<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Mersinhabermerkezi.com: Mersin Haber Son Dakika Mersin Haberleri</title>
    <link>https://www.mersinhabermerkezi.com</link>
    <description>Mersin ve Türkiye gündeminden son dakika haberleri, Dünyadan flaş gelişmeler, Ekonomi dünyasından en yeni haberler, Günün en önemli gazete haber başlıkları ve daha fazlası mersinhabermerkezi.com da</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 29 Aug 2026 22:42:48 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınlarda kalp krizinin 8 işareti]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/kadinlarda-kalp-krizinin-8-isareti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/kadinlarda-kalp-krizinin-8-isareti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Koçaş, kadınlarda kalp krizinin her zaman şiddetli göğüs ağrısıyla ortaya çıkmayabileceğine dikkat çekerek; aşırı yorgunluk, hazımsızlık, çene ve sırt ağrısı, göğüste yanma, nefes darlığı, kol ağrısı ve bulantı gibi belirtilerin de önemsenmesi gerektiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp krizinin belirtilerinin kişiden kişiye farklılık gösterebildiğini belirten Prof. Dr. Cüneyt Koçaş, özellikle kadınlarda bazı şikâyetlerin günlük yaşamda sık karşılaşılan sağlık sorunlarıyla karıştırılabildiğini söyledi. Koçaş, 'Kalp krizi denildiğinde ilk akla gelen belirti göğüs ağrısı olsa da kadınlarda tablo her zaman bu kadar belirgin olmayabilir. Bazen aşırı yorgunluk, nefes darlığı, hazımsızlık veya sırt ağrısı gibi daha farklı yakınmalar ön plana çıkabilir. Bu nedenle ani başlayan ve kişinin alışık olmadığı belirtileri göz ardı etmemek önemlidir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Koçaş, kadınlarda kalp krizinin 8 belirtisini de sıraladı:</p>

<p>1. Aşırı yorgunluk: Günlük yoğunluğun ardından ortaya çıkan normal yorgunluk ile açıklanamayan ve kişinin günlük işlerini yapmakta zorlanmasına neden olan yoğun halsizliğin birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Koçaş, özellikle kas güçsüzlüğü, nefes darlığı veya diğer belirtilerle birlikte görülen aşırı yorgunluğun dikkate alınması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>2. Hazımsızlık: Kalp krizinin bazı kadınlarda mide rahatsızlığı veya hazımsızlık hissiyle ortaya çıkabileceğini belirten Koçaş, göğüs bölgesindeki yanma ve rahatsızlığın mide kaynaklı bir sorunla karıştırılabileceğini söyledi. Normalden daha şiddetli, uzun süren veya kişinin alışık olmadığı hazımsızlık benzeri şikâyetlerin önemsenmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>3. Çene ve sırt ağrısı: Kalp kaynaklı ağrının yalnızca göğüs bölgesinde hissedilmediğine dikkat çeken Koçaş, ağrının çeneye, sırta, omuzlara ve bazen dişlere kadar yayılabileceğini belirtti. Özellikle ani başlayan ve belirgin bir nedeni bulunmayan çene veya sırt ağrısına başka belirtilerin eşlik etmesi durumunda dikkatli olunması gerektiğini söyledi.</p>

<p>4. Göğüste yanma hissi: Kalp krizi sırasında oluşan rahatsızlığın bazı kişilerde reflüveya mide yanmasıyla karıştırılabileceğini ifade eden Koçaş, daha önce yaşanmamış şekilde aniden ortaya çıkan, dinlenmekle geçmeyen veya devam eden göğüste yanma ve baskı hissinin kalp kaynaklı olabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>5. Nefes darlığı: Dinlenme sırasında ortaya çıkan nefes darlığının önemli bir uyarı işareti olabileceğini belirten Koçaş, 'Bir kişi daha önce rahatlıkla yaptığı günlük aktivitelerde aniden nefes nefese kalmaya başladıysa veya otururken bile nefes almakta zorlanıyorsa bu durumu önemsemelidir. Nefes darlığı, göğüs ağrısı olmadan da kalp krizinde görülebilir' dedi.</p>

<p>6. Kol ağrısı: Kalp krizinde ağrının göğüsten kola doğru yayılabileceğini ifade eden Koçaş, sol kolda daha sık görülmekle birlikte her iki kolun da etkilenebileceğini söyledi. Ani başlayan, nedeni açıklanamayan kol ağrısının özellikle göğüste baskı, nefes darlığı veya bulantı gibi şikâyetlerle birlikte ortaya çıkması durumunda değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>7. Bulantı: Bulantının da kadınlarda kalp krizine eşlik edebilen belirtiler arasında yer aldığını söyleyen Koçaş, soğuk terleme, baş dönmesi ve sersemlik hissinin de tabloya eşlik edebileceğini ifade etti. Bu yakınmaların mide-bağırsak sorunlarıyla karıştırılabildiğini ancak diğer belirtilerle birlikte ve ani şekilde ortaya çıktığında dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>8. Göğüs ağrısı ve sıkışma: Göğüs ağrısının kalp krizinin en bilinen belirtisi olduğunu belirten Prof. Dr. Koçaş, bu şikâyetin her zaman keskin bir ağrı şeklinde hissedilmediğinin altını çizdi. Göğüste baskı, sıkışma, ağırlık veya gerginlik hissinin de kalp krizinin habercisi olabileceğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Cüneyt Koçaş, 'Özellikle ani başlayan göğüs ağrısı veya baskı, nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı ya da kola, çeneye ve sırta yayılan ağrı gibi belirtilerin birkaçının bir arada görülmesi durumunda zaman kaybedilmemeli. Kalp krizinde erken müdahale, kalp kasında oluşabilecek hasarın sınırlandırılması açısından büyük önem taşıyor' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/kadinlarda-kalp-krizinin-8-isareti</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/kadinlarda-kalp-krizinin-8-isareti.jpg" type="image/jpeg" length="67006"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Kimse anlamasın' estetiği giderek daha çok tercih ediliyor]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/kimse-anlamasin-estetigi-giderek-daha-cok-tercih-ediliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/kimse-anlamasin-estetigi-giderek-daha-cok-tercih-ediliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Estetik ve Plastik Cerrahi Bölümü'nden Op. Dr. Fırat Özer, estetik cerrahide yeni dönemin temel yaklaşımının 'kişiyi değiştirmek değil, daha doğal ve dinç bir görünüm sağlamak' olduğunu belirterek, 'kimse anlamasın' estetiğinin neden giderek daha fazla tercih edildiğini anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık iki yıl öncesine kadar estetik cerrahide daha belirgin ve fark edilir değişimler popülerken, son iki yılda doğal sonuçlara yönelik bir dönüşüm yaşanıyor. Zaman içerisinde daha abartılı sonuçların yerini, kişinin kendi anatomisini ve karakteristik özelliklerini koruyan doğal değişimler almaya başladı. Bu dönüşümle birlikte estetik cerrahide 'kimse anlamasın' yaklaşımı da giderek popülerleşti ve yapay değişimler yerine, kişinin doğal görünümünü koruyan sonuçlar tercih edilmeye başlandı.</p>

<p>En çok tercih edilen beş estetik operasyon</p>

<p>Memorial Ataşehir Hastanesi Estetik ve Plastik Cerrahi Bölümü'nden Op. Dr. Fırat Özer, son verilere bakıldığında dünyada en fazla uygulanan beş cerrahi işlemi şöyle sıraladı: 'Bu işlemler göz kapağı estetiği, liposuction, meme büyütme, skar revizyonu ve rinoplastidir. Kadınlarda liposuction ilk sırada yer alırken, bunu göz kapağı estetiği ve meme büyütme takip etmektedir. Erkeklerde ise göz kapağı estetiği ilk sırada; jinekomasti ve skar revizyonu onu izlemektedir. Doğallık, vücudun görünen bölgelerinde özellikle önem taşıyor ancak aslında tüm estetik operasyonlar için geçerli bir prensiptir. Örneğin geçmişte oldukça büyük meme implantları tercih edilebiliyordu. Ancak memelerin doğal anatomik sınırlarının çok üzerinde büyütülmesi, kişinin genel vücut oranlarıyla uyumsuz bir görünüm oluşturdu. Bugün ise daha ölçülü, vücut yapısıyla uyumlu ve dışarıdan bakıldığında 'estetik yaptırmış' gibi görünmeyen sonuçlar tercih ediliyor.'</p>

<p>Estetik cerrahide doğallık: Kişiye özel ifade ve anatominin korunması</p>

<p>'Estetik cerrahide başarının en temel ölçütü, modaya uygun tek tip görünümler oluşturmak değil; kişinin kendine özgü anatomik oranlarını, mimiklerini ve doğal yüz ifadesini eksiksiz bir şekilde korumaktır. Operasyonun asıl amacı hastanın yüzünü değiştirmek veya herkesi aynı kalıba sokmak değil, yaşlanmaya bağlı oluşan deformasyonları düzeltirken bireyin kendi tabiatına ve yüz yapısına tam uyumlu doğal sonuçlar elde etmektir' diyen Op. Dr. Fırat Özer, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>'Örneğin, yüz altın oran prensibinde alt dudağın üst dudaktan daha dolgun olması doğal kabul edilir. Ancak günümüzde bazı dolgu uygulamalarında üst dudağa gereğinden fazla hacim verilmesi, doğal anatomik oranların tersine dönmesine neden olmuştur. Aynı durum burun estetiğinde de geçerli. Karşıdan bakıldığında burun deliklerinin belirgin şekilde görüldüğü, çok fazla kalkık burunlar doğal anatomik yapıya uygun değildir. Halk arasında 'Barbie burnu' olarak tarif edilen bu görünüm, her yüz için uygun değildir. Dolayısıyla estetik cerrahide başarı, modaya uygun tek tip bir görünüm oluşturmak değil, kişinin yüzüyle ve anatomisiyle uyumlu bir sonuç elde etmektir.'</p>

<p>'Mini dokunuşlar' herkese uygulanamayabilir</p>

<p>Op. Dr. Fırat Özer, 'Plastik cerrahiyi diğer cerrahi branşlardan ayıran önemli özelliklerden biri, mümkün olduğunca az iz bırakarak etkili sonuç elde etmeye çalışmaktır. Ancak uygulanacak işlemi belirleyen en temel faktör dokunun durumudur. Yüzünde ileri derecede sarkma bulunan bir kişiye yalnızca mini dokunuşlar dediğimiz sıvı yüz germe uygulamaları veya çeşitli cihazlarla etkili ve kalıcı bir değişim sağlamak mümkün olmayabilir. Böyle bir hastanın ihtiyacı yüz germe ameliyatı olabilir. Bu nedenle estetik cerrahide başarının temelinde doğru tanı ve doğru tedavi bulunuyor. Her hastaya aynı işlemi uygulamak yerine, kişinin anatomik durumuna uygun yöntemi belirlemek gerekir' dedi.</p>

<p>Modern yüz germe teknikleri daha doğal sonuç sağlıyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Yüzde yaşlanma yalnızca ciltte gerçekleşmez, cilt altındaki derin dokularda da zaman içerisinde gevşeme ve sarkma meydana gelmektedir' diyen Özer, 'Bu sebepten, yüz germe ameliyatlarında yalnızca cildi çekmek yerine, yaşlanma sürecinden etkilenen daha derin dokuların da değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Dual plan olarak adlandırılan teknikte daha az kesiyle daha etkili sonuçlar elde etmek mümkün. Bu yaklaşımda yüzün farklı anatomik katmanları değerlendirilerek gerekli onarımlar gerçekleştirilmektedir. Gelişen anestezi teknikleri de cerrahların daha konforlu çalışmasına katkı sağlamaktadır. Buradaki temel hedef yüzü germek değil, yüzün yaşlanmayla birlikte bozulan anatomik yapısını mümkün olduğunca doğal biçimde yeniden düzenlemek' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Her estetik talep doğru bir talep değildir'</p>

<p>Hastanın her istediği operasyonun kendisine uygun olmayabileceğini ve bu noktada hekimin yönlendirmesi gerektiğini belirten Özer, 'Her estetik talep doğru bir talep değildir. Sosyal medya ve yapay zeka filtreleri, gerçekte ulaşılması mümkün olmayan kusursuz yüz algıları oluşturarak estetik beklentileri de değiştirebilmektedir. Bu nedenle estetik cerrahide yalnızca hastanın talebine değil, anatomik uygunluğuna ve beklentilerinin gerçekçi olup olmadığına da bakmak gerekir. Özellikle genç hastalarda bu değerlendirme büyük önem taşırken, gerektiğinde cerrahın 'Bu operasyonu önermiyorum' diyebilmesi de iyi hekimliğin bir parçasıdır. Estetik cerrahinin amacı filtrelenmiş bir görüntüyü gerçeğe taşımak değil, kişinin kendi özellikleriyle uyumlu ve doğal bir sonuç elde etmektir' dedi.</p>

<p>Estetik cerrah seçerken yalnızca sosyal medyaya bakılmamalı</p>

<p>Op. Dr. Fırat Özer, sözlerini şöyle noktaladı:</p>

<p>'Sosyal medya, estetik cerrahi sonuçlarının sergilendiği önemli bir platform haline geldi. Ancak burada yalnızca en başarılı sonuçların paylaşılabildiğini unutmamak gerekiyor. Bu nedenle bir cerrahı değerlendirirken yalnızca sosyal medyadaki fotoğraflara bakarak karar vermek doğru değil. Dürüst ve gerçekçi bir iletişim, hastanın beklentilerinin doğru değerlendirilmesi ve ameliyat sonrasında da hastanın doktoruna ulaşabilmesi son derece önemlidir. Estetik cerrahide başarılı bir operasyonun en önemli ölçütlerinden biri, hastanın sonuçtan memnun olması kadar, ortaya çıkan sonucun kişinin doğal görünümü ve anatomisiyle uyumlu olmasıdır. Sonuçta iyi estetik işlem, ilk bakışta fark edilen değil; kişinin daha dinç, daha sağlıklı ve daha güzel göründüğü sonuç olmalıdır.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Istanbul</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/kimse-anlamasin-estetigi-giderek-daha-cok-tercih-ediliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 10:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/kimse-anlamasin-estetigi-giderek-daha-cok-tercih-ediliyor.jpg" type="image/jpeg" length="46999"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gözler vücudun aynası: Hastalıkların ilk işaretleri gözde görülüyor]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/gozler-vucudun-aynasi-hastaliklarin-ilk-isaretleri-gozde-goruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/gozler-vucudun-aynasi-hastaliklarin-ilk-isaretleri-gozde-goruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Candan Karaca, diyabet ve hipertansiyondan beyin içi basınç artışına ve MS'e kadar birçok hastalığın ilk bulgularının retina muayenesinde görülebildiğini belirterek, 'İyi görsek de sağlam olsak da, rutin göz kontrollerimizi yaptırmamız çok önemli' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gözlerin yalnızca görme işlevini yerine getiren bir organ olmadığını, aynı zamanda vücuttaki çeşitli hastalıkların ilk ve ön bulgularını da gösterebildiğini belirten Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Candan Karaca uyarılarda bulundu. Karaca, 'Gözlerimiz sadece görmeyi sağlayan bir organımız değildir. Aynı zamanda vücudumuzdaki çeşitli hastalıkların ilk ve ön bulgularını da bize verebilir. Özellikle gözümüzün arka tarafında bulunan retina dediğimiz tabakada; diyabet, hipertansiyon ve metabolik hastalıklar gibi hastalıkların ön bulgularını görebiliyoruz. Yüksek tansiyon, özellikle hipertansiyonun ilk bulguları konusunda endokrinologlar ve nefrologlar, göz dibinde bulgu var mı diye hastaları bize yönlendirirler. Biz de retina muayenemizde, hipertansiyonun uzun zamandır devam edip etmediğini gözün arkasına bakarak anlayabiliyoruz. Bu önemli bir kriter' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Beyindeki bazı hastalıklar göz muayenesi ile anlaşılabiliyor'</p>

<p>Göz ile beyin arasındaki doğrudan bağlantıya dikkat çeken Karaca, 'Beynimiz ile göz arasında doğrudan bir bağlantı vardır. Beynimizde meydana gelen birçok olayı da gözün arkasına bakarak anlayabiliyoruz. Özellikle beynimizde KİBAS dediğimiz, beyin içi basıncının artması durumunda, gözün arkasındaki retina dediğimiz tabakada bulguları doğrudan görebiliyoruz. Veya MS dediğimiz bazı kronik hastalıklarda, yani multipl sklerozda; ani görme kayıplarında veya gözümüzün herhangi bir alanındaki görme alanı kayıplarında, beynimizdeki hastalıkların ilk emarelerini doğrudan göz muayenesiyle anlayabiliyoruz' şeklinde konuştu.</p>

<p>Rutin kontrollerin önemi</p>

<p>Gözde meydana gelen bazı belirtilerin beyin kaynaklı hastalıkların işareti olabileceğini belirten Karaca, 'Göz sadece görmeyi sağlayan bir organ değildir. Gözümüzde yoğun ışık çakmaları, biraz önce belirttiğimiz gibi görme alanı kayıpları, yan taraftan perde görme veya bulanık görme varsa, çok şiddetli baş ağrılarıyla beraber gelen görme azalması söz konusuysa, bunların hepsi beynimizdeki bazı bulguların göze yansıması olarak karşımıza çıkabilir. Onun için rutin kontrollerimizi, 'Biz iyi görüyoruz.' diye yaptırmaktan imtina etmemeliyiz. Yani mutlaka yaptırmalıyız. Göz çok önemli bir organımız. Şurada gördüğünüz gibi, bizim retina dediğimiz gözün arka sinir tabakasında; metabolik hastalıkların, çocukluk çağından gelen, erişkinlikte veya doğuştan ortaya çıkan bazı hastalıkların ve ileri yaşlarda görülen birçok hastalığın ön bulgularını gözün arkasından görebiliyoruz. Onun için mutlaka ve mutlaka belli bir yaştan sonra, iyi görsek de sağlam olsak da, rutin göz kontrollerimizi yaptırmamız çok önemli' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/gozler-vucudun-aynasi-hastaliklarin-ilk-isaretleri-gozde-goruluyor</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 09:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/gozler-vucudun-aynasi-hastaliklarin-ilk-isaretleri-gozde-goruluyor.jpg" type="image/jpeg" length="55659"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı: Kalbinizi korumak için belirti beklemeyin]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/uzmanindan-uyari-kalbinizi-korumak-icin-belirti-beklemeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/uzmanindan-uyari-kalbinizi-korumak-icin-belirti-beklemeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp-damar hastalıkları dünyada ve Türkiye'de ölümlerin başlıca nedenleri arasında yer almayı sürdürürken, Medicana International Ankara Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Çiğdem Koca, kalp sağlığının korunmasında koruyucu sağlık hizmetlerine erişim ve sağlık okuryazarlığının yanı sıra kişisel risk faktörlerinin erken belirlenmesinin önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp-damar hastalıkları, tıptaki gelişmelere ve tedavi seçeneklerinin artmasına rağmen dünya genelinde en önemli ölüm nedenleri arasında yer almaya devam ediyor. Medicana International Ankara Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Çiğdem Koca, kalp sağlığının korunmasında yalnızca tedaviye değil, risk faktörlerinin erken dönemde fark edilmesi adına koruyucu sağlık hizmetlerinin erişiminin önemini vurgulayarak, şöyle konuştu:</p>

<p>'Kalp hastalıklarının yükünü azaltmak için yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek yeterli değil. Koruyucu sağlık yaklaşımının güçlendirilerek risk faktörlerinin erken yaşlardan itibaren kontrol altına alınması ve toplumun sağlık okuryazarlığının artırılması gerekiyor. Tansiyon, kolesterol, diyabet, obezite, sigara kullanımı, hareketsizlik ve sağlıksız beslenme gibi değiştirilebilir risk faktörleri kontrol altına alındığında kalp-damar hastalıklarının yükünü önemli ölçüde azaltmak mümkün. Bir toplumun gelişmişlik düzeyi arttıkça insanların sağlık bilgisine erişimi, koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanma oranı ve sağlık davranışları da değişebiliyor. Ancak eğitim seviyesini tek başına belirleyici bir faktör olarak değerlendirmek doğru olmaz. Gelir düzeyi, sağlık hizmetlerine erişim, çalışma şartları, beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite imkanları gibi pek çok unsur birlikte etkili oluyor. Dolayısıyla kalp-damar hastalıklarıyla mücadelede toplumun tamamına ulaşan koruyucu sağlık politikaları büyük önem taşıyor.'</p>

<p>Gençlerde kalp krizinin ölümcül olmasında ihmal riski</p>

<p>Son yıllarda genç yaşta kalp krizi vakalarının daha fazla gündeme gelmesine ilişkin en önemli sebeplerden birinin tanıda gecikme olabileceğini belirten Uzm. Dr. Koca, 'Genç bir kişinin göğüs ağrısı, nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı veya ani halsizlik gibi şikayetler yaşaması durumunda kalp hastalığı göz ardı edilmemelidir. Özellikle sigara kullanımı, ailesinde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü, yüksek kolesterol, hipertansiyon, diyabet, obezite ve hareketsiz yaşam gibi risk faktörleri varsa daha dikkatli olunmalıdır. Genç yaşta kalp krizi görüldüğünde, hastanın ve çevresinin bunu beklememesi nedeniyle sağlık kuruluşuna başvuru gecikebilir. Bu da tedavinin başarısını etkileyebilecek önemli bir faktördür' şeklinde konuştu.</p>

<p>Kadın ve erkeklerde riskler farklı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalp hastalıklarının erkeklerde daha yaygın olduğuna ilişkin algının kadınlarda da hastalığın göz ardı edilmesine yol açabileceğini aktaran Uzm. Dr. Koca, 'Kalp-damar hastalıkları hem kadınları hem erkekleri etkiliyor. Ancak riskin ortaya çıktığı yaş, risk faktörlerinin etkisi ve belirtilerin görülme biçimi cinsiyete göre farklılık gösterebiliyor. Kadınlarda özellikle menopoz sonrasında kardiyovasküler risk faktörlerinin daha yakından takip edilmesi gerekiyor. Bu nedenle kadınların kalp sağlığını yalnızca meme ve kadın hastalıklarına yönelik kontrollerle sınırlı tutmadan, kardiyovasküler sağlık açısından da değerlendirmeleri önemli. Erkeklerde kardiyovasküler riskler genellikle daha erken yaşlarda ortaya çıkabildiği için tansiyon, kolesterol, kan şekeri, kilo ve sigara kullanımı gibi risk faktörlerinin düzenli olarak takip edilmesi önem taşıyor. Hem kadınların hem erkeklerin yaş ve kişisel risk faktörlerine uygun şekilde kalp sağlıklarını düzenli olarak değerlendirmeleri hayati' diye konuştu.</p>

<p>Kalbinizi korumak için belirti beklemeyin</p>

<p>Dışarıdan zinde ve sağlıklı görünen, sigara kullanmayan ve yüksek tansiyonu bulunmayan kişilerin de kalp krizi geçirebileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Çiğdem Koca, kişisel risk değerlendirmesinde dikkate alınması gereken parametrelere ilişkin de şunları kaydetti: 'Kişinin ApoB, lipoprotein(a), trigliserit, HDL, hemoglobin A1c, açlık insülini ve C-reaktif protein gibi değerlerinin de kişisel risk profili doğrultusunda değerlendirilmesi önemli. Özellikle yüksek trigliserit ve düşük HDL düzeyleri metabolik sağlık açısından uyarıcı olabilir. Bunun yanında evde düzenli tansiyon ölçümü yapmak da çok değerli; çünkü hipertansiyon uzun süre hiçbir belirti vermeden ilerleyebiliyor. Unutmamalıyız ki kalp sağlığını korumak için önemli olan, herhangi bir şikayetin ortaya çıkmasını beklemek yerine kişisel risk faktörlerini erken dönemde belirlemek ve gerekli önlemleri zamanında almaktır.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/uzmanindan-uyari-kalbinizi-korumak-icin-belirti-beklemeyin</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/uzmanindan-uyari-kalbinizi-korumak-icin-belirti-beklemeyin.jpg" type="image/jpeg" length="53774"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırşehir'de yaz aylarında zayıflama ürünlerine talep arttı]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/kirsehirde-yaz-aylarinda-zayiflama-urunlerine-talep-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/kirsehirde-yaz-aylarinda-zayiflama-urunlerine-talep-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırşehir'de yaz aylarında zayıflamaya yönelik bitkisel ürün, çay, sirke ve şuruplara olan talep arttı. Aktarlar, doktor ve diyetisyen kontrolü olmadan kullanılan doğal ürünlerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda vatandaşları uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kentte aktarlık yapan Özgen Öz yaz dönemlerinde vatandaşların zayıflamaya yönelik ürünlere daha fazla ilgi gösterdiğini belirterek, bu ürünleri genel olarak detoks, yağ yakıcı, iştah kapatıcı ve sindirimi rahatlatıcı ürünler şeklinde sınıflandırdıklarını söyledi. Vatandaşların zaman zaman çevresinden duyduğu ürünleri herhangi bir uzman görüşü almadan kullanmaya yöneldiğini ifade eden Öz, 'İnsanlar geliyor ve 'Benim arkadaşım şu ürünü kullanmış, o ürün beni de zayıflatır' şeklinde düşünüyor. Ancak her ürün herkes için uygun olmayabilir. Doktor ve diyetisyen kontrolünde bu tarz ürünlerin kullanılması lazım' dedi. Sağlıklı kilo verme sürecinin hızlı sonuç alma beklentisiyle değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Öz, 'Sağlıklı kilo vermek demek, bir ayda toplam vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 5'ini vermektir. Ne kadar hızlı kilo verirseniz, o kadar hızlı da kilo alırsınız' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'Sosyal medyadaki reklamlara inanmayın'</strong></p>

<p>Her yaz döneminde internet ve sosyal medya üzerinden bazı firmaların yalnızca reklam amacıyla çeşitli ürünlerin pazarlamasını yaptığını belirten Öz, vatandaşların bu tür reklamlara karşı dikkatli olması gerektiğini söyledi. Son dönemde özellikle 'mor enginar macunu'nun gündeme geldiğini aktaran Öz bu ürün hakkında zayıflatma, ödem attırma ve yağ yakma gibi çeşitli iddiaların ortaya atıldığını belirterek, 'Böyle bir şey yok. 'Bu ürünü kullanın, zayıflayın, ödem atın, yağ yakın' gibi söylemlere inanmayın' ifadelerini kullandı. Zayıflamaya yönelik ürünler arasında son dönemde kokonat şuruplarının da vatandaşlardan yoğun talep gördüğünü ifade eden Öz, ürünlerin kullanımında kişisel özelliklerin ve sağlık durumunun göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kırşehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/kirsehirde-yaz-aylarinda-zayiflama-urunlerine-talep-artti</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/kirsehirde-yaz-aylarinda-zayiflama-urunlerine-talep-artti.jpg" type="image/jpeg" length="25426"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geçmeyen şişkinlik, hastalık habercisi]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/gecmeyen-siskinlik-hastalik-habercisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/gecmeyen-siskinlik-hastalik-habercisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karında gaz ve şişkinlik, ağır yemeklerden hızlı yemeye kadar günlük beslenme alışkanlıklarından kaynaklanabildiği gibi irritabl bağırsak sendromu, SİBO, çölyak, mide ve onikiparmak bağırsağı ülserleri ile safra kesesi, pankreas ve karaciğer hastalıklarının da belirtisi olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Bülent Şengül, haftanın yarısından fazlasında görülen ve bir aydan uzun süren şişkinliğin mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Uzm. Dr. Bülent Şengül, 'Kilo kaybı, tekrarlayan kusma, kanlı veya siyah dışkılama, kansızlık ve gece uykudan uyandıran karın ağrısı gibi durumların eşlik etmesi halinde vakit kaybedilmemesi gerekir' dedi.</p>

<p>Karında şişkinlik ve gaz, çoğu zaman beslenme alışkanlıklarına bağlı geçici bir sorun olarak görülür. Ancak şikayetlerin uzun süre devam etmesi durumunda sindirim sistemi hastalıklarının sinyali olabilir. Medicana International İzmir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Bülent Şengül, özellikle haftanın yarısından fazlasında yaşanan ve bir aydan uzun süre devam eden şişkinlik şikâyetlerinin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Uzm. Dr. Bülent Şengül, istem dışı kilo kaybı, tekrarlayan kusma, kanlı dışkılama ve gece uykudan uyandıran karın ağrısı gibi belirtilerin eşlik etmesi halinde vakit kaybetmeden hekime başvurulması gerektiğini söyleyerek, 'Geçici gaz birikmesi genellikle diyet ve beslenme tarzıyla ilişkilidir. Ağır bir öğün, fazla karbonhidrat tüketimi, hızlı yemek yenilmesi, gıdaların yeterince çiğnenmeden yutulması, gazlı içecekler ve hava yutulması sonrasında oluşabilir ve sindirimin tamamlanmasıyla ortadan kalkabilir. Organik bir hastalıktan kaynaklanan şişkinlik ise daha inatçı ve uzun sürelidir. Ancak sürekli olarak benzer bir beslenme düzeni söz konusuysa gaz ve şişkinlik de sürekli hale gelebilir. Şikâyetler kronikleştiğinde kişinin yaşam kalitesini düşürebilir; gün içerisinde, özellikle akşama doğru giderek artabilir ve kişi normal giysilerine sığmakta zorlanabilir. Organik bir hastalığa bağlı durumlarda ise yalnızca diyet değişiklikleriyle tamamen rahatlama sağlanamayabilir. Bu ayrım yapılırken kişinin genel sağlık durumu, beslenme alışkanlıkları, eşlik eden diğer şikâyetleri, kullandığı ilaçlar ve muayene tespitleriyle birlikte değerlendirilmelidir' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Şişkinliğin sıklığı ve süresi önem taşıyor</strong></p>

<p>Şişkinliğin sıklığı ve ne kadar süredir devam ettiğinin değerlendirmede önemli olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Bülent Şengül, 'Ayda birkaç kez, bilinen bir yemek sonrasında oluşan şişkinliği fizyolojik kabul edebiliriz. Ancak kişi haftanın yarısından fazlasında aşırı şişkinlik ve gaz problemi yaşıyorsa ve bu durum bir aydan uzun süredir devam ediyorsa gerekli değerlendirmelerin yapılması gerekir' dedi. Bazı belirtilerin şişkinlikle birlikte görülmesinin daha ayrıntılı inceleme gerektirdiğini belirtti. Uzun süren gaz ve şişkinliğin tek bir hastalığa özgü olmadığını belirten Uzm. Dr. Şengül, irritabl bağırsak sendromu, ince bağırsakta aşırı bakteri çoğalması, çölyak hastalığı ve ülser gibi farklı sorunların benzer yakınmalara yol açabileceğini söyledi. Uzm. Dr. Bülent Şengül, sözlerine şöyle devam etti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Bu şikayetlerle başvuran hastaların büyük ekserisinde irritabl bağırsak sendromu, diğer adıyla huzursuz bağırsak hastalığı ile karşılaşılmaktadır. Bu hastalık, bağırsakların fonksiyonel çalışmasının bozulmasıyla karakterizedir ve bağırsaklardaki hassasiyeti de artırmaktadır. İnce bağırsakta aşırı bakteri çoğalması olarak tanımlanan SİBO ise son yıllarda adından daha sık söz edilen sorunlardan biridir. Bağırsak florasındaki değişimlere bağlı olarak ince bağırsaktaki bakteri yoğunluğu artabilir. Bununla birlikte gıdaların fermantasyonu bozulabilir ve aşırı gaz oluşabilir. Çölyak hastalığında ve gluten hassasiyetinde ise ince bağırsakların villus yapısı ve emilim yüzeyi etkilenebilir; bunun sonucunda gaz ve şişkinlik sorunları yaşanabilir. Mide ve onikiparmak bağırsağı ülserleri de midenin boşalmasını etkileyerek özellikle yemeklerden sonra üst karında şişkinlik ve daha çok hazımsızlık hissi şeklinde kendisini gösterebilir.'</p>

<p><strong>Sorun yalnızca mide ve bağırsaklardan kaynaklanmayabilir</strong></p>

<p>Şişkinliğin karaciğer, safra kesesi ve pankreas hastalıklarında da görülebileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Bülent Şengül, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>'Sindirim işlemi sadece mide ve bağırsağın işi değildir. Karaciğer, safra kesesi, safra yolları ve pankreas da sindirim sisteminde yer alan, gıdaların sindirilmesinde son derece önemli asit ve enzimlerin üretiminde rol oynayan organlardır. Bu organların herhangi birinde oluşabilecek rahatsızlık, sindirimin bazı aşamalarında sorun yaşanması anlamına gelebilir. Örneğin safra kesesindeki taş veya çamur; ağır ve yağlı yemeklerin, yumurta ve çikolatalı yiyeceklerin ardından ciddi şişkinlik, hazımsızlık ve hatta ağrıya neden olabilir. Pankreas hastalıklarında yeterli enzim üretilememesi nedeniyle gıdalar yeterince parçalanamayabilir ve yoğun gaz oluşabilir. Karaciğer hastalıklarında safra asitlerinin yeterince üretilememesi ya da bağırsağa yeterli miktarda ulaşamaması durumunda da benzer tablolar ortaya çıkabilir.'</p>

<p>Şişkinlik şikâyetiyle başvuran hastalarda ilk aşamanın ayrıntılı öykü ve fizik muayene olduğunu belirten Uzm. Dr. Bülent Şengül, şişkinliğin nedenini araştırırken kullanılan testlerle ilgili şu açıklamalarda bulundu:</p>

<p>'SİBO ve laktoz intoleransı için yapılan nefes testleri tanıyı desteklemek amacıyla kullanılabilir. Ancak günümüzde yaygın olarak uygulanan ve kandan bakılan gıda intolerans testleri, yani IgG testleri, güvenilirlik açısından soru işaretleri barındırmaktadır. Bu testlerden yola çıkarak kısıtlayıcı diyetlere başlanması insanları daha da stresli hale getirebilir. Bu diyetlerden fayda gördüğünü ifade eden kişiler bulunmakla birlikte, en uygun yaklaşım hekim veya diyet uzmanı kontrolünde eliminasyon diyeti yönteminin uygulanmasıdır.'</p>

<p><strong>Gelişigüzel ürün kullanımı tanıyı geciktirebilir</strong></p>

<p>Şişkinliği gidermek amacıyla hekime danışılmadan kullanılan ilaç ve ürünlerin sorunun nedenini ortadan kaldırmadığı gibi bazı durumlarda önemli hastalıkların tanısının gecikmesine yol açabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Bülent Şengül, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>'Kulaktan dolma bilgilerle kullanılan müshil ilaçları zamanla bağırsak tembelliğinin kalıcı hale gelmesine ve bağırsak hareketlerinin bozulmasına neden olabilir. Sindirim enzimi adı altında alınan bazı ürünler ya da 'detoks' adı altında yapılan uygulamalar da bağırsak florasını olumsuz etkileyebilir. Bu ilaç veya uygulamalar sonucunda kısmen rahatlama yaşanabilir. Ancak altta mide ya da bağırsaklarda ciddi bir hastalık bulunuyorsa şikâyetlerin geçici olarak baskılanması tanının gecikmesine ve erken tanı fırsatının kaybedilmesine yol açabilir. Uzun süren şikâyetlerde popüler diyet ve kürlerle çözüm aramak yerine nedenin belirlenmesi gerekir. Gerekli değerlendirmeler yapıldıktan sonra herhangi bir hastalık tespit edilmezse beslenme tarzına, diyet içeriğine ve tüketilen miktara dikkat edilerek günlük yaşama devam edilebilir. Erken tanının özellikle ciddi hastalıklarda tedavi süreci açısından büyük önem taşıdığı unutulmamalıdır.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Izmir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/gecmeyen-siskinlik-hastalik-habercisi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/gecmeyen-siskinlik-hastalik-habercisi.jpg" type="image/jpeg" length="56279"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu ilaçları kullananlar dikkat]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/bu-ilaclari-kullananlar-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/bu-ilaclari-kullananlar-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa'da yüksek sıcaklıklara bağlı olarak özellikle yaşlı hastalarda ciddi sağlık sorunları ve ölümlerin yaşandığı yönündeki haberler gündeme gelirken, Türkiye'de de yaz sıcaklarının uzayacağı ve önümüzdeki iki haftalık süreçte yüksek sıcaklıkların etkili olacağı belirtiliyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, özellikle çocuklar, yaşlılar ve bazı ilaçları kullanan vatandaşları sıcak havalara karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İklim değişikliğine bağlı olarak sıcak hava dalgalarının daha sık ve şiddetli hale geldiğini belirten Prof. Dr. Şevket Özkaya, bazı yaygın kullanılan ilaçların vücudun sıcaklığı düzenleme mekanizmasını etkileyebileceğine dikkat çekti. Özkaya, özellikle depresyon, anksiyete, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçların, sıcak havalarda dehidrasyon ve sıcağa bağlı hastalık riskini artırabileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle günün sıcak saatlerinde dışarıda uzun süre kalan oyun çağındaki çocuklar ile yaşlıların daha fazla risk altında olduğunu belirten Özkaya, bazı ilaçların da bu riski artırabileceğini söyledi.</p>

<p>Yüksek tansiyon tedavisinde yaygın olarak kullanılan diüretikler, ACE inhibitörleri ve ARB grubu ilaçlara dikkat çeken Özkaya, 'Bu ilaçlar elektrolit dengesizliği riskini artırabilir. ACE inhibitörleri ve ARB'ler ayrıca normalde susuzluğu tetikleyen hormonun işlevini de etkileyebilir' dedi.</p>

<p>Yaygın kullanılan bazı kalp ilaçlarının da sıcak havalarda vücudun ısıyı uzaklaştırma mekanizmasını etkileyebileceğini ifade eden Özkaya, 'Beta blokerler cilde kan akışını sınırlayabilir. Bu da vücudun ısıyı etkili bir şekilde atmasını zorlaştırabilir' diye konuştu.</p>

<p><strong>Terleme ve vücudun soğuma mekanizmasına dikkat</strong></p>

<p>Trisiklik antidepresanlar ve antikolinerjik özellik taşıyan bazı ilaçların da sıcak havalarda dikkat gerektirdiğini belirten Prof. Dr. Özkaya, bu ilaçların terleme ve vücudun kendisini soğutma mekanizmasını etkileyebileceğini kaydetti. Bu tür ilaçların Parkinson hastalığı, aşırı aktif mesane, bazı solunum hastalıkları ve alerjiler başta olmak üzere farklı sağlık sorunlarının tedavisinde kullanılabildiğini belirten Özkaya, sıcak havalarda ilaç kullanan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>'Kişi kendisi gibi davranmıyorsa acile götürün'</strong></p>

<p>Özellikle çocuklarda ve yaşlılarda sıcak havaya bağlı sağlık sorunlarının belirtilerinin yakından takip edilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Şevket Özkaya, 'Bu ilaçları kullanan hem çocuk hem yaşlı insanlarımızda zihinsel durumunda herhangi bir değişiklik, kafa karışıklığı veya kişinin kendisi gibi davranmaması durumunda, kişiyi derhal en yakın acil servise götürmek gerekir' uyarısında bulundu.</p>

<p>Özkaya, sıcak havalarda özellikle risk grubundaki kişilerin günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmaktan kaçınması, yeterli sıvı alması ve kullandıkları ilaçlarla ilgili doktorlarının önerilerine uyması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Uzmanlar, sıcak hava nedeniyle ilaçların dozunun veya kullanımının kişinin kendi kararıyla değiştirilmemesi gerektiğine de dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/bu-ilaclari-kullananlar-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 15:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/bu-ilaclari-kullananlar-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="52355"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[1800 yıllık Zeugma mozaiğinde tıbbi iz]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/1800-yillik-zeugma-mozaiginde-tibbi-iz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/1800-yillik-zeugma-mozaiginde-tibbi-iz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Işıkay, müzede sergilenen Telete-Dört Mevsim Mozaiği'nde yer alan bir figürün ayağındaki sıra dışı duruşu fark ederek bilimsel inceleme başlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi'nde sergilenen yaklaşık 1800 yıllık Roma mozaiği, bu kez sanatsal değeriyle değil, içerdiği olası tıbbi ayrıntıyla dikkat çekti. Mozaiğin bir figüründe görülen aşağı doğru yönelmiş ayak pozisyonunun, modern tıpta 'ekinus tipi ayak deformitesi' olarak tanımlanan durumu düşündürebileceği değerlendirildi.</p>

<p><strong>Çıplak gözle fark edilmeyen ayrıntıyı tıbbi bakış açısıyla inceledi</strong></p>

<p>Dünyaca ünlü Çingene Kızı Mozaiği'nin de sergilendiği Zeugma Mozaik Müzesi'ni ziyaret eden Prof. Dr. Sedat Işıkay, müzenin ikinci katında bulunan Telete-Dört Mevsim Mozaiği'ndeki figürlerden birinin ayağındaki anatomik görünüme dikkat çekti.</p>

<p>Roma dönemine, MS 2-3. yüzyıla tarihlenen mozaikte Dionysos'un kızı Telete, dört mevsimin alegorik tasvirleriyle birlikte betimlenirken, figürlerden birinin ayağının normal anatomik duruştan farklı şekilde aşağı doğru yöneldiği görüldü.</p>

<p>Tıbbi açıdan incelenen görüntünün, özellikle ayak bileğinin aşağı doğru bükülmesiyle karakterize edilen 'ekinus' tipi bir deformiteyi düşündürebileceği değerlendirildi.</p>

<p><strong>'Kesin olarak çarpık ayak tanısı koyamayız'</strong></p>

<p>Prof. Dr. Sedat Işıkay, değerlendirmesinde önemli bir bilimsel sınıra da dikkat çekti. Yaklaşık 1800 yıllık bir sanat eserindeki tasvir üzerinden kesin bir hastalık tanısı konulamayacağı belirtilirken, mozaiğin günümüze ulaşan kısmının ayağın tüm anatomik özelliklerini değerlendirmek için yeterli olmadığı ifade edildi.</p>

<p>Karşı ayağın yeterince korunmamış olması, anatomik yapıların tamamının görülememesi ve Roma sanatında figürlerin estetik veya sembolik amaçlarla farklı biçimlerde tasvir edilmiş olabilmesi nedeniyle bulgunun kesin bir 'çarpık ayak' tanısı olarak değil, 'olası ekinus tipi ayak deformitesi' şeklinde değerlendirilmesinin daha doğru olduğu belirtildi.</p>

<p><strong>1800 yıl önceki sanat eserinden modern tıbba uzanan dikkat çekici ayrıntı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Sedat Işıkay'ın yaptığı literatür değerlendirmesinin ardından hazırlanan bilimsel çalışma, uluslararası çocuk ortopedisi dergisi Journal of Pediatric Orthopaedics B tarafından yayımlanmak üzere kabul edildi. Böylece Zeugma'da yaklaşık 1800 yıl önce yapılmış bir Roma mozaiği, yalnızca sanat ve arkeoloji açısından değil, tıp tarihine ilişkin olası bir gözlem açısından da bilimsel literatüre taşınmış oldu.</p>

<p>Çalışmanın yayımlandığı Journal of Pediatric Orthopaedics B, çocuk ortopedisi alanındaki bilimsel yayınları takip etmek isteyen okuyucular için çalışmanın akademik kaynağına ulaşılabilecek dergidir.</p>

<p><strong>Antik sanat eserleri geçmiş hastalıkların izlerini taşıyabiliyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Sedat Işıkay, 'Tıp ve sanat tarihinin kesiştiği bu tür çalışmalar, geçmiş toplumlarda hastalıkların ve fiziksel farklılıkların nasıl algılandığı ve sanat eserlerine nasıl yansıdığı konusunda önemli ipuçları sağlayabiliyor. Tarih boyunca yapılan resim, heykel ve mozaiklerde çeşitli kas-iskelet sistemi hastalıklarını veya fiziksel farklılıkları düşündüren tasvirler bilimsel araştırmalara konu olurken, uzmanlar bu eserlerin modern bir tıbbi görüntüleme yöntemi gibi değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Zeugma'daki mozaik de bu açıdan dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. Eserdeki ayak görüntüsünün kesin bir hastalık tanısı koydurmadığı, ancak modern tıp açısından anlamlandırılabilecek anatomik bir ayrıntıyı koruduğu değerlendiriliyor' dedi.</p>

<p><strong>'Binlerce kişinin önünden geçti, tıbbi gözle fark edildi'</strong></p>

<p>Her yıl çok sayıda yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlayan Zeugma Mozaik Müzesi'nde sergilenen Telete-Dört Mevsim Mozaiği, bundan sonra ziyaretçilerin yalnızca sanatsal açıdan değil, tıbbi açıdan da dikkatini çekebilecek. Çingene Kızı Mozaiği'nin hemen yakınında bulunan eserdeki yaklaşık 1800 yıllık ayak tasviri, bir çocuk nöroloğunun tıbbi bakışıyla yeniden değerlendirildi ve bilimsel literatüre taşındı.</p>

<p>Çalışmanın yayımlandığı Journal of Pediatric Orthopaedics B'de yer alan bilimsel yayın, antik bir sanat eserindeki anatomik ayrıntının modern tıp perspektifiyle nasıl değerlendirilebileceğine ilişkin dikkat çekici bir örnek sunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gaziantep, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/1800-yillik-zeugma-mozaiginde-tibbi-iz</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 12:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/1800-yillik-zeugma-mozaiginde-tibbi-iz.jpg" type="image/jpeg" length="75469"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mersin'de sağlık ve bakım hizmetleri vatandaşın ayağına gidiyor]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/mersinde-saglik-ve-bakim-hizmetleri-vatandasin-ayagina-gidiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/mersinde-saglik-ve-bakim-hizmetleri-vatandasin-ayagina-gidiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin'de sağlık kuruluşlarına ulaşmakta güçlük çeken ihtiyaç sahibi vatandaşlara evde sağlık, bakım ve temizlik hizmeti sunuluyor. Kent genelinde sürdürülen hizmet kapsamında doktor muayenesinden pansumana, kişisel bakımdan ev temizliğine kadar birçok ihtiyaç ekipler tarafından vatandaşların evlerinde karşılanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde sürdürülen evde sağlık, evde bakım ve temizlik hizmetleri, sağlık kuruluşlarına ulaşmakta güçlük çeken vatandaşların yaşamını kolaylaştırıyor. Ekipler, Tarsus'tan Anamur'a kadar kent genelinde ihtiyaç sahibi tüm vatandaşlara ulaşıyor. Zihinsel veya bedensel engeli bulunan, 65 yaş üstü olup birden fazla hastalığı nedeniyle sağlık kuruluşuna ulaşmakta güçlük çeken ya da geçirdiği kaza veya hastalık nedeniyle hastaneye gitmekte zorlanan vatandaşlara yönelik hizmetler, ihtiyaçlar doğrultusunda planlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hizmetlerden yararlanan vatandaşlardan biri de şeker hastalığı nedeniyle bacağının birisi dizden aşağı kesilen Zeynel Erbaş. Annesiyle birlikte yaşayan Erbaş, yaklaşık 1,5 yıldır Mersin Büyükşehir Belediyesinin evde sağlık, bakım ve temizlik hizmetlerinden yararlanıyor. Erbaş'ın pansuman ve sağlık kontrollerinin yanı sıra kişisel bakım ve ev temizliği ihtiyaçları da ekipler tarafından karşılanıyor. Böylece Erbaş'ın günlük yaşamının kolaylaştırılması ve annesinin üzerindeki bakım yükünün azaltılması hedefleniyor.</p>

<p><strong>Sağlık ve bakım hizmetleri vatandaşların ihtiyacına göre planlanıyor</strong></p>

<p>Evde sağlık hizmetleri kapsamında doktor muayenesi, kan tetkikleri, yara bakımı ve pansuman, sonda değişimi ile reçeteli tedavilerin uygulanması gibi sağlık hizmetleri sunuluyor. Evde bakım ekipleri ise vatandaşların kişisel bakım ihtiyaçlarına destek oluyor. Saç ve sakal tıraşı, tırnak kesimi ve banyo gibi kişisel bakım hizmetleriyle, vatandaşların günlük yaşamlarını daha rahat sürdürmelerine katkı sağlanıyor. Temizlik ekipleri de düzenli aralıklarla ev temizliği hizmeti vererek hem vatandaşların yaşam alanlarının temiz ve sağlıklı olmasına, hem de varsa yakınlarının üzerindeki yükün azalmasına destek oluyor. Hizmetlerden yararlanmak isteyen vatandaşlar, 'Alo 185' üzerinden randevu alabiliyor.</p>

<p><strong>'İhtiyaç sahibi bütün vatandaşlarımızın yardımına koşuyoruz'</strong></p>

<p>Mersin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesinde görev yapan Dr. Özge Samray, zihinsel veya bedensel engeli bulunan, 65 yaş üstü, çoklu hastalıkları olan ya da hastaneye ulaşmakta güçlük çeken vatandaşlara evde sağlık hizmeti sunduklarını belirterek, bakım hizmetlerinin 15 günde bir, temizlik hizmetlerinin ise 30 günde bir gerçekleştirildiğini söyledi. Vatandaşlara sunulan hizmetlerin detayını paylaşan Samray, 'Sağlık hizmetleri kapsamında evde doktor muayenesi, kan tetkikleri, yara bakımı, pansuman, sonda değişimi ve reçeteli tedavilerin uygulanmasını gerçekleştiriyoruz. Bakım ekiplerimiz saç kesimi, tırnak kesimi, banyo hizmeti gibi kişisel bakımları yapıyorlar. Temizlik ekiplerimiz de hastalarımızın ev temizliklerini yerine getiriyor' dedi.</p>

<p><strong>'Bize 'Alo 185 Teksin' üzerinden ulaşabilirler'</strong></p>

<p>Zeynel Erbaş'ın aldığı hizmetleri aktaran Samray, 'Hastamızın ev temizliği ile sağlık ve kişisel bakım hizmetleri periyodik olarak gerçekleştiriliyor. Daha önce geçirdiği ameliyat sırasında yara bakımı hizmeti de almıştı. İhtiyacı olduğunda gerekli bütün kontrollerini yapıyor, talepleri doğrultusunda hizmet veriyoruz' diye konuştu.</p>

<p>Ekiplerin, hastaların ve yakınlarının ihtiyaçlarını dinleyerek, sağlık, kişisel bakım ve temizlik gibi konularda gerekli desteği sağladığını vurgulayan Samray, 'Bu hizmetlere ihtiyaç duyan tüm vatandaşlarımız bize 'Alo 185' üzerinden ulaşabilir. Elimizden geldiğince bütün ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın yardımına koşuyor, evlerinde onlara verebileceğimiz bütün hizmetleri sağlamaya çalışıyoruz' ifadelerine yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Mersin</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/mersinde-saglik-ve-bakim-hizmetleri-vatandasin-ayagina-gidiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/mersinde-saglik-ve-bakim-hizmetleri-vatandasin-ayagina-gidiyor.jpg" type="image/jpeg" length="41647"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak havalarda et saklama şartlarıyla ilgili dikkat edilmesi gerekenler]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/sicak-havalarda-et-saklama-sartlariyla-ilgili-dikkat-edilmesi-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/sicak-havalarda-et-saklama-sartlariyla-ilgili-dikkat-edilmesi-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'de kasaplık yapan Kadir Şen, vatandaşların gıda zehirlenmesi yaşamamak için sıcak havalarda et saklama şartlarına daha fazla dikkat etmeleri gerektiğini söyledi. Şen, özellikle tavuk etinin kısa süre içerisinde bozulabileceğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ağustos ayı itibarıyla sıcak havalar etkisini sürdürüyor. Açıkta bırakılan gıdalar sıcak havalarda daha kısa sürede bozulabilirken, bu durum zehirlenme gibi sağlık sorunlarına sebep olabiliyor. Eskişehir'de uzun yıllardır kasaplık yapan Kadir Şen, sıcak havalarda et saklama şartlarıyla ilgili dikkat edilmesi gerekenleri anlattı. Şen, alışveriş yapılırken son tüketim tarihlerinin kontrol edilmesini, gün içerisinde kullanılmayacak etin buzlukta muhafaza edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>'Tavuk eti, dolabın alt tarafında 1-2 gün bile zor durur'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan kasap Kadir Şen, 'Etler muhafaza edilirken dışarıda fazla kalmamasına özen gösterilmeli. Eğer günlük kullanılmayacaksa etlerin buzluğa konulması lazım, alt tarafta bozulur. Günlük kullanacak et, dolabın alt tarafında durabilir. Malum, şu anda 30-35 derece sıcaklık var. Biz bile burada dolapta eksi derecelerde etleri anca muhafaza ediyoruz. Havalar çok sıcak gittiği için etler kararma yapabiliyor. Eve aldığımız etlerin günlük kullanmayacağımız bölümlerini, özellikle tavuk etini buzluğa koymamız lazım. Tavuk eti, dolabın alt tarafında 1-2 gün bile zor durur' dedi.</p>

<p><strong>'Et veya kıyma bozulduğunda rengi değişir, yeşerme olur'</strong></p>

<p>Vatandaşların alışveriş yaparken son tüketim tarihlerini kontrol etmelerini tavsiye eden Şen, 'Tavuklarda tarihe bakmak önemli. Yani en az 3-4 gün kalması lazım. Kırmızı etlerde ise renge bakılmalı, çok kararmış olmamalı. Et veya kıyma bozulduğunda rengi değişir, yeşerme olur. Kırmızı et bozulmadan kurur, sonra yavaş yavaş rengini değiştirmeye başlar. Bunun olması için kırmızı etin 12 saat falan dışarıda kalması lazım. Kırmızı et, en zor bozulan ettir ama poşette beklettiğin zaman bozulur' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'Etleri soğutmaya çalışıyoruz ve tavukların tarihlerine özen gösteriyoruz'</strong></p>

<p>Şen, özellikle Kurban Bayramı'nda birçok vatandaşın kesimin ardından eti poşetle dolaba koyduklarını, bunun yanlış olduğunu belirtti. Zaten sıcak olan etin poşet içerisinde hava almadığı için daha çabuk bozulduğunu vurgulayan kasap Kadir Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>'Vatandaş, kasaptan kağıda sarılarak aldığı eti evde açıp da dolaba koyarsa daha iyi olur. Aksi takdirde etler dayanmaz, bozulur. Kasaptan da alsalar kıymayı eve gittiklerinde açıp tabağa koymaları, üstüne bir streç çekmeleri, kullanmayacakları kadarını da buzluğa koymaları lazım. Biz elimizden geldiği kadar dolapların soğuk olmasına özen gösteriyoruz, etleri soğutmaya çalışıyoruz ve tavukların tarihlerine özen gösteriyoruz. Onlara iyi bakıyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/sicak-havalarda-et-saklama-sartlariyla-ilgili-dikkat-edilmesi-gerekenler</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 09:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/sicak-havalarda-et-saklama-sartlariyla-ilgili-dikkat-edilmesi-gerekenler.jpg" type="image/jpeg" length="98705"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dört haftadan uzun süren ses kısıklığı ciddiye alınmalı]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/dort-haftadan-uzun-suren-ses-kisikligi-ciddiye-alinmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/dort-haftadan-uzun-suren-ses-kisikligi-ciddiye-alinmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Soğuk algınlığı, sesin yoğun kullanılması ve reflü gibi nedenlerle ortaya çıkabilen ses kısıklığı, çoğu zaman geçici olsa da dört haftadan uzun sürdüğünde altta yatan nedenin araştırılması gerekiyor. Medicana Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz Bölümü'nden Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, özellikle uzun süren ve tekrarlayan ses kısıklığının ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ses kısıklığı, sesin normalden farklı çıkması, daha boğuk, çatallı, nefesli veya kısık hale gelmesi olarak tanımlanıyor. Sesin oluşmasında temel rol oynayan ses tellerindeki şişme, tahriş, hareket bozuklukları veya yapısal değişiklikler bu duruma neden olabiliyor. Üst solunum yolu enfeksiyonları, sesin uzun süre ve yüksek şiddette kullanılması, reflü, alerjiler ve sigara kullanımı sık karşılaşılan nedenler arasında yer alıyor. Bununla birlikte, uzun süre devam eden ses kısıklığı daha ciddi bazı hastalıkların da belirtisi olabiliyor.</p>

<p>Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, ses kısıklığının tek başına bir hastalık olmadığını, farklı sağlık sorunlarının belirtisi olarak ortaya çıkabileceğini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>'Ses kısıklığı, ses tellerinin normal titreşimini etkileyen pek çok farklı nedenden kaynaklanabilir. Özellikle soğuk algınlığı veya üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında ses tellerinde oluşan ödem, geçici ses değişikliklerine yol açabilir. Bunun yanı sıra yüksek sesle konuşmak, bağırmak, uzun süre konuşmak veya sesi yoğun kullanmak da ses tellerinin zorlanmasına neden olabilir.</p>

<p>Reflü de ses kısıklığının gözden kaçabilen nedenlerinden biridir. Mide içeriğinin yemek borusundan yukarı doğru gelerek gırtlak bölgesine ulaşması, ses tellerinde tahrişe yol açabilir. Bu durumda sabahları belirgin ses kısıklığı, boğaz temizleme ihtiyacı ve öksürük gibi yakınmalar eşlik edebilir.</p>

<p>Ses kısıklığının nedenleri arasında ses teli nodülleri, polipleri ve kistleri gibi yapısal sorunlar da bulunur. Daha nadiren ses teli hareket bozuklukları, bazı nörolojik hastalıklar ve gırtlak bölgesindeki tümörler de ses değişikliğine neden olabilir. Bu nedenle ses kısıklığının ne kadar sürdüğü, beraberinde başka belirtilerin bulunup bulunmadığı ve kişinin risk faktörleri değerlendirilmelidir.'</p>

<p><strong>Dört haftadan uzun süren ses kısıklığı önemsenmeli</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı ses kısıklığı çoğunlukla geçici seyrediyor. Ancak ses kısıklığının dört hafta içinde düzelmemesi veya belirgin şekilde gerilememesi halinde ses tellerinin ve gırtlak bölgesinin değerlendirilmesi gerekiyor. Daha ciddi bir hastalık düşündüren belirtiler varsa değerlendirme için dört haftanın beklenmesi gerekmiyor.</p>

<p>Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, özellikle uzun süren ses değişikliklerinin dikkate alınması gerektiğini belirterek, 'Ses kısıklığının süresi, değerlendirme açısından önemli bir göstergedir. Bir enfeksiyon sonrasında ortaya çıkan ses değişikliğinin giderek düzelmesi beklenir. Buna karşın dört haftayı aşan, tekrarlayan veya giderek belirginleşen ses kısıklığında nedenin ortaya konulması gerekir. Özellikle sigara kullanımı, mesleki olarak yoğun ses kullanımı, boyunda kitle, nefes almada güçlük veya yutma güçlüğü gibi bulguların eşlik ettiği durumlarda daha erken değerlendirme yapılmalıdır' dedi.</p>

<p><strong>Ses kullanımına dikkat etmek gerekiyor</strong></p>

<p>Sesin yoğun ve yanlış kullanılması, özellikle öğretmenler, çağrı merkezi çalışanları, sanatçılar, avukatlar, sağlık çalışanları ve gün içinde uzun süre konuşmak zorunda olan kişilerde ses sorunlarının ortaya çıkma riskini artırabiliyor. Gürültülü ortamlarda yüksek sesle konuşmak, uzun süre aralıksız konuşmak ve bağırmak ses telleri üzerinde yük oluşturabiliyor.</p>

<p>Ses sağlığının korunmasında günlük alışkanlıkların da önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, yeterli sıvı tüketilmesinin, uzun süreli ve yüksek sesli konuşmalardan kaçınılmasının ve sesin gerektiğinde dinlendirilmesinin önemli olduğunu ifade etti. Sürekli boğaz temizleme alışkanlığının da ses tellerinde tahrişe yol açabileceğine dikkat çeken Yalçınozan, bu davranışın sık tekrarlanması halinde altta yatan nedenin araştırılması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Sigara dumanının da gırtlak ve ses tellerinde tahrişe neden olabildiğini ifade eden Yalçınozan, uzun süren ses kısıklığında sigara kullanımının önemli bir risk faktörü olduğunu söyledi. Özellikle sabahları belirginleşen ses kısıklığı, sık boğaz temizleme ve kronik öksürük gibi yakınmaların reflü ile ilişkili olabileceğini belirten Yalçınozan, ses değişikliğinin değerlendirilmesinde eşlik eden belirtilerin de dikkate alınması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Bazı belirtiler daha erken değerlendirme gerektiriyor</strong></p>

<p>Ses kısıklığına nefes almada veya yutkunmada güçlük, kanlı balgam, boyunda kitle ya da konuşurken ve yutkunurken ağrı gibi belirtilerin eşlik etmesi durumunda değerlendirme geciktirilmemeli. Ani başlayan ve özellikle yoğun ses kullanımının ardından ortaya çıkan belirgin ses kaybının da dikkate alınması gerekiyor.</p>

<p>Ses kısıklığının nedeninin belirlenmesinde öncelikle kişinin öyküsü ve belirtilerin özellikleri değerlendiriliyor. Gerekli durumlarda gırtlak ve ses tellerinin görüntülenmesiyle ses değişikliğine yol açan neden araştırılıyor. Böylece enfeksiyon, ses kullanımına bağlı zorlanma, reflü, ses teli üzerindeki yapısal değişiklikler veya farklı bir sağlık sorununun etkisi değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, ses kısıklığının günlük yaşamın doğal bir parçası olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, 'Ses değişikliğinin geçici olması ile uzun süre devam etmesi arasında önemli bir fark vardır. Özellikle nedeni açıklanamayan, tekrarlayan veya giderek artan ses kısıklığında belirtilerin süresi ve eşlik eden bulgular dikkate alınmalıdır. Ses kısıklığının altında yatan nedenin belirlenmesi için gerekli değerlendirmelerin yapılması önem taşır' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/dort-haftadan-uzun-suren-ses-kisikligi-ciddiye-alinmali</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 09:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/dort-haftadan-uzun-suren-ses-kisikligi-ciddiye-alinmali.jpg" type="image/jpeg" length="77291"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gönüllü gençler, hastaların gönüllerine dokundu]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/gonullu-gencler-hastalarin-gonullerine-dokundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/gonullu-gencler-hastalarin-gonullerine-dokundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Mersin Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen program kapsamında gönüllü gençler, hastanede tedavi gören çocuk, yetişkin ve yaşlı hastaları ziyaret ederek moral verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastanenin Sağlığın Geliştirilmesi ve Teşviki Birimi koordinesinde gerçekleştirilen etkinlikte gönüllü gençler, farklı servislerde tedavi gören hastalarla bir araya geldi. Çocuk servisindeki minik hastalarla yakından ilgilenen gençler, onlara moral verirken yüzlerinde tebessüm oluşturdu. Yemek yemekte güçlük çeken çocuk ve yetişkin hastalara da yardımcı olan gönüllüler, tedavi sürecinde hastaların yanında oldu.</p>

<p>Gönüllü gençlerin samimi ilgisinden memnuniyet duyan hastalar ve hasta yakınları, anlamlı organizasyondan dolayı hastane yönetimine teşekkür etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'Şifa, kalpten kalbe kurulan bağlarla da başlar'</strong></p>

<p>Mersin Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ballı, tedavi sürecinde moral ve motivasyonun önemine dikkat çekerek, 'Şifa, yalnızca tıbbi müdahalelerle değil, kalpten kalbe kurulan bağlarla da başlar. Hastanemizde tedavi gören çocuklarımızdan yetişkinlerimize ve kıymetli çınarlarımıza kadar her hastamız bizim için çok değerlidir' dedi.</p>

<p>Mersin Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile gerçekleştirilen iş birliği sayesinde gönüllü gençlerin hastalarla bir araya geldiğini belirten Ballı, gençlerin çocukların yüzlerinde tebessüm oluşturduğunu, yemek yemekte güçlük çeken hastalara yardımcı olduğunu ve samimi sohbetleriyle hastaların yanında bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>Gönüllülük bilinciyle hastaların yanında olan gençlerle gurur duyduklarını kaydeden Ballı, 'Geleceğimizin teminatı çocuklarımız, gençlerimizin enerjisi ve kıymetli çınarlarımızın hayat tecrübesi sevgi çatısı altında bir araya geldi. Bizler yalnızca hastalıkları tedavi etmiyor; saygı, vefa ve dayanışmayla nesiller arasında güçlü gönül köprüleri de kuruyoruz' diye konuştu.</p>

<p>Sağlık çalışanlarının özverisi ile gönüllü gençlerin samimiyetinin hastalar için önemli bir moral kaynağı olduğunu vurgulayan Ballı, programa katkı sunan Mersin Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile gönüllü gençlere teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Mersin, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/gonullu-gencler-hastalarin-gonullerine-dokundu</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/gonullu-gencler-hastalarin-gonullerine-dokundu.jpg" type="image/jpeg" length="74824"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzun yolculuklarda pıhtı riskine karşı önlem uyarısı]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/uzun-yolculuklarda-pihti-riskine-karsi-onlem-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/uzun-yolculuklarda-pihti-riskine-karsi-onlem-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uçak, otobüs veya otomobille yapılan uzun süreli yolculuklarda saatlerce hareketsiz kalmak, bacak toplardamarlarındaki kan dolaşımını yavaşlatarak pıhtı oluşumu riskini artırabiliyor. Oluşan pıhtının akciğerlere ulaşması halinde ise hayati tehlikeye yol açabilen pulmoner emboli gelişebiliyor. Memorial Bodrum Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Op. Dr. Filiz Bakkal, özellikle tatil ve iş seyahatlerinde pıhtı riskini azaltmak için alınabilecek önlemler hakkında bilgi verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Saatlerce hareketsiz kalmak riski artırıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Derin ven trombozu, genelikle bacakların derin toplardamarlarında pıhtı oluşmasıyla ortaya çıkıyor. Uzun süre hareketsiz kalındığında bacak toplardamarlarındaki kan akımının yavaşlaması, kanın damarlarda göllenmesine ve pıhtı oluşmasına neden olabiliyor.</p>

<p>İş veya tatil yolculuklarında uçak, otobüs ya da otomobilde uzun süre aynı pozisyonda oturmak, bacaklardaki toplardamar dolaşımını yavaşlatıyor. Daha önce pıhtı öyküsü bulunan, yakın zamanda ameliyat geçiren veya hastanede yatan, aktif kanser hastalığı bulunan, ileri yaşta ya da fazla kilolu kişilerde pıhtı oluşma riskinin daha yüksek olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Yaz aylarında yapılan yolculuklarda sıcak havaya bağlı sıvı kaybı da artabiliyor. Bu nedenle yolculuk sırasında yeterli sıvı tüketilmesi önem taşıyor. Ancak pıhtı oluşumu açısından en önemli risk faktörlerinden birinin uzun süreli hareketsizlik olduğu ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Akciğere ulaşan pıhtı hayati tehlikeye yol açabiliyor</strong></p>

<p>Derin ven trombozu'nun her zaman belirgin belirtilerle ortaya çıkmayabileceğini söyleyen Memorial Bodrum Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü'nden Op. Dr. Filiz Bakkal, 'Özellikle uzun yolculuk sonrasında tek bacakta şişlik, ağrı veya hassasiyet, kızarıklık ve ısı artışı görülmesi halinde tıbbi değerlendirme yapılması gerekiyor. Pıhtının akciğere ulaşması durumunda ani nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı, baş dönmesi veya bayılma ve kanlı öksürük gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Bu belirtilerin görülmesi halinde acil tıbbi değerlendirme yapılması önem taşıyor. Uzun yolculuklarda pıhtı riskini azaltmak için mümkün olduğunda koltuktan kalkarak kısa yürüyüşler yapılması öneriliyor. Otomobil yolculuklarında ise düzenli aralıklarla mola verilerek birkaç dakika yürünmesi gerekiyor. Yolculuk sırasında oturulan yerde ayak bileklerinin yukarı ve aşağı hareket ettirilmesi, dairesel hareketler yapılması ve ayak parmakları ile topukların sırayla kaldırılarak baldır kaslarının çalıştırılması da bacak dolaşımının desteklenmesine yardımcı oluyor. Uzun süre bacak bacak üstüne atılmaması, bacakların rahat ve hareket edebilecek şekilde konumlandırılması, bel ve bacak bölgesini sıkan kıyafetler yerine rahat kıyafetler tercih edilmelidir. Yolculuk boyunca susamayı beklemeden düzenli olarak su tüketilmesi de önemlidir. Daha önce pıhtı geçiren veya pıhtı açısından risk faktörleri bulunan kişilerin ise yolculuk öncesinde hekimlerine danışmaları gerekiyor. Kompresyon çorabı veya ilaçla korunma gibi yöntemlerin gerekip gerekmediğinin kişinin risk durumuna göre hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Muğla, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/uzun-yolculuklarda-pihti-riskine-karsi-onlem-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/uzun-yolculuklarda-pihti-riskine-karsi-onlem-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="15487"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından 'Haşimato' uyarısı: 'Belirtiler göz ardı edilmemeli']]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/uzmanindan-hasimato-uyarisi-belirtiler-goz-ardi-edilmemeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/uzmanindan-hasimato-uyarisi-belirtiler-goz-ardi-edilmemeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Çakır, toplumda sık görülen tiroid hastalıklarından biri olan Haşimato hastalığına ilişkin bilgiler verdi. Çakır, bağışıklık sisteminin tiroid bezine karşı geliştirdiği tepki sonucu ortaya çıkan hastalığın zaman içerisinde tiroid hormonlarının yetersiz üretilmesine neden olabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Haşimato hastalığının otoimmün bir hastalık olduğunu ifade eden Medical Point Gaziantep Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Çakır, hastalığın başlangıç döneminde herhangi bir belirti vermeyebileceğine dikkat çekti. Uzm. Dr. Mehmet Çakır, hastalık ilerledikçe halsizlik, yorgunluk, üşüme, kilo alma, cilt kuruluğu, kabızlık, saç dökülmesi ve konsantrasyon güçlüğü gibi şikayetlerin görülebileceğini kaydetti.</p>

<p><strong>'Halsizlik ve yorgunluk dikkate alınmalı'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haşimato hastalarında görülebilen belirtilerin farklı sağlık sorunlarıyla da karıştırılabildiğini belirten Uzm. Dr. Mehmet Çakır, özellikle uzun süren halsizlik ve yorgunluğun göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Uzm. Dr. Mehmet Çakır, 'Halsizlik ve yorgunluk yalnızca yoğun çalışma temposu, uykusuzluk veya stres kaynaklı olmayabilir. Tiroid hastalıkları da bu şikayetlerin önemli nedenleri arasında yer alabilir. Bu nedenle uzun süre devam eden ve günlük yaşamı etkileyen belirtilerin hekim tarafından değerlendirilmesi önemlidir' dedi.</p>

<p><strong>Tanı kan testleriyle destekleniyor</strong></p>

<p>Haşimato tanısında hastanın şikayetleri ve doktor muayenesinin yanı sıra kan testlerinden yararlanıldığını belirten Uzm. Dr. Mehmet Çakır, TSH ve serbest T4 gibi tiroid fonksiyon testlerinin değerlendirildiğini, gerekli durumlarda tiroid antikorlarının da incelendiğini ifade etti. Hastalığın her bireyde aynı şekilde seyretmediğini vurgulayan Uzm. Dr. Mehmet Çakır, tedavi kararının kişinin tiroid fonksiyonları ve genel sağlık durumuna göre verilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>'Kontroller ihmal edilmemeli'</strong></p>

<p>Haşimato hastalarının düzenli doktor kontrolünde olması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Mehmet Çakır, özellikle tedavi başlanan hastalarda tiroid hormon düzeylerinin takip edilmesinin önem taşıdığını kaydetti. Uzm. Dr. Mehmet Çakır, internet üzerinden önerilen bilinçsiz diyet ve takviyelerin kullanılmaması gerektiğini belirterek, 'Tiroid hastalığı bulunan kişilerin doktor önerisi olmadan ilaç veya takviye kullanmaması gerekir. Her hastanın tedavisi kendi klinik durumuna göre planlanmalıdır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Uzm. Dr. Mehmet Çakır, uzun süren halsizlik, üşüme, açıklanamayan kilo değişiklikleri, saç dökülmesi veya benzeri şikayetleri bulunan kişilerin bir sağlık kuruluşuna başvurarak değerlendirme yaptırmasının önemine dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gaziantep, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/uzmanindan-hasimato-uyarisi-belirtiler-goz-ardi-edilmemeli</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/uzmanindan-hasimato-uyarisi-belirtiler-goz-ardi-edilmemeli.jpg" type="image/jpeg" length="37243"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her şişlik ödem değildir]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/her-sislik-odem-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/her-sislik-odem-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bacaklarda şişliğin, kalınlaşmanın veya şekil bozukluklarının toplumda sıklıkla genel bir 'ödem' problemi olarak değerlendirildiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, her bacak şişliğinin aynı nedene dayanmadığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Görünüşte benzerlik gösteren lipödem ve lenfödem; oluşum mekanizmalarının, klinik belirtileri ve tedavi yaklaşımları açısından birbirinden farklı iki hastalık olduğunu ifade eden Op. Dr. Baysal, bacaklarda görülen şişlik, kalınlaşma ve şekil bozukluklarının doğru değerlendirilmesi ve uygun tedavinin planlanması için uzman hekim muayenesinin çok önemli olduğunu belirtti.</p>

<p>Lipödemde yağ dokusunun anormal ve simetrik birikimi ön plandayken, lenfödem lenf sıvısının dokularda birikmesiyle ortaya çıktığını, lipödemin genellikle iki bacağı benzer şekilde etkilediğini ve ayakların çoğunlukla korunurken, lenfödemde şişliğin ayaklara kadar ilerleyebildiğini ve zamanla ciltte kalınlaşma görülebildiğini söyleyen Medicana Konya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, bu iki hastalığın birbirinden ayrılmasının, uygulanacak tedavinin doğru belirlenmesinin de önemli olduğunun altını çizdi.</p>

<p><strong>Vücudun lipödem hakkında verdiği mesajlar</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lipödemin yağ dokusunun anormal, orantısız ve çoğunlukla simetrik birikimiyle seyreden kronik bir hastalık olduğunu kaydeden Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, çoğunlukla kadınlarda görüldüğünü, hastalığın genellikle ergenlik, gebelik, doğum sonrası dönem ve menopoz gibi hormonal değişimlerin yaşandığı dönemlerde ortaya çıkabildiğini veya ilerleyebildiğini ifade etti. Baysal, 'Lipödemde temel belirtiler çok önemlidir. Kalça, uyluk ve bacaklarda belirgin yağ birikimi olur. Bacaklar kalınlaşmasına rağmen ayak sırtı ve parmaklar genellikle normal görünür. Bu, lipödem açısından önemli bir klinik ipucudur. Etkilenen bölgelerdeki yağ dokusu, genel kilo kaybına göre dirençlidir. Bacaklarda ağrı, dokunmaya karşı hassasiyet, ağırlık hissi ve kolay morarma görülen diğer etkilerdir. Gün sonuna doğru dolgunluk ve rahatsızlık artabilir. Bu belirtilerin yaşanması ve sonrasındaki süreç yalnızca estetik bir kaygı değildir; hareket kabiliyetini, yaşam kalitesini ve psikolojik iyilik hâlini olumsuz etkileyebilen tıbbi bir durumdur. İleri evrelerde yağ dokusundaki artış ve lenfatik sistem üzerindeki yük nedeniyle ikincil lenfatik yetmezlik gelişebilir ve lipödem ile lenfödemin birlikte görüldüğü lipolenfödem tablosu da ortaya çıkabilir' dedi.</p>

<p><strong>Lenfödem, dolaşım sistemindeki taşıma kapasitesinin yetersiz olduğunu gösterir</strong></p>

<p>Lenfödemde vücudun verdiği mesajların da erken dönemde fark edilmesi gereken önemli belirtiler içerdiğini belirten Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, lenfödemin, lenfatik dolaşım sisteminin taşıma kapasitesinin yetersiz kalması sonucu dokularda protein açısından zengin lenf sıvısının birikmesiyle ortaya çıktığını söyledi. Doğuştan gelen lenfatik bozukluklara bağlı gelişebileceği gibi; kanser cerrahisi, lenf bezlerinin alınması, radyoterapi, enfeksiyon, travma veya bazı damar hastalıkları sonrasında ikincil olarak da gelişebileceğini ifade eden Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, 'Lenfödemde temel belirtiler özellikle şişlik, gerginlik ve dokulardaki değişikliklerle kendini gösterebilir. Lenfödemde başlangıçta dinlenmekle azalabilen şişlik zamanla kalıcı hâle gelebilir. İlerleyen dönemlerde dokuda sertleşme (fibrozis) ve ciltte kalınlaşma gelişebilir. Lipödemden farklı olarak ayak sırtı ve ayak parmakları da sıklıkla etkilenir. Lenfödem çoğu zaman tek taraflı ve asimetrik görülebilmekle birlikte, her iki bacağı da etkileyebilir. Etkilenen bölgelerde ağırlık, gerginlik ve sertlik ön planda olabilir; ağrı da görülebilir. Lipödemdeki gibi anormal yağ dokusu birikiminden farklı olarak temel sorun dokularda lenf sıvısının birikmesidir ve etkilenen bölge diyetle doğrudan küçülmez. Uzun süreli ve tedavi edilmeyen lipödem ise lenfatik sisteme ek yük oluşturarak lipolenfödem adı verilen karma bir tabloya dönüşebilir. Bu nedenle bacaklarda oluşan şişlik, gerginlik, sertleşme ve özellikle ayak ile parmakların da etkilenmesi yalnızca estetik bir sorun olarak değerlendirilmemeli; doğru tanı ve uygun tedavi açısından mutlaka dikkate alınmalıdır' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Doğru tanı doğru tedavinin ilk adımıdır</strong></p>

<p>Bacaklarında şişlik veya kalınlaşma fark eden kişilerin bu durumu yalnızca kilo artışına bağlayarak ihmal etmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, benzer şikayetlerin farklı hastalıklardan kaynaklanabileceğine dikkat çekerek, 'Lipödem, lenfödem ve kronik venöz yetmezlik benzer şikâyetlere yol açabileceği gibi aynı hastada birlikte de görülebilir. Bu nedenle bacaklarda oluşan şişlik veya kalınlaşmanın nedeninin doğru şekilde belirlenmesi büyük önem taşır. Doğru değerlendirme; ayrıntılı hasta öyküsü, fizik muayene ve gerekli görüldüğünde venöz ve lenfatik sistemin değerlendirilmesini içerir. Venöz Doppler ultrasonografi, özellikle eşlik eden toplardamar yetmezliğinin ortaya konulmasında önemli bir incelemedir. Klinik olarak gerekli görülen seçilmiş hastalarda lenfosintigrafi de lenfatik sistemin değerlendirilmesine yardımcı olabilir. Yıllardır devam eden, her iki bacakta simetrik kalınlaşma, ağrı, hassasiyet ve kolay morarma şikâyetleri bulunan kişilerin lipödem açısından değerlendirilmesi gerekir. Ayakları da kapsayan, zamanla sertleşen ve kalıcı hâle gelen şişliklerde ise lenfödem ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır. Bacak şişliği ve kalınlaşmasının altında lipödem, lenfödem, kronik venöz yetmezlik veya bunların bir kombinasyonu bulunabilir. Bu nedenle doğru tanı, doğru tedavinin ilk adımıdır' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Konya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/her-sislik-odem-degildir</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/her-sislik-odem-degildir.jpg" type="image/jpeg" length="97970"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[1 aylık bebek için uçak ambulans havalandı]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/1-aylik-bebek-icin-ucak-ambulans-havalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/1-aylik-bebek-icin-ucak-ambulans-havalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van'da primer pulmoner hipertansiyon teşhisiyle tedavi gören 1 aylık bebek, ileri düzey tetkik ve tedavisi için Sağlık Bakanlığına ait uçak ambulansla Ankara'ya sevk edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavisi devam eden ve primer pulmoner hipertansiyon tanısı konulan 1 aylık bebeğin ileri düzey tetkik ve tedavisinin sürdürülmesine karar verildi. Minik hastanın sağlık durumuna uygun olarak planlanan nakil sürecinde, gerekli tıbbi değerlendirme ve koordinasyon sağlık ekipleri tarafından titizlikle sağlandı. İşlemlerin tamamlanmasının ardından Van Ferit Melen Havalimanı'na getirilen bebek, uçak ambulansa alınarak Ankara Etlik Şehir Hastanesine nakledildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Van</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/1-aylik-bebek-icin-ucak-ambulans-havalandi</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/1-aylik-bebek-icin-ucak-ambulans-havalandi.jpg" type="image/jpeg" length="46556"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nefes darlığı, kalp ve akciğer hastalıklarının önemli belirtilerinden biri olabilir]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/nefes-darligi-kalp-ve-akciger-hastaliklarinin-onemli-belirtilerinden-biri-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/nefes-darligi-kalp-ve-akciger-hastaliklarinin-onemli-belirtilerinden-biri-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel Ümit Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Murat Yüzüak, nefes darlığının yalnızca akciğerlerden değil, kalp hastalıkları, kansızlık ve farklı sağlık sorunlarından da kaynaklanabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Murat Yüzüak, doğru tanı için eşlik eden belirtilerin ve yapılacak tetkiklerin birlikte değerlendirilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Yüzüak, 'Nefes darlığı, kalp ve akciğer hastalıklarının önemli belirtilerinden biri olarak ortaya çıkabiliyor. Şikâyetin ne zaman başladığı, eforla ilişkisi, hangi pozisyonda arttığı ve beraberinde görülen diğer belirtiler, sorunun kaynağının belirlenmesinde önemli ipuçları veriyor. Nefes darlığı şikâyetiyle sağlık kuruluşlarına başvuran hastalarda kalp ve akciğer kaynaklı sorunların ayırt edilmesi için hastanın öyküsü, muayene bulguları ve gerekli tetkiklerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir' dedi.</p>

<p>'Yatış pozisyonu önemli bir ipucu'</p>

<p>Kalp hastalıklarına, özellikle kalp yetmezliğine bağlı nefes darlığında hastanın yatış pozisyonunun önemli bir ipucu olabileceğini belirten Yüzüak, bazı hastaların düz şekilde yatmakta zorlanabildiğini söyledi. Yüzüak, 'Kalp yetmezliğinde ortopne dediğimiz, düz yatınca nefes darlığının artması ve hastanın oturur veya yarı oturur pozisyona geçtiğinde rahatlaması oldukça tipik bir bulgudur. Ancak bu bulgu tek başına nefes darlığının kalp kaynaklı olduğunu göstermez. Akciğer hastalıklarında ise nefes darlığının pozisyonla ilişkisi hastalığın türüne ve hastanın klinik durumuna göre değişebilir. Bu nedenle hastanın şikâyetinin nasıl başladığı ve hangi durumlarda arttığı bizim için önemlidir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Akciğer grafisi ve solunum testleri yol gösteriyor'</p>

<p>Nefes darlığı yaşayan hastalarda akciğer grafisinin önemli bilgiler sunduğunu dile getiren Yüzüak, grafide kalp büyüklüğünün yanı sıra zatürre, akciğerde kitle, plevral sıvı, pnömotoraks ve KOAH ile uyumlu bazı değişiklikler gibi nefes darlığına yol açabilecek durumların değerlendirilebildiğini belirtti. Kan gazı ölçümünün özellikle solunum yetmezliği düşünülen hastalarda önemli bilgiler verdiğini kaydeden Yüzüak, göğüs hastalıkları açısından hastanın klinik durumuna göre solunum fonksiyon testleri, akciğer grafisi, kan gazı ve gerektiğinde ileri görüntüleme yöntemlerinden yararlanıldığını söyledi. Yüzüak, 'Hastanın öyküsü ve muayene bulgularıyla birlikte solunum fonksiyon testleri ve diğer tetkikleri değerlendirdiğimizde KOAH ve astım gibi solunum sistemi hastalıkları açısından önemli bilgiler elde ediyoruz. Ancak nefes darlığının her zaman akciğer kaynaklı olmadığını unutmamak gerekiyor. Solunum sistemiyle açıklayamadığımız durumlarda kalp hastalıkları ve diğer nedenleri araştırıyor, gerektiğinde kardiyoloji ve ilgili diğer branşlardan destek istiyoruz' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Nefes darlığının nedeni kansızlık da olabilir'</p>

<p>Her nefes darlığının kalp veya akciğer hastalığı anlamına gelmediğine dikkat çeken Uzm. Dr. Murat Yüzüak, farklı sistemik hastalıkların da benzer şikâyetlere yol açabileceğini söyledi. Özellikle ciddi kansızlığın nefes darlığına neden olabileceğine işaret eden Yüzüak, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>'Bazen nefes darlığı kalp veya akciğer kaynaklı olmayabilir. Örneğin ciddi anemi, bazı metabolik ve hormonal hastalıklar ya da kişinin genel kondisyonuyla ilişkili durumlar da nefes darlığına yol açabilir. Bu nedenle hastayı yalnızca kalp ve akciğer açısından değil, gerektiğinde daha geniş bir çerçevede değerlendirmek gerekir.'</p>

<p>'Ani başlayan nefes darlığı ihmal edilmemeli'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nefes darlığının bazı durumlarda acil müdahale gerektiren ciddi hastalıkların ilk belirtisi olabileceğini vurgulayan Yüzüak, özellikle ani başlayan veya hızla şiddetlenen nefes darlığının önemsenmesi gerektiğini belirtti. Yüzüak, 'Nefes darlığı aniden başladıysa veya giderek ağırlaşıyorsa; beraberinde göğüs ağrısı, bayılma, morarma, kanlı balgam ya da belirgin oksijen düşüklüğü varsa vakit kaybetmeden acil sağlık değerlendirmesi yapılmalıdır. Çünkü bu tablo kalp krizi, pulmoner emboli, pnömotoraks veya ciddi solunum yetmezliği gibi acil durumlarla ilişkili olabilir' diye belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/nefes-darligi-kalp-ve-akciger-hastaliklarinin-onemli-belirtilerinden-biri-olabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 12:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/nefes-darligi-kalp-ve-akciger-hastaliklarinin-onemli-belirtilerinden-biri-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="58847"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uyku laboratuvarı hayat kalitesini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/uyku-laboratuvari-hayat-kalitesini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/uyku-laboratuvari-hayat-kalitesini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa'da vatandaşların yoğun talebi üzerine Bursa Şehir Hastanesi Uyku Laboratuvarı kapasitesi artırıldı. Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda ve Bursa İl Sağlık Müdürlüğünün desteğiyle laboratuvara 2 yeni oda kazandırılırken, uzmanlar horlama, uykuda nefes kesilmesi ve gündüz uyuklaması gibi belirtilerin uyku apnesine işaret edebileceği konusunda uyarıda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Koç, uyku apnesinin yalnızca gece uykusunu etkileyen bir rahatsızlık olmadığını, tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Uyku apnesinin, uyku sırasında nefesin durması veya ciddi şekilde yavaşlaması olarak tanımlandığını belirten Koç, 'Kaliteli bir uyku uyuyamadığımız için ertesi gün sabah ciddi anlamda yorgun hissederiz. Baş ağrısı, bitkinlik ve halsizlik olabilir. Uyku apnesi tedavi gerektiren ciddi bir tablodur' dedi.</p>

<p>Koç, uyku apnesinin kalp krizi, inme ve felç gibi önemli sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, gündüz aşırı uyku halinin de özellikle araç kullanan kişiler açısından ciddi risk oluşturduğunu ifade etti. 'Uyku apnesi olan bireyler gündüz uyuyakalabiliyor. Bu durum direksiyon başında uyuyakalmaya ve trafik kazalarına da yol açabiliyor' diyen Koç, belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Uyku apnesinin teşhisinin altın standart yöntemin polisomnografi olduğunu ifade eden Koç, uyku laboratuvarında hastaların bir gece boyunca takip edildiğini söyledi. Koç, 'Polisomnografi, hastanede bir gece yatarak yapılan bir işlem. Vücudun farklı yerlerine elektrotlar bağlanıyor ve bütün gece boyunca hastanın uykusu değerlendiriliyor. Uykuda nefes durması oldu mu, olduysa nasıl bir nefes durması, beraberinde oksijen değeri düştü mü, vücutta farklı problemler ortaya çıktı mı, bunların tamamı değerlendiriliyor' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Tedavi hastaya göre belirleniyor'</p>

<p>Uyku apnesinde tek bir tedavi yönteminin bulunmadığını belirten Koç, hastalığın derecesine göre farklı tedavi seçeneklerinin uygulandığını söyledi. Koç, 'Eğer hafif bir uyku apnesi varsa tedavi yöntemi değişiyor. Ancak orta ağır veya ağır bir uyku apnesi varsa PAP cihazı dediğimiz, pozitif hava bası vererek daralan ve tıkanan hava yollarını açan cihazlarla tedavi uygulanıyor' dedi.</p>

<p>Uyku apnesi bulunan hastaların önemli bir bölümünde kilo probleminin de görüldüğünü belirten Koç, tedavinin yalnızca cihaz kullanımından ibaret olmadığını ifade etti. Koç, 'Hastaların profesyonel destek almaları ve yaşam tarzını değiştirmeleri gerekiyor. Sadece cihaz tedavisi değil, beraberinde yaşam tarzı değişikliği ve kilo vermesi için profesyonel destek de alması gerekir. Bununla beraber uyku apnesinin tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım gerekiyor' diye konuştu.</p>

<p>Koç, tedavi sürecinde Göğüs Hastalıkları uzmanının yanı sıra gerektiğinde nöroloji, kardiyoloji ve diyetisyen gibi farklı branşların da sürece dahil olabildiğini söyledi. Polisomnografi işleminin bütün gece sürdüğünü belirten Koç, hastaların işlem öncesinde günlük uyku düzenlerine benzer şekilde hazırlanmalarının önemli olduğunu söyledi. Koç, 'İşleme gelecek olduğunuz zaman akşam çay, kahve ve asitli içecekleri tüketmemeniz, ağır bir öğün yememeniz ve ağır egzersiz yapmamanız gerekiyor. İşleme gelirken pijama, terlik ve rahat kıyafetler getirebilirsiniz' dedi.</p>

<p>Hastaların laboratuvarda evde uyudukları şekilde uyuduklarını belirten Koç, 'Akşam evde yattığınız şekilde işlem odasına alınırsınız. Sadece problar ve elektrotlar bağlanır. Gece burada evde uyuduğunuz şekilde uyursunuz. Sabah işlem bittikten sonra elektrotlar ayrılır ve işlem sonlandırılır. Daha sonra evinize gidebilirsiniz' ifadelerini kullandı.</p>

<p>İşlemin herhangi bir ağrıya neden olmadığını da belirten Koç, 'Polisomnografi invaziv bir işlem değil. İşlem esnasında herhangi bir ağrı veya sızı hissetmezsiniz' dedi.</p>

<p>'Bu belirtilerden biri varsa başvurun'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Horlama, uykuda nefes durması ve gündüz uyuklamasının uyku apnesi açısından önemli belirtiler olduğunu ifade eden Koç, bu üç belirtinin aynı anda görülmesinin şart olmadığını söyledi. Koç, 'Horluyorsanız, gece nefesiniz duruyorsa, bunu siz veya eşiniz fark ediyorsa ya da gündüz uyuklamanız varsa, bu üç semptomdan herhangi biri mevcutsa mutlaka uyku laboratuvarı olan bir hastaneye başvurmanız gerekiyor. Üçünün beraber olması şart değil' dedi.</p>

<p>Göğüs Hastalıkları uzmanı tarafından yapılacak muayenenin ardından gerekli görülmesi halinde hastaların uyku laboratuvarına yönlendirileceğini belirten Koç, erken başvurunun tanı ve tedavi açısından önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Uyku Laboratuvarına 2 yeni oda</p>

<p>Vatandaşların yoğun talebini karşılamak ve daha hızlı hizmet sunabilmek amacıyla Uyku Laboratuvarının kapasitesinin artırıldığını belirten Koç, 'Vatandaşlarımıza daha hızlı hizmet sunabilmek adına Bursa İl Sağlık Müdürlüğümüzün talimatı ile kapasitemizi 2 yeni ilave oda ile artırdık. Horlama, uykuda nefes kesilmesi ve sabah yorgun uyanma gibi sorunlarınızda modern altyapımızla yanınızdayız' diye konuştu.</p>

<p>Koç, hizmet kalitesinin ve kapasitesinin artırılmasına sağladıkları katkı ve desteklerden dolayı Sağlık Bakanlığına ve Bursa İl Sağlık Müdürlüğüne teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bursa, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/uyku-laboratuvari-hayat-kalitesini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 12:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/uyku-laboratuvari-hayat-kalitesini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="75421"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sık hastalanan her çocuğun bağışıklığı zayıf değildir]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/sik-hastalanan-her-cocugun-bagisikligi-zayif-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/sik-hastalanan-her-cocugun-bagisikligi-zayif-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocukların sık hastalanmasının pek çok ebeveyni 'düşük bağışıklık' korkusu ile endişelendirdiğini, ancak sık hastalanmanın her zaman bağışıklık sisteminin zayıf olduğu anlamına gelmediğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cansu Yılmaz, 'Özellikle kreş ve okul çağındaki çocuklar yılda 6 ila 10 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirebilir. Her enfeksiyon aslında bağışıklık sisteminin yeni mikropları tanıdığı bir öğrenme sürecidir. Bu nedenle sık hastalanan her çocuk bağışıklığı düşük bir çocuk değildir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bağışıklık sisteminin çocukluk döneminde gelişimini sürdürdüğünü belirten Acıbadem Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cansu Yılmaz, 'Özellikle kreş ve okul döneminde çocuklar birçok yeni virüsle ilk kez karşılaşıyor. Bu nedenle yılda 6-10 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmeleri çoğu zaman normal kabul edilir. Her hastalık bağışıklık sisteminin yeni bir mikropla tanışması ve kendini geliştirmesi anlamına gelir' diye konuştu.</p>

<p>'Bazı belirtiler varsa mutlaka değerlendirilmeli'</p>

<p>Ancak her sık hastalanmanın da normal kabul edilmemesi gerektiğinin altını çizen Yılmaz, 'Enfeksiyonların çok ağır seyretmesi, sürekli antibiyotik gerektirmesi, uzun sürmesi ya da çocuğun büyüme ve gelişmesinin etkilenmesi gibi durumlarda mutlaka bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Bağışıklığı tek bir vitamin ya da şurup güçlendirmez'</p>

<p>Toplumda bağışıklığın takviyelerle güçlendirilebileceğine yönelik yanlış bir inanış bulunduğunu söyleyen Yılmaz, 'Sağlıklı ve dengeli beslenen bir çocukta rutin vitamin veya takviye kullanımı her zaman gerekli değildir. Ayrıca her enfeksiyonda antibiyotik kullanılması da doğru değildir. Antibiyotikler virüslere karşı etkili değildir ve gereksiz kullanımları faydadan çok zarar verebilir' dedi.</p>

<p>'Bağışıklığın en güçlü destekçisi sağlıklı yaşamdır'</p>

<p>Bağışıklık sistemini destekleyen en önemli etkenlerin günlük yaşam alışkanlıkları olduğunu belirten Yılmaz, 'Yeterli ve dengeli beslenme, düzenli uyku, açık havada fiziksel aktivite ve aşıların eksiksiz yapılması çocukların bağışıklık sisteminin sağlıklı gelişmesinde temel rol oynar' diye konuştu.</p>

<p>Bağışıklık sisteminin zamanla olgunlaştığına dikkat çeken Yılmaz, 'Sabırlı olmak ve doğru alışkanlıklar kazandırmak, çocukların sağlıklı büyümesi için en önemli adımdır. Gereksiz ilaç ve takviyeler yerine çocukların uyku düzenine dikkat etmek, doğal ve dengeli beslenmeyi teşvik etmek, ulusal aşı takvimini aksatmamak yeterlidir' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bursa, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/sik-hastalanan-her-cocugun-bagisikligi-zayif-degildir</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 10:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/sik-hastalanan-her-cocugun-bagisikligi-zayif-degildir.jpg" type="image/jpeg" length="10577"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mezitli'de 65 yaş üstü vatandaşlara ücretsiz göz taraması]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/mezitlide-65-yas-ustu-vatandaslara-ucretsiz-goz-taramasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/mezitlide-65-yas-ustu-vatandaslara-ucretsiz-goz-taramasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mezitli Belediyesince 65 yaş ve üzeri vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla ücretsiz göz taraması başlatıldı. Medical Park Hastanesi iş birliğiyle gerçekleştirilen taramaların ilki Tece Seymenli Mahallesi'nde yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mezitli Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışma kapsamında, mahalle muhtarıyla koordineli olarak belirlenen 10 kişilik ilk grubun göz taramaları tamamlandı. Program çerçevesinde yaklaşık 40 vatandaşın ücretsiz göz taramasından faydalanması hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastanenin talebi doğrultusunda taramaların 10'ar kişilik gruplar halinde ve belirlenen periyotlarla sürdürüleceği bildirildi. Belediyenin farklı mahallelerde oluşturulacak gruplarla ücretsiz göz taraması hizmetini devam ettirmeyi planladığı belirtildi.</p>

<p>Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer, özellikle ileri yaştaki vatandaşlara yönelik sağlık çalışmalarını önemsediklerini belirterek, '65 yaş ve üzeri hemşehrilerimizin sağlık kontrollerine katkı sunacak bu tür çalışmaların çok kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Kurumlarımızla iş birliği içerisinde vatandaşlarımızın hayatına dokunan hizmetleri artırmaya devam edeceğiz. Sosyal belediyecilik anlayışımızla her yaştan hemşehrimizin yanında olmayı sürdüreceğiz' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Mersin, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/mezitlide-65-yas-ustu-vatandaslara-ucretsiz-goz-taramasi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/08/agency/iha/mezitlide-65-yas-ustu-vatandaslara-ucretsiz-goz-taramasi.jpg" type="image/jpeg" length="20679"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
