Yaşanabilir dünyanın süresini uzatalım

Abone Ol

Hava sıcaklıkları ağustos ayında mevsim normalleri üzerinde seyrederek her gün yeni bir pik yapıyor. 40 derecelerin üzerinde sıcaklıklar yüzde 80’lerin üzerinde nem oranı ile bu yaz yine sıcaklarla imtihan oluyoruz.

Hava sıcaklıkları etkisini her yol daha da artırırken çocukluğumuzda “Deodorantlar atmosfere zarar veriyor”, “Su israfı yapmayın”, “Yeşil alanları çoğaltmamız gerekiyor” cümlelerinin ne demek olduğunu bu yaşlarda anlıyoruz. Evet, küresel ısınmanın boyutlarını, gündelik yaşamımızı nasıl etkilediğini ve gelecekte daha neler yaşayabileceğimizi anladığımız yaşlardayız.

Bizler geleceğe duyarlı, geleceği düşünen ve sahip çıkmaya çalışan son nesil olabiliriz. Bizler çocukluğumuzda daha fazla yeşil alan gördük, suyun önemini kavradık ancak bizim çocuklarımız yeşil alanlar yerine gökdelenler, dağlardan akan sular yerine şehir merkezlerine kurulan avuç içi kadar su parkları görüyor. Yani onlar bu manzaranın içine doğup bunu öğreniyorlar. Bildikleri ve gördükleri yalnızca tüketmek, onlar da haklı çünkü dünyayı bu hale bizler getirdik, doğal olan her şeyi yok ederek onlara güzel olan şeyleri gösteremedik.

Sokaklara gelişigüzel attığımız çöpler, bir tohum ekmek yerine ormanların yanışına seyirci kalışlarımız, doğal kaynaklarımızı hoyratça harcamalarımıza, bu tüketim çılgınlıklarımıza “Dur” demediğimiz sürece bu süre uzamak yerine daha da kısalacak ve belki çocuklarımızın çocukları dahi dünyada yaşayacak alan bulamayacak.

İş işten geçti mi? Evet, belki biraz geçti ama dünyaya verdiğimiz zararı geri döndüremesek de artık tüketimi biraz yavaşlatarak belki yaşanabilecek bir dünya bırakmanın süresini uzatabiliriz.

Artık tüketim çılgınlıklarımıza, hoyratlıklarımıza, yarını düşünmeden hareket edişlerimize bir son verelim. Dünyayı torunlarımıza, onların da torunlarına bırakmak bizim görevimiz.