Haber / Umut Çor
Endülüs yolculuğumuzun en unutulmaz duraklarından ikisi, hiç şüphesiz Setenil de las Bodegas ve Ronda oldu. Arkadaşım Boran ile çıktığımız bu büyük Endülüs turunda, İspanya’nın güneyinde saklı kalmış iki eşsiz yerleşimi keşfetmenin heyecanını yaşadık.
Kayaların Gölgesinde Yaşam: Setenil de las Bodegas
Setenil’e yaklaştıkça manzara giderek değişmeye başladı. Dağların arasına sıkışmış, beyaz badanalı evlerin üzerine dev kayaların adeta bir çatı gibi uzandığı bu kasaba, ilk bakışta bile insanı şaşırtıyor.
Burada evler kayaların altına inşa edilmiş. Bazılarının tavanı tamamen doğal kaya. Sokaklarda yürürken bir yandan serinlik hissediyor, bir yandan da “İnsanlar burada nasıl yaşam kurmuş?” diye düşünmeden edemiyorsunuz.
En ünlü sokaklar olan Calle Cuevas del Sol ve Calle Cuevas de la Sombra, Setenil’in ruhunu en iyi yansıtan noktalar. Güneş alan ve gölgede kalan bu iki sokakta küçük kafeler, yerel dükkânlar ve fotoğraf molaları için sayısız köşe bulunuyor. Boran ile birlikte bir kafede oturup kahvemizi içerken, kayanın altında olmanın verdiği tuhaf ama huzurlu hissi uzun süre konuştuk.
Setenil, büyük şehirlerin karmaşasından uzak, sakinliğiyle insanın içini dinlendiren bir yer. Burada zaman sanki biraz daha yavaş akıyor.
Uçurumun Üzerindeki Şehir: Ronda
Setenil’den sonra rotamızı Ronda’ya çevirdik. Yol boyunca Endülüs’ün kırsal manzaraları bize eşlik etti. Ancak Ronda’ya vardığımızda gördüğümüz manzara, yolculuğun tüm yorgunluğunu unutturdu.
Ronda, derin bir kanyonun iki yakasına kurulmuş bir şehir. Şehri ikiye bölen El Tajo Vadisi ve onun üzerindeki görkemli Puente Nuevo (Yeni Köprü), Ronda’nın simgesi haline gelmiş.
Köprünün üzerine çıktığımızda, aşağıda uzanan uçurumu ve Guadalevín Nehri’ni izlemek baş döndürücüydü. Boran’la birlikte uzun süre burada durup fotoğraf çektik, manzarayı içimize çektik.
Ronda sadece manzarasıyla değil, tarihiyle de etkileyici. İspanya’nın en eski boğa güreşi arenası olan Plaza de Toros, Arap hamamları, eski şehir surları ve dar sokaklar, geçmişin izlerini bugüne taşıyor.
Eski şehir kısmı olan La Ciudad’da dolaşırken, Endülüs’ün Müslüman, Hristiyan ve Yahudi kültürlerinin nasıl iç içe geçtiğini hissetmek mümkün. Her sokak, her bina adeta ayrı bir hikâye anlatıyor.
Yol Arkadaşlığı ve Hatıralar
Bu yolculuğu özel kılan sadece gördüğümüz yerler değil, aynı zamanda paylaştığımız anılardı. Boran ile yaptığımız uzun yürüyüşler, yolda dinlediğimiz müzikler, spontane verdiğimiz mola kararları ve gün sonunda yaptığımız sohbetler, Endülüs turumuzu unutulmaz kıldı.
Setenil’de kayaların altında içtiğimiz kahve, Ronda’da uçurumun kenarında izlediğimiz gün batımı, belleğimizde hep taze kalacak anlar arasında yerini aldı.
Endülüs’ün Sessiz Kahramanları
Setenil ve Ronda, Endülüs’ün en popüler şehirleri kadar tanınmasa da belki de en karakterli durakları. Biri kayaların altında saklanan bir masal kasabası, diğeri uçurumun üzerine kurulmuş görkemli bir şehir.
Eğer yolunuz Endülüs’e düşerse, bu iki yeri mutlaka rotanıza ekleyin. Bizim için bu duraklar, yolculuğun en etkileyici sayfalarından biri oldu.