Renksiz, kokusuz ve tatsız olması nedeniyle fark edilmesi oldukça güç olan radon gazı, özellikle kapalı alanlarda birikerek ciddi sağlık risklerine yol açabiliyor. Uzmanlar, evlerin özellikle bodrum ve zemin katlarında birikebilen bu gazın, sigaradan sonra akciğer kanserinin en önemli ikinci nedeni olduğuna dikkat çekiyor.
İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nursel Dikmen, radon gazının doğal yollarla oluşan radyoaktif bir gaz olduğunu belirterek önemli uyarılarda bulundu.
'Bina temellerindeki çatlaklardan evlere sızabiliyor'
Radon gazının toprakta, kayalarda ve yeraltı sularında doğal olarak bulunan uranyumun bozulması sonucu oluştuğunu söyleyen Doç. Dr. Dikmen, 'Radon gazı, atmosferde düşük seviyelerde bulunduğu için genellikle risk oluşturmaz. Ancak kapalı ortamlarda birikmesi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Özellikle bina temellerindeki çatlaklar, tesisat geçiş noktaları ve havalandırma sistemleri aracılığıyla yaşam alanlarına sızabilir' diye konuştu.
'Bodrum katlarda risk daha yüksek'
Özellikle yeterince havalandırılmayan alanlarda radon yoğunluğunun arttığını ifade eden Doç. Dr. Dikmen, 'Radon gazı en çok zemin ve bodrum katlarda yoğunlaşır. Çünkü gaz doğrudan topraktan yükselerek bu alanlarda birikir. Havalandırmanın yetersiz olduğu kapalı alanlarda risk daha da artar' şeklinde konuştu.
'Sigaradan sonra akciğer kanserinin ikinci nedeni'
Radon gazının sağlık üzerindeki en ciddi etkisinin solunum sistemi üzerinde görüldüğünü belirten Doç. Dr. Dikmen, 'Dünya Sağlık Örgütü'ne göre radon, sigaradan sonra akciğer kanserine yol açan ikinci en önemli etkendir. Ortalama radon seviyelerine ve sigara kullanım oranlarına bağlı olarak tüm akciğer kanserlerinin yüzde 3 ila yüzde 14'ünden sorumludur. Özellikle sigara içenlerde bu risk çok daha yüksektir' ifadelerini kullandı.
'DNA'ya zarar veriyor'
Solunum yoluyla alınan radon gazının parçalanarak radyoaktif maddeler açığa çıkardığını vurgulayan Doç. Dr. Dikmen, 'Bu maddeler hücre DNA'sına zarar vererek hücrelerin kontrolsüz çoğalmasına yol açabilir. Bu süreç zamanla akciğer kanseri gelişimine neden olabilir' dedi.
'Astım hastaları, çocuklar ve gebeler daha fazla etkilenebilir'
Radon gazının yalnızca kansere değil başka solunum yolu hastalıklarına da yol açabileceğini söyleyen Dikmen, 'Kronik bronşit, kronik öksürük gibi solunum sistemi rahatsızlıkları da görülebilir. Özellikle astım hastaları radondan daha fazla etkilenebilir. Çocuklar ve gebeler de risk grubundadır. Yüksek radon maruziyeti fetüs gelişimini olumsuz etkileyebilir. Çocukluk döneminde maruz kalınması ise ilerleyen yaşlarda kronik akciğer hastalıklarına zemin hazırlayabilir' diye konuştu.
'Yapı malzemeleri ve kuyu suları risk oluşturabiliyor'
Radonun yalnızca topraktan değil bazı yapı malzemeleri ve su kaynaklarından da gelebileceğini belirten Doç. Dr. Dikmen, 'Granit, taş ve beton gibi doğal yapı malzemeleri yapılarında uranyum içerebilir. Ayrıca kuyu ve doğal kaynak sularında çözünmüş radon bulunabilir. Bu da ev içi maruziyeti artırabilir' dedi.
'Fark edilmesi mümkün değil, ölçüm şart'
Radon gazının duyu organlarıyla tespit edilemeyeceğine dikkat çeken Doç. Dr. Dikmen, 'Bu gaz renksiz, kokusuz ve tatsız olduğu için fark edilmesi mümkün değildir. Maruziyeti anlamanın tek yolu özel radon ölçüm cihazları veya kitleri kullanmaktır. Özellikle bodrum ve zemin katlarda yaşayan kişilerin ölçüm yaptırması önemlidir' açıklamasında bulundu.
'Korunmak için düzenli havalandırma önemli'
Radon gazından korunmak için alınabilecek önlemleri sıralayan Doç. Dr. Dikmen, 'Kapalı alanlar düzenli olarak havalandırılmalı, bina temelindeki çatlaklar onarılmalı ve özellikle kuyu suyu kullanılıyorsa uygun arıtma sistemleri tercih edilmelidir. Gerekli durumlarda profesyonel radon ölçümü yaptırılması ihmal edilmemelidir' dedi.





