Haber / Barış Çoban

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Mersin Şubesi, 2026/2027 eğitim-öğretim yılına ilişkin açıklamalarda bulunmak için basınla bir araya geldi. Eğitim Sen şube terasında gerçekleştirilen basın açıklamasında, Türkiye’deki eğitim sisteminin sorunlarından ve ekonomik sorunlardan söz edildi. Açıklamayı, Eğitim Sen Yürütme Kurulu Üyesi Saffet Ayıcı okudu.

“Pek çok okul, temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor”

Yeni eğitim-öğretim döneminin birçok sorunla başladığını öne süren Ayıcı, “2026-2027 eğitim-öğretim yılı eğitimin yıllardır çözülmeyen yapısal sorunlarının ve giderek ağırlaşan ekonomik krizin gölgesinde başladı. Milyonlarca öğrenci okullarına dönerken veliler artan eğitim harcamalarıyla, eğitim emekçileri ise yoksulluk sınırının altında kalan ücretler ve güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya.

Okullarımızın temizlik, hijyen, güvenlik ve personel sorunları devam ediyor. Pek çok okul en temel ihtiyaçlarını karşılayacak yeterli bütçeden yoksun bırakılıyor. Öğrencilerimiz okulda bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemeğe, hatta temiz içme suyuna erişemiyor” açıklamasında bulundu.

“Eğitim, aileler açısından ciddi bir geçim sorununa dönüştü”

Bakanlığın öğretmenlerin önlüğünü değil çalışma koşullarını konuşması gerektiğini söyleyen Ayıcı, “Bakanlık öğretmenin önlüğüyle, kılık kıyafetiyle uğraşmak yerine okulların bütçesini, çocukların beslenmesini ve eğitim emekçilerinin çalışma koşullarını konuşmalıdır. Öğretmenin mesleki saygınlığı giydiği önlükle değil; emeğine verilen değerle, mesleki özerklikle, güvenceli çalışma koşullarıyla ve insanca yaşayabileceği bir ücretle sağlanır. Norm kadro fazlası öğretmenlerin resen görevlendirilmesi ve iradeleri dışında alan değişikliğine yönlendirilmesi de kabul edilemez.

Plansız öğretmen istihdamının, yanlış norm politikalarının ve idari hataların sorumlusu öğretmenler değildir. Bakanlık kendi plansızlığının bedelini eğitim emekçilerine ödetmekten vazgeçmelidir. Eğitim artık aileler açısından ciddi bir geçim sorununa dönüşmüştür.

Kırtasiye, çanta, kıyafet, ayakkabı, servis, ulaşım, beslenme ve yardımcı kaynak giderleri her geçen gün artıyor. Birden fazla çocuğu okuyan dar gelirli bir aile açısından bu maliyet katlanarak büyüyor.

Okullara yeterli bütçe ayrılmadığı için okulun temel ihtiyaçları velilerin cebinden karşılanmaya çalışılıyor” şeklinde konuştu.

“Temel kırtasiye ve eğitim materyalleri ücretsiz olmalıdır”

Çocukların eğitim hakkının ailelerinin cüzdanına bırakılmaması gerektiğini belirten Ayıcı, şöyle devam etti:

“Eğitimin finansmanı velilerin omuzlarına bırakılamaz. Çocukların hangi eğitim materyaline ulaşacağını, okulda nasıl besleneceğini ve hangi eğitim olanaklarından yararlanacağını ailesinin gelir düzeyi belirleyemez. Tüm öğrencilere ayrım gözetilmeksizin en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile temiz içme suyu sağlanmalıdır. Temel kırtasiye ve eğitim materyalleri ücretsiz olmalıdır. Her okula ihtiyacı oranında doğrudan bütçe ayrılmalı; temizlik, güvenlik ve yardımcı hizmet personeli kadrolu olarak istihdam edilmelidir.

“Ücretlerimiz sürekli eriyor”

Eğitim emekçileri açısından da tablo farklı değildir. Ücretlerimiz sürekli eriyor. Güvencesiz çalışma yaygınlaşıyor. Ücretli ve sözleşmeli öğretmenlik kalıcılaştırılıyor. Öğretmenlik Mesleği Kanunu ile öğretmenler unvanlara ayrılarak mesleğin bütünlüğü ve çalışma barışı zedeleniyor. Bizim ihtiyacımız unvan yarışı değildir. Eşit işe eşit ücret, güvenceli istihdam, mesleki özerklik ve insanca yaşayabileceğimiz bir ücret istiyoruz.

“Çocuklarımızın ihtiyacı kendilerini geliştirebildikleri bir eğitim ortamıdır”

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adı altında sürdürülen müfredat uygulamalarına yönelik itirazımız da açıktır. Çocuklarımızın ihtiyacı ideolojik kalıplar değil; özgürce düşünebildikleri, sorgulayabildikleri ve kendilerini geliştirebildikleri bir eğitim ortamıdır. Eğitim; bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi, kapsayıcı ve anadilinde eğitim hakkını esas alan bir anlayışla düzenlenmelidir.

“Eğitim temel bir haktır ve kamusal bir sorumluluktur”

11 Eylül’de Mersin’de hava durumu
11 Eylül’de Mersin’de hava durumu
İçeriği Görüntüle

Buradan Millî Eğitim Bakanlığına bir kez daha sesleniyoruz: Öğretmenin önlüğünü değil, geçim sorununu konuşun. Okulları velilerin bağışlarına mahkûm etmek yerine yeterli bütçe ayırın.

Çocuklara ücretsiz yemek ve temiz içme suyu sağlayın. Ücretli ve sözleşmeli öğretmenliğe son verin.

Resen görevlendirmelerden ve irade dışı alan değişikliklerinden vazgeçin.

Eğitime ayrılan kamu kaynaklarını artırın. Çünkü eğitim bir ayrıcalık, ticari hizmet ya da ailelerin satın alma gücüne bırakılabilecek bir meta değildir. Eğitim temel bir haktır ve kamusal bir sorumluluktur. Eğitim Sen Mersin Şubesi olarak çocukların hangi ailede doğduğunun alacağı eğitimi belirlemediği; velilerin çocuklarını okutmak için borçlanmadığı; eğitim emekçilerinin geçinebilmek için ek iş aramadığı; okulların ihtiyaçlarının velilerin cebinden değil kamu bütçesinden karşılandığı bir eğitim sistemi için mücadelemizi sürdüreceğiz. Parasız, kamusal, bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitim hakkından vazgeçmeyeceğiz.”

Muhabir: Barış Çoban