerinizi kaşımayın'</strong></p>

<p>Alerji dönemlerinde göz kaşıntısının arttığına ifade eden Evcimen, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>'Bahar nezlesi döneminde, özellikle ilkbahar ve yaz aylarında göz alerjilerine bağlı göz kaşıntıları oldukça sık artmaktadır. Gözleri kaşımak yerine bol soğuk suyla yıkamak ya da soğuk kompres uygulamak, kaşıntının önüne geçmemize yardımcı olacaktır. Yine ailemizde, birinci derece yakınlarımızda keratokonus hastalığı varsa anne ve babaların diğer çocuklarını da göz muayenesine getirmelerinde fayda var. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda, keratokonus hastalarında yüzüstü yatma sıklığının normal bireylere göre daha fazla olduğu gösterilmiştir. Yüzüstü yatmanın keratokonus hastalığını artırdığına dair çalışmalar da mevcuttur. Mevcut keratokonus hastalığımız varsa yüzüstü yatmamaya mutlaka dikkat etmemiz gerekiyor.'</p>

<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Burhan Başkan ise keratokonus hastalarına sert kontakt lens, kornea nakli ve hastalığın ilerlemesini durdurmaya yönelik cross-linking tedavilerinin uygulanabildiğini ifade ederek, 'Şu an mevcut ameliyathane sayımızı yaklaşık iki katına çıkararak 4 odaya kadar yükselteceğiz. Bu da daha fazla hastaya hizmet etmek anlamına geliyor. Yakın zamanda yine bir lazer cihazımız gelecek. Keratokonus hastalarında gözlükten kurtulmak için halk arasında 'göz çizdirme' olarak tarif edilen lazer uygulamasını yapabileceğimiz cihazımız da gelecek. Böylelikle daha da iyi sonuçlar alacağımızı düşünüyoruz' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Van</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/vanda-keratokonus-uyarisi-gozluk-numarasi-sik-degisiyorsa-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/vanda-keratokonus-uyarisi-gozluk-numarasi-sik-degisiyorsa-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="34440"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[21 yaşında hayata veda etti, organları 7 hayata umut olacak]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/21-yasinda-hayata-veda-etti-organlari-7-hayata-umut-olacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/21-yasinda-hayata-veda-etti-organlari-7-hayata-umut-olacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da geçirdiği motosiklet kazasının ardından beyin ölümü gerçekleşen 21 yaşındaki gencin ailesi, genç yaşta kaybettikleri evlatlarının organlarını bağışlama kararı aldı. Duman'ın kalbi, karaciğeri, 2 böbreği, pankreası ve 2 korneası, organ nakli bekleyen 7 hastaya umut olacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da motosiklet kazası sonucu ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede beyin ölümü gerçekleşen 21 yaşındaki Baran Duman'ın ailesi, genç yaşta kaybettikleri evlatlarının organlarını bağışladı. Duman'ın bağışlanan kalbi, karaciğeri, 2 böbreği, pankreası ve 2 korneası, organ nakli bekleyen 7 hastaya nakledilecek.</p>

<p>Edinilen bilgiye göre, 3 Ağustos 2026 tarihinde geçirdiği motosiklet kazasının ardından Antalya Şehir Hastanesine kaldırılan Baran Duman, tedavi altına alındı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen Duman'ın 12 Ağustos'ta beyin ölümünün gerçekleştiği tespit edildi. Hastanenin Organ ve Doku Nakli Koordinatörlüğü tarafından aileyle yapılan görüşmelerin ardından Duman'ın yakınları, 13 Ağustos'ta organ bağışına onay verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Başka insanlara umut olmak istediler'</p>

<p>Antalya Şehir Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Hakkı Ergüden, ailenin insanlık örneği gösterdiğine vurgu yaparak, '3 Ağustos 2026 tarihinde, 21 yaşındaki Baran Duman isimli hastamız motosiklet kazası sonucu hastanemize getirildi. Yapılan tetkiklerin ardından 12 Ağustos'ta beyin ölümünün gerçekleştiği tespit edildi. Aileyle yapılan görüşmeler sonucunda yakınları, 13 Ağustos'ta büyük bir insanlık örneği göstererek Baran'ın organlarının bağışlanmasını kabul etti. Bu durumlar aileler için oldukça zor. En acılı dönemlerinde evlatlarının organlarını bağışlayarak başka insanlara umut olmak istediler. Hastanemiz, organları alacak hastalar ve onların aileleri adına kendilerine teşekkür ediyorum' dedi.</p>

<p>Organları 7 hastaya nakledilecek</p>

<p>Organ bağışının önemine dikkati çeken Ergüden, 'Ülkemizde her gün organ bekleyen çok sayıda hasta hayatını kaybediyor. Organ bağışı yalnızca beyin ölümü gerçekleşen hastalardan yapılabildiği için bunu çok onurlu bir görev olarak görüyoruz. Baran'ın bağışlanan organları 7 hastaya umut olacak ve onların hayata tutunmasını sağlayacak. Belki de bu hastalar uzun yıllar sağlıklı ve güzel bir hayat yaşayacak. Bizim de en büyük temennimiz bu. Ailenin gösterdiği özveri gerçekten takdire şayan. Bu davranışın diğer ailelere de örnek olmasını ve ülkemizdeki organ bağışı oranının artmasını temenni ediyoruz' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'En acılı anınızda karar vermek zorundasınız'</p>

<p>Toplumdaki organ bağışı bilincinin artması gerektiğini de belirten Ergüden, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Toplumumuzun bu konudaki bilincinin ve duyarlılığının artmasını istiyoruz. Herkesin, bir gün kendisinin veya bir yakınının da organ nakline ihtiyaç duyabileceğini düşünerek hareket etmesi gerekiyor. Bu süreçler kolay değil. En yakınınızı kaybediyorsunuz ve en acılı anınızda, çok kısa süre içerisinde böyle bir karar vermek zorunda kalıyorsunuz. Ancak bir gün biz de bu organlara ihtiyaç duyabiliriz. Ülke genelinde organ bağışı oranlarının artmasını ve nakil listelerinde bekleyen hastaların bir an önce sağlığına kavuşmasını temenni ediyoruz. Çünkü onların her biri, gelecek bir telefonla yeniden hayata tutunmanın umudunu taşıyor.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/21-yasinda-hayata-veda-etti-organlari-7-hayata-umut-olacak</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/21-yasinda-hayata-veda-etti-organlari-7-hayata-umut-olacak.jpg" type="image/jpeg" length="46904"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan 'kemik erimesi' uyarısı: 'Sessiz ilerliyor, ilk kez kırıkla fark edilebiliyor']]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/uzmandan-kemik-erimesi-uyarisi-sessiz-ilerliyor-ilk-kez-kirikla-fark-edilebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/uzmandan-kemik-erimesi-uyarisi-sessiz-ilerliyor-ilk-kez-kirikla-fark-edilebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kemik erimesinin uzun yıllar hiçbir belirti vermeden ilerleyebildiğini ve hatta çoğu kişide ilk kez bir kemik kırığıyla fark edildiğine dikkat çeken Acıbadem Bodrum Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Şirin Atlığ, 'Osteoporoz, özellikle menopoz sonrası kadınlarda ve ileri yaş erkeklerde daha sık görülüyor. Genetik yatkınlığı bulunanların ve menopoza giren kadınların düzenli kemik yoğunluğu ölçümü yaptırması erken tanıda büyük önem taşıyor' uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kemik erimesinin çoğu zaman belirtisiz ilerlediğini söyleyen Acıbadem Bodrum Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Şirin Atlığ, 'Osteoporozun ilk belirtisi bazen bir kemik kırığı olabiliyor. Fiziksel olarak kişiyi ciddi anlamda engelleyebiliyor, günlük yaşantısını zorlaştırabiliyor. İleri yaşta gelişen kalça kırıkları ise yatağa bağımlılığa neden olabilecek kadar ciddi sonuçlara yol açabiliyor' dedi. Kemik sağlığının çocukluk döneminden itibaren şekillendiğini belirten Atlığ, 'Kişinin kemik kütlesi yaklaşık 25 yaşında en yüksek seviyeye ulaşıyor. Çocukluk ve gençlik dönemindeki beslenme alışkanlıkları, güneşten yararlanma, düzenli egzersiz ve genetik yapı bu kemik rezervini belirliyor. Bu nedenle yetersiz beslenme, hareketsizlik ve D vitamini eksikliği ilerleyen yıllarda kemik erimesi riskini artırabiliyor' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Hareketsizlik en önemli risklerden biri</strong></p>

<p>Kemik yapımını destekleyen en önemli faktörlerden birinin düzenli egzersiz olduğunu söyleyen Atlığ, 'Uzun süre hareketsiz kalmak, menopozla birlikte hormon düzeylerinin azalması, sigara, alkol ve aşırı kahve tüketimi kemik yıkımını hızlandırıyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'İp atlama ve yerçekimine karşı yapılan egzersizler de kemik yapımını destekliyor'</strong></p>

<p>Kemik erimesinden korunmanın yaşam boyu sürdürülen alışkanlıklarla mümkün olduğunu belirten Atlığ, 'Protein ve kalsiyumdan zengin beslenmek, düzenli ağırlık egzersizleri yapmak, aşırı kahve tüketiminden kaçınmak, D vitamini düzeyini kontrol ettirmek, sigara ve alkolden uzak durmak kemik sağlığını korumaya yardımcı oluyor. Kemik ve kas kütlesini artıran ağırlık egzersizleri, yerçekimine karşı yapılan ip atlama, trambolin gibi egzersizler de kemik yapımını destekliyor' dedi.</p>

<p><strong>Menopoz sonrası kemik ölçümü ihmal edilmemeli</strong></p>

<p>Özellikle risk grubundaki kişilerin kemik yoğunluğu ölçümü yaptırmasının önemine dikkat çeken Atlığ, 'Özellikle genetik yatkınlığı bulunan kişiler ile menopoz sonrası kadınların düzenli kemik yoğunluğu ölçümü yaptırması erken tanı açısından büyük önem taşıyor. Erken tanı konulduğunda ilaç tedavisi, egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleriyle kırık riski önemli ölçüde azaltılabiliyor' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Muğla, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/uzmandan-kemik-erimesi-uyarisi-sessiz-ilerliyor-ilk-kez-kirikla-fark-edilebiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/uzmandan-kemik-erimesi-uyarisi-sessiz-ilerliyor-ilk-kez-kirikla-fark-edilebiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="31495"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Basit önlemlerle sıcak çarpmasından korunun]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/basit-onlemlerle-sicak-carpmasindan-korunun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/basit-onlemlerle-sicak-carpmasindan-korunun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcak çarpmasının erken müdahale edilmediğinde hayati tehlikeye yol açabilen ciddi bir acil sağlık sorunu olduğunu dile getiren bulunan Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli Acil Tıp Uzmanı Dr. Ebru Adalı, alınacak basit tedbirlerin sıcak çarpmasının önlenmesinde büyük önem taşıdığına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcak çarpmasının belirtileri ve alınacak önlemler hakkında açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Adalı, güneş ışınlarının en etkili olduğu 11.00 ile 16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmaması gerektiğinin altını çizdi. Bebeklerin, çocukların, gebelerin, kronik hastaların, 65 yaş ve üzerindeki bireylerin ve açık alanda çalışan vatandaşların risk altında olduğunu belirten Uzm. Dr. Adalı, gün içerisinde yeterli miktarda su tüketilmesi ve susamayı beklemeden düzenli aralıklarla sıvı alınması gerektiğinin üzerinde durdu. Sıcak çarpmasının; yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, mide bulantısı, kusma, kas krampları, çarpıntı, bilinç bulanıklığı ve bayılma gibi belirtileri olabileceğini dile getiren Adalı, 'Bu belirtilerin görülmesi halinde durum hafife alınmamalı, özellikle bilinç değişikliği, nöbet veya bayılma gelişmesi durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Sağlık ekiplerinden yardım istenmeli ya da en yakın acil servise başvurulmalıdır. Bunun yanı sıra sıcak çarpması geçirdiğinden şüphelenilen bir kişi öncelikle serin ve gölge bir ortama alınmalı, üzerindeki fazla giysiler gevşetilmeli ve vücut sıcaklığının düşürülmesine yönelik soğuk uygulamalar yapılmalıdır. Bilinci açık olan kişilere küçük yudumlarla su verilebilir. Ancak bilinci kapalı olan kişilere kesinlikle ağızdan su veya herhangi bir sıvı verilmemelidir.' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sıcak çarpması büyük ölçüde önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunu sözlerine ekleyen Adalı, bu konuda Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü'nden yapılan uyarıların dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak sözlerini şu şekilde sürdürdü: 'Güneşin etkili olduğu saatlerde dikkatli olmak, bol su tüketmek, risk grubundaki bireyleri korumak ve belirtileri ciddiye almak hem kendi sağlığımız hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bursa, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/basit-onlemlerle-sicak-carpmasindan-korunun</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/basit-onlemlerle-sicak-carpmasindan-korunun.jpg" type="image/jpeg" length="78338"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Unutkanlığınızın nedeni uykunuz olabilir]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/unutkanliginizin-nedeni-uykunuz-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/unutkanliginizin-nedeni-uykunuz-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Unutkanlık, yoğun iş temposu, stres veya yaşlanmaya bağlansa da uzmanlara göre geceleri fark edilmeyen bir uyku bozukluğu da bu soruna yol açabiliyor. Medicana Çamlıca Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Hilal Taştekin Toz, özellikle horlamaya nefes durmalarının eşlik ettiği obstrüktif uyku apnesinin beynin dinlenme sürecini bozarak dikkat dağınıklığı, hafıza sorunları ve aşırı uyku hali gibi bilişsel problemlere neden olabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsimleri sık sık unutmak, aynı satırı birkaç kez okumak ya da gün içinde dikkati toplamakta zorlanmak yoğun iş temposu, stres veya yaşın ilerlemesine bağlanabiliyor. Ancak uzmanlara göre bu belirtilerin nedeni geceleri fark edilmeyen bir uyku bozukluğu olabilir. Uzm. Dr. Hilal Taştekin Toz, özellikle horlamaya nefes durmalarının eşlik ettiği obstrüktif uyku apnesinin, beynin gece boyunca yeterince dinlenmesini engelleyerek gündüz saatlerinde dikkat eksikliği, konsantrasyon bozukluğu, hafıza sorunları ve aşırı uyku hali gibi bilişsel problemlere yol açabileceğini ifade etti.</p>

<p>Uzm. Dr. Hilal Taştekin Toz, horlamanın yalnızca çevreyi rahatsız eden bir ses olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, 'Hastalar unutkanlık, odaklanma güçlüğü veya sürekli yorgunluk nedeniyle nöroloji polikliniğine başvurabiliyor. Ancak bazı kişilerde sorunun kaynağı beynin kendisi değil, gece boyunca bölünen uykudur. Beyin yeterince dinlenemediğinde bunun etkileri gün içinde belirgin şekilde hissedilir' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Beyin gece boyunca fark edilmeden defalarca uyanabiliyor</strong></p>

<p>Son yıllarda yapılan çalışmaların; beynin lenfatik sistemi olduğunu (Glimfatik) ve bu sistemin uykuda çok aktif çalıştığını, beyni çeşitli toksinlerden ve atıklardan temizleyerek çalışma hızını ve performansını artırdığını belirten Uzm. Dr. Hilal Taştekin Toz, özellikle obstrüktif uyku apnesinde kişinin bunu fark etmese bile gece boyunca çok sayıda kısa süreli uyanıklık yaşayabildiğini söyledi ve şu açıklamalarda bulundu:</p>

<p>'Uyku apnesinde solunum gece boyu tekrar tekrar durabilir. Her nefes durması, beynin kısa süreli uyanıklık durumuna geçmesine neden olur. Kişi bunu çoğu zaman hatırlamaz ancak derin uyku sürekli bölünür. Bazı ağır olgularda bu durum gece boyunca onlarca, hatta yüzlerce kez tekrarlanabilir. Sonuçta kişi sekiz saat uyumuş görünse bile, beyin kaliteli bir dinlenme gerçekleştiremez.'</p>

<p><strong>Gece düşen oksijen seviyesi hafızayı da etkileyebiliyor</strong></p>

<p>Uyku apnesinin yalnızca uykunun bölünmesine neden olmadığını, aynı zamanda kandaki oksijen düzeyini de olumsuz etkileyebildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Hilal Taştekin Toz, bunun bilişsel fonksiyonlar üzerinde önemli sonuçlar doğurabileceğini belirterek 'Tekrarlayan oksijen düşüklüğü ve sık uyanmalar; dikkat, öğrenme ve hafızadan sorumlu beyin bölgelerinin sağlıklı çalışmasını olumsuz etkileyebilir. Hastalar çoğu zaman isimleri hatırlamakta zorlandığını, toplantılarda dikkatini sürdüremediğini, okuduğunu anlamakta güçlük çektiğini veya günlük işlerinde daha fazla hata yaptığını ifade ediyor. Bu belirtiler yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak değerlendirilmemeli; uyku bozukluğu açısından da araştırılmalıdır' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Her unutkanlık demans anlamına gelmiyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplumda unutkanlığın sıklıkla demans ile ilişkilendirildiğini söyleyen Uzm. Dr. Hilal Taştekin Toz, her hafıza sorununun nörodejeneratif bir hastalığa işaret etmediğini vurgulayarak, 'Unutkanlığın altında vitamin eksikliklerinden tiroit hastalıklarına, depresyondan uyku bozukluklarına kadar pek çok farklı neden bulunabilir. Bu nedenle şikayetlerin ayrıntılı değerlendirilmesi büyük önem taşır. Özellikle uyku apnesi tedavi edildiğinde birçok hastada dikkat, konsantrasyon ve hafıza performansında belirgin iyileşme görülebilmektedir' dedi.</p>

<p><strong>Uyku laboratuvarında bir gecede değerlendirilebiliyor</strong></p>

<p>Horlama, uykuda nefes durması, sabah yorgun uyanma ve gün içinde aşırı uyku hali yaşayan kişilerin ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Hilal Taştekin Toz, uyku laboratuvarı sayesinde bu hastaların kapsamlı şekilde incelenebildiğini söyleyerek şu bilgileri aktardı:</p>

<p>'Uyku bozukluklarının tanısında kullanılan yöntem olan polisomnografi testiyle, hastaları laboratuvar ortamında bir gece boyunca izliyoruz. Test sırasında beyin dalgaları, uyku evreleri, göz hareketleri, kalp ritmi, solunum hareketleri, kandaki oksijen düzeyi ve horlama gibi birçok parametre eş zamanlı olarak kaydediliyor. Böylece uyku apnesinin varlığını ve şiddetini objektif olarak değerlendirebiliyor, hasta için en uygun tedavi planını oluşturabiliyoruz.'</p>

<p>Tedavi edilmeyen uyku apnesinin yalnızca yaşam kalitesini değil, genel sağlığı da etkileyebileceğini ifade eden Uzm. Dr. Hilal Taştekin Toz, 'Uzun süre tedavi edilmeyen uyku apnesi; hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve inme riskini artırabiliyor. Bunun yanı sıra kişinin iş performansını, sosyal yaşamını ve zihinsel verimliliğini de olumsuz etkileyebiliyor. Horlamayı yalnızca sosyal bir sorun olarak görmek yerine, özellikle gündüz uykululuğu ve unutkanlık gibi belirtiler eşlik ediyorsa mutlaka uzman değerlendirmesine başvurulmalıdır' dedi.</p>

<p><strong>Bu belirtileri hafife almayın</strong></p>

<p>Uzm. Dr. Hilal Taştekin Toz, aşağıdaki belirtilerin birlikte görülmesi halinde mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğini söyledi:</p>

<p>'Gürültülü ve sürekli horlama</p>

<p>Uykuda nefesin durduğunun çevredeki kişiler tarafından fark edilmesi</p>

<p>Sabah dinlenmemiş uyanma</p>

<p>Gün içinde istemsiz uyuklama</p>

<p>Dikkat dağınıklığı ve unutkanlık</p>

<p>Sabah baş ağrısı</p>

<p>İş performansında düşüş ve konsantrasyon güçlüğü'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/unutkanliginizin-nedeni-uykunuz-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 10:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/unutkanliginizin-nedeni-uykunuz-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="37422"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Beslenirken aşırı terleme, çocukta kalp hastalığı işareti olabilir']]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/beslenirken-asiri-terleme-cocukta-kalp-hastaligi-isareti-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/beslenirken-asiri-terleme-cocukta-kalp-hastaligi-isareti-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda doğuştan kalp hastalıklarının erken dönemde fark edilmesinin tedavi ve takip sürecinde önemli olduğunu dile getiren Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Osman Yılmaz, 'Emme sırasında çabuk yorulma, beslenirken aşırı terleme, hızlı nefes alma, morarma ve yeterli kilo alamama gibi belirtiler çocuklarda kalp hastalıkları açısından dikkate alınmalı. Gelişen tanı yöntemleri sayesinde bazı doğuştan kalp hastalıkları ise anne karnında fetal ekokardiyografi ile tespit edilebiliyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda doğuştan kalp hastalıklarının erken dönemde fark edilmesinin tedavi ve takip sürecinde önemli rol oynadığını belirten VM Medical Park Ankara Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Osman Yılmaz ebeveynlerin özellikle beslenme sırasında çabuk yorulma, aşırı terleme, hızlı nefes alma, morarma ve kilo alamama gibi belirtilere dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Yılmaz, gelişen görüntüleme yöntemleri sayesinde bazı doğuştan kalp hastalıklarının fetal ekokardiyografi ile anne karnında da değerlendirilebildiğini belirtti.</p>

<p><strong>'Emme sırasında çabuk yorulma dikkate alınmalı'</strong></p>

<p>Doğuştan kalp hastalıklarının her zaman doğumdan hemen sonra belirti vermeyebileceğini ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, özellikle yenidoğan dönemindeki bazı bulguların aileler tarafından dikkate alınması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Yılmaz, 'Emme sırasında çabuk yorulma, beslenirken aşırı terleme, hızlı veya zor nefes alma, dudaklarda ya da tırnaklarda morarma ve yeterli kilo alamama yenidoğanlarda dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında yer alıyor. Bazı kalp hastalıklarında kalbin iş yükünün artması bebeğin beslenmesini ve büyümesini olumsuz etkileyebiliyor. Bu yüzden özellikle ilk aylarda beklenen kilo artışının sağlanamaması yalnızca bir beslenme problemi olarak değerlendirilmemeli, gerektiğinde kalp hastalıkları açısından da araştırılmalıdır' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>'Büyük çocuklarda belirtiler farklı olabilir'</strong></p>

<p>Daha büyük çocuklarda kalp hastalıklarının farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğine değinen Prof. Dr. Yılmaz, 'Çocuğun yaşıtlarına göre belirgin şekilde çabuk yorulması, koşarken nefes nefese kalması, egzersiz sırasında göğüs ağrısı, çarpıntı veya bayılma gibi şikâyetler önemsenmelidir. Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları ya da doktor muayenesinde duyulan kalp üfürümü de değerlendirme gerektirebilir. Bu belirtiler tek başına kalp hastalığı olduğu anlamına gelmez ancak erken değerlendirme, olası hastalıkların zamanında tespit edilmesi açısından önemlidir' diye konuştu.</p>

<p><strong>'Aile öyküsü önemli'</strong></p>

<p>Bazı kalp hastalıklarının genetik geçiş gösterebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yılmaz, aile öyküsünün de çocukların değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Yılmaz, 'Ailede doğuştan kalp hastalığı, genç yaşta ani kalp ölümü, kalp kası hastalığı veya ritim bozukluğu bulunan bireylerin olması çocuk açısından da önem taşıyor. Gerekli görülen durumlarda EKG, ekokardiyografi veya ritim incelemeleriyle çocuğun kalp sağlığı değerlendirilebilir' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'Fetal ekokardiyografi ile kalp sağlığı anne karnında değerlendirilebilir'</strong></p>

<p>Günümüzde gelişen ultrason teknolojileri sayesinde bebeğin kalbinin anne karnında ayrıntılı olarak incelenebildiğini belirten Prof. Dr. Yılmaz, fetal ekokardiyografinin doğuştan kalp hastalıklarının erken dönemde değerlendirilmesine yardımcı olduğunu söyledi. Prof. Dr. Yılmaz, 'Fetal ekokardiyografi ile bebeğin kalp odacıkları, kapakları, büyük damarları, kan dolaşımı, kalp ritmi ve kalbin pompalama fonksiyonu ayrıntılı olarak değerlendirilebiliyor. Bu inceleme özellikle bazı doğumsal kalp hastalıklarının doğumdan önce fark edilmesine ve doğum sonrasındaki sürecin planlanmasına katkı sağlıyor' dedi.</p>

<p><strong>'Her gebelikte gerekli olmayabilir'</strong></p>

<p>Fetal ekokardiyografinin her gebelikte rutin olarak gerekli olmayabileceğini ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, bazı durumlarda incelemenin özellikle önem kazandığını belirtti. Prof. Dr. Yılmaz, şu bilgileri paylaştı: 'Anne adayında diyabet bulunması, ailede doğuştan kalp hastalığı öyküsü olması, gebelik ultrasonunda kalple ilgili şüpheli bir bulgu saptanması, bebekte ritim bozukluğu görülmesi, bazı kromozom hastalıklarından şüphe edilmesi veya bebeğin başka organlarında anomaliler bulunması halinde fetal ekokardiyografi önerilebilir.'</p>

<p><strong>'Erken tanı doğum sürecinin planlanmasını sağlıyor'</strong></p>

<p>Anne karnında kalp hastalığı şüphesinin belirlenmesinin doğum öncesinde gerekli hazırlıkların yapılmasına olanak sağladığını belirten Prof. Dr. Yılmaz, 'Doğumsal kalp hastalığının anne karnında fark edilmesi, doğumun uygun merkezde planlanmasına ve yenidoğan, çocuk kardiyolojisi ve gerektiğinde çocuk kalp cerrahisi ekiplerinin hazırlıklı olmasına katkı sağlar. Böylece bebeğin doğumdan sonra ihtiyaç duyabileceği değerlendirme ve tedaviler daha hızlı planlanabilir' dedi.</p>

<p><strong>'Şüpheli her bulgu ciddi hastalık anlamına gelmez'</strong></p>

<p>Fetal ekokardiyografide saptanan her bulgunun ciddi bir kalp hastalığı anlamına gelmediğinin altını çizen Prof. Dr. Yılmaz, ailelerin bu süreçte hekim değerlendirmelerine göre hareket etmesi gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Yılmaz, 'Bazı bulgular gebelik ilerledikçe yeniden değerlendirilebilir. Gerekli durumlarda belirli aralıklarla kontroller planlanabilir. Çocuk kardiyolojisi, perinatoloji, yenidoğan ve gerektiğinde genetik ekiplerinin birlikte değerlendirme yaptığı durumlar da olabilir. Önemli olan, şüpheli bir bulgunun doğru şekilde takip edilmesi ve ailenin süreç hakkında ayrıntılı olarak bilgilendirilmesidir' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'Belirtileri ihmal etmeyin'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ailelere çocuklarının sağlık kontrollerini aksatmama çağrısında bulunan Prof. Dr. Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı: 'Beslenirken aşırı yorulan veya kilo alamayan bebekler, yaşıtlarına göre belirgin şekilde çabuk yorulan çocuklar, egzersiz sırasında bayılma veya göğüs ağrısı yaşayan çocuklar mutlaka değerlendirilmelidir. Ailede doğuştan kalp hastalığı ya da genç yaşta ani kalp ölümü öyküsü varsa bu bilgi hekime mutlaka aktarılmalıdır. Gebelik döneminde ise hekimin önerdiği ayrıntılı ultrason ve gerekli durumlarda fetal ekokardiyografi kontrolleri ihmal edilmemelidir. Erken tanı ve doğru takip sayesinde doğuştan kalp hastalığı bulunan pek çok çocuk sağlıklı ve aktif bir yaşam sürdürebilmektedir.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/beslenirken-asiri-terleme-cocukta-kalp-hastaligi-isareti-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/beslenirken-asiri-terleme-cocukta-kalp-hastaligi-isareti-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="65083"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Iğdır'da yılan sokması vakaları arttı: Uzmanından kritik uyarılar]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/igdirda-yilan-sokmasi-vakalari-artti-uzmanindan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/igdirda-yilan-sokmasi-vakalari-artti-uzmanindan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Iğdır'da sıcak havaların etkisini artırmasıyla birlikte yılan sokması vakalarında da artış yaşandı. Son bir ayda hastaneye yılan sokması nedeniyle üç kişi başvururken, uzmanlar özellikle zehirli yılanlara karşı vatandaşları dikkatli olmaları ve yanlış müdahalelerden kaçınmaları konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Iğdır'da yazın hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte yılan sokması vakalarında da artış yaşandı. Son bir ay içerisinde hastaneye 3 yılan sokması vakası başvururken, uzmanlar vatandaşlara uyarılarda bulundu. Iğdır'ın özellikle doğal alanlar açısından zengin bir şehir olduğunu belirten Iğdır Dr. Nevruz Erez Devlet Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Burak Yenikaya, temmuz ve ağustos aylarında sıcaklığın zirve yapmasıyla birlikte bazı zehirli yılanlarla karşılaşma durumlarının arttığını söyledi. Dr. Yenikaya, 'Özellikle son bir ay içinde hastanemize üç adet yılan sokması vakası başvurdu. Hastaların hemen tedavisine başladık. Bir hastamızı taburcu ettik, ikisinin de hala tedavisi sürmekte' dedi.</p>

<p>Yılan sokması durumunda yapılması gerekenlere ilişkin bilgi veren Dr. Yenikaya, vatandaşların öncelikle panik yapmaması gerektiğini belirterek, 'Yılan sokması durumunda vatandaşlarımızın ilk olarak yapacağı şey, panik yapmadan ve yılan soktuğu uzvu hareket ettirmeden sabit bir şekilde beklemek, asla hareket ettirmeye çalışmamak' dedi.</p>

<p>Toplum arasında yılan sokmalarına ilişkin yanlış uygulamaların bulunduğuna dikkat çeken Dr. Yenikaya, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Özellikle toplum arasında da çok yanlış bilinen uygulamalar mevcut. Bunlardan biraz bahsedeyim. Özellikle yılanın soktuğu bölgeyi bir bıçak veya kesici bir alet aracı ile kanını akıtmak aracılığıyla kesmek, çizmek ve oradaki zehri emmeye çalışmak toplumumuzda sıkça bilinen fakat çok yanlış uygulamalardır. Vatandaşlarımızın bu yanlış uygulamayı kesinlikle yapmasını istemiyoruz.'</p>

<p>Zehirli yılanın yeniden saldırabileceğine dikkat çeken Dr. Yenikaya, 'Zehirli bir yılan sokması vakasında yılanın tekrar sokabileceği göz önünde bulundurulup ortamdan, en azından yılandan uzaklaşabilecek şekilde hareket etmek. Sonra bundan sonra ilk olarak hareketsiz kalmak, panik yapmamak ve mutlaka 112'yi aramak' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'Zaman kaybetmeden 112 aranmalı'</strong></p>

<p>Yılan sokmalarında zamanın büyük önem taşıdığını belirten Dr. Yenikaya, 'Çünkü zamana karşı bir yarış halindeyiz. Bu zehir zaman geçtikçe daha fazla vücuda, kan dolaşımına katılmaya başlıyor. O yüzden zaman kaybetmeden 112'yi arayıp ambulans çağırmak en önemli basamağı oluşturuyor' dedi.</p>

<p>Bilinçsiz şekilde uygulanan turnikelerin de ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Dr. Yenikaya, 'Özellikle bu turnike uygulaması da; bilinçsizce yapılan turnike uygulamaları dokuya giden kan akımını azalttığı için o dokuda iskemik ve nekroz dediğimiz doku çürümesine neden olabilir. Ve bu da ilerleyen dönemde uzuv kaybına yol açabilir. Bu yüzden bu turnike uygulamasından mümkün olduğu kadar yılan sokması durumunda kaçınmamız gerekiyor' diye konuştu.</p>

<p><strong>'Solunum felcine kadar ilerleyebiliyor'</strong></p>

<p>Yılan zehirlenmesinin belirtilerine de değinen Dr. Yenikaya, 'Bu zehirlenme belirtileri arasında yılanın soktuğu uzuvda hızla ilerleyen ödem, morarma ve bazen kanama bozukluğu, burunda, gözde veya idrarda ciddi kanamalar yapabiliyor. Veya bazı zehirli yılan vakalarında sinir sistemini ve solunum sistemini etkileyerek, solunum felcine kadar ilerleyen durumlara neden olabiliyor' dedi.</p>

<p>Hastanede yılan sokmalarında kullanılmak üzere panzehir bulunduğunu belirten Dr. Yenikaya, 'Bu panzehir dediğimiz yılan serumu bizim hastanemizde de mevcut. Hatta stoklarını sürekli gözden geçiriyoruz. Sağlık Müdürlüğü'ne eksik stok varsa mutlaka yerine koyuyoruz. Türkiye'deki zehirli yılanların neredeyse tümünü kapsayacak şekilde panzehirlerimiz mevcut. Bu vakalarla karşılaşınca acil servisimizde ilk olarak bu panzehiri değerlendirerek veriyoruz' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'Tarlalar ve taşlık alanlarda dikkatli olunmalı'</strong></p>

<p>Yılan sokmalarından korunmak için özellikle yılanların yaşam alanlarından uzak durulması gerektiğini belirten Dr. Yenikaya, 'Öncelikle yılan sokmasından korumak için bu zehirli yılanlarla karşılaşacağımız bölgelerden uzak durmamız gerekiyor' dedi.</p>

<p>Riskli bölgeleri de sıralayan Dr. Yenikaya, 'Özellikle tarlalar, taşlık ve kayalık bölgeler, odun ve taş birikintilerinin çevreleri ve Ağrı Dağı çevresindeki özellikle yayla kısımları. Bu yerlerden uzak durmamız gerekiyor' diye konuştu.</p>

<p>Dr. Yenikaya, yılan sokmalarına karşı ayak bileğini de kapsayan uzun ayakkabı, bot veya çizme giyilmesini tavsiye ederek, 'Yılanın sokacağı bölgeleri korumak için ayak bileğini de kapsayan uzun ayakkabı veya botlar, çizmeler giyilmesi uygun olacaktır' dedi.</p>

<p>Dr. Yenikaya, 'Şimdi tüm yılan sokmalarında sokan yılanın zehirli olduğunu kabul edip, öncelikle panik yapmayıp, yanlış uygulamalardan kaçınarak 112'yi aramak. İlk yapacağımız şey bu. 112'yi arayıp, ambulansın gelmesini bekleyeceğiz ve yanlış uygulamalardan kaçınacağız' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Iğdır, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/igdirda-yilan-sokmasi-vakalari-artti-uzmanindan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/igdirda-yilan-sokmasi-vakalari-artti-uzmanindan-kritik-uyarilar.jpg" type="image/jpeg" length="65015"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[6 saati geçen karın ağrıları apandisitin ayak sesleri olabilir]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/6-saati-gecen-karin-agrilari-apandisitin-ayak-sesleri-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/6-saati-gecen-karin-agrilari-apandisitin-ayak-sesleri-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karın ağrısı, özellikle çocukluk ve gençlik döneminde sık karşılaşılan şikâyetlerden biri olsa da ağrının uzun sürmesi apandisit açısından önemli bir uyarı olabiliyor. Prof. Dr. Yaşar Özdenkaya, 6 saati aşan ve giderek şiddetlenen karın ağrılarında apandisit ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, ağrının göbek çevresinden başlayıp sağ alt karın bölgesine doğru ilerlemesinin önemli bir bulgu olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göbek çevresinde başlayıp zamanla sağ alt karın bölgesine yerleşen ve geçmeyen ağrı, apandisit iltihabının habercisi olabilir. Medipol Mega Üniversite Hastanesi Genel Cerrahi ve Organ Nakli Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Özdenkaya, apandisitin her yaşta görülebildiğini belirterek, uzun süren karın ağrılarında gecikmeden değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekti. Özdenkaya, tanıda öncelikle ultrasonografinin kullanıldığını, gerekli durumlarda tomografiyle tanının desteklendiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Apandisit her yaşta görülebiliyor</strong></p>

<p>Apandisitin ince bağırsağın bittiği ve kalın bağırsağın başladığı bölgede, karın sağ alt kadranında yer alan küçük bir organ olduğunu belirten Prof. Dr. Özdenkaya, apandisit iltihaplanmasının özellikle çocukluk ve gençlik döneminde sık görülen acil cerrahi sorunlardan biri olduğunu söyledi. Prof. Dr. Özdenkaya, 'Apandisitin fonksiyonuyla ilgili çok net bilgiler olmamakla birlikte bağışıklık sistemimizin yardımcı organlarından biri olduğu düşünülüyor. Apandisit iltihaplanmasını her yaş grubunda görebiliyoruz' dedi.</p>

<p><strong>6 saati aşan karın ağrısına dikkat</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Apandisitte ağrının başlangıçta göbek çevresinde ortaya çıkabildiğini, zamanla sağ alt karın bölgesine doğru ilerleyerek şiddetlenebildiğini ifade eden Prof. Dr. Özdenkaya, 'Özellikle 6 saati geçen karın ağrılarında çocuklarda ve gençlerde apandisitten şüphelenmek gerekiyor. Birkaç dakika veya kısa süreli ortaya çıkıp geçen ağrılarla, saatler boyunca devam eden ve giderek artan ağrıları birbirinden ayırmak önemli' diye konuştu.</p>

<p><strong>Tanı için önce ultrason kullanılıyor</strong></p>

<p>Apandisit şüphesi bulunan hastalarda ilk görüntüleme yönteminin genellikle ultrasonografi olduğunu belirten Prof. Dr. Özdenkaya, 'Ultrason hızlı, kolay ve etkili bir görüntüleme yöntemi. Muayene bulguları ve karın ağrısı devam ettiği halde ultrasonografide yeterli sonuç elde edemezsek tomografiye başvuruyoruz. Bu yöntemlerle apandisit tanısını yüzde 90-95'in üzerinde destekleyebiliyoruz' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Tedavi çoğunlukla kapalı yöntemle yapılıyor</strong></p>

<p>Apandisit tedavisinde çoğunlukla laparoskopik yani kapalı cerrahi yöntemin kullanıldığını söyleyen Prof. Dr. Özdenkaya, bazı durumlarda açık ameliyatın da gerekli olabileceğini belirtti. Geç başvuran ve apandisit çevresinde dokuların iltihaplı bölgeyi çevreleyerek adeta bir paket oluşturduğu hastalarda ise farklı bir tedavi yaklaşımı uygulandığını ifade eden Prof. Dr. Özdenkaya, 'Beş günü aşan karın ağrılarında, özellikle antibiyotik ve ağrı kesicilerle şikâyetlerin baskılandığı durumlarda apandisit çevresinde dokuların apandisiti paketlemesiyle pilastrone apandisit gelişebiliyor. Böyle bir durumda hastayı hemen ameliyat etmek yerine antibiyotik ve yakın takip ile izleyebiliyoruz. Daha sonraki süreçte gerekli görülürse cerrahi tedavi planlanabiliyor' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/6-saati-gecen-karin-agrilari-apandisitin-ayak-sesleri-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 10:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/6-saati-gecen-karin-agrilari-apandisitin-ayak-sesleri-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="96639"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın idrar yolu enfeksiyonlarına dikkat]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/yazin-idrar-yolu-enfeksiyonlarina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/yazin-idrar-yolu-enfeksiyonlarina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sonay Öztaş, özellikle kadınları yaz aylarında dikkatli olmaları konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Op. Dr. Öztaş, 'Yaz aylarında terlemeyle birlikte vücudun sıvı ihtiyacı artıyor. Yeterince su tüketilmemesi ise idrar miktarını azaltarak bakterilerin idrar yollarından uzaklaştırılmasını zorlaştırabiliyor. Özellikle kadınlarda daha sık görülen idrar yolu enfeksiyonu; idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, acil idrar hissi ve alt karın bölgesinde ağrı gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Op. Dr. Sonay Öztaş, 'Sıcak havalarda yeterli su tüketmek ve idrarı uzun süre tutmamak önemli. Deniz veya havuz sonrasında ıslak mayo ile uzun süre kalmaktan da kaçınılmalı' dedi.</p>

<p>Şikayetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Öztaş, özellikle ateş, titreme, bel veya böğür ağrısı gibi belirtiler varsa enfeksiyonun böbreklere ilerleyebileceğine dikkat çekti.</p>

<p>İdrar yolu enfeksiyonlarında kişinin kendi kendine antibiyotik kullanmasının doğru olmadığını belirten Dr. Öztaş, özellikle tekrarlayan enfeksiyonlarda mutlaka doktor değerlendirmesi yapılması gerektiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gaziantep, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/yazin-idrar-yolu-enfeksiyonlarina-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/yazin-idrar-yolu-enfeksiyonlarina-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="17709"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göğüs ağrısı şikayetlerinde belirtilere dikkat: 'Her ağrı kalp hastalığı anlamına gelmez ancak bazıları hayati tehlikenin habercisi olabilir']]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/gogus-agrisi-sikayetlerinde-belirtilere-dikkat-her-agri-kalp-hastaligi-anlamina-gelmez-ancak-bazilari-hayati-tehlikenin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/gogus-agrisi-sikayetlerinde-belirtilere-dikkat-her-agri-kalp-hastaligi-anlamina-gelmez-ancak-bazilari-hayati-tehlikenin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pendik Kurtköy Özel Ersoy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Zehra Akmaz, göğüs ağrısına yol açan belirtilerin her zaman bir kalp hastalığını işaret etmediğini dile getirirken; özellikle göğüste baskı hissi, kola veya çeneye yayılan ağrı, nefes darlığı ve soğuk terleme ile birlikte görülen şikayetlerin mutlaka acil değerlendirme gerektirdiğinin altını çizdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs ağrısının toplumda en sık endişe uyandıran şikayetlerin başında geldiğini belirten Pendik Kurtköy Özel Ersoy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Zehra Akmaz, ağrılar ve belirtileriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Göğüs bölgesinde hissedilen her ağrının doğrudan kalp krizine işaret etmediğini söyleyen Uzm. Dr. Akmaz, 'Göğüs ağrılarının büyük kısmı kalp hastalığına bağlı olmasa da bazı ağrılar kalp krizi veya diğer ciddi damar hastalıklarının ilk belirtisi olabilir. Özellikle göğüste baskı hissi, kola veya çeneye yayılan ağrı, nefes darlığı ve soğuk terleme ile birlikte görülen şikayetler acil değerlendirme gerektirir. Erken tanı ve tedavi, kalp krizine bağlı kalıcı hasarların ve hayati risklerin önlenmesinde kritik öneme sahiptir' dedi.</p>

<p><strong>Göğüs ağrısına başka belirtiler eşlik ediyorsa sebebi kalp kaynaklı olabilir</strong></p>

<p>Göğüs ağrılarının yaygın belirtilerini aktaran Uzm. Dr. Zehra Akmaz, bunun ötesindeki durumların daha ciddi olabileceğini vurgulayarak şunları söyledi:</p>

<p>'Göğüs ağrısının başlıca nedenleri kalp krizi, koroner arter hastalığı, kalp kası iltihabı (miyokardit), kalp zarı iltihabı (perikardit), aort damar hastalıkları, akciğer embolisi, zatürre, akciğer zarı hastalıkları, pnömotoraks (akciğer sönmesi), reflü, mide ülseri, yemek borusu spazmları, kas zorlanmaları, kaburga iltihapları, göğüs duvarı ağrıları ya da panik atak, anksiyete bozukluğu ve yoğun stres kaynaklı olabilir. Kalp hastalıklarına bağlı ağrılar genellikle göğüste baskı ve sıkışma hissiyle ortaya çıkar. Hastalar da bu ağrıyı sıklıkla, 'Göğsümün üzerine biri oturmuş gibi, göğsüm sıkılıyor, göğsümde baskı var' şeklinde tarif eder. Bunun dışında göğüs ağrıları merdiven çıkarken, hızlı yürürken ve yokuş çıkarken efor sarf etmeye bağlı olarak başlayabilir ve dinlenince azalabilir. Göğüs ağrıları sol kola, her iki kola, omuzlara, boyuna, çeneye ve sırta yayılabilir. Beraberinde ortaya çıkabilen nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, kusma, baş dönmesi ve bayılma hissi gibi belirtiler ise kalp kaynaklı ağrı ihtimalini artırır.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'Dinlenmekle geçmeyen ağrılar kalp krizinin belirtisi olabilir'</strong></p>

<p>Uzm. Dr. Akmaz, acil müdahale gerektiren göğüs ağrısı durumlarını ve belirtilerini ise şu sözlerle aktardı:</p>

<p>'15-20 dakikadan uzun süren ve özellikle dinlenmekle geçmeyen ağrılar kalp krizinin belirtisi olabilir. Göğüste şiddetli baskı ve ezilme hissi kalp krizinin en tipik belirtilerinden biridir. Sol kola veya çeneye yayılan ağrı koroner damar tıkanıklığını düşündürebilir. Nefes darlığı ile birlikte olan ağrı kalp krizi, kalp yetmezliği veya akciğer embolisinin belirtisi olabilir. Soğuk terleme ve bulantı eşlik ediyorsa özellikle orta yaş ve üzerindeki bireylerde ciddi değerlendirilmelidir. Ani başlayan ve yırtılır tarzda; göğüsten sırta yayılan çok şiddetli ağrı, aort damar yırtılmasının belirtisi olabilir. Bayılma ile birlikte görülen ağrı hayati risk taşıyan ritim bozuklukları veya ciddi damar hastalıklarıyla ilişkili olabilir. Daha çok kalp dışı nedenleri düşündüren ağrılar ise parmakla gösterilebilen küçük bir noktada ağrı, hareketle artan ağrı, göğse bastırınca artan ağrı, derin nefes almakla değişen ağrı ve saniyeler süren batıcı ağrılar olarak değerlendirilebilir. Bu noktada kesin ayrım yalnızca doktor değerlendirmesiyle yapılabilir.</p>

<p><strong>'Kadınlarda göğüs ağrısı farklı seyredebilir'</strong></p>

<p>Kadınlarda kalp hastalığı belirtilerinin her zaman klasik şekilde ilerlemediğini dile getiren Uzm. Dr. Zehra Akmaz, 'Kadınlarda göğüs ağrısı farklı seyredebilir. Göğüs ağrısı yerine nefes darlığı, halsizlik, çene ağrısı, sırt ağrısı ve mide rahatsızlığı hissi ön planda olabilir. Özellikle 40 yaş üzeri bireyler, sigara kullananlar, diyabet hastaları, hipertansiyonu olanlar, yüksek kolesterolü bulunanlar, obez bireyler ve ailesinde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü olanlar risk altındadır. Göğüs ağrısının kardiyolojik değerlendirmesi sırasında Elektrokardiyografi (EKG), kan testleri, troponin ölçümü, Ekokardiyografi (EKO), efor testi, koroner BT anjiyografi ve gerektiğinde koroner anjiyografi uygulanabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/gogus-agrisi-sikayetlerinde-belirtilere-dikkat-her-agri-kalp-hastaligi-anlamina-gelmez-ancak-bazilari-hayati-tehlikenin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/gogus-agrisi-sikayetlerinde-belirtilere-dikkat-her-agri-kalp-hastaligi-anlamina-gelmez-ancak-bazilari-hayati-tehlikenin-habercisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="43275"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinsice büyüyen miyomlar gebeliğe engel olabiliyor]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/sinsice-buyuyen-miyomlar-gebelige-engel-olabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/sinsice-buyuyen-miyomlar-gebelige-engel-olabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Bülent Sürücü, doğurganlık çağındaki kadınların rahminde büyüyen bazı miyomların (rahim tümörü), tekrarlayan düşüklere ya da erken doğuma neden olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Miyomlar birçok kadında görülebiliyor. Genelde iyi huylu olan tümörler, rahim iç veya dış dokusuna tutunarak devasa boyutlara ulaşabiliyor. Medicana International Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Bülent Sürücü, her miyomun hamilelikte risk oluşturmadığını belirterek hastalık hakkında önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p><strong>'Hastalar en çok kansızlık nedeni araştırılırken bulunuyor'</strong></p>

<p>Bazı miyomların çok kanamaya neden olmasından dolayı hastalarda kansızlık meydana geldiğini ifade eden Opr. Dr. Bülent Sürücü, 'Miyom, doğurganlık çağındaki kadınların rahim üst kas tabakasında gelişmiş iyi huylu tümörlerdir. Nadir kanser türleri de vardır. Doğurganlık çağına has bir hastalıktır ve menopozdan sonra küçülür. Miyomların yerleşim yeri çok önemli. Miyomlar rahmin iç tabakasına yerleşmişse aşırı kanama yapabilir. En sık rastladığımız hasta, daha çok dahiliye polikliniklerinde kansızlık araştırılırken bulunan hasta grubudur. Bu miyomlar aşırı kanama yaptığından hastanın yaşına göre tedavisi değişmekte. Hastanın doğurganlık çağı geçmişse rahmi almayı öneriyoruz. Hasta erken yaşta ve çocuk sahibi değilse birçok tedavi yöntemi var. Miyomlar küçükse histeroskopi ile girilerek rahim üzerinden temizleme yapılabiliyor. Çok büyükse operasyonla temizliyoruz. Miyomların handikabı, bunların bir kısmı nüksedebiliyor. Bazı miyomlarda hastanın pek şikayeti olmaz, karın şişliği ile hastaneye başvururlar. Miyomlar menopozdan sonra küçülmeye başlar ve böyle miyomlarda operasyon önermiyoruz' dedi.</p>

<p><strong>'Miyomlar düşük ve erken doğum riskini artırır'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Normal gebelere göre miyomlu gebelerde düşük ve erken doğum riskinin daha fazla olduğunu dile getiren Opr. Dr. Sürücü, 'Bazı miyomlar gebe kalamama riskini artırırlar. Tekrarlayan gebelik kayıplarına sebep olmuşsa ya da gebe kalmayı engelliyorsa mutlaka bu miyomların temizlenmesi gerekiyor. Böyle bir etkisi yoksa temizlenmeyi etkilemez. Ayrıca miyomlar gebelikte büyürler. Yerleşim yeri bu nedenle de çok önemli. Miyomlar rahim dışına doğru büyümüşse gebeliğin akıbetini çok etkilemez ancak rahmin iç sahasına yerleşmişse hastalarda düşük, erken doğum riski normal hamilelere göre daha fazladır' diye konuştu.</p>

<p>Düzenli kontrollerin de önemine değinen Sürücü, 'Her kadının yılda en az 1 kez kontrole gelmesini tavsiye ediyoruz. Miyom tespit edilmişse bu artırılabilir. Hastanın kan değerleri, kanama şiddetinin gözlemlenmesi gerekir. 3 ayda bir ve 6 ayda bir kontrol edilen hastalar da olabilir' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/sinsice-buyuyen-miyomlar-gebelige-engel-olabiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 09:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/sinsice-buyuyen-miyomlar-gebelige-engel-olabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="12876"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şanlıurfa'da bir hafta önce evlenen genç kazada öldü, 4 kişi yaralandı]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/sanliurfada-bir-hafta-once-evlenen-genc-kazada-oldu-4-kisi-yaralandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/sanliurfada-bir-hafta-once-evlenen-genc-kazada-oldu-4-kisi-yaralandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinde otomobilin şarampole devrilmesi sonucu bir hafta önce evlenen genç hayatını kaybetti, aynı aileden 4 kişi yaralandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Edinilen bilgiye göre kaza, Ceylanpınar-Viranşehir yolunda meydana geldi. Halil Aksak (23) idaresindeki 63 AN 589 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu takla atarak yol kenarındaki tarlaya savruldu. Kazada araçta bulunan Halil Aksak, S.N.A., M.N.A., M.A. ve A.A. yaralandı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda ambulans ve jandarma ekibi sevk edildi. Yaralılardan Halil Aksak, sağlık ekiplerinin yaptığı kontrollerde hayatını kaybettiği belirlenirken, aynı aileden yaralı 4 kişi ise Ceylanpınar Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Hayatını kaybeden Halil Aksak'ın yaklaşık bir hafta önce evlendiği öğrenildi. Aksak'ın, akrabaları tarafından verilen yemek davetine katılmak üzere Viranşehir'e giderken kazanın meydana geldiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Şanlıurfa</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/sanliurfada-bir-hafta-once-evlenen-genc-kazada-oldu-4-kisi-yaralandi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 09:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/sanliurfada-bir-hafta-once-evlenen-genc-kazada-oldu-4-kisi-yaralandi.jpg" type="image/jpeg" length="30867"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yanlış duruş gençlerde boyun düzleşmesine neden oluyor]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/yanlis-durus-genclerde-boyun-duzlesmesine-neden-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/yanlis-durus-genclerde-boyun-duzlesmesine-neden-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda artan boyun düzleşmesi tanısı gençlerde alarm vermeye başladı. Hastanelerde tanının daha sık konulmaya başlaması uyarıları da beraberinde getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Musa Polat, boyun düzleşmesi, hastalığı hakkında uyarılarda bulunarak bilgi verdi.</p>

<p>Doç. Dr. Polat, boyun düzleşmesinin tıbbi olarak servikal lordozda azalma şeklinde tanımlanan bir klinik tablo olduğunu belirterek, 'Boyun düzleşmesi, omurgamızın en üst kısmı olan boyun omurgamızın C şeklindeki eğriliğinin azalması olarak tanımlanmaktadır. Boyun düzleşmesi önemlidir çünkü boynumuz önemlidir. Boynumuz, kafamızı vücudumuzun üzerinde taşıyan önemli bir bileşenimizdir. Boyun bölgemiz kalbimizden beyne giden damarların ve beynin bir devamı olan omuriliğin geçtiği önemli bir kavşaktır. Bu nedenle boyun sağlığı, sağlıklı bir yaşam için çok değerlidir. Doğduğumuzda omurgamızın şekli büyüdükçe değişir. Çocuk başını tutmaya başladıkça boynundaki kavis, yürümeye ve ayakta durmaya başladıkça da belindeki kavis oluşur. Bu kavislerin oluşumunda kas aktivitesi son derece değerlidir. Kavislerin bozulmasını sağlayan da kas aktivitesinin bozulmasıdır. Boyundaki öne eğilmeyi sağlayan kaslarla arkaya götürmeyi sağlayan kaslar arasındaki dengesizlik, boyun düzleşmesinin en önemli sebebidir. Daha nadir olarak kaymalar, trafik kazalarına bağlı yaralanmalar ve romatizmal hastalıklar da boyunda düzleşmeye neden olabilir' ifadelerine yer verdi.</p>

<p><strong>Boyun düzleşmesi son yıllarda daha sık görülüyor</strong></p>

<p>Son yıllarda boyun düzleşmesi tanısının daha sık konulduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Polat, bunun temel nedeninin boyun ağrılarındaki artış olduğunu söyleyerek, 'Omurgamızın bir mekaniği vardır. Nasıl ki bir binanın mekaniği bozulduğu zaman bina ayakta kalamazsa, omurganın da mekaniği bozulduğu zaman şeklinde bozulmalar meydana gelir. Bu mekaniği sağlayan temel faktör de kaslardır. Boynumuzun ön kısmındaki kaslarda kısalma, arka tarafındaki kaslarda zayıflama ve uzama meydana gelirse boynumuzdaki eğriliğin bozulması, düzleşme ortaya çıkar. Daha sık boyun düzleşmesi tanısı koyuyoruz gerçekten ama bunun sebebi aslında boyun ağrılarının artmasıdır. Boyun ağrısıyla polikliniğe başvuran hastaların sayısı arttıkça hastalara daha fazla boyun düzleşmesi tanısı konuluyor. Asemptomatik kişilerde, yani herhangi bir şikâyeti olmayan kişilerdeki boyun düzleşmesi varlığı aslında geçmişten günümüze benzer. Ancak boyun ağrısının artmasına bağlı olarak hastalara daha fazla boyun düzleşmesi tanısı konulmaktadır' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Telefon ve bilgisayar kullanımı boyun düzleşmesini etkiliyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Telefon, tablet ve bilgisayar kullanımının yanı sıra yanlış duruşların boyun düzleşmesine neden olabileceğini belirten Doç. Dr. Polat, 'Kesinlikle etkiliyor. Telefon kullanımı, tablet kullanımı, bilgisayarlar veyahut öne eğilerek ders çalışma, yüksek yastıkta yatma gibi birçok günlük yaşamda yanlış, hatalı duruşlar, hatalı postürler boyun düzleşmesine sebep olacaktır. Daha da vahimi bu tabloda daha genç yaşlarda, yani adölesan yaş diyebileceğimiz kişilerde dahi boyun düzleşmesi ortaya çıkabilmektedir' dedi.</p>

<p><strong>'Boyun bir günde düzleşmiyor, vücudumuzun doğal korseleri olan kasları kullanalım'</strong></p>

<p>Korse kullanımı ve ortopedik yastıklar hakkında konuşan Doç. Dr. Polat, 'Korse kullanımı bazı durumlarda gerekli ama ben rahatlıkla hastalarıma şunu söyleyebiliyorum:</p>

<p>'Vücudunuzun doğal korseleri olan kasları kullanalım. Eskiden sert, esnek olmayan, omurgayı çok sabit bir şekilde tutmaya çalışan korseler kullanılabiliyordu. Düzleşme konusunda hâlâ farklı farklı hastalıklarda kullanılabilir ancak artık boyun düzleşmesinde bu tarz korseleri kullanmıyoruz. Bunun yerine çeşitli geri bildirim sağlayan korseler var. Bunların amacı omurganızı düzleştirmek, sabitlemek değil, sadece size bir geri bildirim sağlamaktır. Siz kendi kas aktivitenizle omurganızı düzleştirirsiniz. Ortopedik yastıklar da yastık seçimi açısından oldukça değerli ve faydalı bir bileşendir. Her ortopedik yastık da aslında bir değildir. Bunu tabii hekiminizle ve deneyerek kullanmakta, seçmekte fayda bulunmaktadır'</p>

<p>Boyun düzleşmesinin postür bozukluklarının önemli bir bileşeni olduğunu söyleyen Doç. Dr. Polat, 'Boyun düzleşmesi, postür bozukluklarının önemli bir bileşenidir ancak tek sebebi, tek türü değildir. Boyun düzleşmesi ile başlayan süreç sırtta kamburluğa, belde düzleşmeye, bel ağrılarına, sırt ağrılarına, genel olarak vücut sağlığının etkilenmesine sebep olabilir. Mutlaka unutmamız lazım ki boyun bir günde düzleşmiyor. Bu nedenle boyun düzleşmesinin tedavisi de zaman alıyor. Zamanla yapılacak hem günlük yaşamdaki modifikasyonlar hem düzenli yapılan egzersizler hem de çeşitli tedbirlerle boyun düzleşmesi tedavi edilebilir, ilerlemez. Ancak bunlar için sabırlı olmak gerekir, düzenli uygulamak gerekir' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sivas</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/yanlis-durus-genclerde-boyun-duzlesmesine-neden-oluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/yanlis-durus-genclerde-boyun-duzlesmesine-neden-oluyor.jpg" type="image/jpeg" length="70665"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: 'Sıcak yaz günleri böbrekleri sessizce zorluyor']]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/uzmani-uyardi-sicak-yaz-gunleri-bobrekleri-sessizce-zorluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/uzmani-uyardi-sicak-yaz-gunleri-bobrekleri-sessizce-zorluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Sivas Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Elmır Alıyev, böbrek sağlığı açısından sıcak havalarda susamayı beklemeden su içilmesi gerektiğini belirterek yaz aylarında da aşırı tuz tüketimine karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan hava sıcaklıklarıyla birlikte vücudun sıvı ihtiyacı da artarken, yeterli su tüketilmemesi böbrek sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlar, özellikle sıcak havalarda terleme yoluyla oluşan sıvı kaybının böbrek taşı, idrar yolu enfeksiyonu ve böbrek fonksiyonlarında bozulma gibi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Medicana Sivas Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Elmır Alıyev, yüksek sıcaklıklarda vücudun daha fazla sıvı kaybettiğini belirterek, yeterince su tüketilmediğinde idrar miktarının azaldığını ve yoğunluğunun arttığını söyledi. Bu durumun idrardaki minerallerin kristalleşerek böbrek taşı oluşturmasını kolaylaştırabileceğini ifade eden Alıyev, özellikle daha önce böbrek taşı düşürenler ile ailesinde taş öyküsü bulunan kişilerin yaz aylarında daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>'Sıcak havalarda susamayı beklemeden su içilmeli'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplumda en sık yapılan hatalardan birinin yalnızca susadığında su tüketmek olduğunu söyleyen Op. Dr. Alıyev, 'Susama hissi ortaya çıktığında vücut aslında sıvı kaybı yaşamaya başlamıştır. Bu nedenle özellikle sıcak havalarda gün boyunca düzenli aralıklarla su içmek büyük önem taşır. Sağlıklı bireylerin günlük su ihtiyacı kişiye göre değişmekle birlikte, yaz aylarında bu miktarın artabileceği unutulmamalıdır. Sıcak havalarda susamayı beklemeden su içilmeli. Çay, kahve ve şekerli içeceklerin suyun yerini tutmaz, özellikle açık havada çalışanlar, spor yapanlar ve ileri yaş grubundaki bireylerin sıvı tüketimine daha fazla özen göstermesi gerekiyor' diye konuştu.</p>

<p><strong>'Beslenme alışkanlıkları da böbrek sağlığını etkiliyor'</strong></p>

<p>Yalnızca su tüketiminin değil, beslenme düzeninin de böbrek sağlığında önemli rol oynadığını ifade eden Op. Dr. Alıyev, aşırı tuz tüketiminin böbrek taşı riskini artırabildiğine dikkat çekti. 'İşlenmiş gıdalar, hazır yiyecekler ve aşırı tuzlu besinler hem böbreklerin yükünü artırır hem de taş oluşumunu kolaylaştırabilir. Beslenme alışkanlıkları da böbrek sağlığını etkiliyor. Yaz aylarında taze sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek, yeterli sıvı almak ve düzenli fiziksel aktiviteyi sürdürmek böbrek sağlığının korunmasına önemli katkı sağlar. Bel ve yan bölgede şiddetli ağrı, idrarda kan görülmesi, idrar yaparken yanma veya sık idrara çıkma, bulanık ve kötü kokulu idrar, yüksek ateşle birlikte idrar yolu şikâyetleri, nedeni açıklanamayan halsizlik ve ödem. Bu belirtilerin böbrek taşı, idrar yolu enfeksiyonu veya farklı ürolojik hastalıkların habercisi olabilir. Erken tanı tedavi başarısını önemli ölçüde arttır. Özellikle sıcak havalarda yeterli su tüketmek, aşırı tuzdan kaçınmak, idrar yapmayı ertelememek ve düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemek böbrek sağlığını korumanın en etkili yollarıdır. Böbrekler sessiz çalışan organlardır. Bu nedenle belirtiler ortaya çıkmadan önce koruyucu önlemler almak her zaman en doğru yaklaşımdır' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sivas</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/uzmani-uyardi-sicak-yaz-gunleri-bobrekleri-sessizce-zorluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 12:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/uzmani-uyardi-sicak-yaz-gunleri-bobrekleri-sessizce-zorluyor.jpg" type="image/jpeg" length="29947"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elektronik sigarada 'masum buhar' yanılgısı: Akciğerleri tehdit ediyor]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/elektronik-sigarada-masum-buhar-yanilgisi-akcigerleri-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/elektronik-sigarada-masum-buhar-yanilgisi-akcigerleri-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Klasik sigaraya göre daha güvenli olduğu düşüncesiyle özellikle gençler arasında yaygınlaşan elektronik sigaraların yalnızca su buharı olmadığına dikkat çeken Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, ortaya çıkan aerosolün ince partiküller, ağır metaller ve çeşitli kimyasal bileşikler içerebildiğini belirtti. Demirkaya, bu maddelerin solunum yollarında tahriş ve iltihaplanmanın yanı sıra hücresel hasara yol açabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aromaları ve renkli tasarımlarıyla özellikle gençler arasında yaygınlaşan elektronik sigaralar, klasik sigaraya kıyasla daha güvenli olduğu yönündeki algıya rağmen akciğer sağlığı açısından risk taşıyabiliyor. Elektronik sigara sıvılarının yüksek sıcaklıkta buharlaştırılmasıyla ortaya çıkan aerosolün ince partiküller, ağır metaller ve çeşitli kimyasal bileşikler içerebildiğini belirten Medicana International İstanbul Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, bu maddelerin solunum yollarında tahriş ve iltihaplanmaya, hücresel hasara ve bazı biyolojik mekanizmalar üzerinden DNA değişikliklerine yol açabileceğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Elektronik sigara buharı sadece su buharı değil</strong></p>

<p>Elektronik sigaraların klasik sigaradan farklı olarak tütün yakmamasının, bu ürünlerin zararsız olduğu anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, elektronik sigara aerosolü akciğerlerin maruz kaldığı kimyasal yük açısından değerlendirilmelidir. Aerosolde bulunabilen ince partiküller, ağır metaller ve çeşitli kimyasal bileşikler solunum yollarını etkilemektedir. Bu maddeler akciğer dokusunda tahriş, iltihaplanma ve hücresel hasara neden olabilir. Elektronik sigaranın uzun dönem kullanım sonuçları henüz tam olarak ortaya konulmamış olması ise güvenli olduğu anlamına gelmez' dedi.</p>

<p><strong>Elektronik sigaranın kanser riski henüz net değil</strong></p>

<p>Elektronik sigaranın doğrudan akciğer kanserine neden olup olmadığının bugün için kesin olarak söylenemeyeceğini belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, 'Elektronik sigaralar klasik sigaralar kadar uzun süre kullanılmaması bu konuda önemli bir sınırlılık oluşturmaktadır. Akciğer kanseri çoğu zaman 20-30 yıllık bir süreç içerisinde gelişmektedir. Elektronik sigaraların uzun dönem kullanım sonuçlarının ortaya çıkması için daha fazla zaman gerekiyor. Bununla birlikte laboratuvar ve deneysel çalışmaları elektronik sigara buharının DNA hasarı, oksidatif stres ve kanser gelişiminde rol oynayabilecek bazı mekanizmalarla ilişkilidir. Mevcut bilimsel veriler ışığında elektronik sigara güvenli kabul kabul edilemez' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Elektronik sigara ile normal sigarayı birlikte kullananlar dikkat</strong></p>

<p>Elektronik sigarayı klasik sigarayı bırakmak amacıyla kullanmaya başlayan bazı kişilerin zaman içerisinde her iki ürünü birlikte kullanmaya devam edebildiğini belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, 'Bu durum sağlık risklerini otomatik olarak geri getiriyor. Çift kullanımda akciğerler farklı zararlı maddelere aynı anda maruz kalıyor. Elektronik sigara klasik sigaranın yanında kullanılmasıyla sağlık risklerinin mutlaka azalacağının düşünülmemelidir. Elektronik sigaranın tütün kullanımına bağlı riskleri ortadan kaldıran güvenli bir alternatif olarak değerlendirilmemesi gerekir' dedi.</p>

<p><strong>Gençlerde risk sadece akciğerlerle sınırlı kalmıyor</strong></p>

<p>Ergenlik ve genç erişkinlik döneminde akciğer gelişiminin devam ettiğini belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, 'Bu dönemde nikotin ve çeşitli kimyasal maddelere maruz kalma akciğer gelişimini olumsuz etkilemektedir. Nikotin maruziyeti bağımlılık gelişimini kolaylaştırıyor. İlerleyen yıllarda klasik sigaraya geçiş riskine neden oluyor ve uzun vadeli akciğer hastalıkları zemin oluşturuyor. Elektronik sigara kullanımının gençler arasında yaygınlaşmasının bu nedenle ayrıca değerlendirilmesi gerekir' dedi.</p>

<p><strong>Akciğer sağlığında risk sadece sigara dumanından ibaret değil</strong></p>

<p>Akciğer kanseri açısından sigara kullanımının en önemli risk faktörü olmakla birlikte tek neden olmadığını belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, 'Pasif sigara maruziyeti, hava kirliliği, radon gazı, bazı mesleki kimyasallar, genetik yatkınlık ve kronik akciğer hastalıkları riskleri artıyor. Bu nedenle akciğer sağlığının korunmasında yalnızca aktif sigara kullanımı değil, kişinin çevresel ve mesleki maruziyetleri de dikkate alınmalıdır. Tütün ve nikotin ürünlerinden uzak durmak kişilerin kontrol edebileceği önemli korunma adımlarından biridir' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Elektronik sigaradan korunmada en etkili yol kullanıma başlamamak</strong></p>

<p>Akciğer sağlığını korumada en etkili yaklaşımın tütün ve nikotin ürünlerine hiç başlamamak olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>'Sigara kullanan kişiler bırakma sürecinde profesyonel destek almaktan çekinmemelidir. Elektronik sigaranın zararsız bir alternatif olarak görülmemesi ve pasif sigara dumanından mümkün olduğunca uzak durulması çok önemlidir. Uzun yıllar sigara kullanmış ve uygun yaş ile risk grubunda bulunan kişilerin düşük doz akciğer tomografisiyle tarama konusunda hekimlerine danışmalıdır' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Elektronik sigara için 'zararsız' demek mümkün değil</strong></p>

<p>Elektronik sigaraların uzun dönem etkileri konusunda araştırmalar devam ederken, bu ürünlerin bugün için 'zararsız' kabul edilmediğini belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkaya, 'Elektronik sigara kullanımı akciğer sağlığı açısından güvenli bir seçenek olarak değerlendirilmemelidir. Uzun vadeli etkiler konusunda daha fazla bilimsel veriye ihtiyaç bulunmaktadır' dedi. Mevcut bulguların elektronik sigarayı tamamen risksiz kabul etmek için yeterli olmadığını belirterek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/elektronik-sigarada-masum-buhar-yanilgisi-akcigerleri-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/elektronik-sigarada-masum-buhar-yanilgisi-akcigerleri-tehdit-ediyor.jpg" type="image/jpeg" length="53189"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mersin Büyükşehir Belediyesi 6 noktaya OED cihazı yerleştirdi]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/mersin-buyuksehir-belediyesi-6-noktaya-oed-cihazi-yerlestirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/mersin-buyuksehir-belediyesi-6-noktaya-oed-cihazi-yerlestirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin Büyükşehir Belediyesi, ani kalp durmalarında hızlı müdahale amacıyla temin ettiği 6 Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazını vatandaşların ve personelin yoğun bulunduğu noktalara yerleştirirken, cihazların kullanımına yönelik uygulamalı eğitimlere başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin Büyükşehir Belediyesi, ani kalp durmalarında hızlı müdahale amacıyla temin ettiği 6 Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazını vatandaşların ve personelin yoğun bulunduğu noktalara yerleştirirken, cihazların kullanımına yönelik uygulamalı eğitimlere başladı. </p><p>Mersin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde, Macit Özcan Spor Tesislerinde, Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazının tanıtımı ve kullanım eğitimi gerçekleştirildi. Sağlık Bakanlığının 9 Aralık 2025 tarihinde yayımladığı yönetmelik doğrultusunda, sağlık hizmeti sunulan alanlar dışında ani kalp durmalarına ilk müdahalenin güçlendirilmesi amacıyla taşınabilir şok cihazlarının kullanımının yaygınlaştırılması hedefleniyor. Bu kapsamda Mersin Büyükşehir Belediyesi de 6 adet OED cihazını temin ederek, vatandaşların ve belediye personelinin yoğun olarak bulunduğu noktalara yerleştirdi. Cihazlar; Mersin Büyükşehir Belediyesi Ana Hizmet Binası, Akdeniz ilçesindeki Makine İkmal Yerleşkesi, Yenişehir ilçesindeki Macit Özcan Spor Tesisleri ile Mersin, Tarsus ve Silifke Şehirlerarası Otobüs Terminallerinde hizmete alındı. </p><p>Macit Özcan Spor Tesislerinde düzenlenen eğitim programında, OED cihazının çalışma prensibi, ani kalp durmalarında doğru kullanım şekli ve acil durumlarda izlenmesi gereken adımlar maket üzerinde uygulamalı olarak anlatıldı. Eğitim kapsamında tesis çalışanlarına, cihazın güvenli ve etkin kullanımı hakkında bilgi verildi. Eğitimler, cihazların kurulduğu diğer noktalarda da devam edecek. </p><p>OED cihazı nedir? </p><p>Ani kalp durmalarında kullanılan OED cihazı, kişinin kalp ritmini otomatik olarak analiz ederek, yalnızca şok uygulanması gereken ritimleri tespit ediyor ve gerekli durumlarda kullanıcıyı sesli ve görsel yönlendirmelerle destekleyerek güvenli şekilde müdahaleye imkan sağlıyor. Sağlık profesyonelleri ve ilk yardım eğitimi almış kişiler tarafından kullanılabilen cihaz, acil durumlarda 112 Acil Sağlık ekiplerinin telefonla yönlendirmesiyle, ilk yardım eğitimi bulunmayan vatandaşlar tarafından da kullanılabiliyor. Uzmanlar, ani kalp durmalarında ilk 3-5 dakika içinde gerçekleştirilen etkili müdahalenin, sağ kalma oranını yüzde 50 ila 70 oranında artırabildiğine dikkat çekerken, OED cihazlarının yaygınlaşmasının ölüm ve kalıcı sakatlık riskinin azaltılmasına önemli katkı sağladığını belirtiyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Büyükşehir olarak 6 adet OED cihaz alımı gerçekleştirdik' </p><p>Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Halk Sağlığı ve Şube Müdürü Sonay Kılıç, Sağlık Bakanlığının 9 Aralık 2025 tarihli yönetmeliği doğrultusunda, ani kalp durmalarında sağlık ekipleri gelene kadar ilk müdahalenin yapılabilmesi amacıyla Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazlarının yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini belirtti. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi tarafından temin edilen 6 OED cihazının, Ana Hizmet Binası, Makine İkmal Yerleşkesi, Macit Özcan Spor Tesisleri ile Mersin, Tarsus ve Silifke Otogarlarına yerleştirildiğini kaydeden Kılıç, 'Otomatik Eksternal Defibrilatör cihazı, ani kalp durmalarında yetişkinlerde göğse yerleştirilen petler ve elektrotlar aracılığıyla kalp ritmini analiz edip şok uygulamaya yarayan taşınabilir, kullanımı kolay bir cihazdır. OED cihazı tüm sağlıkçılar, ilk yardım eğitimi almış kişiler tarafından kullanılabilir. Ayrıca olay yerinde bulunan, ama ilk yardım eğitimi almamış vatandaşlar tarafından da 112 Sağlık Kontrol Komuta Merkezinin talimatlarıyla güvenli şekilde kullanılabilir' dedi. </p><p>'Cihazla etkin ve zamanında yapılan müdahale, sağ kalma oranına katkı sağlıyor' </p><p>OED cihazının ani kalp durmalarında 3-5 dakika içerisinde yapılan etkin ve etkili müdahaleyle sağ kalma oranına yüzde 50-70 oranında katkı sağladığını ve sakatlık oranlarında ciddi oranda düşüşler sağladığını ifade eden Kılıç, 'Taşınabilir olması ve daha fazla insanın hayatta kalmasını sağlayacağından dolayı da faydalı bir cihazdır. OED cihazı sadece hayatı tehdit eden ritimleri algılayıp ve şok uyguladığı için de ekstra güvenlidir. Macit Özcan Spor Kompleksinde kurulumunu yaptığımız cihazın eğitim ve tanıtımını personelimize yaptık. Diğer kurulum yaptığımız yerlerde de eğitimleri vermeye devam edeceğiz' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Mersin</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/mersin-buyuksehir-belediyesi-6-noktaya-oed-cihazi-yerlestirdi</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 09:56:09 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/mersin-buyuksehir-belediyesi-6-noktaya-oed-cihazi-yerlestirdi.jpg" type="image/jpeg" length="32966"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak hava ölüm oranlarındaki artışa yansıdı]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/sicak-hava-olum-oranlarindaki-artisa-yansidi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/sicak-hava-olum-oranlarindaki-artisa-yansidi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Dicle Hastanesinde görevli Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Serkan Akdağ, Avrupa'da, yakın zamanda Fransa'nın Paris kentinde yüzden fazla insanın aşırı sıcak nedeniyle hayatını kaybettiğini belirterek, 'Ülkemizde de maalesef özellikle son birkaç ayda hayatını kaybeden vaka sayısında ciddi artış yaşandı' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin bazı bölgelerinde hava sıcaklıkları mevsim normallerinin üstünde seyrediyor. Günlük yaşamı olumsuz etkileyen sıcak hava dalgası, sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Serkan Akdağ, yaz aylarında kalp krizi vakalarının arttığını belirterek, vatandaşlara uyarılarda bulundu. Ülkede ve dünyada son zamanlarda özellikle hava sıcaklığındaki ani artışlardan dolayı hem ölümlerde hem de kalp krizi vakalarında ciddi artışlar olduğuna dikkat çeken Dr. Akdağ, Avrupa'da, yakın zamanda Fransa'nın Paris kentinde yüzden fazla insanın aşırı sıcak nedeniyle hayatını kaybettiğine değindi.'Ülkemizde de maalesef özellikle son birkaç ayda hayatını kaybeden vaka sayısında ciddi artış yaşandı' diyen Akdağ, 'Hava sıcaklığı hem kalp sağlığımızı hem de genel metabolizmamızı olumsuz yönde etkilemektedir. Hava sıcaklığındaki ani artışlar vücuttan sıvı ve mineral kaybına yol açar. Bu da vücuttaki elektrolit dengesini olumsuz yönde etkiler. Bunun neticesinde hem ritim bozukluklarında hem de kalp krizi vakalarında artış görülebilir. Bununla beraber damar genişlemesi olur ve bu da tansiyon dengesizliğine yol açar. Özellikle ilaç kullanan kalp hastalarımızda yaz aylarında sıcaklığın artmasıyla birlikte tansiyon dengelerindeki oynamaları, yükselme ve düşmeleri çok sık görmekteyiz' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Çay ve kafein içeren kahve gibi içecekler tüketmemiz gereken sıvının yerini tutmaz'</p>

<p>Özellikle idrar söktürücü ilaç kullanan hastaların bu konuda daha dikkatli olması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Akdağ, 'Sıcaklıkla birlikte özellikle sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve klor dengesinde bozulmalar sık görülmektedir. Buna çok dikkat etmek gerekiyor. Vücut terlemese bile bir miktar sıvı ve mineral kaybı ister istemez oluşabilmektedir. Bunun yerine konulması çok değerlidir. Dolayısıyla sıcak yaz aylarında sıvı tüketiminin daha fazla olması, susamasak bile mutlaka su ve sıvı tüketmemiz önem arz etmektedir. Sıvı tercihi olarak su, ayran ve özellikle maden suyu gibi içecekleri öneriyoruz. Çay ve kafein içeren kahve gibi içecekler tüketmemiz gereken sıvının yerini tutmaz. Günde ortalama 2,5-3,5 litre su tüketmemiz gerekiyor. Yaz aylarında sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenin ciddi faydaları vardır. Ağır yemeklerden kaçınmamız gerekiyor' diye konuştu.</p>

<p>'Kalp krizi vakalarımız normal zamanlara göre bir miktar artış göstermektedir'</p>

<p>Sıcak havalarda sıvı ve elektrolit dengesinin bozulmasıyla birlikte ritim bozukluklarının daha sık görüldüğünü söyleyen Akdağ, konuşmasına şöyle devam etti:</p>

<p>'Özellikle bize gelen hastalarda çarpıntı atakları bu aylarda daha da artmaktadır. Tansiyon düşüklüğü ve tansiyon yüksekliği nedeniyle başvuran hasta sayısı da artmaktadır. Kalp krizi vakalarımız normal zamanlara göre bir miktar artış göstermektedir. Bunun nedeni şudur; sıvı kaybıyla birlikte elektrolit dengesi bozulur. Bunun yanında sıcaklık arttığında kanın yoğunluğu da artar. Kanın yoğunluğunun artması pıhtılaşma faktörlerini aktive eder. Bu da ister istemez kalp krizine yatkınlık oluşturur. Dolayısıyla hem krize yol açabilir hem de aşırı sıcaktan dolayı kaybettiğimiz sıvı ve elektrolitleri telafi etmek için kalp daha güçlü çalışmaya başlar. Kalp, bir dakikada pompalaması gereken miktardan daha fazla çalışır ve daha güçlü kasılır. Bu da kalbi yorar. Kalp yorulduğu zaman kalp krizi riski daha da artar. Özellikle kalp damar hastalığı olanlarda, kalp yetmezliği bulunanlarda ve ritim bozukluğu olan hastalarda sıcak yaz aylarında çok daha dikkatli olunmasını istiyoruz. Saat 11.00 ila 16.00 arasında güneş ışığına maruz kalmamalarını önemle rica ediyoruz. Sıvı kayıplarını iyi bir şekilde tolere etmelerini, yani yeterli sıvı almalarını istiyoruz.'</p>

<p>'Diyarbakır gibi hava sıcaklığının 45 dereceyi aştığı bölgelerde çok daha dikkatli olması gerekir'</p>

<p>Prof. Dr. Akdağ, vatandaşların güneş çarpması ile kalp krizini karıştırdıklarına dikkat çekerek, 'Güneş çarpması durumunda kişi aşırı terler, vücut kızarabilir, deri kuru ya da ıslak olabilir. Kalp krizinde ise bu tür görsel durumlar pek görülmez. Kalp krizi daha çok eforla tetiklenir. Şiddetli göğüs ağrısı, sol kola ve sol omuza yayılan ağrı, nefes darlığı ve çarpıntı ataklarıyla kendini gösterir. Sadece kalp hastaları değil, tüm bireylerin bu sıcak havalarda, özellikle Diyarbakır gibi hava sıcaklığının 45 dereceyi aştığı bölgelerde çok daha dikkatli olması gerekir. Altta yatan bir kalp hastalığınız olmasa bile aşırı sıcaklar nedeniyle vücudunuz sıvı ve elektrolit kaybeder. Özellikle sodyum, potasyum, magnezyum, klor ve kalsiyum kaybı nedeniyle hem ritim bozukluğu riskiniz, hem kalp krizi riskiniz, hem de tansiyon düşüklüğü veya ani tansiyon yükselmesi riskiniz normal zamanlara göre kat kat artar. Dolayısıyla kalp hastası olsun ya da olmasın tüm bireylerin bu sıcak havalara dikkat etmesi gerekir. Saat 11.00 ila 16.00 arasında mümkünse güneş ışığına maruz kalmamalıdır. Uygun kıyafetler tercih edilmeli, çok sıcak havalarda dışarı çıkılması gerekiyorsa şemsiye kullanılmalıdır. Bu kurallara mutlaka riayet etmek gerekir' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Diyarbakır, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/sicak-hava-olum-oranlarindaki-artisa-yansidi</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 14:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/sicak-hava-olum-oranlarindaki-artisa-yansidi.jpg" type="image/jpeg" length="74879"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı yaşamın anahtarı düzenli check-up kontrollerinden geçiyor]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/saglikli-yasamin-anahtari-duzenli-check-up-kontrollerinden-geciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/saglikli-yasamin-anahtari-duzenli-check-up-kontrollerinden-geciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlığın korunması ve sürdürülebilir kılınması adına hiçbir şikayet bulunmasa dahi düzenli sağlık kontrollerinin önem taşıdığını ifade eden Medicana Sağlık Grubu Check-Up Bölümü'nden Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, 'Kişiye özel planlanan modern check-up programları, kronik rahatsızlıkların erken tanısında belirleyici rol oynuyor. Kişinin kendini iyi ve sağlıklı hissetmesi, vücudunda her şeyin yolunda gittiğini gösteren tek başına yeterli bir ölçüt değildir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüz dünyasında koruyucu hekimliğin ve modern tıbbın temel vizyonu, bireylerin herhangi bir sağlık sorunu yaşamadan önce mevcut durumlarını tespit ederek sağlıklı, kaliteli ve uzun bir yaşam sürmelerini desteklemektir. Sağlığın yalnızca hastalıkların yokluğu ile değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali olarak tanımlandığını belirten Medicana International İzmir Hastanesi Check-Up Uzmanı Dr. Yavuz Maşrabacı, bedenin fizyolojik yapısını ve ihtiyaçlarını kapsamlı biçimde değerlendirme imkanı sunan check-up uygulamalarının aksatılmadan her yıl düzenli periyotlarla gerçekleştirilmesinin önemli olduğunu aktardı.</p>

<p>Değişen beslenme alışkanlıkları, tütün ve alkol tüketimi, yoğun stres ile travma yönetimi süreçlerinde karşılaşılan güçlüklerin metabolik ve sistemik dengeleri doğrudan etkilediğini dile getiren Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, bu durumun obezite ve diyabet gibi endokrin sistem rahatsızlıklarına zemin hazırladığını belirtti. Söz konusu çevresel ve yaşam tarzına bağlı faktörlerin kardiyovasküler hastalıklar, depresyon odaklı nöropsikiyatrik tablolar ve diğer kronik süreçleri tetiklediğini aktaran Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, toplumda en sık görülen rahatsızlıkların başında kalp-damar hastalıkları, kanser türleri, solunum yolu hastalıkları ve diyabetin geldiğini kaydetti. Sağlık taramalarının sadece bedensel değil, ruhsal boyuttaki risklerin altında yatan etkenlerin anlaşılmasına da imkan sağladığı vurgulandı.</p>

<p>Yaş gruplarına ve yaşam evrelerine göre özel analiz</p>

<p>Sağlık değerlendirmelerinin standart tek bir kalıba sığdırılamayacağını ve kişiye özel bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, çocukluk çağı değerlendirmelerinin pediatri kliniklerinin uzmanlık alanına girdiğini, yetişkinlerde ise sürecin yaş gruplarına göre şekillendiğini bildirdi. Yetişkin dönem taramalarının genel hatlarıyla 40 yaş altı, 40 yaş üstü ve 50 yaş üstü olmak üzere ayrı kategorilerde değerlendirildiğini belirten Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, sporcular ve özel aktivite alanlarında bulunan bireyler için de spesifik paneller oluşturulduğunu dile getirdi. Cinsiyete ve dönemsel ihtiyaçlara bağlı olarak hazırlanan programlarda premenopoz, menopoz, menopoz sonrası süreçler ve kemik yoğunluğu gibi değişkenlerin hassasiyetle incelendiğini ifade eden Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, 'Genetik yatkınlık, ailede hipertansiyon veya diyabet gibi kronik hastalık öyküsünün bulunması ve zararlı alışkanlıklar en belirgin risk faktörleri arasındadır. Hiçbir belirti vermeden gizlice ilerleyebilen durumların tespiti için insülin direnci ve gizli şeker gibi kritik parametreleri inceliyor, elde edilen veriler doğrultusunda bireye özgü sağlıklı yaşam planlamalarını devreye alıyoruz' dedi.</p>

<p>Sağlığın bütüncül korunması hedefleniyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Standart bir check-up sürecinde bireyin ilk olarak iç hastalıkları uzmanı veya alanında deneyimli bir hekim tarafından bütüncül bir genel muayeneden geçirildiğini belirten Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, 'Tıbbi ihtiyaçlara bağlı olarak kardiyoloji, fizik tedavi, göz ile kulak burun boğaz gibi branş muayenelerini de sürece dahil ediliyor. Bütüncül sağlığın korunması hedeflendiğinde psikolog veya psikiyatrist değerlendirmeleri de büyük önem taşıyor. Laboratuvar ve görüntüleme tetkiklerini tamamen kişinin yaşını ve tıbbi endikasyonlarını göz önünde bulundurarak biçimlendiriyoruz. Tıbbi bir zorunluluk bulunmadıkça 40 yaş altı kadınlarda öncelikli olarak meme ultrasonografisini tercih ediyor. Mamografi incelemesi ise genellikle 40 yaş sonrasına bırakılıyor. Akciğer grafisi, EKG ve ekokardiyografi rutin incelemeler arasında yer alırken, tomografi ve manyetik rezonans (MR) gibi ileri tanı yöntemlerini yalnızca hekimin gerekli gördüğü özel durumlarda uygulanıyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Sağlıklıyım demek yeterli değil, kanıt gerek'</p>

<p>Tüm muayene ve tetkik sonuçlarının tamamlanmasının ardından genel bir sentez değerlendirmesi yapıldığını belirtilen Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, şüpheli veya sınırda tespit edilen değerlerde ilgili uzmanlık alanlarıyla hızla konsültasyon sağlandığını ifade etti. Kan şekerinde yükseklik tespit edilen vakaların endokrinoloji, akciğer grafisinde şüpheli bulgu görülen hastaların ise göğüs hastalıkları klinikleri ile koordine edildiğini belirten Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, sürecin tıbbi tedavilerin yerine geçmeyen, ancak doğru beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve kronik durum takibi ile genel sağlığı destekleyen bütüncül bir farkındalık zemini sunduğunu kaydetti. Genel check-up değerlendirmelerinin yılda bir kez tekrarlanmasının ideal standart olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, 'Kişinin kendini iyi ve sağlıklı hissetmesi, vücudunda her şeyin yolunda gittiğini gösteren tek başına yeterli bir ölçüt değildir. Çağdaş tıbbın temeli kanıta dayalı objektif verilere dayanır. Mevcut endokrinolojik veya kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin hekim önerisiyle 6 aylık periyotlarla ara kontrollere girmesi, risklerin zamanında yönetilmesini sağlar' açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Izmir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/saglikli-yasamin-anahtari-duzenli-check-up-kontrollerinden-geciyor</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 12:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/saglikli-yasamin-anahtari-duzenli-check-up-kontrollerinden-geciyor.jpg" type="image/jpeg" length="13216"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaşlanan nüfusun gizli tehlikesi]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/yaslanan-nufusun-gizli-tehlikesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/yaslanan-nufusun-gizli-tehlikesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada ve Türkiye'de hayat süresinin uzamasıyla birlikte yaşlı nüfus hızla artıyor. Bu durum, osteoporoz ve buna bağlı gelişen kırıkları önemli bir sağlık sorunu haline getiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana Bursa Hastanesi Ortopedi Uzmanı Op. Dr. Uğurcan Süner, osteoporozun yalnızca kemikleri değil, kişinin hareket kabiliyetini, yaşam kalitesini ve yaşam süresini de etkileyebilen önemli bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Osteoporoza bağlı kırık riskinin özellikle ileri yaşlarda arttığını belirten Op. Dr. Uğurcan Süner, 'Osteoporotik kırıkların yaşam boyu riski kadınlarda yaklaşık yüzde 50, erkeklerde ise yüzde 20 civarındadır. Özellikle kalça kırıkları ileri yaşlarda ciddi sağlık sorunlarına ve yaşam kaybına yol açabilmektedir. Bu nedenle amacımız yalnızca oluşan kırığı tedavi etmek değil, yeni kırıkların gelişmesini de önlemektir' dedi.</p>

<p>D vitamini kemik ve kas sağlığı açısından önemli bir role sahiptir. Eksikliği kemik sağlığını olumsuz etkileyebilir, kas güçsüzlüğüne ve düşme riskinin artmasına katkıda bulunabilir. Kırık nedeniyle hastaneye başvuran hastalarda D vitamini eksikliğinin oldukça sık görüldüğünü belirten Süner, özellikle ileri yaştaki bireylerde kemik sağlığının ve D vitamini düzeylerinin değerlendirilmesinin önemli olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Osteoporoz tedavisinde toplumdaki en önemli yanılgılardan birinin yalnızca D vitamini ve kalsiyum takviyesi kullanmanın yeterli olduğunun düşünülmesi olduğunu belirten Süner, şöyle devam etti:</p>

<p>'D vitamini ve kalsiyum kemik sağlığı için önemlidir ancak osteoporozu olan veya kırık riski yüksek kişilerde tek başına yeterli olmayabilir. Hastanın yaşı, kemik yoğunluğu, daha önce kırık geçirip geçirmediği ve diğer risk faktörleri değerlendirilerek kişiye özel bir tedavi planı oluşturulmalıdır.'</p>

<p>Kalça kırığı geçiren bir hastada ameliyatın tedavinin yalnızca bir aşaması olduğunu vurgulayan Süner, kırık sonrasında osteoporozun da mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Süner, 'Kalça kırığı geçiren hastalar yeni bir kırık açısından yüksek risk altındadır. Bu nedenle ameliyat sonrasında osteoporoz tedavisinin planlanması, düşme riskinin azaltılması ve hastanın düzenli olarak takip edilmesi büyük önem taşır.' diye konuştu.</p>

<p>Op. Dr. Uğurcan Süner, 'Osteoporotik kırıklarda başarı yalnızca kırığın ameliyatla düzeltilmesi değildir. Asıl hedef hastanın yeniden kırık geçirmesini önlemek, hareketliliğini korumak ve yaşam kalitesini mümkün olduğunca sürdürmesini sağlamaktır. Özellikle ileri yaştaki bireylerde osteoporozun erken tanınması ve uygun şekilde tedavi edilmesi bu nedenle büyük önem taşımaktadır' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bursa, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/yaslanan-nufusun-gizli-tehlikesi</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 11:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/yaslanan-nufusun-gizli-tehlikesi.jpg" type="image/jpeg" length="21892"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Omurilik tümörü nedeniyle riskli gebelik geçiren anne ile prematüre bebeği sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/omurilik-tumoru-nedeniyle-riskli-gebelik-geciren-anne-ile-premature-bebegi-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/omurilik-tumoru-nedeniyle-riskli-gebelik-geciren-anne-ile-premature-bebegi-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hamileliğinin 23'üncü haftasında omuriliğinde tümör tespit edilen 34 yaşındaki Amina İsayeva, Liv Hospital Vadistanbul'da gerçekleştirilen prematüre doğum ve ardından yapılan başarılı ameliyat sayesinde hem kendi sağlığına hem de bebeğine kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Omuriliğinde tespit edilen tümör nedeniyle hem kendi yaşamı hem de bebeğinin hayatı tehlikeye giren 34 yaşındaki Amina İsayeva, Liv Hospital Vadistanbul'da umut veren bir tedavi sürecinden geçti. Anne ve bebeğin sağlığını korumaya yönelik multidisipliner planlamayla önce prematüre doğum gerçekleştirildi, ardından anne yalnızca 12 saat sonra omurilik tümörü ameliyatına alındı. Başarıyla tamamlanan tedavi sürecinin ardından hem anne hem de prematüre bebek sağlıklı şekilde taburcu edildi.</p>

<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mete Karatay, İsayeva'nın Gürcistan'da gebeliğinin 23'üncü haftasında bacaklarında ani gelişen güçsüzlük nedeniyle hastaneye başvurduğunu, yapılan tetkiklerde omuriliğinde büyük bir tümör tespit edildiğini söyledi. Bölgedeki doktorların ameliyatın hem anne hem de bebek açısından yüksek risk taşıdığını ifade ettiğini aktaran Karatay, ailenin bunun üzerine Liv Hospital Vadistanbul'a başvurduğunu belirtti.</p>

<p>Hastaneye geldiğinde hastanın bacaklarında ciddi felç tablosu bulunduğunu dile getiren Karatay, 'Hastamız bize ulaştığında 27 haftalık gebeydi. Yenidoğan ve kadın hastalıkları ve doğum ekipleriyle birlikte süreci planladık. Bebeğin gelişimini sürdürebilmesi için annenin durumunu yakından takip ederek bir süre bekledik. Bu süreçte annede kötüleşme yaşanmadı, bebeğin gelişimi devam etti. Gebeliğin 29'uncu haftasında doğumu gerçekleştirdik, 12 saat sonra da omuriliği saran tümörü başarıyla çıkardık. Yaklaşık 1-2 aylık takip sürecinde hem anne hem de bebek sağlıkla yaşamını sürdürüyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Neonatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ozan Uzunhan ise prematüre doğum kararının annenin sağlık durumu gözetilerek 29. haftada alındığını belirterek, 'Önceliğimiz bebeğin anne karnında mümkün olduğunca uzun süre gelişimini sürdürmesiydi. Ancak annenin tıbbi durumu doğrultusunda bu süreyi planladık. Erken doğan bebeklerde çeşitli riskler bulunuyor. Gerekli tüm yenidoğan desteğini sağladık. Bugün bebeğin yaşamsal bulguları tamamen normal. Anne ve bebeğin sağlıklı olması, hedeflediğimiz sonuca ulaştığımızı gösteriyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Liv Hospital Uluslararası CIS Pazarlama Müdürü Sevinç Nur Gümüşboğa da hastanın Gürcistan'daki bir hekimin yönlendirmesiyle hastaneye başvurduğunu belirterek, multidisipliner yaklaşımla yürütülen tedavi sonucunda anne ve bebeği sağlıklı şekilde taburcu etmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.</p>

<p>Tedavi sürecinde şiddetli ağrılar yaşadığını anlatan Amina İsayeva ise uygulanan tedavinin ardından sağlığına kavuştuğunu, bebeğinin de sağlıklı olmasının kendisini mutlu ettiğini dile getirdi.</p>

<p>İsayeva'nın eşi de eşinin gebelik döneminde omuriliğinde tümör tespit edildiğini, Gürcistan'da ameliyatın riskli olduğu belirtilince Türkiye'ye geldiklerini anlatarak, 'Buraya geldiğimizde eşimin yürüme problemi vardı. Bize çocuğun ya da eşimin felç kalabileceği söylendi. Şimdi eşim yürüyor, bebeğimiz de sağlıklı. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/omurilik-tumoru-nedeniyle-riskli-gebelik-geciren-anne-ile-premature-bebegi-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/omurilik-tumoru-nedeniyle-riskli-gebelik-geciren-anne-ile-premature-bebegi-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="20342"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
