Tarihi Odunpazarı Evleri bölgesinde atölyesi bulunan İsmet İlker Güler, lületaşı ustası olan babası Erol Güler'in izinden gidiyor. Çocukluğundan bu yana lületaşı ile uğraşan Güler, beyaz altın olarak da bilinen madene el emeğiyle şekil veriyor. Şehrin en genç lületaşı sanatçılarından birisi olan Güler, dünyada sadece Eskişehir'de çıktığı bilinen madenin özelliklerinden, son dönemlerdeki sahtekarlıklardan ve bir ürünün yapım sürecinden bahsetti. Güler ayrıca, şehrin en önemli değerlerinden lületaşının gittikçe unutulmaya başlandığına dikkat çekerek Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bir çağrıda bulundu.
'Herhangi bir büyük araç kullanılmadan sadece kazma kürek yardımıyla çıkarılıyor'
Lületaşının nasıl çıkarıldığını anlatan İsmet İlker Güler, 'Eskişehir'in kuzey bölgesinde 8-10 tane sıralı köylerimiz var. Lületaşı, o köylerin yeri muhtelif derinliklerinde aranarak bulunan bir maden türü. İlkel yöntemlerle, herhangi bir büyük araç kullanılmadan sadece kazma kürek yardımıyla çıkarılıyor. Hiltiler yardımıyla 8-10 metreden başlanıp yaklaşık 180 metre derinliğe kadar karınca yuvaları halinde sağa sola dağılmalar yapılarak çıkarılan bir madendir lületaşı. Dünyanın birkaç bölgesinde lületaşının benzerleri var ama kimya yapıları uyuşmadığı için aslı Eskişehir'de kuzey bölgemizde Kayacılar, Sepetçi, Margı ve Türkmentokat gibi köylerimizde çıkıyor' şeklinde konuştu.
'Renk değiştirmiyorsa o lületaşı değildir'
Lületaşının yüzde 78 oranında emici özelliği olduğunu belirtti Güler, 'Lületaşı, zamanla krem ve kremin tonlarında renk değişimine uğrar. Bu tamamen kendi emici özelliğinden kaynaklı zaten. Lületaşı, magnezyum, silis ve karbonat kimya yapısı olan bir madendir aynı zamanda. Kendi emici özelliğinden kaynaklı olduğu için bu taşın kirlenmesi değil, tamamen doğal bir yaşlanma sürecini belli ediyor aslında. Bazı müşteriler lületaşı renk değiştirince kirlendiğini zannedebiliyorlar. Bu taşın kirlenmesi değil, tamamen kendi özelliği. O renk değiştirmiyorsa lületaşı değildir veya lületaşının alt sınıflarıdır' ifadelerini kullandı.
'Lületaşı talaşlarını presleyip satanlar var'
Günümüzde bazı sahtekarlıklar olduğuna da değinen Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Maalesef ki işlediğimiz lületaşlarından üzerimize düşen talaşların temiz hallerini presleyerek biblo, bileklik ve tespih gibi ürünler çıkartmaya başladılar. Yine enseleniyorlar tabii ki ama piyasada olabiliyorlar. Bunlar herhangi bir şekilde lületaşıyla alakası olmayan ürünler. İçerisinde lületaşı tozu olan kimyasal maddelerden bahsediyoruz.'
'Üç temel bıçaktan çıkardığımız ürünler tamamen el yontumudur'
El işçiliği ile yapılan her ürünün farklı bir süreci olduğunu dile getiren İsmet İlker Güler, 'Müşterimiz bir ürün siparişi istediğinde biz ona 3-4 gün teslim süresi veriyoruz ama daha özel, daha büyük işler olduğu zaman bu belki 15 gün, belki 1 ay, hatta aylar sürebiliyor. Müşteri de güzel bir ürün istiyorsa ona göre sabrederek işleyeceğim, o da sabrederek maalesef beklemek zorunda kalacak çünkü bunlar fabrikasyon ya da CNC ürünler değil. Üç temel bıçağımız var, o üç temel bıçaktan çıkardığımız ürünler tamamen el yontumudur' diye belirtti.
'Lületaşını globalleştirmek için neden bir şeyler yapmıyoruz'
Tarihi Odunpazarı Evleri'nde düzenlenen lületaşı festivaliyle ilgili eleştirilerde bulunan Güler, 'Siz Odunpazarı bölgesinde lületaşı festivali yapıp, o festivalde herhangi bir şekilde lületaşı bulundurmuyorsanız, o meslek unutulsun zaten. Yani lületaşı festivalimiz var ama stantlarda lületaşı yok. Sadece festival alanından bambaşka bir yerde lületaşı yontumu gösteri olarak yapılıyor. Lületaşını globalleştirmek için neden bir şeyler yapmıyoruz? Bu şekilde olunca lületaşının ne önemi kalıyor? Geleneksel bir el sanatı unutulmuş oluyor, böyle kalıyorsunuz yani' sözlerine yer verdi.
'Bakanlık belediyelere bırakmadan iş yapsa bizim için daha iyi olacak'
Lületaşının tanıtımı için Kültür ve Turizm Bakanlığı'na çağrıda bulunan Güler, konuşmasına şu şekilde devam etti:
'Biz elimizden geleni yapıyoruz. Bakanlık belediyelere bırakmadan iş yapsa bizim için daha iyi olacak. Mesela ben Kültür Bakanlığı devlet sanatçısıyım, en genç devlet sanatçısıyım ama kendim bilinmiyorum zaten. Lületaşı ustalarımızın genel yaş ortalaması zaten 45 ve 65 yaş üstüdür. En genci olarak ben kendimi sürekli öne çıkarmaya çalışıyorum. Ben neden yurt dışına lületaşını tanıtmaya gitmiyorum? Konuşup mesleğimi anlatacağım kadar dil de biliyorum, yurt dışında veya yurt içinde neden farklı farklı bölgeleri gezmiyorum?'





