<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Mersinhabermerkezi.com: Mersin Haber Son Dakika Mersin Haberleri</title>
    <link>https://www.mersinhabermerkezi.com</link>
    <description>Mersin ve Türkiye gündeminden son dakika haberleri, Dünyadan flaş gelişmeler, Ekonomi dünyasından en yeni haberler, Günün en önemli gazete haber başlıkları ve daha fazlası mersinhabermerkezi.com da</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 14 Jul 2026 15:04:02 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı: Kullandığınız halı kanser ve astımı tetiklemesin]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/uzmanindan-uyari-kullandiginiz-hali-kanser-ve-astimi-tetiklemesin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/uzmanindan-uyari-kullandiginiz-hali-kanser-ve-astimi-tetiklemesin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege'de halıcık sektörünün önde gelen isimlerinden biri olan Erdemoğlu Halıcılığın sahibi Yunus Emre Erdem, kadınların halı seçerken güzel görünüm uğruna hem kendilerinin hem de aile fertlerinin sağlığını tehlikeye attığını ileri sürdü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Her ne kadar yere serilse de halı seçerken soframıza koyduğumuz yiyeceğin seçimi kadar dikkatli olunması gerektiğini belirten Erdem, 'Maalesef daha çok kazanma uğruna pek çok sektörde olduğu gibi halıcılık sektöründe de sağlık göz ardı edilmeye başlandı. Bugün uluslararası standartları korumayan ve sertifikasız akrilik iplikten üretilen halılar kanserojen madde taşıdığı için kansere neden olduğu gibi bu halılardan çıkan toz astım rahatsızlığını da tetiklediği belirtiliyor. Bu nedenle halı alırken sadece görünüm ve fiyata değil sağlıklı olup olmadığı da kontrol edilmelidir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnsanların en çok vakit geçirdiği alanların başında gelen evlerin olmazsa olmazı halıların özellikle Türk aile hayatında yerinin çok daha önemli olduğunu belirten Erdem, 'Uzun yıllardan bu yana Avrupa Birliği ülkeleri sertifikasız akrilik iplikten üretilmiş halıları ülkesine almıyor. Çocuğuna oyuncak alırken bile kanserojen madde taşıyan oyuncaklardan kaçınan kadınlarımız maalesef yeterli bilince sahip olmadığı için üzerinde hayat geçirdiği halıları seçerken aynı hassasiyeti gösteremiyor. Sağlık camiasınca sertifikasız ve uluslararası standartları korumayan iplikten üretilen halıların kanser ve astım rahatsızlığını tetiklediğini belirtiyor. Bugün araçlarla sokak aralarında bile halılar satılıyor. Bu nedenle halı alırken insanlarımızın sadece görüntü ve fiyatını değil halıların sağlık açısından sıkıntılı olup olmadığını da inceleyip araştırmalarını ve güvendiği kişi ve kurumlardan alışveriş yapmalarını tavsiye ediyorum' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Aydın, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/uzmanindan-uyari-kullandiginiz-hali-kanser-ve-astimi-tetiklemesin</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/07/agency/iha/uzmanindan-uyari-kullandiginiz-hali-kanser-ve-astimi-tetiklemesin.jpg" type="image/jpeg" length="62206"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüksek riskli gebelik mutlu sona bitti, Barlas bebek dünyaya geldi]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/yuksek-riskli-gebelik-mutlu-sona-bitti-barlas-bebek-dunyaya-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/yuksek-riskli-gebelik-mutlu-sona-bitti-barlas-bebek-dunyaya-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kronik hipertansiyon ve rahmindeki çok sayıda büyük miyom nedeniyle yüksek riskli gebelik geçiren 39 yaşındaki kadın, Prof. Dr. İsmail Mete İtil ve ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonla hem bebeğini kucağına aldı, hem de sağlığına kavuştu. Sezaryen sırasında miyomları da alınan anne, 'Hamileliğim boyunca hem anne olmanın heyecanını hem de sağlık risklerimin kaygısını yaşamıştım, şimdi ise anne olmanın mutluluğunu yaşıyorum' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kronik hipertansiyon ve rahmindeki çok sayıda büyük miyom nedeniyle yüksek riskli gebelik geçiren 39 yaşındaki kadın, Prof. Dr. İsmail Mete İtil ve ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonla hem bebeğini kucağına aldı, hem de sağlığına kavuştu. Sezaryen sırasında miyomları da alınan anne, 'Hamileliğim boyunca hem anne olmanın heyecanını hem de sağlık risklerimin kaygısını yaşamıştım, şimdi ise anne olmanın mutluluğunu yaşıyorum' dedi. </p><p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin başkenti Lefkoşa'da yaşayan 39 yaşındaki Şebnem Baysal, kronik hipertansiyon hastalığı ve rahmindeki çok sayıda büyük miyom nedeniyle yüksek riskli gebelik süreci yaşadı. Gebeliğinin 32'nci haftasında takip ve doğum amacıyla Acıbadem Kent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Sorumlusu Prof. Dr. İsmail Mete İtil'e başvuran Baysal, düzenli kontrollerle yakından izlendi. </p><p>Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde anne adayında gebelik zehirlenmesi (preeklampsi) gelişme riskinin artması üzerine, anne ve bebeğin sağlığı gözetilerek gebeliğin 35 hafta 5'inci gününde doğum kararı alındı. Gerçekleştirilen sezaryen operasyonuyla 18 Haziran'da 2 kilo 850 gram ağırlığında ve 47 santimetre boyunda dünyaya gelen erkek bebeğe 'Barlas' adı verildi. Şebnem- Gürkan Baysal çifti anne baba olmanın mutluluğunu doktorlarıyla paylaştı. </p><p>Sezaryen sırasında miyomlar da alındı </p><p>Operasyonu gerçekleştiren Prof. Dr. İsmail Mete İtil, hastanın hem kronik hipertansiyon hem de rahimde bulunan çok sayıda büyük miyom nedeniyle yüksek riskli gebelik grubunda yer aldığını belirtti. </p><p>Hastanın gebelik boyunca yakından takip edildiğini ifade eden Prof. Dr. İtil, 'İlerleyen haftalarda preeklampsi gelişme riski belirginleşti. Yapılan değerlendirmeler sonucunda normal doğumun mümkün olmadığı görüldü ve sezaryen kararı alındı. Operasyon sırasında aynı seansta rahimde bulunan büyük miyomlar da başarıyla çıkarıldı. Yüksek risk taşıyan bu ameliyatta rahim korunurken, ciddi kanama ve gelişebilecek diğer komplikasyonların önüne geçildi' dedi. </p><p>Prof. Dr. İtil, operasyon sonrasında annenin tansiyon değerlerinin kontrol altına alındığını, anne ve bebeğin sağlık durumlarının iyi olduğunu, hastanın kısa sürede günlük yaşamına dönebildiğini söyledi. </p><p>'Yüksek riskli gebelikler deneyimli merkezlerde takip edilmeli' </p><p>Öte yandan İtil, yüksek riskli gebeliklerde düzenli takip, doğru zamanlama ve multidisipliner yaklaşımın hayati önem taşıdığına dikkat çekti. İtil, bu tür gebeliklerin deneyimli ekiplerin bulunduğu merkezlerde yönetilmesinin hem anne hem de bebek sağlığı açısından başarı şansını önemli ölçüde artırdığını vurguladı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Riskli bir süreçti ama her şey yolunda gitti' </p><p>İlk kez anne olmanın mutluluğunu yaşayan Şebnem Baysal ise 10 yıldır hipertansiyon hastası olduğunu belirterek, 'Yüksek tansiyonum vardı, doğuma kadar da rahmimde sadece tek bir kist olduğunu biliyordum. Miyomları bilmediğim için tek endişe kaynağım tansiyonumdu. Annelik heyecanıma tansiyon riski kaygısı eklenmişti. Çok şükür ki her şey yolunda gitti. Sezaryen sırasında kist ve miyomlar da alındı. Hem bebeğime hem sağlığıma kavuştum. Doktoruma ve tüm ekibine teşekkür ediyorum' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Izmir</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/yuksek-riskli-gebelik-mutlu-sona-bitti-barlas-bebek-dunyaya-geldi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 09:47:45 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/07/agency/iha/yuksek-riskli-gebelik-mutlu-sona-bitti-barlas-bebek-dunyaya-geldi.jpg" type="image/jpeg" length="82669"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz halsizliğini önlemek için elektrolit dengesini koruyun]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/yaz-halsizligini-onlemek-icin-elektrolit-dengesini-koruyun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/yaz-halsizligini-onlemek-icin-elektrolit-dengesini-koruyun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Eda Akkaya, yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte yalnızca su tüketmenin yeterli olmayabileceğini, terleme yoluyla kaybedilen elektrolitlerin de yerine konulmasının sağlık açısından önemli olduğunu bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akkaya, yaptığı açıklamada, insan vücudunun yüzde 60'tan fazlasının sudan oluştuğunu, sıcak havalarda ise terleme nedeniyle suyla birlikte sodyum, potasyum, kalsiyum ve magnezyum gibi önemli minerallerin de kaybedildiğini belirtti.</p>

<p>Yaz aylarında beslenme planının sıvı ve elektrolit dengesi gözetilerek hazırlanması gerektiğini ifade eden Akkaya, terleme sonucu en fazla sodyum ve klor kaybının yaşandığını kaydetti.</p>

<p>Ayran ve doğal maden suyunun yaz döneminde sıvı ve mineral dengesini destekleyen önemli içecekler olduğunu aktaran Akkaya, gün içerisinde 1-2 şişe doğal maden suyunun hidrasyona katkı sağlayabileceğini belirtti.</p>

<p>Potasyum ihtiyacının kavun, karpuz, şeftali ve muz gibi meyvelerden karşılanabileceğini ifade eden Akkaya, kas krampları ve halsizliğin magnezyum eksikliğine bağlı gelişebileceğini, bu nedenle koyu yeşil yapraklı sebzeler ile çiğ badem ve kabak çekirdeği gibi besinlerin tüketilmesini önerdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çay ve kahvenin suyun yerine geçmediğini vurgulayan Akkaya, bu içeceklerin idrar söktürücü etkileri nedeniyle sıvı kaybını artırabileceğini söyledi. Aşırı şekerli ve gazlı içeceklerin hücresel susuzluğu artırdığını, ağır ve yağlı yiyeceklerin ise vücut ısısını yükselterek yaz halsizliğine neden olabileceğini dile getirdi.</p>

<p>Akkaya, evde hazırlanabilecek doğal bir elektrolit içeceği için bir şişe doğal maden suyu, yarım limonun suyu, birkaç dilim salatalık ve taze nane yaprağının 1 litre suyla karıştırılmasını önerdi.</p>

<p>Özellikle tansiyon ve böbrek rahatsızlığı bulunan kişilerin maden suyu tüketmeden önce uzman görüşü almaları gerektiğini belirten Akkaya, yaz aylarında doğru ve dengeli beslenmenin sağlığın korunmasında önemli rol oynadığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Erzincan, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/yaz-halsizligini-onlemek-icin-elektrolit-dengesini-koruyun</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/07/agency/iha/yaz-halsizligini-onlemek-icin-elektrolit-dengesini-koruyun.jpg" type="image/jpeg" length="64247"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Modern yaşamın gizli tehlikesi tükenmişlik sendromu: 'Dinlenmek bile yetmiyorsa dikkat']]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/modern-yasamin-gizli-tehlikesi-tukenmislik-sendromu-dinlenmek-bile-yetmiyorsa-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/modern-yasamin-gizli-tehlikesi-tukenmislik-sendromu-dinlenmek-bile-yetmiyorsa-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Maltepe Ersoy Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Uz. Dr. Levent Turhan, modern yaşamın getirdiği yoğun tempo ve iş stresinin tetiklediği tükenmişlik sendromu hakkında önemli uyarılarda bulundu. Uz. Dr. Turhan, 'Dinlenmenize rağmen geçmeyen bir yorgunluk ve motivasyon kaybı yaşıyorsanız bu durum ruhsal sağlığınızı tehdit eden ciddi bir boyut kazanmış olabilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşamın hızla artan temposu ve sürekli ulaşılabilir olma baskısı, çalışanlar üzerinde kronik bir stres yükü oluşturmaya devam ediyor. Zamanında yönetilemeyen bu stresin bir süre sonra fiziksel, zihinsel ve duygusal kaynakların tamamen tükenmesiyle sonuçlandığını belirten Maltepe Özel Ersoy Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Uz. Dr. Levent Turhan, özellikle yoğun sorumluluk taşıyan meslek gruplarını uyardı.</p>

<p>'İş stresi ile tükenmişliği karıştırmayın'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her iş stresinin tükenmişlik anlamına gelmediğini vurgulayan Uz. Dr. Levent Turhan aradaki farka dikkat çekerek, 'İş stresi yaşayan kişi yoğun baskı altındadır ve gergindir ama enerjisini koruyabilir. Güzel bir tatil veya dinlenme sonrasında hızla toparlanır. Ancak tükenmişlik sendromunda durum çok farklıdır. Enerji kaynakları tamamen kurumuş gibidir; kişi dinlense bile toparlanamaz, işine karşı tüm motivasyonunu ve ilgisini kaybeder. Başlangıçta sadece iş hayatını etkileyen bu kriz, zamanla aile ve sosyal yaşam kalitesini de tamamen yerle bir edebilir' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Belirtiler sinsice ve yavaş yavaş gelişiyor'</p>

<p>Tükenmişliğin bir anda ortaya çıkmadığını; belirtilerin zamana yayılarak sinsice ilerlediğini ifade eden Turhan, muhtemel sinyalleri ise şu şekilde aktardı:</p>

<p>'Fiziksel olarak sürekli yorgunluk, sabahları hiç uyumamış gibi uyanma, geçmeyen baş ve kas ağrıları ile sık hastalanma en belirgin işaretlerdir. Duygusal boyutta ise yoğun bir umutsuzluk, öfke, tahammülsüzlük ve içe dönük bir boşluk hissi baş gösterir. Kişi zihinsel olarak dikkat dağınıklığı, unutkanlık ve karar vermede güçlük yaşarken; davranışsal olarak da işe gitmek istememe, sosyal çevreden kaçma, işleri sürekli erteleme ve alkol-sigara kullanımında artış gibi eğilimler sergiler.'</p>

<p>'Mükemmeliyetçiler ve bazı meslek grupları açık hedef'</p>

<p>Tükenmişlik sendromunun herkesi etkileyebileceğini ancak özellikle bazı gruplarda riskin çok daha yüksek olduğunu aktaran Turhan, 'Özellikle insanla doğrudan temas kuran ve yüksek sorumluluk gerektiren mesleklerden hekimler, hemşireler, öğretmenler, yöneticiler, avukatlar, bankacılar ve çağrı merkezi çalışanları risk altındadır. Bunun yanı sıra evde bakım veren aile bireyleri ile yapısal olarak mükemmeliyetçi kişilik özelliğine sahip bireyler bu sendroma çok daha yatkındır. İş süreçlerinde kontrol eksikliği, takdir edilmeme ve iş-özel hayat dengesinin bozulması süreci hızlandıran temel nedenlerdir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Tükenmişlik doğrudan depresyon değildir ama zemin hazırlar'</p>

<p>Tükenmişlik sendromunun depresyonla karıştırılmaması gerektiğinin altını çizen Uz. Dr. Levent Turhan, şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>'Tükenmişlik doğrudan depresyon demek değildir, daha çok işle ilişkili kronik stresin bir sonucudur. Ancak çok uzun süre müdahale edilmeden devam eden tükenmişlik vakaları, bir süre sonra kişide klinik depresyon ve anksiyete bozukluğu gelişimine ciddi şekilde zemin hazırlar. Bu nedenle iki tablonun uzman tarafından doğru ayrıştırılması ve tedavi planının geciktirilmeden yapılması gerekir.'</p>

<p>'Tedavide ilk adım sınırlar koymak ve profesyonel destek'</p>

<p>Son olarak rahatsızlığın çözüm yollarına değinen Uz. Dr. Turhan, şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>'Tedavide ilk adım tükenmişliğe yol açan kök stres kaynaklarını net bir şekilde belirlemektir. Psikoterapi süreci bu aşamada çok değerlidir; kişi stres yönetimini, hayır diyebilmeyi ve sağlıklı sınırlar koymayı öğrenir. Yaşam tarzında yapılacak düzenli uyku, egzersiz, sosyal destek ve hobilere zaman ayırma gibi hamleler toparlanmayı hızlandırır. Eğer tabloya depresyon veya yoğun kaygı eşlik ediyorsa, psikiyatri uzmanı kontrolünde ilaç tedavisi planlanmalıdır. Haftalarca süren bir yorgunluk, iş performansında belirgin düşüş ve sürekli mutsuzluk varsa vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/modern-yasamin-gizli-tehlikesi-tukenmislik-sendromu-dinlenmek-bile-yetmiyorsa-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 15:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/07/agency/iha/modern-yasamin-gizli-tehlikesi-tukenmislik-sendromu-dinlenmek-bile-yetmiyorsa-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="24229"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcağında klima tehlikesi: Enfeksiyon ve kas ağrılarına dikkat]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/yaz-sicaginda-klima-tehlikesi-enfeksiyon-ve-kas-agrilarina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/yaz-sicaginda-klima-tehlikesi-enfeksiyon-ve-kas-agrilarina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Funda Karaduman Yalçın, 'Yaz aylarında bilinçsiz klima kullanımı; üst solunum yolu enfeksiyonları, kas ve eklem ağrıları, alerjik hastalıklar ile göz kuruluğu gibi birçok sağlık sorununa yol açabiliyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz sıcaklarından korunmak için yaygın olarak kullanılan klimalar, doğru ayarlanmadığında ve bakımları yapılmadığında sağlık açısından risk oluşturabiliyor. Özellikle iç ve dış ortam arasındaki yüksek sıcaklık farkı, soğuk hava akımının doğrudan vücuda gelmesi ve kirli filtrelerin kullanılması çeşitli rahatsızlıklara neden olabiliyor.</p>

<p>Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Funda Karaduman Yalçın, klimaların bilinçli kullanılması gerektiğini belirterek, yaz aylarında bilinçsiz klima kullanımının üst solunum yolu enfeksiyonları, kas ve eklem ağrıları, alerjik hastalıklar ile göz kuruluğu gibi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti. Klima kullanımında ideal sıcaklık değerlerine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Yalçın, cihazların 23-26 derece aralığında çalıştırılmasını, hava akımının doğrudan vücuda yönlendirilmemesini ve düzenli bakımının ihmal edilmemesini önerdi.</p>

<p>Bu belirtilere dikkat</p>

<p>Uzm. Dr. Funda Karaduman Yalçın, 'Klima kullanımına bağlı olarak en sık görülen sorunların başında üst solunum yolu enfeksiyonları gelir. Ortamın aşırı soğutulması ve havanın kuruması, burun ile boğazın doğal savunmasını zayıflatabilir. Bunun sonucunda boğaz ağrısı, öksürük, ses kısıklığı, farenjit ve sinüzit gibi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Özellikle sıcak ortamdan aniden soğuk bir ortama geçmek vücudun ısı dengesini bozarak halsizlik, baş ağrısı ve yorgunluk hissine neden olabilir. Klimaların uzun süre doğrudan boyun, omuz, sırt veya bel bölgesine üflemesi ise kas spazmları ve eklem ağrılarını tetikleyebilir. Yaz aylarında sık görülen boyun tutulmaları ve kas sertliklerinin önemli nedenlerinden biri de yanlış klima kullanımıdır. Bazı hassas kişilerde yüz bölgesine sürekli gelen soğuk hava, yüz sinirlerinin etkilenmesine bağlı olarak yüz felci riskini artırabilmektedir' diye konuştu.</p>

<p>Cihazların bakımı önemli</p>

<p>Dr. Yalçın, şu bilgileri verdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Bir diğer önemli risk ise bakımı ihmal edilen klima filtreleridir. Filtrelerde biriken toz, polen, küf mantarları ve diğer alerjenler ortama yayılarak alerjik rinit, astım atakları ve nefes darlığını tetikleyebilir. Merkezi klima sistemlerinde gerekli hijyen sağlanmadığında ise nadir de olsa legionella bakterisi çoğalabilir ve ciddi seyreden Lejyoner Hastalığı gelişebilir. Klimaların güvenli kullanılabilmesi için iç ortam sıcaklığının 23-26 derece arasında tutulması ve dış ortamla arasındaki sıcaklık farkının 6-8 dereceden fazla olmaması önerilmektedir. Hava akımının doğrudan insanların üzerine yöneltilmemesi, filtrelerin düzenli temizlenmesi, cihazların periyodik bakımının yaptırılması ve ortamın belirli aralıklarla doğal yollarla havalandırılması sağlık açısından büyük önem taşır. Çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı bulunanlar ve alerjik bünyeye sahip kişiler klima kullanımında daha dikkatli olmalıdır. Basit görünen bu önlemler sayesinde yaz sıcaklarından korunurken, klimanın neden olabileceği birçok sağlık sorununun da önüne geçmek mümkündür.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/yaz-sicaginda-klima-tehlikesi-enfeksiyon-ve-kas-agrilarina-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 15:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/07/agency/iha/yaz-sicaginda-klima-tehlikesi-enfeksiyon-ve-kas-agrilarina-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="34264"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Folik asit hakkındaki yanlış bilgiler anne adaylarını endişelendiriyor]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/folik-asit-hakkindaki-yanlis-bilgiler-anne-adaylarini-endiselendiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/folik-asit-hakkindaki-yanlis-bilgiler-anne-adaylarini-endiselendiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medyada son dönemde sıkça dile getirilen 'Gebelikte kullanılan folik asit otizme neden oluyor' iddiası anne adaylarında endişeye neden oluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>'Bugüne kadar yapılan geniş kapsamlı bilimsel araştırmalar, önerilen dozlarda kullanılan folik asidin otizme yol açtığına dair herhangi bir kanıt ortaya koymuyor' diyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Enes Burak Mutlu, folik asit kullanımının gebelik öncesi ve erken gebelik döneminde nöral tüp defektlerinin önlenmesinde önemli desteklerden biri olduğunu belirterek, sosyal medyada yayılan doğrulanmamış bilgilerin anne adaylarını yanlış yönlendirebildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Son yıllarda otizm spektrum bozukluğuna ilişkin farkındalığın artmasıyla sosyal medyada birçok iddia da gündeme geliyor. Bunlardan biri de gebelikte kullanılan folik asidin otizme neden olduğu yönündeki söylemler. Medicana Çamlıca Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Enes Burak Mutlu, bugüne kadar yapılan geniş kapsamlı bilimsel araştırmaların bu iddiayı doğrulamadığını belirterek, anne adaylarının sağlıklarını ilgilendiren konularda sosyal medya paylaşımları yerine bilimsel kaynaklara ve hekim önerilerine güvenmeleri gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Folik aside gebelikten 1 ay önce başlanmalı</p>

<p>Folik asidin B9 vitamininin sentetik formu olduğunu belirten Op. Dr. Enes Burak Mutlu, gebeliğin ilk haftalarında bebeğin beyin ve omuriliğini oluşturacak sinir sisteminin gelişmeye başladığını hatırlattı. Op. Dr. Enes Burak Mutlu, 'Bebeğin sinir sistemi henüz anne adayı hamile olduğunu fark etmeden gelişmeye başlar. Bu nedenle gebelik planlayan kadınlarda folik asit kullanımına gebelikten en az bir ay önce başlanması ve gebeliğin ilk 12 haftası boyunca devam edilmesi önerilmektedir. Folik asit, hücre bölünmesi ve DNA sentezi için gerekli bir vitamindir. Yeterli düzeyde alınması, spina bifida gibi nöral tüp defektlerinin önlenmesinde önemli rol oynar' dedi.</p>

<p>Gebelik planlayan kadınlarda günlük 400 mikrogram folik asit kullanımının önerildiğini söyleyen Op. Dr. Enes Burak Mutlu, daha önce nöral tüp defektli gebelik öyküsü olan kadınlarda daha yüksek dozların önerilebildiğini belirterek bu gibi özel sağlık durumlarında dozun hekim tarafından kişiye özel planlanması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>'</p>

<p>Folik asit otizme neden oluyor' iddiasını destekleyen kanıt yok</p>

<p>Sosyal medyada dolaşan iddiaların bilimsel araştırmalarla desteklenmediğini vurgulayan Op. Dr. Enes Burak Mutlu, bugüne kadar yapılmış geniş kapsamlı kohort çalışmalarında ve sistematik derlemelerde önerilen dozda kullanılan folik asidin otizme neden olduğuna ilişkin bir kanıt ortaya koymadığını söyledi. Op. Dr. Enes Burak Mutlu, 'Aksine bazı araştırmalarda gebelik öncesinde ve erken gebelik döneminde yeterli folik asit kullanan annelerin çocuklarında otizm görülme ihtimalinin daha düşük olabileceği bildirilmiştir. Ancak bu, folik asidin otizmi önlediği anlamına da gelmez. Bilimsel olarak söyleyebileceğimiz en net şey, mevcut bilimsel kanıtlara göre önerilen dozlarda folik asit kullanımının otizm riskini artırdığını göstermemektedir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Otizm tek bir nedene bağlanamaz</p>

<p>Otizmin çok faktörlü bir nörogelişimsel durum olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Enes Burak Mutlu, genetik yatkınlığın en önemli etkenlerden biri olduğunu söyledi ve açıklamalarına şu sözlerle devam etti:</p>

<p>'Otizm gelişiminde genetik başta olmak üzere birçok biyolojik ve çevresel faktör birlikte rol oynuyor. Günümüzde tanı oranlarının artmasında farkındalığın yükselmesi, tarama ve tanı imkanlarının gelişmesi de etkili oluyor. Bu nedenle otizmi tek bir vitamin, tek bir besin ya da tek bir çevresel etkene bağlamak bilimsel açıdan doğru değildir. Mevcut bilimsel kanıtlar, önerilen dozlarda folik asit kullanımının otizm riskini artırdığını göstermemektedir.'</p>

<p>Folat ile folik asit karıştırılmamalı</p>

<p>Sosyal medyada sıkça gündeme gelen folat, folik asit ve MTHFR gen mutasyonu konularına da değinen Op. Dr. Enes Burak Mutlu, 'Folat, besinlerde doğal olarak bulunan B9 vitaminidir. Folik asit ise bunun takviyelerde ve zenginleştirilmiş gıdalarda da kullanılan sentetik formudur. Bazı kişilerde genetik özelliklere bağlı olarak folat metabolizması farklılık gösterebilir. Ancak yalnızca MTHFR gen varyasyonu bulunması, folik asidin bırakılması veya rutin olarak metillenmiş folat preparatlarına geçilmesi için tek başına bir gerekçe değildir. Bu konuda karar, mutlaka hekim değerlendirmesiyle verilmelidir' diye konuştu.</p>

<p>Hekim önerisi olmadan bırakmayın</p>

<p>Anne adaylarını sosyal medyada yer alan doğrulanmamış bilgiler konusunda uyaran Op. Dr. Enes Burak Mutlu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>'Folik asit, gebelikte koruyucu etkisi en güçlü bilimsel kanıtlara sahip desteklerden biridir. Sosyal medyada karşılaşılan bilgi kirliliği nedeniyle hekim önerisi olmadan folik asit kullanımını bırakmak, bebeğin sağlığını riske atabilir. Gebelik sürecindeki tüm vitamin ve takviyeler, kadın hastalıkları ve doğum uzmanının önerisi doğrultusunda kullanılmalıdır.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/folik-asit-hakkindaki-yanlis-bilgiler-anne-adaylarini-endiselendiriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 09:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/07/agency/iha/folik-asit-hakkindaki-yanlis-bilgiler-anne-adaylarini-endiselendiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="80915"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlk ayakkabısını 51 yaşında giyebildi]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/ilk-ayakkabisini-51-yasinda-giyebildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/ilk-ayakkabisini-51-yasinda-giyebildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düzce'de doğuştan 'çarpık ayak' rahatsızlığı bulunduğu için hayatı boyunca hiç ayakkabı giyemeyen 51 yaşındaki Melek Kandil, diz ağrısı şikayetiyle başvurduğu hastanede geçirdiği başarılı ameliyatın ardından sağlığına kavuşarak ilk kez ayakkabı giymenin mutluluğunu yaşadı. Kandil, 'Şu anki mutluluğumu nasıl anlatsam bilemiyorum. İlk defa ayakkabı giyebiliyor olmak çok güzel bir duygu' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk döneminde ayağındaki şekil bozukluğu nedeniyle akran zorbalığına maruz kalan ve geçmiş yıllarda geçirdiği operasyonlardan sonuç alamayan Melek Kandil, rahatsızlığını kabullenerek hayatına devam etti. Dizindeki ağrıların artması üzerine Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Ortopedi Polikliniğine başvuran 2 çocuk annesi Kandil'i muayene eden Op. Dr. Celal Armağan, dizdeki sorunun ayaktaki anatomik bozukluktan kaynaklandığını tespit etti.</p>

<p>Doktorunun ayağındaki şekil bozukluğunun riskli ancak mümkün olan bir ameliyatla düzeltilebileceğini belirtmesi üzerine yeniden umutlanan Kandil, iki aşamalı bir operasyon geçirdi. Başarılı geçen ameliyatın ardından ayağı normale dönen Kandil, hayatında ilk kez ayakkabı giyerek yürümeye başladı.</p>

<p>'İlk kez ayakkabı giydim, dünyalar benim oldu'</p>

<p>Ayağından tamamen umudunu kestiğini ve hastaneye sadece diz şikayetiyle gittiğini belirten Melek Kandil, yaşadığı mutluluğu anlattı. Kandil, 'Yıllar sonra Dr. Celal beye başvurdum. Sağ olsun, ameliyat etti. Sayesinde ameliyattan sonra ilk defa ayakkabı giymeye başladım. Hayatımda hiç ayakkabı giymemiştim, onun sayesinde giydim. 'Dünyalar benim oldu' desem yeridir. Sevindim çünkü dışarı çıkamıyordum, evden insanları seyrediyordum. Karda, kışta, yağmurda, güneşte hep evdeydim. Çocukken de çok dışlandım, küçümsendim. 'Çolaksın, topalsın' dediler. Dünya şu an umurumda değil. Şu anki mutluluğumu nasıl anlatsam bilemiyorum. İlk defa ayakkabı giyebiliyor olmak çok güzel bir duygu. Doğumumdan 50 yaşına kadar ilk defa ayakkabı giydim' dedi.</p>

<p>Melek Kandil, doktora diz şikayeti ile başvurduğunu belirterek, 'Ben ayağımdan umudumu kesmiştim. Diz şikayeti ile doktora başvurdum. Doktorum 'ameliyat olabilir ama riskli' dedi. Ben de şansımı denemek istedim. İyi ki de denemişim. Doktorum Celal Armağan'dan Allah razı olsun. Ailem de sağlıma kavuşmama çok sevindi. Eşim, çocuklarım elimi hiç bırakmadılar' diye konuştu.</p>

<p>'Yürüyerek kontrole geldi'</p>

<p>Op. Dr. Celal Armağan ise hastanın dizindeki problemin doğrudan ayağındaki açısal bozukluktan kaynaklandığını ifade ederek, sürece ilişkin şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Melek hanım polikliniğimize 2 yıl önce diz şikayetleri ile geldi. Dizindeki sorunun vücudundaki, açısal ve ayağındaki problemden kaynaklandığını söyledim. Ayrıca dizinden operasyon geçirse dahi sorunun çözülmeyeceğini de söyledim. Önemli olan ayağındaki bozukluğun giderilmesiydi. Melek hanım ise daha önce çok doktorlara gittiğini, ameliyatlar geçirdiğini anlattı. Ayağındaki sorundan dolayı ameliyat olamayacağını, doktorların ameliyat olsa dahi sakat kalma ihtimalinden bahsettiklerini söyledi bana. Ameliyatın risk olduğunu ancak bu riski hep birlikte almamız gerektiğini söyledim. Melek hanım bana güvendi. Melek hanımın ameliyatı 2 aşamada yapıldı. Sonrasında ise hayatında hiç ayakkabı giymemiş bir hastam, ayakkabısını giyip, yürüyerek bana kontrole geldi.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Düzce, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/ilk-ayakkabisini-51-yasinda-giyebildi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/07/agency/iha/ilk-ayakkabisini-51-yasinda-giyebildi.jpg" type="image/jpeg" length="16222"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda sıcak çarpmasına karşı alınması gereken önlemler]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/cocuklarda-sicak-carpmasina-karsi-alinmasi-gereken-onlemler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/cocuklarda-sicak-carpmasina-karsi-alinmasi-gereken-onlemler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte çocuklarda sıcak çarpması vakaları da daha sık görülmeye başlıyor. Medipol Sağlık Grubu'ndan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Senem Tufan Dursun, çocukların vücut ısılarını yetişkinler kadar iyi düzenleyemediğini belirterek, sıcak çarpmasına karşı aileleri uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek ateş, halsizlik, baş ağrısı ve bilinç değişikliği yaz aylarında görülen bu belirtiler her zaman enfeksiyon kaynaklı olmayabiliyor. Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Senem Tufan Dursun, özellikle çocuklarda sıcak çarpmasının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek alınması gereken önlemleri anlattı.</p>

<p>Çocuklar sıcaktan daha fazla etkileniyor</p>

<p>Çocukların sıcak havalara karşı daha hassas olduğunu belirten Dr. Dursun, 'Çocukların ısı düzenleme mekanizmaları henüz tam gelişmediği için sıcak havalardan yetişkinlere göre daha fazla etkileniyorlar. Ayrıca cilt bariyerleri tam olgunlaşmadığından ve sıvı ihtiyaçlarını kendileri yeterince karşılayamadıklarından dolayı sıcak çarpması riski artıyor' dedi.</p>

<p>Yüksek ateş ve halsizlik ilk belirtiler arasında</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sıcak çarpmasının farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini ifade eden Dr. Dursun, 'Sıcağa maruz kalan çocuklarda yüksek ateş, halsizlik, baş ağrısı, ciltte yaygın kızarıklık, kuruluk ve sıvı kaybına bağlı olarak idrar miktarında azalma görülebilir. Ateşin ani yükselmesi, bilinç değişikliği, aşırı huzursuzluk, ağlama ve kas ağrıları gibi durumlarda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır' diye konuştu.</p>

<p>İlk müdahale hayat kurtarabilir</p>

<p>Sıcak çarpmasında hızlı hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Dursun, 'Sıcağa bağlı gelişen yüksek ateş durumunda çocuğun üzerindeki fazla kıyafetler çıkarılmalı, duş aldırılmalı ve sıvı tüketimi artırılmalıdır. Vücut ısısı bazı durumlarda 40 derecenin üzerine çıkabilir. Bu da hayati risk oluşturabilecek tabloların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle çocuğun bir an önce serinletilmesi ve sıvı kaybının yerine konulması büyük önem taşır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>10.00 ile 16.00 saatleri arasında dikkatli olun</p>

<p>Sıcak çarpmasından korunmak için alınabilecek önlemlere değinen Dr. Dursun, 'Güneş ışınlarının en dik geldiği 10.00 ile 16.00 saatleri arasında özellikle küçük çocukların dışarı çıkarılmamasını öneriyoruz. Dışarı çıkılması gerekiyorsa mutlaka koruyucu önlemler alınmalı. Açık renkli ve hava alabilen kıyafetler tercih edilmeli ve bol sıvı tüketimi sağlanmalıdır' dedi.</p>

<p>6 aydan küçük bebeklerde fiziksel koruma ön planda</p>

<p>Güneş koruyucu kullanımına da değinen Dr. Dursun, 'Altı aydan büyük bebeklerde uygun güneş koruyucular kullanılabilir. Ancak altı aydan küçük bebeklerde fiziksel korunma daha önemlidir. Bu nedenle uzun kollu ince kıyafetler ve gölgede kalmak öncelikli korunma yöntemleri arasında yer almalıdır' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/cocuklarda-sicak-carpmasina-karsi-alinmasi-gereken-onlemler</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/07/agency/iha/cocuklarda-sicak-carpmasina-karsi-alinmasi-gereken-onlemler.jpg" type="image/jpeg" length="40970"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıkışmış göbek fıtığı hayatını tehdit etti, bağırsağında 40 santimlik kangren olluştu organları iflasın eşiğine geldi]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/sikismis-gobek-fitigi-hayatini-tehdit-etti-bagirsaginda-40-santimlik-kangren-ollustu-organlari-iflasin-esigine-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/sikismis-gobek-fitigi-hayatini-tehdit-etti-bagirsaginda-40-santimlik-kangren-ollustu-organlari-iflasin-esigine-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da göbek fıtığı nedeniyle ağrı, karın şişliği ve nefes darlığı yaşayan 61 yaşındaki kadın, yapılan tomografinin ardından acil ameliyata alındı. Bağırsaklarının yaklaşık 40 santimetrelik bölümünde kangren ve delinme tespit edilen kadın, yoğun bakım sürecinin ardından sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da uzun süredir göbek fıtığı şikayeti bulunan 61 yaşındaki Nihal Uygun, ağrılarının artması, karın bölgesinde şişlik ve nefes darlığı şikayetleri üzerine Medical Park Antalya Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Yapılan değerlendirme ve tomografi sonuçlarında fıtığın sıkıştığı belirlenince Uygun, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Ateş tarafından vakit kaybedilmeden ameliyata alındı. Ameliyatta, Uygun'un bağırsağının yaklaşık 40 santimetrelik bölümünde kangren geliştiği, bir kısmında ise delinme meydana geldiği belirlendi. Bağırsak içeriğinin karın boşluğuna aktığı, buna bağlı olarak sepsis, böbrek, karaciğer, akciğer ve solunum sistemiyle ilgili ciddi sorunlar oluştuğu ifade edildi. Ameliyatın ardından yoğun bakımda solunum cihazına bağlı takip edilen Uygun, yaklaşık 15 günlük tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuştu.</p>

<p>'Yemesem de karnım şişiyordu, nefesim daralıyordu'</p>

<p>Göbek fıtığı nedeniyle uzun süre ağrı çektiğini anlatan Nihal Uygun, yaşadığı süreci şöyle anlattı: 'Göbek fıtığı ameliyatı yaptılar. Hep ağrı sancı içindeydim. Hep karnım ağrıyordu, devamlı kilo alıyordum, yemesem de karnım şişiyordu. Ayakta duramıyordum, nefesim daralıyordu. İşleri kolaylıkla yapamıyordum. Yoğun bakımda da 4-5 gün yattım ve sağlığıma kavuştum'</p>

<p>Daha önce de farklı rahatsızlıkları nedeniyle de Op. Dr. Gökhan Ateş'e başvurduğunu belirten Uygun, 'Daha önce benim mide fıtığı ve gastrit rahatsızlıklarım vardı, onu da Gökhan hoca bulmuştu. 1-1.5 yıldır göbek fıtığı rahatsızlığım vardı, ondan da kurtuldum' dedi.</p>

<p>'Fıtık deyip hafife almamak lazım'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Medical Park Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Ateş, hastanın uzun süredir göbek fıtığı şikayeti bulunduğunu belirterek, son dönemde ağrı, bulantı ve kusma şikayetlerinin arttığını söyledi. Tomografi görüntülerinde sıkışmış göbek fıtığını gördüklerini ifade eden Ateş, 'Sıkışmış göbek fıtığı olayını görür görmez direkt ameliyata aldım. Fıtık deyip hafife almamak lazım. Hastamızda olduğu gibi kangrene, hatta kangren olup bağırsakların delinmesine kadar gidebiliyor olay' dedi.</p>

<p>Uygun'un hastaneye geldiğinde durumunun ağır olduğunu belirten Ateş, ameliyat sırasında karşılaştıkları tabloyu şu sözlerle aktardı: 'Hastamızda 40 santim kadar bağırsak kangren olmuş, bir bölümü delinmiş, büyük abdest karnına akmış. Sepsis dediğimiz kan zehirlenmesine ve çoklu organ yetmezliğine kadar gitmişti durum. Böbrek yetmezliği, böbrek üstü bezi yetmezliği, karaciğer yetmezliği, akciğer ve solunumda sıkıntıları vardı. Solunum cihazına bağlı yoğun bakımda bir süre takip ettik.'</p>

<p>'Mutlu bir şekilde evine gönderiyoruz'</p>

<p>Tedavi sürecinin olumlu ilerlediğini belirten Ateş, hastanın organ fonksiyonlarının toparladığını söyledi. Ateş, 'Böbreklerimiz iyi şu anda. Böbrek üstü bezimiz iyi, akciğerlerimiz iyi. Güzel toparladık ve mutlu bir şekilde evine gönderiyoruz' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Fıtıkların zamanında tedavi edildiğinde genellikle daha kolay müdahale edilebilen rahatsızlıklar olduğunu vurgulayan Ateş, ihmal edildiğinde ise hayati risk oluşturabileceğine dikkat çekerek, 'Fıtıklar çok basit görünen, tedavisi de çok kolay yapılan rahatsızlıklar. Laparoskopik yöntemle bir gece yatırıp rahat bir şekilde ameliyat edip gönderebiliyoruz. Ancak kontrolden çıktığı zaman, sıkıştığında, kangren olduğunda hatta delindiğinde ölümcül dahi olabilen durumlardır. O yüzden fıtık deyip hafife almamak lazım. Zamanında müdahaleyle kurtulmak lazım' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/sikismis-gobek-fitigi-hayatini-tehdit-etti-bagirsaginda-40-santimlik-kangren-ollustu-organlari-iflasin-esigine-geldi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/07/agency/iha/sikismis-gobek-fitigi-hayatini-tehdit-etti-bagirsaginda-40-santimlik-kangren-ollustu-organlari-iflasin-esigine-geldi.jpg" type="image/jpeg" length="98349"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Kirli havuz ve deniz suyu yaz ishallerini tetikleyebilir']]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/kirli-havuz-ve-deniz-suyu-yaz-ishallerini-tetikleyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/kirli-havuz-ve-deniz-suyu-yaz-ishallerini-tetikleyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında serinlemek için tercih edilen deniz ve havuzlar, hijyen kurallarına uyulmadığında çocuklar için enfeksiyon kaynağına dönüşebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle kirli havuz suyu, mikroorganizma içeren deniz suyu ve hijyenik olmayan gıdaların yaz ishallerinin en önemli nedenleri arasında yer aldığını belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, 'Çocukların oyun sırasında farkında olmadan havuz veya deniz suyu yutması enfeksiyon riskini artırabiliyor. Bu nedenle özellikle ortak kullanım alanlarında hijyen kurallarına dikkat edilmesi büyük önem taşıyor' dedi.</p>

<p>Yaz aylarında görülen ishal vakalarının en sık belirtilerinin sulu dışkılama, kusma, karın ağrısı, ateş ve halsizlik olduğunu belirten Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, 'Özellikle beş yaş altındaki çocuklarda sıvı kaybı çok kısa sürede ciddi boyutlara ulaşabilir. Ağız kuruluğu, gözyaşında azalma, idrar miktarında düşüş ve aşırı uyku hali önemli alarm bulgularıdır. Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir çocuk hekimine başvurulmalıdır' diye konuştu.</p>

<p><strong>'Her ishal vakasında antibiyotik kullanılmamalı'</strong></p>

<p>İshal tedavisinin hastalığın nedenine göre planlanması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Çebi, 'Antibiyotik her ishal vakasında gerekli değildir. Tedavi mutlaka hekim değerlendirmesi sonrasında planlanmalıdır. Gereksiz antibiyotik kullanımı fayda sağlamadığı gibi farklı sağlık sorunlarına da yol açabilir' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'Hijyen kurallarına dikkat edilmeli'</strong></p>

<p>Yaz ishallerinden korunmanın büyük ölçüde doğru hijyen alışkanlıklarıyla mümkün olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Çebi, 'Çocukların havuza girmeden önce ve çıktıktan sonra duş almaları, havuz suyunu yutmamaları ve hijyeninden emin olunmayan havuzları kullanmamaları gerekir. Açıkta satılan gıdalardan uzak durulmalı, güvenilir içme suyu tercih edilmeli ve el hijyenine özen gösterilmelidir' şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>'İyileşmeden havuza girilmemeli'</strong></p>

<p>İshal geçiren çocukların tamamen iyileşmeden deniz veya havuza girmemesi gerektiğini dile getiren Uzm. Dr. Çebi, 'Bu hem çocuğun sağlığının korunması hem de enfeksiyonun diğer kişilere bulaşmasının önlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Basit hijyen önlemleriyle yaz aylarında görülen ishal vakalarının önemli bir kısmının önüne geçmek mümkündür' diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/kirli-havuz-ve-deniz-suyu-yaz-ishallerini-tetikleyebilir</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/07/agency/iha/kirli-havuz-ve-deniz-suyu-yaz-ishallerini-tetikleyebilir.jpg" type="image/jpeg" length="12001"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında sık görülen bir cilt sorunu isilik]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/yaz-aylarinda-sik-gorulen-bir-cilt-sorunu-isilik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/yaz-aylarinda-sik-gorulen-bir-cilt-sorunu-isilik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Burtom Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, yaz sıcaklarının etkisiyle özellikle bebeklerde sık görülen isiliğin, doğru bakım ve basit önlemlerle büyük ölçüde önlenebildiğini belirterek, isiliğin geçmemesi durumunda hekime başvurulması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte sıcaklıkların artmasının, çocuklarda ve özellikle bebeklerde bazı sağlık sorunlarının daha sık görülmesine neden olduğunu, bunların başında ise halk arasında oldukça yaygın olarak bilinen isiliğin geldiğini söyleyen Uzm. Dr. Ufuk Sevgican, isiliğin gelişim süreçlerine ve yol açtığı olumsuz durumlara dikkat çekti.</p>

<p>Özellikle bebeklerde bu cilt problemiyle daha sık karşıladığını vurgulayan Uzm. Dr. Sevgican, isiliğin her yaşta görülebilmekle birlikte oluşum mekanizmasının ter bezi kanalları ile ilişkili olduğunun altını çizdi. Uzm. Dr. Sevgican, 'İsilik, ter bezi kanallarının sıcak hava, aşırı nem ve yoğun terleme nedeniyle tıkanması sonucunda oluşur. Bebeklerin cilt gözenekleri yetişkinlere göre daha dar olduğu için ter kanalları daha kolay tıkanmakta, ter deri yüzeyine ulaşamayarak deri altında birikmektedir. Çocukta huzursuzluğa ve kaşıntıya neden olarak yaşam konforunu olumsuz etkileyebilir. İsilik bulaşıcı bir hastalık değildir' dedi.</p>

<p>İsilikten korunmak için dikkat edilmesi gereken konulara değinen Uzm. Dr. Sevgican, özellikle kıyafet seçimi ve çevresel faktörlerin korunmadaki önemine işaret ederek, bu noktada öncelikle çocukların mevsime uygun, ince ve pamuklu kıyafetler giymesinin sağlanması gerektiğini, sentetik kumaşlar ve dar giysilerin terlemeyi artırarak isilik oluşumunu kolaylaştırabileceğini ifade etti. Dr. Ufuk Sevgican, 'Çocuklar doğrudan güneş ışığına maruz bırakılmamalı, açık havada bulunurken gölge alanlar tercih edilmelidir. Terleme sonrasında banyo yaptırılması ve cildin temiz tutulması da önemlidir' diye konuştu.</p>

<p>Bebeklerin alt bakımı ve isilik oluştuğunda sergilenecek yaklaşımlar hakkında da bilgi veren Uzm. Dr. Sevgican, 'Bez kullanan bebeklerde bez sık sık kontrol edilmeli ve cildin uzun süre nemli kalmasına izin verilmemelidir. İsiliğe sebebiyet veren etkenler ortadan kaldırıldığında genellikle birkaç gün içerisinde kendiliğinden geçecektir. Çocuğun serin ve kuru bir ortamda bulunması sağlanmalı, dar kıyafetler yerine pamuklu ve bol giysiler tercih edilmelidir. Uygun nemlendirici ve serinletici losyonlar cildin rahatlamasına yardımcı olabilir' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzm. Dr. Sevgican ayrıca, tıbbi muayene eşiklerine ve genel koruyucu tedbirlere değinerek, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>'Çoğu isilik vakası birkaç gün içinde kendiliğinden düzelmektedir. Ancak döküntülerde artış olması, ciltte tahriş veya iltihaplı görünüm gelişmesi ya da çocuğun yoğun kaşıntı nedeniyle ciddi rahatsızlık yaşaması durumunda mutlaka bir çocuk hekimine başvurulmalıdır. Yaz aylarında alınacak basit önlemlerle çocuklarımızı isilikten korumak ve sıcak günleri daha sağlıklı geçirmek mümkündür.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bursa, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/yaz-aylarinda-sik-gorulen-bir-cilt-sorunu-isilik</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/07/agency/iha/yaz-aylarinda-sik-gorulen-bir-cilt-sorunu-isilik.jpg" type="image/jpeg" length="20140"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: 'Karabük'e 150 yataklı yeni sağlık tesisi kazandıracağız']]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/bakan-memisoglu-karabuke-150-yatakli-yeni-saglik-tesisi-kazandiracagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/bakan-memisoglu-karabuke-150-yatakli-yeni-saglik-tesisi-kazandiracagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Karabük'te sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik çalışmaların süreceğini belirterek, kente 150 yataklı yeni bir sağlık tesisi kazandıracaklarını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karabük'e gelen Memişoğlu, AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti. Burada kentte gerçekleştirilen sağlık yatırımlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan ve Türkiye'nin son yıllarda sağlık alanında önemli bir gelişim süreci yaşadığını ifade eden Memişoğlu, Karabük'te bugüne kadar 8 birinci basamak ve 8 ikinci basamak olmak üzere toplam 16 sağlık tesisinin hizmete kazandırıldığını belirtti.</p>

<p>Karabük'te kişi başına sağlık hizmeti kullanım oranının yüksek olduğuna dikkati çeken Memişoğlu, 'Her bir Karabüklü yılda ortalama 17 kez sağlık hizmetinden faydalanmış' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karabük'te yaşayan vatandaşların sağlık hizmeti almak için başka illere gitme ihtiyacını ortadan kaldırmayı hedeflediklerini dile getiren Memişoğlu, şunları kaydetti:</p>

<p>'Bütün hedefimiz, Karabük'ü sağlık hizmetlerinde her türlü hizmeti yapabilecek kapasiteye ulaştırmaktır. Bugün 600 yataklı Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde kanser tedavisinden kalp cerrahisine kadar her türlü tedavi yapılabilir halde. Ancak bu bize yetmiyor. Biz AK Parti iktidarları olarak bununla yetinmiyoruz. Çünkü biz 271 bin yatağı insanımızın hizmetine sunmuş bir iktidarız.</p>

<p>Bırakın Karabük'ü, İstanbul gibi megapol bir şehirde bile biz iktidara gelmeden önce 30 yıl doğru dürüst hastane yapmayan bir anlayışın tarafında hiç olmadık. Özellikle İstanbul gibi bir yerde son 10 yılda 30-40 tane, 400 yataklı şehir hastaneleriyle her türlü hizmeti verebilen kapasiteyi oluşturmuş, insanlara sağlık hizmetlerini ulaştırmış bir iktidarız.'</p>

<p>Kentte devam eden sağlık yatırımlarına ilişkin bilgi veren Memişoğlu, Eskipazar Devlet Hastanesi'nin yıl sonuna kadar tamamlanacağını, Ovacık Devlet Hastanesi'nin ise kısa sürede hizmete açılacağını söyledi.</p>

<p>Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki uzman hekim eksikliklerinin de giderileceğini belirten Memişoğlu, 'Birkaç branşta uzman eksiğimiz var. Bunları tamamlayacağız' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Memişoğlu, Karabük'e yeni bir sağlık yatırımı yapılacağını da açıklayarak, 'Planlamamızı yaptık. Karabük'e 150 yataklı yeni bir sağlık yapısı kazandıracağız. Bunu sadece bina olarak değil, her türlü kanser tedavisinin ve ileri sağlık hizmetlerinin verilebileceği altyapısıyla birlikte hayata geçireceğiz. Karabük'te çok daha iyi sağlık hizmeti sunacak altyapıyı ve insan gücünü oluşturacağız.' diye konuştu.</p>

<p>Kentte doğurganlık oranının düşük, sezaryen ve sigara kullanım oranlarının ise yüksek olduğuna işaret eden Memişoğlu, vatandaşları Sağlıklı Hayat Merkezleri, aile hekimlikleri ve sigara bırakma polikliniklerinden yararlanmaya davet etti.</p>

<p>Yaşlı nüfusun arttığını belirten Memişoğlu, evde sağlık, uzaktan sağlık, aile hekimliği ve palyatif bakım hizmetlerini kapsayan yeni düzenlemelerin hayata geçirildiğini anlatarak, uzun süreli bakım ihtiyacı bulunan hastaların hem sağlık kuruluşlarında hem de evlerinde daha etkin şekilde takip edilmesini sağlayacak yeni uygulamaların kısa sürede devreye alınacağını sözlerine ekledi.</p>

<p>Açıklamaların ardından parti binasından ayrılan Memişoğlu, önce esnafları ardından Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya'yı ziyaret etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Karabük, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/bakan-memisoglu-karabuke-150-yatakli-yeni-saglik-tesisi-kazandiracagiz</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 16:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/07/agency/iha/bakan-memisoglu-karabuke-150-yatakli-yeni-saglik-tesisi-kazandiracagiz.jpg" type="image/jpeg" length="48697"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diz kireçlenmesinde erken müdahale yaşam kalitesini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/diz-kireclenmesinde-erken-mudahale-yasam-kalitesini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/diz-kireclenmesinde-erken-mudahale-yasam-kalitesini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel Ümit Batıkent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Onur Gök, toplumda sık görülen diz kireçlenmesi hakkında önemli bilgiler verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diz ekleminde meydana gelen aşınma ve deformasyonların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebildiğini belirten Gök, günümüzde cerrahi dışı ve cerrahi birçok tedavi seçeneğinin bulunduğunu söyledi. Op. Dr. Onur Gök, hastalığın eklemlerin oynar yüzeylerinde bulunan yapıların zaman içerisinde bozulması ve deformasyona uğraması sonucu ortaya çıktığını belirtti. Özellikle diz ekleminde sık görülen osteoartritinin ilerleyen yaşlarda daha yaygın hale geldiğini kaydeden Gök, hastalığın yalnızca yaşlanmaya bağlı olmadığını vurguladı.</p>

<p><strong>'Kireçlenmenin birçok nedeni bulunuyor'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kireçlenmenin ortaya çıkmasında birden fazla etkenin rol oynadığını belirten Gök, 'Yaş faktörü önemli nedenlerden biri olmakla birlikte genetik yatkınlık, metabolik hastalıklar, romatizmal rahatsızlıklar ve günlük yaşam içerisindeki aşırı kullanıma bağlı oluşan mikro travmalar da diz kireçlenmesine yol açabilmektedir. Özellikle diz eklemine uzun yıllar boyunca binen yük, eklem yüzeylerinde aşınmaya neden olabilmektedir' dedi.</p>

<p>Diz kireçlenmesinin tedavisinin hastanın yaşı, şikâyetleri, kireçlenmenin derecesi ve yaşam tarzına göre planlandığını ifade eden Op. Dr. Gök, ilk aşamada cerrahi dışı yöntemlerin tercih edildiğini anlattı. Tedavide ağrı kesici ve ödem giderici ilaçların kullanılabildiğini belirten Gök, bunun yanında fizik tedavi uygulamaları ve kas güçlendirme egzersizlerinin de önemli yer tuttuğunu söyledi.</p>

<p>Gök, 'Kasların güçlendirilmesi diz eklemine binen yükü azaltmakta ve hastaların günlük yaşam aktivitelerini daha rahat yerine getirmelerine katkı sağlamaktadır. Bu nedenle fizik tedavi ve egzersiz programları tedavinin önemli bir parçasıdır' diye konuştu.</p>

<p>Günümüzde gelişen teknoloji ve tıbbi yöntemlerle birlikte eklem içerisine uygulanan tedavilerin de yaygınlaştığını belirten Gök, intraartiküler enjeksiyon olarak adlandırılan yöntemler hakkında da bilgi verdi. Bu tedaviler arasında hiyalüronik asit içeren eklem sıvısı uygulamalarının yer aldığını söyleyen Gök, 'Bunun yanında PRP dediğimiz, kişinin kendi kanından elde edilen ürünlerle yapılan enjeksiyonlar uygulanabilmektedir. Ayrıca yağ dokusu veya kemik iliği kaynaklı kök hücre tedavileri ile eksozom tedavileri de uygun hastalarda kullanılabilmektedir' ifadelerini kullandı. Gök, diz protezi ameliyatları ve kalça eklem replasmanı olarak bilinen protez ameliyatlarının günümüzde tüm dünyada yaygın şekilde uygulandığını anlattı. Diz ağrısı, hareket kısıtlılığı, merdiven çıkarken zorlanma, dizde sertlik hissi ve günlük yaşam aktivitelerinde güçlük yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Onur Gök, erken tanı ve uygun tedavi ile hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılabileceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/diz-kireclenmesinde-erken-mudahale-yasam-kalitesini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/07/agency/iha/diz-kireclenmesinde-erken-mudahale-yasam-kalitesini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="15129"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Venezuela'ya 16,4 ton insani yardım malzemesi yola çıktı]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/venezuelaya-164-ton-insani-yardim-malzemesi-yola-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/venezuelaya-164-ton-insani-yardim-malzemesi-yola-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Venezuela'da 24 Haziran'da meydana gelen depremlerin ardından bölgeye 16,4 ton insani yardım malzemesinin yola çıktığını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Venezuela'da 24 Haziran tarihinde meydana gelen depremlerin ardından ülkenin sağlık alanındaki ihtiyaçlarının karşılanmasına destek amacıyla Sağlık Bakanlığı tarafından insani yardım çalışması yürütüldü. Venezuela makamlarından Sağlık Bakanlığı'na iletilen ihtiyaç listesi doğrultusunda ilaç ve tıbbi sarf malzemelerinden oluşan yardım malzemeleri kısa sürede temin edilerek sevkiyata hazır hale getirildiği belirtildi. Yürütülen koordinasyon çalışmaları kapsamında, ihtiyaç listesinde yer alan ilaç ve tıbbi sarf malzemelerinden oluşan tırın İzmir'den yola çıktığı ve Kayseri'den hava yoluyla bugün Venezuela'ya sevk edildiği ifade edildi. Tırda 31 kalem (4 palet) ilaç ile 36 kalem (21 palet) tıbbi sarf malzemesi olmak üzere toplam 25 paletin yer aldığı bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/venezuelaya-164-ton-insani-yardim-malzemesi-yola-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/07/agency/iha/venezuelaya-164-ton-insani-yardim-malzemesi-yola-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="62167"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mersin'de sağlıklı yaşam için sahada test uygulaması]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/mersinde-saglikli-yasam-icin-sahada-test-uygulamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/mersinde-saglikli-yasam-icin-sahada-test-uygulamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyası kapsamında Mersin'de 13 ilçede kurulan stantlarda vatandaşların hareket kapasitesi ölçülürken, bugüne kadar 58 bin kişiye ulaşıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyası kapsamında Mersin'de 13 ilçede kurulan stantlarda vatandaşların hareket kapasitesi ölçülürken, bugüne kadar 58 bin kişiye ulaşıldı. </p><p>Sağlık Bakanlığı tarafından 10 Haziran'da 81 ilde eş zamanlı başlatılan 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyası Mersin'de de sürdürülüyor. Vatandaşların fiziksel aktivite konusunda bilinçlendirilmesi, hareket kapasitesinin belirlenmesi ve düzenli egzersiz alışkanlığı kazanmasının teşvik edilmesi amacıyla kentin farklı noktalarında stantlar kuruluyor. </p><p>Mersin'in 13 ilçesinde sürdürülen kampanya kapsamında parklar, meydanlar, alışveriş merkezleri, cami yerleşkeleri, kamu kurum ve kuruluşları ile toplu yaşam alanlarında vatandaşlarla bir araya geliniyor. Stantlara gelen vatandaşlara tek ayak denge testi, el kavrama kuvveti ölçümü ve 30 saniye otur-kalk testi uygulanarak hareket kapasiteleri değerlendiriliyor. Test sonuçlarına göre fiziksel aktivite desteğine ihtiyaç duyduğu belirlenen kişiler, ücretsiz danışmanlık ve egzersiz hizmetlerinden yararlanmaları için Sağlıklı Hayat Merkezlerine yönlendiriliyor. </p><p>Kampanya kapsamında Mersin genelinde bugüne kadar 58 bin vatandaşa ulaşıldığı belirtilirken, çalışmalarla daha fazla kişinin sağlıklı ve hareketli yaşama teşvik edilmesi hedefleniyor. </p><p>İl Sağlık Müdürlüğü Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Birim Sorumlusu Emel Duran Öksüzoğlu, kampanyanın 81 ilde eş zamanlı yürütüldüğünü belirterek, 'Kampanyamızın amacı vatandaşlarımızda fiziksel aktivite farkındalığını artırmak, hareket kapasitesini değerlendirmek ve düzenli egzersiz alışkanlığını teşvik etmektir' dedi. </p><p>'30 saniye otur-kalk testleri uyguluyoruz' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Vatandaşlara uygulanan testler hakkında bilgi veren Öksüzoğlu, 'Kurduğumuz stantlarda vatandaşlarımıza tek ayak denge testi, el kavrama kuvveti ölçümü ve 30 saniye otur-kalk testleri uyguluyoruz. Elde ettiğimiz sonuçlara göre ihtiyaç duyan bireyleri Sağlıklı Hayat Merkezlerimize yönlendirerek ücretsiz danışmanlık ve fiziksel aktivite hizmetlerinden yararlanmalarını sağlıyoruz' diye konuştu. </p><p>'58 bin vatandaşımıza ulaştık' </p><p>Mersin'de yürütülen çalışmalar kapsamında 58 bin kişiye ulaşıldığını ifade eden Öksüzoğlu, '13 ilçemizde parklar, meydanlar, alışveriş merkezleri, cami yerleşkeleri, kamu kurum ve kuruluşları ile diğer toplu yaşam alanlarında stantlar kurduk. Bugün itibarıyla 58 bin vatandaşımıza ulaştık. Hedefimiz, kampanya sonunda daha fazla vatandaşımıza ulaşarak sağlıklı ve hareketli yaşam konusunda güçlü bir farkındalık oluşturmaktır. Tüm vatandaşlarımızı daha hareketli ve daha sağlıklı bir yaşam için Sağlıklı Hayat Merkezlerimize bekliyoruz' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Mersin</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/mersinde-saglikli-yasam-icin-sahada-test-uygulamasi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 13:08:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/07/agency/iha/mersinde-saglikli-yasam-icin-sahada-test-uygulamasi.jpg" type="image/jpeg" length="92685"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kansızlık altta yatan bir sorunun habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/kansizlik-altta-yatan-bir-sorunun-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/kansizlik-altta-yatan-bir-sorunun-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Toplumda oldukça yaygın görülen aneminin (kansızlığın) tek başına bir hastalık olmadığını, çoğu zaman vücuttaki farklı sağlık sorunlarının önemli bir belirtisi olduğunu belirten Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, 'Kansızlığı sadece demir eksikliği olarak değerlendirmek veya rastgele demir ilacı kullanmak doğru bir yaklaşım değildir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aneminin, kandaki hemoglobin düzeyinin normalin altına düşmesiyle ortaya çıktığını ifade eden Dr. Sertaç Durusoy, hemoglobinin dokulara oksijen taşınmasından sorumlu temel yapı olduğunu söyledi. Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, 'Hemoglobin düzeyi azaldığında dokular yeterli oksijen alamaz. Bunun sonucunda kişilerde halsizlik, çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, dikkat azalması ve günlük yaşam aktivitelerinde belirgin performans kaybı görülebilir. Ancak burada bilinmesi gereken en önemli nokta, aneminin bir tanı değil, altta yatan başka bir hastalığın veya eksikliğin sonucu olduğudur' dedi.</p>

<p>Aneminin en yaygın nedeninin demir eksikliği olduğunu belirten Dr. Durusoy, özellikle doğurganlık çağındaki kadınların risk altında olduğuna dikkat çekti. Durusoy, 'Yoğun adet kanamaları, gebelik, emzirme dönemi, yetersiz demir alımı ve mide-bağırsak sisteminden olan gizli kan kayıpları demir eksikliğine yol açabilir. Tedavi edilmeyen demir eksikliği yalnızca kan değerlerini düşürmez; kişinin yaşam kalitesini de önemli ölçüde etkiler. Sürekli yorgunluk, saç dökülmesi, tırnak kırılması, dikkat dağınıklığı, iş ve okul performansında azalma, çarpıntı ve nefes darlığı bu nedenle gelişebilir' diye konuştu.</p>

<p>Kansızlığın tek nedeninin demir eksikliği olmadığını vurgulayan Dr. Sertaç Durusoy, farklı hastalıkların da anemiye yol açabileceğini söyledi. Durusoy, 'B12 vitamini ve folat eksiklikleri, kronik iltihabi hastalıklar, böbrek yetmezliği, tiroit hastalıkları, kemik iliği hastalıkları, genetik kan hastalıkları ve bazı ilaçlar da kansızlığa neden olabilir. Özellikle B12 eksikliğinde kansızlığa ek olarak el ve ayaklarda uyuşma, denge bozukluğu, unutkanlık, dilde yanma ve diğer nörolojik belirtiler görülebilir. Bu nedenle her hastaya otomatik olarak demir tedavisi başlanması doğru değildir' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aneminin bazı durumlarda altta yatan önemli hastalıkların ilk belirtisi olabileceğini ifade eden Dr. Durusoy, özellikle belirli hasta gruplarında ayrıntılı inceleme yapılmasının önemine dikkat çekti. Durusoy şöyle devam etti:</p>

<p>'Erkeklerde, menopoz sonrası kadınlarda, ileri yaş grubunda veya tekrarlayan demir eksikliği bulunan hastalarda mide ve bağırsak sisteminden gizli kan kaybı mutlaka araştırılmalıdır. Çünkü mide ülserleri, bağırsak polipleri, iltihabi bağırsak hastalıkları ve bazı sindirim sistemi kanserleri ilk dönemde yalnızca kansızlıkla kendini gösterebilir. Bu nedenle 'kanım düşükmüş, demir ilacı kullanırım geçer' yaklaşımı tanının gecikmesine neden olabilir. Anemi tespit edildiğinde yalnızca hemoglobin değerine bakmanın yeterli olmaz. Teşhis sürecinin kapsamlı şekilde yürütülmesi gerekir. Tam kan sayımında hemoglobinin yanı sıra MCV, RDW, retikülosit sayısı, lökosit ve trombosit değerleri birlikte değerlendirilmelidir. Ardından ferritin, serum demiri, demir bağlama kapasitesi, transferrin satürasyonu, B12, folat, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri, tiroit fonksiyonları ve gerekli durumlarda hemoliz testleri planlanabilir. Bazı hastalarda periferik yayma, gaitada gizli kan testi, endoskopik incelemeler veya kemik iliği değerlendirmesi de gerekebilir.'</p>

<p>Kansızlık tedavisinin kişiye ve nedene göre değiştiğini belirten Dr. Durusoy, şunları söyledi:</p>

<p>'Demir eksikliği tespit edildiğinde yalnızca demiri yerine koymak yeterli değildir; demir kaybının nedeni mutlaka araştırılmalıdır. Bazı hastalarda ağızdan demir tedavisi yeterli olurken, emilim bozukluğu bulunan, ciddi eksikliği olan veya hızlı tedavi gerektiren kişilerde damar yoluyla demir tedavisi tercih edilebilir. B12 ve folat eksikliklerinde uygun vitamin tedavileri uygulanırken, kronik hastalıklar, böbrek yetmezliği veya kemik iliği hastalıklarına bağlı gelişen anemilerde ise tamamen farklı tedavi yaklaşımları gerekir.'</p>

<p>Açıklamasının sonunda kansızlığın hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Dr. Sertaç Durusoy şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>'Kansızlık uzun süredir devam ediyorsa, tedaviye rağmen düzelmiyorsa, sık tekrarlıyorsa, çok derinse veya lökosit ve trombosit gibi diğer kan hücrelerinde de bozukluklar eşlik ediyorsa mutlaka hematoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Anemide hedef yalnızca hemoglobin düzeyini yükseltmek değildir. Esas amaç, kansızlığa neden olan temel hastalığı doğru şekilde ortaya koymak ve uygun tedaviyi planlamaktır. Doğru tanı sayesinde hem hastaların yaşam kalitesi belirgin şekilde artar hem de altta yatabilecek ciddi hastalıkların erken dönemde tespit edilmesi mümkün olur.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bursa, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/kansizlik-altta-yatan-bir-sorunun-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/07/agency/iha/kansizlik-altta-yatan-bir-sorunun-habercisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="87918"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hareket yaşını öğren sağlıklı yaşa]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/hareket-yasini-ogren-saglikli-yasa</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/hareket-yasini-ogren-saglikli-yasa" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düzce'de sağlıklı yaşam bilincini artırmaya yönelik yürütülen 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' farkındalık çalışmaları kapsamında bilgilendirme etkinliği düzenleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Düzce Valiliği Tapu Müdürlüğü'nde bilgilendirme etkinliği gerçekleştirilen etkinlikte kurum binasında stant kuran sağlık ekipleri, Tapu Müdürlüğü personeline çeşitli sağlık ölçümleri yaparak fiziksel aktivitenin önemi ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Katılımcılara hareketli yaşamın sağlık üzerindeki olumlu etkileri anlatılırken, düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenmenin yaşam kalitesini artırmadaki rolüne dikkat çekildi.</p>

<p>Farkındalık çalışmasının temel amacının bireylerin fiziksel aktivite düzeylerini artırmak, hareketsiz yaşamın neden olabileceği sağlık sorunlarına karşı bilinç oluşturmak ve toplumda sağlıklı yaşam kültürünü yaygınlaştırmak olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzce genelinde sürdürülen 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' etkinliklerinin farklı kamu kurumları ve vatandaşların yoğun olarak bulunduğu alanlarda devam edeceği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Düzce, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/hareket-yasini-ogren-saglikli-yasa</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 08:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/07/agency/iha/hareket-yasini-ogren-saglikli-yasa.jpg" type="image/jpeg" length="39094"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[15 milyar liralık dev sağlık yatırımında sona gelindi: 1071 yataklı hastane yıl sonunda açılacak]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/15-milyar-liralik-dev-saglik-yatiriminda-sona-gelindi-1071-yatakli-hastane-yil-sonunda-acilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/15-milyar-liralik-dev-saglik-yatiriminda-sona-gelindi-1071-yatakli-hastane-yil-sonunda-acilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti Sivas Milletvekili ve Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı Hakan Aksu, yapımı devam eden Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nin yeni hizmet binasında incelemelerde bulundu. Muhtarlar ve basın mensuplarıyla birlikte inşaat alanını gezen Aksu, güncel maliyeti yaklaşık 15 milyar lira olarak hesaplanan ve gerektiğinde 1.300 yatak kapasitesine ulaşabilecek hastanenin yıl sonuna kadar hizmete açılmasının hedeflendiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Sivas Milletvekili ve Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı Hakan Aksu, yapımı devam eden Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nin yeni hizmet binasında incelemelerde bulundu. İl merkezindeki mahalle muhtarları, AK Parti teşkilat mensupları ve basın mensuplarıyla birlikte inşaat alanını gezen Aksu, yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. Türkiye'nin en büyük sağlık yatırımları arasında gösterilen projenin son aşamaya geldiğini belirten Aksu, hastanenin yalnızca Sivas'a değil, çevre illere de hizmet verecek bölgesel bir sağlık üssü olacağını ifade etti. İnşaatın büyük ölçüde tamamlandığını dile getiren Aksu, hedeflerinin hastaneyi yıl sonuna kadar hizmete açmak olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>'Sivas'ın en büyük yatırımlarından biri'</strong></p>

<p>Yeni hastanenin güncel maliyetinin yaklaşık 15 milyar lira olduğunu ifade eden Aksu, aynı büyüklükte bir hastanenin Hatay'da ihale edildiğini belirterek, 'Bugün bu hastaneyi yeniden yapacak olsak yaklaşık 15 milyar liralık bir maliyet ortaya çıkıyor. Bu rakam bile yatırımın büyüklüğünü göstermeye yeter. Sivas'a kazandırılan en büyük kamu yatırımlarından birinden söz ediyoruz' dedi.</p>

<p><strong>1071 yatakla başlayacak, 1300 yatağa çıkarılabilecek</strong></p>

<p>Yeni hastanenin sembolik olarak 1071 yatak kapasitesiyle planlandığını belirten Aksu, ihtiyaç halinde kapasitenin 1.300 yatağa kadar artırılabileceğini söyledi. Modern mimarisi, ileri teknolojiye sahip tıbbi donanımı ve geniş kullanım alanlarıyla dikkat çeken hastanenin, bölgedeki sağlık hizmetlerinin niteliğini önemli ölçüde artıracağını kaydetti.</p>

<p><strong>'Sağlıkta önemli yatırımları hayata geçirdik'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sivas'ta son yıllarda sağlık alanında önemli yatırımlar gerçekleştirildiğini ifade eden Aksu, 'İlçelerimiz başta olmak üzere hastanelerimizi yeniledik. Birinci basamak sağlık hizmetlerinde önemli mesafeler katettik. 13'ten fazla Aile Sağlığı Merkezini hizmete açtık. Ambulans helikopterimizi göreve başlattık. Numune Hastanemizde yoğun bakım üniteleri ve idari alanlarda kapsamlı yenileme çalışmaları yaptık. Ancak bizim en büyük hedefimiz ve 'Kızıl Elma' olarak gördüğümüz proje bu hastaneydi' diye konuştu.</p>

<p><strong>Muhtarlar ve basın mensupları projeyi yerinde gördü</strong></p>

<p>Hastanenin büyüklüğünün ve teknik kapasitesinin yerinde görülmeden tam anlamıyla anlaşılamayacağını dile getiren Aksu, bu nedenle mahalle muhtarları ve basın mensuplarını inşaat alanında ağırladıklarını belirtti. Aksu, 'İnsan bazen yapılan yatırımı yerinde görmeden büyüklüğünü tam olarak kavrayamıyor. Bu nedenle hem muhtarlarımızın hem de basın mensuplarımızın projeyi yakından incelemesini istedik. Her şeyimiz Sivas için. Gece gündüz demeden şehrimize yeni yatırımlar kazandırmak için çalışmaya devam ediyoruz' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Sivas</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/15-milyar-liralik-dev-saglik-yatiriminda-sona-gelindi-1071-yatakli-hastane-yil-sonunda-acilacak</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/07/agency/iha/15-milyar-liralik-dev-saglik-yatiriminda-sona-gelindi-1071-yatakli-hastane-yil-sonunda-acilacak.jpg" type="image/jpeg" length="93160"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak havalara karşı hayati uyarı]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/sicak-havalara-karsi-hayati-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/sicak-havalara-karsi-hayati-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, il genelinde yüksek seyreden kavurucu hava sıcaklıklarına karşı vatandaşları uyararak, alınması gereken hayati tedbirleri anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkmasıyla birlikte insan sağlığını tehdit eden riskler de artış gösteriyor. Bu konuda açıklama yapan ve Denizli halkına seslenen İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk; yaşlılar, çocuklar ve kronik hastaların yüksek risk grubunda olduğuna dikkat çekti. Öztürk, vatandaşların özellikle günün en sıcak saatlerinde tedbiri elden bırakmamaları gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Risk grupları ve alınması gereken temel önlemler</strong></p>

<p>Aşırı sıcakların sağlıklı bireyleri dahi olumsuz etkileyebileceğini belirten Uz. Dr. Berna Öztürk, sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısının dengede tutulmasının zorlaştığını belirtti. Özellikle 4 yaşından küçük çocuklar, 65 yaş üzeri vatandaşlar, hamileler, kronik rahatsızlığı bulunanlar ve açık alanda çalışanların daha fazla risk altında olduğunu ifade eden Öztürk, şu uyarılarda bulundu: 'Aşırı sıcağa maruz kalma sonucu beden ısısını ayarlayan terleme mekanizmasının bozulmasına bağlı olarak vücut ısısının düşürülememesi ile karakterize tabloya sıcak çarpması diyoruz. Acil olarak tedavi edilmezse kalıcı hasara veya ölüme neden olabilen böyle bir durumda vücut ısısı 10-15 dakika içerisinde 40-41C üstüne çıkabilir. Sıcak çarpmasında; kişinin ateşi 39,4C üzerindedir, deri kuru, kırmızı ve sıcaktır, terleme yoktur, bulantı kusma, baş ağrısı, baş dönmesi, şuur bulanıklığı veya kaybı vardır. İlk yardımda; kişi hemen serin ve hava akımı olan bir yere alınmalı, sıkı giysileri gevşetilmeli, soğutulmaya çalışılmalı, bilinci kapalıysa kesinlikle içmesi için sıvı verilmemeli ve en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Günün en sıcak saatleri olan 10.00 ile 16.00 arasında mecbur kalınmadıkça dışarı çıkılmamalıdır. Dışarıda iken hafif, bol ve açık renkli giysiler tercih edilmeli; güneş gözlüğü ve şapka kullanılmalıdır. Aşırı sıcaklar, mevcut kronik hastalıkların kontrolünü zorlaştırarak ağırlaşmasına, hastane başvurularının artmasına, hatta ölüme neden olabilir. Bebekler, çocuklar, engelliler ve hayvanlar kapalı ve park etmiş araçlarda kesinlikle bırakılmamalıdır. Susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 2-2,5 litre sıvı tüketilmelidir. Beslenmede yağlı besinlerden kaçınılmalı, vücut direncini artırmak için bol sebze ve meyve tercih edilmelidir. Spor aktiviteleri de sabah ve akşam gibi serin saatlere bırakılmalı, ağır fizik aktivitelerden kaçınılmalıdır. Vücut ısısının yükselmemesi için sık sık duş almalı, bu mümkün olmadığında ayaklar, eller yüz ve ense soğuk suyla ıslatılmalı veya silinmelidir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sıcaklık kaynaklı diğer sağlık problemleri</strong></p>

<p>İl Sağlık Müdürü Öztürk; güneş çarpmasının yanı sıra sıcak bitkinliği, sıcak krampları, isilik ve güneş yanıkları gibi durumların da acil müdahale gerektirebileceğini bildirdi. Aşırı terleme ve sıvı kaybına bağlı olarak gelişen sıcak bitkinliğinde derinin soğuk ve nemli olduğuna değinen Öztürk, böyle durumlarda kişinin serin bir yere alınarak tuzlu ayran gibi sıvılarla desteklenmesi, genel durum düzelmezse vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini ifade etti. Öztürk, vatandaşların kendi sağlıkları kadar çevrelerindeki risk grubunda bulunan bireyleri de sıcak havalara karşı yakından gözlemlemesinin önemini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Denizli, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/sicak-havalara-karsi-hayati-uyari</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/07/agency/iha/sicak-havalara-karsi-hayati-uyari.jpg" type="image/jpeg" length="30366"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyada her beş yetişkinden biri tütün kullanıyor]]></title>
      <link>https://www.mersinhabermerkezi.com/dunyada-her-bes-yetiskinden-biri-tutun-kullaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersinhabermerkezi.com/dunyada-her-bes-yetiskinden-biri-tutun-kullaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada her yıl 7 milyondan fazla insan tütün kullanımına bağlı nedenlerle hayatını kaybetmesine rağmen, halen her beş yetişkinden biri tütün mamulleri kullanmaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 1,2 milyar insan, vücutta neredeyse tüm organlara zarar vererek kanser, kalp hastalıkları, felç, akciğer hastalıkları, doğurganlığın azalması, bağışıklığın zayıflaması ve erken ölüme neden olan tütün mamulleri kullanıyor. Tütün kullanımı, kalp ve damar hastalıkları, solunum yolu hastalıkları, 20'den fazla kanser türü veya alt türü ile yaşamı kısıtlayan birçok hastalık için önemli bir risk faktörü oluşturuyor.</p>

<p>Covid-19 pandemisin en yoğun olduğu yıllardaki küresel ölüm sayısıyla benzer büyüklük mertebesinde olan tütün kaynaklı ölümler her yıl düzenli olarak devam etmesine rağmen 'tütün salgını', insanlık tarafından Covid-19 seviyesinde bir tehdit olarak algılanmıyor.</p>

<p>Dünyanın şimdiye kadar karşı karşıya kaldığı en büyük halk sağlığı tehditlerinden biri olan 'tütün salgını' nedeniyle, ölümlerin yanı sıra milyonlarca kişide sakatlık, yaşam kalitesinde düşme ve uzun süreli sağlık sorunları görülüyor. Dünya genelinde en yaygın türü olan sigaranın yanı sıra nargile, puro, ısıtılmış tütün ürünleri, pipo tütünü ve dumansız tütün ürünleri de kullanılıyor fakat bunların hiçbirinin güvenli bir kullanım şekli bulunmuyor.</p>

<p><strong>Her yıl 7 milyondan fazla kişi ölüyor</strong></p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'nün en güncel verilerine göre, her yıl 7 milyondan fazla insan, doğrudan tütün kullanımına bağlı nedenlerle hayatını kaybediyor. Acı bir şekilde, bunların 1,3 milyondan fazlası ise hiç sigara içmediği halde pasif içicilik nedeniyle hayatını kaybediyor. Dünya genelindeki 1,2 milyar tütün kullanıcısının yaklaşık yüzde 80'i, düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşıyor. Tütüne bağlı hastalık ve ölümlerin yükü de en ağır şekilde bu ülkelerde hissediliyor. Tütün bağımlılığı nedeniyle hane halkı bütçesinin gıda ve barınma gibi temel ihtiyaçlar yerine tütün ürünlerine harcanması, yoksulluğu daha da derinleştiriyor. Sigara kullanımının dünya ekonomisine yıllık maliyetinin 1,4 trilyon Amerikan dolarını aştığı tahmin ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre bu maliyet, sağlık harcamaları, iş gücü kaybı ve erken ölümlerden kaynaklanan üretkenlik kayıplarını da kapsıyor.</p>

<p><strong>Sigara tüketiminde liderlik Çin'de</strong></p>

<p>Tütünün en yaygın türü olan sigara tüketiminde ilk sırayı Çin üstleniyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 5 trilyon sigara tüketiliyor ve bunun neredeyse yarısı tek başına Çin'de içiliyor. Kişi başına tüketimde ise Balkanlar ve Doğu Avrupa ülkeleri, uzun yıllardır listenin üst sıralarında yer alıyor. Küresel sigara tüketiminin yarıya yakınının gerçekleştiği Çin'de her sene 2,4 trilyon sigara satılıyor. Ülkede 300 milyondan fazla sigara kullanıcısı bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>New York Times'ın aktardığına göre, 2003 ile 2023 yılları arasında dünyanın geri kalanında sigara tüketimi yüzde 26 azalırken, aynı dönemde Çin'de sigara tüketimi yüzde 39 artmış bulunuyor.</p>

<p><strong>Endonezya, ikinci sırada</strong></p>

<p>Tütün kullanımının bir salgın teşkil ettiği Endonezya ise listenin ikinci sırasında yer alıyor. Mevcut uluslararası raporlara göre Endonezya, Çin'den sonra dünyanın ikinci büyük sigara tüketicisi konumunda bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü ve Endonezya Sağlık Bakanlığı'nın 2024 tarihli raporlarına göre ülkede yetişkinlerin yüzde 34,5'i tütün kullanıyor. Bu oran, 70,2 milyon kişiye karşılık geliyor. Özellikle gençlerin tütün endüstrisinin hedefi haline geldiği dünyanın en kalabalık Müslüman ülkesinde, elektronik sigara kullanımının da son 10 yılda 10 kat artmış olması dikkat çekiyor. Çeşitli uluslararası raporlara göre, listede Çin ve Endonezya'yı Hindistan, Rusya, ABD ve Japonya izliyor. Daha geride yer alsa da Türkiye de dünyada en fazla sigara tüketilen ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye'de 20 milyonun üzerinde sigara tüketicisi bulunuyor. Her ne kadar Balkanlar'da çok sigara içenler için kullanılan 'Türk gibi sigara içiyor' ifadesi artık geçerliliğini yitirmiş olsa da Türkiye, halen Avrupa'nın yüksek sigara kullanım oranına sahip ülkeleri arasında gösteriliyor.</p>

<p><strong>Sigara içme oranında Balkanlar öne çıkıyor</strong></p>

<p>Toplam sigara tüketiminde dünyanın en kalabalık ülkeleri öne çıksa da nüfusa göre sigara içme oranında özellikle Balkan ülkeleri dikkat çekiyor. Tütün kullanımı, sigara tüketimi ve buna ilişkin verileri ülke ülke sunan küresel bir kaynak olan Tobacco Atlas'a göre Sırbistan, yüzde 30,8 ile yetişkin sigara içme oranının en yüksek olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Sırbistan'ı yüzde 28,7 ile Endonezya ve yüzde 26,1 ile Bulgaristan izliyor. Tobacco Atlas'ın listesinde ayrıca Türkiye, Yunanistan ve Bosna Hersek de yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün değerlendirmesine göre ise Bulgaristan, Kuzey Makedonya ve Sırbistan, tütün kullanımının Avrupa'da en yüksek olduğu ülkeler arasında gösteriliyor.</p>

<p><strong>Dünyada tütün kullanımı azalıyor</strong></p>

<p>Diğer yandan, bazı ülkelerdeki artış eğilimine rağmen dünya genelinde tütün kullanımı azalma eğilimi gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün 2025 raporuna göre 2000 yılında 1,38 milyar olan kullanıcı sayısı, 2024 yılı itibarıyla 1,2 milyar seviyesinde bulunuyor. Diğer yandan Dünya Sağlık Örgütü, elektronik sigara ve yeni nikotin ürünlerinin gençler arasında yeni bağımlılık dalgaları oluşturduğuna dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Cenevre, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersinhabermerkezi.com/dunyada-her-bes-yetiskinden-biri-tutun-kullaniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersinhabermerkezicom.teimg.com/crop/1280x720/mersinhabermerkezi-com/uploads/2026/07/agency/iha/dunyada-her-bes-yetiskinden-biri-tutun-kullaniyor.jpg" type="image/jpeg" length="42927"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
