Özel Haber

Üretici de 15 TL, markette 100 TL: Narenciyede yüzde 40’a varan rekolte kaybı bekleniyor

Mersin Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz, narenciye ve meyve üreticilerinin ağır maliyet baskısı altında üretim yapmaya çalıştığını belirterek, üreticinin çoğu zaman ürününü maliyetinin altında sattığını söyledi.

Abone Ol

Haber / Güven Güneş

Limon bahçede değer bulamazken market raflarında katlanarak satıldığını, 2026 sezonunda ise narenciyede yüzde 20 ila 40 arasında rekolte kaybı beklendiğini açıklayan Başkan Yılmaz, üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkının giderek büyüdüğünü belirtirken artan girdi maliyetleri, düşük alım fiyatları, ithalat politikaları ve pazarlama sorunlarının çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi.

Narenciyede üretici kazanamıyor, tüketici de ucuza yiyemiyor

‎Mersin'de limon başta olmak üzere narenciye üreticisinin ortalama üretim maliyeti yaklaşık 15TL/kg seviyesinde olduğunu söyleyen Mersin Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz, “Üretici limonu çoğu zaman maliyetine yakın hatta altında satmak zorunda kalırken, aynı ürün market raflarında 60-80 TL, bazı satış noktalarında ise 100 TL'nin üzerinde tüketiciyle buluşmaktadır. Bahçe ile market arasındaki fiyat farkı kabul edilebilir değildir. Çözüm, üretici ile tüketici arasındaki aracılık zincirinin yeniden düzenlenmesi, depolama ve pazarlama süreçlerinin denetlenmesi ve üreticinin ürününü doğrudan pazarlayabileceği mekanizmaların güçlendirilmesidir” dedi.

2026 sezonunda narenciyede rekolte düşüşü bekleniyor

‎Bu yıl özellikle ilkbahar döneminde yaşanan aşırı yağışlar nedeniyle birçok narenciye bahçesinde çiçek dökümü ve meyve tutumunda ciddi kayıplar yaşandığına dikkat çeken Yılmaz, “İlk saha gözlemlerimiz, geçen yıla göre birçok bölgede yüzde 20-40 arasında rekolte kaybı yaşanabileceğini göstermektedir. Üretim azalırken maliyet artmaya devam ediyor. Bu nedenle üreticinin depolama, enerji ve işçilik giderlerini azaltacak yeni destek modelleri acilen hayata geçirilmelidir” ifadelerin kullandı.

Şeftali ve nektarinde üretici zararına hasat yapıyor

‎Şeftali ve nektarinde ortalama üretim maliyetinin 20-25TL/kg seviyesine ulaşmasına rağmen bazı bölgelerde ürünlerin 10-15 TL bandında alıcı bulduğunu söyleyen Yılmaz, “Üretici zarar edeceğini bilmesine rağmen bahçede ürün bırakamıyor. Çünkü dalda kalan ürün gelecek yılın verimini de olumsuz etkiliyor. Çiftçi zarar ederek hasat yapıyor, üzerine bir de işçilik ücreti ödüyor. Maliyetin altında oluşan piyasa fiyatlarına karşı müdahale mekanizmaları oluşturulmalıdır” diye konuştu.

Girdi maliyetleri artıyor, ürün fiyatı yerinde sayıyor

Son bir yılda gübre, zirai ilaç, mazot, sulama, elektrik ve işçilik giderlerinde birçok kalemde yüzde 30'un üzerinde artış yaşandığına dikkat çeken Yılmaz, “Buna rağmen üreticinin ürününe aynı oranda değer kazandırılamamıştır. Tarımın sürdürülebilir olması için üretici en azından maliyetini karşılayacak ve üretime devam edebileceği bir gelir elde etmek zorundadır. Bugün Türkiye tarımının en temel sorunlarından biri budur. Üretici bir yıl boyunca bütün riski üstleniyor ancak hasat günü ürününün fiyatını kendisi değil, tüccar belirliyor. Bu yapı sürdürülebilir değildir. Üreticiyi koruyacak piyasa düzenlemeleri ve alım mekanizmaları güçlendirilmelidir” diye konuştu.

Tarım Kredi Kooperatifleri asli görevine dönmelidir
Yerli üretimin yeterli olduğu dönemlerde gerçekleştirilen ithalat, iç piyasadaki fiyatları baskıladığını, üreticinin emeğini değersizleştirdiğini savunan Yılmaz, “İthalat ancak arz açığı bulunan dönemlerde gündeme gelmeli; hasat döneminde öncelik her zaman Türk çiftçisi olmalıdır. ‎Üreticinin en zor gününde yanında olması gereken kurumların başında Tarım Kredi Kooperatifleri gelmektedir. Üreticinin beklentisi, bu kurumların yalnızca ticari faaliyet yürüten yapılar olarak değil, piyasayı düzenleyen, üreticiyi koruyan ve gerektiğinde alım yaparak fiyat istikrarını sağlayan kuruluşlar olarak görev yapmasıdır. Örneğin; piyasa koşullarında ithalat ya da Pazar sorunu sebebiyle sıkıntı yaşandığı bilinen güncel ürün özelinde kooperatif tarafından yapılacak bir kampanya ile ürün direkt olarak üreticiden değerinde satın alınarak, gerekirse kâr marjı olmaksızın Türkiye’deki sayıları 5 bine yaklaşan Tarım Kredi Kooperatifi Zincir Marketleri aracılığıyla tüketiciye uygun fiyatla taşınabilmelidir. Bu sistem hem piyasanın regüle edilmesini hem de çiftçinin bir sonraki sezona daha emin adımlarla girmesini sağlayacak basit ve etkili bir yöntem olabilir. Üretim planlaması, destekleme politikaları ve pazarlama sistemi sahadan kopuk anlayışlarla yürütülemez. Tarımın geleceği için karar mekanizmalarında üreticiyi tanıyan, sektörün içinde yetişmiş, liyakat sahibi kadroların görev alması artık tercih değil zorunluluktur” şeklinde konuştu.