Haber / Barış Çoban
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (Haber-Sen) 8 No’lu Şube üyeleri, Mersin Üniversitesi Yenişehir Kampüsü yanında toplanarak sürgüne gönderildiklerini iddia ettikleri sendika üyesi işçiler hakkında açıklamalarda bulundu. Açıklamayı okuyan Haber-Sen 8 No’lu Şube Başkanı Musa Özdemir, sürgünün insanlık suçu olduğunu belirtti.
“Hukuk devleti ilkesi çiğnendi”
PTT Genel Müdürlüğü’nün Mersin’de sürgün politikası izlediğini ileri süren Özdemir, “Bugün burada; Bir haksızlığa, bir hukuksuzluğa ve açık bir sendikal ayrımcılığa karşı sesimizi yükseltmek için toplandık. PTT Genel Müdürlüğü’nün Mersin’de uyguladığı sürgün politikası; Hukukla, vicdanla ve kamu yönetimi anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Mersin’de yürütülen sözde ‘Soruşturma’ bahane edilerek; Dosyanın ne sanığı ne de tanığı olan 3 arkadaşımız haksız ve hukuksuz biçimde sürgüne gönderilmiştir. Soruyoruz: Suç isnadı olmayan insanlar neden yerlerinden ediliyor? Soruşturmayla ilgisi olmayan emekçiler neden cezalandırılıyor? Bu bir idari tasarruf değildir. Bu açık bir cezalandırmadır. Bu bir gözdağıdır. Soruşturma sağlıklı yürütülmemiştir. Bu süreçte objektiflik yoktur.
Bu süreçte eşitlik yoktur. Yürütülen soruşturmanın öznesi dahi olmayan arkadaşlarımızın bu soruşturma bahanesiyle sürgün edilmeleri Kabul edilebilir bir durum değildir. Bu, masumiyet karinesinin ihlalidir. Bu, hukuk devleti ilkesinin çiğnenmesidir” ifadelerini kullandı.
“Sendikal ayrımcılık yapılıyor”
PTT Genel Müdürlüğü’nün sendika ayrımcılığı yaptığını iddia eden Özdemir, “Sendikal ayrımcılık yapılmıştır. Sürgün edilen arkadaşlarımız Haber-Sen ve Güven Haber-Sen üyesidir. Sendikal tercihleri üzerinden cezalandırılmışlardır. Bizler Mersin’deki PTT emekçileri olarak farklı sendikalara üye olsak da, farklı görüşlere sahip olsak da sendikal ayrım yapmadan bir aradayız. Sürgüne gönderilen arkadaşlarımızın yanındayız ve arkasındayız. Sendikal tercih suç değildir. Sendikal kimlik cezalandırma gerekçesi olamaz. Anayasa sendika hakkını güvence altına almıştır. Hiç kimse sendikal kimliği nedeniyle sürgüne gönderilemez. ‘Aile Yılı’ndan söz edenler bugün çalışanların ailelerini birbirinden koparmaktadır” dedi.
“Sürgün aileleri de cezalandırıyor”
Sürgünün aileleri de cezalandırmak anlamına geldiğini ifade eden Özdemir, “Sürgün yalnızca üç kamu emekçisine uygulanmamıştır. Eşleri ve çocukları da fiilen sürgün edilmiştir. Bu kararlarla; Aile bütünlüğü zedelenmiştir, çocukların eğitim düzeni bozulmuştur, eşlerin çalışma ve sosyal yaşam hakları etkilenmiştir. Sürgün; Yalnızca yer değişikliği değildir. Ekonomik baskıdır. Psikolojik yıldırmadır.
İnsan onuruna aykırı bir uygulamadır. Kamu emekçileri kamusal hizmetin asli unsurudur. Cezalandırılacak değil, hakları korunacak emekçilerdir” diye belirtti.
“Hukuka ve anayasal güvencelere uygun bir süreç işletilmelidir”
Keyfi sürgünlere boy eğmeyeceklerini söyleyen Özdemir, hukuksuzluklara ve sendikal ayrımcılığa karşı mücadele edeceklerini belirterek, taleplerini şu şekilde sıraladı:
“PTT Genel Müdürlüğü’ne sesleniyoruz: Sürgün kararları derhal iptal edilmelidir. Arkadaşlarımız eski görev yerlerine iade edilmelidir. Sendikal ayrımcılık uygulamalarına son verilmelidir. Hukuka ve anayasal güvencelere uygun bir süreç işletilmelidir.
Sürgün kararları iptal edilene kadar tüm hukuki ve sendikal haklarımızı sonuna kadar kullanacağız.
Hiç kimse örgütlü kamu emekçilerini sürgünle susturamaz. Hiç kimse anayasal haklarımızı fiilen ortadan kaldıramaz. Bizi sürgünle sindiremezsiniz. Baskıyla susturamazsınız. Emeğin onurunu savunmaya devam edeceğiz. Tüm emekçileri ve kamuoyunu bu hukuksuzluğa karşı dayanışmaya çağırıyoruz.”