Özel Haber

İçel Sanat Kulübü’nde vefa rüzgarları: Erdal Şenel ve Muzaffer Erol Gez anıldı

İçel Sanat Kulübü, Mersin’in doğa, kültür ve çevre tarihinde derin izler bırakmış iki simge ismi, Erdal Şenel ve Muzaffer Erol Gez’i düzenlenen etkinlikte anıldı.

Abone Ol

İHaber / Güven Güneş

Kulüp üyeleri ve dostlarının katıldığı organizasyonda duygu dolu anlar yaşandı. Etkinlik kapsamında slayt gösteriminin ardından söz alan konuşmacılar, Şenel ve Gez’in kent kimliğine ve Türkiye dağcılığına kattığı değerleri kendi pencerelerinden aktardı.

“Ruhumuzu oluşturan idollerimizi saygıyla anıyoruz”


Anma etkinliğinin açılış konuşmasını yapan İçel Sanat Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Ali Gök, Erdal Şenel ve Muzaffer Erol Gez’in kulüp ve Mersin için ne denli büyük birer değer olduğunu vurguladı. Gök, düşüncelerini şu sözlerle dile getirdi: “Bugün kulübümüzün çok büyük iki değeri olan Erdal Şenel ve Muzaffer Erol Gez’i anmak üzere bir aradayız. Erdal Şenel bizim idolümüzdür; gezi kurulumuzu kuran, 24. kurucu üyemiz olan çok kıymetli bir isimdir. Bize her konuda örnek olan, disipliniyle ruhumuzu oluşturan ve kişiliğiyle her zaman önderlik etmiş bir büyüğümüzdür. Aynı şekilde Türkiye’nin en önemli dağcılarından, bu alanın duayeni Muzaffer Erol Gez de kulübümüze çok büyük katkılar sunmuştur. Her iki ismin de detaylarını, bıraktıkları mirasları bugün burada hep birlikte değerlendirip anacağız. Onların mirasını bizler, sürdürüp gelecek nesillere bırakacağız” dedi.

“Adları yan yana geldiğinde bir kentin tarihi anılıyor”


Hazırladığı özel metin üzerinden Şenel ve Gez’in Mersin’in son yarım asırlık tarihindeki rollerine değinen Efe Kırmızer, “Erdal Şenel ve Muzaffer Erol Gez’in isimleri yan yana söylendiğinde, aslında Mersin’in son yarım yüzyıllık doğa, kültür ve çevre tarihinin önemli bir bölümünü anmış oluyoruz. Çünkü biri zirvelerde iz bıraktı, diğeri ise insanların o zirvelere farklı gözlerle bakmasını sağladı. Muzaffer Erol Gez, Türkiye dağcılığının kurucu kuşaklarındandı. Erciyes’ten Ağrı’ya, Cilo’lardan Bolkar’lara sayısız zirveye ulaşmış bir öncüydü. Erdal Şenel ise sadece doğayı seven değil başkalarına da sevdiren, yaşadığı kente anlamayı öğreten bir rehberdi. Bazı insanlar öldüklerinde sadece bir aileyi değil bir şehri de eksiltirler ve zamanla o şehrin hafızasına dönüşürler” ifadelerine yer verdi.

“Biz dağlarda çok gezdik, onların mirasını yaşatıyoruz”


Abdullah Türkoğlu, Muzaffer Erol Gez ile dağlarda geçen günlerine ve onun emeklilik dönemindeki anılarına değinerek, “Muzaffer Ağabey Mersin’e geldiğinde dağlardan neredeyse emekli olmuştu ve biz onun emeklilik halini beraber yaşadık, anılarımız daha çok öyle geçti. Kendisi Türkiye’nin ilk dağcılarından, çok hırslı bir kişiydi. Erciyes’e, Ağrı’ya defalarca çıkmış bir dağcı ağabeyimizdi. O zamanlar Türkiye’nin şartları çok ilkel olduğu için krampon yapmayı, at nallarına çiviler kaynak yapıp ayakkabılarına bağlayarak Erciyes’e çıkmayı akıl etmişler. Dağcılığın yanında kayak ve bisiklet merakı da vardı; bisikletle Adana’dan İstanbul’a 17 günde gittiklerini anlatırdı. Maalesef onların kendi ağzından yazdıkları kitapları olmadığı için bizim hikayelerimiz ve kalan röportajlarından hatıralarımız oluşuyor. Bu anlamlı anmayı ise bu bakımdan değerli buluyorum” diye konuştu.

“Zirvelerde bile keyfinden ödün vermeyen, hayata tutkulu bir çınardı”


Muzaffer Erol Gez ile uzun yıllara dayanan dostluklarına ve baş başa yaptıkları samimi sohbetlere dayanan anıları paylaşan Fatih Sağnak ise, “Muzaffer Erol Gez ağabeyimiz, hayatı boyunca Ağrı Dağı’na otuza yakın tırmanış gerçekleştirmiş çok büyük bir isim. Bu tırmanışlardan en unutulmaz olanı ise 1983 yılında yaşanmış. Dönemin Dağcılık Federasyonu Başkanı Abdülmicit Doğru ve diğer dağcı arkadaşlarıyla birlikte, yüksek irtifanın insan vücudu üzerindeki etkilerini bilimsel olarak araştırmak amacıyla bir organizasyon düzenliyorlar. Bu araştırma kapsamında Ağrı Dağı’nın 5 bin metresindeki platoda, tam 3 gün 3 gece boyunca çadırda kalıyorlar. Muzaffer Erol Gez’in en karakteristik özelliklerinden biri de, en zor şartlarda bile yaşam kalitesinden ve keyfinden ödün vermemesidir. Ağrı Dağı’nın o dondurucu soğuğunda, bile yanına cezvesini, fincanlarını ve Türk kahvesini almayı ihmal etmemiş. Orada kahve pişirirken, zirveye doğru tırmanan diğer dağcılar yukarılarda oksijen azlığından dolayı halüsinasyon gördüklerini zannetmişler. Sonra yaklaşıp bakmışlar ki gerçekten birileri var ve orada bildiğimiz Türk kahvesi pişiyor. O, nevi şahsına münhasır, hayatı seven kişiliğinin en büyük göstergesiydi” sözlerini kullandı.

Hacıgediği’ndeki dağ evinden belgesele uzanan hikaye
Sağnak, konuşmasının son bölümünde Muzaffer Erol Gez’in, Mersin’in Hacıgediği bölgesindeki dağ evinde gerçekleştirilen ve ödülle taçlanan belgesel çalışmasından bahsederek: “Mersin’imizin değerli gazeteci ve televizyoncularından Umut Çor ile birlikte Yaşar Eskin’i de yanımıza alarak Muzaffer Ağabeyimiz Hacıgediği’ndeki dağ evine bir ziyarete gittik. Orada onun bu muazzam yaşamını, anılarını ve dağcılık geçmişini kayıt altına almak adına kısa bir belgesel çekimi gerçekleştirdik. Bu çekilen görüntüler, o dönem düzenlenen bir dağ filmleri festivalinde gösterime girdi ve oradan ufak da olsa anlamlı bir ödülle döndü” ifadeleriyle noktaladı.

Erdal Şenel kimdir?
İçel Sanat Kulübü’nün 24. kurucu üyesi olup, kulüp bünyesindeki hafta sonu doğa ve kültür gezilerinin başlatıcısı ve gezi kurulunun kurucusudur. Mersin’de doğa bilincinin, çevre sevgisinin ve arkeolojik/kültürel gezi ekolünün yerleşmesinde öncülük etmiş, kente rehberlik yapmış sembol bir isimdir.

Muzaffer Erol Gez kimdir?
Muzaffer Erol Gez, Türkiye dağcılık tarihinin en önemli duayenlerinden biridir. Türkiye Dağcılık Federasyonu Onur Kurulu üyeliği yapmış; Erciyes, Ağrı, Cilo ve Bolkar gibi Türkiye’nin pek çok zorlu zirvesine sayısız tırmanış gerçekleştirmiştir. Dağcılığın yanı sıra kayak ve bisiklet sporlarında da öncü faaliyetlerde bulunmuştur.