Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan, Çırağan Sarayı'nda düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesine katıldı. Burada bir konuşma yapan uluslararası insancıl hukuk, enerji hakkı, dijital dünyada adalet ve göç yönetimi gibi başlıklarn dünya dünyası için kritik bölgelere sahip olduğu belirtildi, Sözlerimin hemen başında şu hususun eksik kalmasını sağlamak isterim. Şu anda farklı seçeneklerin, farklı bileşenlerin gelen konuklarımızla bu tarihi salonda bir aradayız. Vatandaşlığımızda devletlerin mensubu olduğumuz milletlerin birbirinden farklı anayasaları, hukuk sistemleri, hukuki ve idari mevzuatları var. Aynı şekilde burada temsil edilen, onun milletinin kendine has bir hukuk geleneği, kuralları, manzumesi, birbirinden farklı takımülleri var. Ancak yasama parçalarımız, yargılama usullerimiz, hukuki tatbik etme biçimlerimiz ne kadar farklı olursa olsun adalet açıklamalarda hepimizin zihninde seçen düşünceleri, zannediyorum aynı. Adaletin haklıya gücünün teslim edilmesidir. Adalet güçsüzün güçlüye ezdirilmemesidir. Adalet mazlumu zalimden koruma kudretidir. Adalet sisteminin üzerine bina edilmesi temeldir. Bu standardın adaleti, insanlığın ortak hedefi, ortak ideali, ortak mefkuresidir. Şu gerçeklerin hepimizin çok net bilincindeyiz: Vicdan ve hakkaniyetin terk edildiği yerde adalet olmaz. Kanun akrabalarının göz ardı edildiği bir hukuk kuralları adalet olmaz. Aynı şekilde, mükafat ve mücazat durumunun iyi kurulmadığı, hak ve özgürlüklerin giderek aşındığı bir aşınma adaleti kendisine yerleşemez. Bu hususların onun tüm aktörleriyle ve idareleriyle uluslararası sistem içinde geçerli olduğunu söyledi.

Maltepe'de göçük altından kurtarılanların isimleri belli oldu
Maltepe'de göçük altından kurtarılanların isimleri belli oldu
İçeriği Görüntüle

'Neresinden tutsanız elinizde kalan bir sistem var'

Uluslararası barış ve güvenliğin adalet olmadan sağlanamayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Devletin en temel sorumluluğu nasıl ki adaleti tevzi etmekse, kural ve ilke olarak biyolojik olduğu iddia edilen uluslararası sistem de asli misyon küresel barış ve güvenliği sağlamaktır. Nitekim 81 yıl önce San Francisco'da imzalanan ve müzakerelerin hukuki zeminini oluşturan Birleşmiş Milletler Şartı'nın birinci maddesi uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına ilişkindir. Uluslararası barış ve güvenlik ise hepimizin bildiği ki, adalet olmadan sağlanamaz. Bugün ne yazık ki hem temsil, hem işlev, hem de meşruiyet açısından ağır yaralanmış, güven ve saygınlığa sahip bir uluslararası sistemle karşı karşıyayız. Birleşmiş Milletler çatısı altında 190'dan fazla ülkenin iradesinin, veto imtiyazına sahip sadece beş üyenin kararlarına bağlı olduğu bir herkesin adil ve sağlıklı olmadığının hepimizin bilincindeyiz. Birileri odadaki fili görmemekte ısrar edin de, mevcut sistemin hakkaniyetli ve sürdürülebilir olmadığını artık herkes biliyor. Uluslararası hukuk neredeyse kesinti durumundadır. Uluslararası anlaşmalar deyim yerindeyse hükmünü kaybetmiş durumda. Uluslararası mahkemelerin kararları aynı şekilde uygulanamaz durumda. İlkeler, normlar, sistemin genel yer alan kuralları; bunların tamamının ayaklarını silmiş durumda. Kıymetli dostlar, bunları hamaset olsun, polemik olsun veya ajitasyon için söylemiyorum. Tam olarak bunlar, yüzleşmemiz gereken acı gerçeklerdir. Kabil'i şekillendirdiğiniz ki dönemden tutsanız elinizde kalan bir sistem var ve bu sistemin küresel çapta yol açtığı yerlere her şeye tanıklık ediyoruz' diye konuştu.

Eğitim ve teknolojiye erişim, iklim kriziyle mücadele, gıda güvenliği ve gelir adaletsizliği başta olmak üzere ülkeler arasında makasın giderek açıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Dünyanın bir bölümü son derece kısıtlı koşullar altında yokluk ve yoksulluk içinde tutunmak hayatta kalmaya devam ederken, lüks ve şatafat içinde yaşayan diğer bir kesim sisteminin tüm nimetlerinden faydalanıyor. Soruyorum, dünya genelinde 60 bini ancak bulan bir avuç elitin, 4 milyar insandan üç kat daha fazla hizmette, gelire, imkana sahip olması adil midir? Hakkaniyetli midir? Aynı şekilde çevreyi hoyratça kirleterek zenginleşen gelişmiş ülkelerin iklim değişikliğinde hemen hiçbir etkisi olmayan ülkeler yalnız bırakması adil ve hakkaniyetli midir. Krizlerin çatışmalarını tetikleyen, çatışmaların savaşlarını takip eden, savaşların ise istikrarsızlıkla sonuçlanan bir tablo, sistemde bir sorun yok diyebilir. Şurası çok önemlidir. Küresel petrol ihracatının yüzde 35'inin üzerinden geçerek Hürmüz'deki tıkanıklık onca çabaya rağmen aylardır bir şekilde giderilmedi. Rusya ve Ukrayna arasında 4,5 yıllık geride kalan savaş, her binlerce can kaybıyla halen devam ediyor. Lübnan'da, Yemen'de, Somali'de, Sudan'da, bölgemizin ve dünyanın daha pek çok yerinde neler yaşandığını görüyoruz' dedi.

'Gazze, dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü'

İsrail'in Gazze'de yaptığı soykırımı da yer veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Hepsinden önemlisi Gazze'de tam 3 yıldır tüm dünyanın gözleri önünde vahşice öldürülüyor. Siviller acımasızca şehit ediliyor. Çoğu çocuk ve kadın, 74 binden fazla Gazzeli katledildi. Savaşta bile dokunulmaması gereken okullar yerle yeksan edildi. Üniversiteler, hastaneler, ibadethaneler vuruldu. sınırlı çocuk elini, ayağını, vücudunun bir azasını kaybetti. Gazze, kendini uluslararası hukuk üzerinde gören, kibirli, radikal ve öldürmeye doymayan bir soykırım şebekesi tarafından dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü. Biliyorsunuz, sürekli olarak katkılarıyla geçen yıl bir ateşkes tesis edilmişti. Filistinli kardeşlerimizin riayet ettiği bu ateş, İsrail hükümeti tarafından binlerce kez ihlal edildi. Ateşkesin 11 Ekim 2025'te girdiği bu yana bin 500 Filistinli bu saldırılarda katledildi. 5 binden fazla insan yaralandı. Batı Şeria'da yasa dışı yerleşim faaliyetleri, fanatik bölgede devlet destekli organize suç ve şiddet eylemleriyle devam ediyor. Kudüs'teki kutsal mekanlar baskına uğruyor, tarihi ve hukuki durumları haydutlukla değiştirilmek isteniyor. İsrail, komşuları başta olmak üzere bölgedeki huzuru ve bunların kendisi için doğrudan tehdit unsuru olarak değerlendiriyor. Üzülerek, bu acı manzaraya karşı uluslararası toplumun gerekli tepkiyi vermediğini, bütçe ve fiyat aralıklarının uygun şekilde çalıştırılmadığını görmek isterim. Türkiye'de, Uluslararası Adalet Divanı'nda açılan davaya müdahillik incelemesi yapılarak, İsrail'le ticari ilişkiler tamamen durdurularak, birçok küresel su çok parçalı yapıya yönelik saldırının asıl kırmızı bilgilerinin çıkartılarak tavrını çok net biçimde ortaya çıkarılarak kullanıldı.

'Bu tüm dünya için bir insanlık testidir, hepimiz için bir samimiyet testidir'

Türkiye'nin umut verdiği kişilerin sırtını dönmeyeceğinin derecesi çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Şunu bugün bir kez daha ve bitirerek çizerek dilemek durumundayım. Bu tüm dünya için bir insanlık testidir. Hepimiz için bir samimiyet testidir. Türkiye gerekirse sıkıntı çeker ama kendisine umut verir, haksızlığa uğrayan insanlara da sırtını dönmez. Gazze'de işlenen soykırımın başarısızlıkları hukuk önünde hesap vermedikçe uluslararası sistemin adaletli olduğuna kimse iddia edemez. Uluslararası iradenin yansımadığı bir Birleşmiş Milletler sisteminin meşru ve hakkaniyetli olduğunu kimse söyleyemez. Uluslararası mahkeme kararlarının tanınmadığı, uygulanmadığı, dikkate alınmadığı bir sistem barışı ve güvenlik üretimi düşünülemez. Türkiye olarak ona fırsatta işte bu yüzden 'Dünya 5'ten büyük' ​​diyoruz. Tam da bu yüzden 'daha adil bir dünya mümkündür' diyoruz. Şunun da devamını isterim ki Türk milletinin bir evladı ve bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak ömrümüz vefa ettikçe, gücümüz yettiği, dilimiz süresi boyunca mazlum ve mağduriyetlerin sesi olmaya devam ediyor, onların da hakkı, hukukuu savunmaya devam ediyor. Bulunduğumuz platformda, onun masada zayıfların, gariplerin, zavallıların, kimsesizlerin sesini sürdürmeyi sürdüreceğiz. Sizlerden de bu çabalarımıza azami katkı beklediğimizi bugün bir kez daha vurgulamak istiyorum. Sizlerin güçlü özellikleri beklediğimiz bir diğer husus sınır aşan suçlarla ve organize suç oranlarıyla mücadeledir' diye konuştu.

'Suç işleyip yurt bölgesinde kaçanlar kendilerini güvende hissetmemelidir'

Sınırlı aşan suçlarla mücadelenin ülkeler arasında işbirliğinin seviyesiyle doğrulandığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Çok iyi bildiği gibi suç coğrafyası artık tek bir ülkenin hudutlarıyla sınırlı değil. Teknolojiyle birlikte suç coğrafyasının dalaştığı küreselne; elektronik para birimleri, kripto varlıkları, soğuk para birimleri ve sosyal medya gibi işlemlerde suç işlemlerinin çok etkin biçimde gerçekleştiğine rastlanır. Sınırlı aşan suçlarla mücadelenin başarısı, ülkeler arasındaki işbirliğinin seviyesiyle doğrulanmıştır. İster suçlu olsun, isterse tüccarı, terör ve organize suç örgütünün üyesi olsun, hukuk politikalarının ortaya çıktığı hiçbir yerde hiçbir yerde rahat ve huzur içinde kalmaz. Suçun işleyip ülke seviyesinde adaletten kaçabileceği sananlar, nereye saklanırsa saklansınlar, kendilerine güvende hissetmemelidir. Türkiye olarak biz bunu sağlamakta, bunu hissetmekte kararlıyız. Sadece 2026'nın ilk dokuz yerinde 294 kişiye iadesini sağladık. Aynı dönemdeki farklı aramalar kapsamında 736 kişinin ülkedee yükseltildik. Uluslararası adli işbirliğinde doğru taleplere karşılık vermek esastır. Türk adaleti er ya da geç ama ihtiyacını mutlaka yapacaktır' ömrü kullandı.

Kaynak: İHA