Haber / Barış Çoban
321 kilometrelik sahil bandıyla Türkiye’nin en uzun sahil şeridine sahip olan Mersin’de, vatandaşların en sık yaptığı hobi/aktivitelerden biri balık tutmak. Mersinliler modern hayatın hızlı temposu, dijital gürültü ve şehir stresinden bunaldıkları zaman ellerine olta alarak huzur bulmaya çalışıyor. Sabırla beklenen o anlar, suyun sakinliği ve doğayla kurulan derin bağ, birçok kişi için sadece bir hobi değil, adeta ruhsal bir yenilenme kaynağı haline geliyor.
“Balık tutmak zihinsel dinlenmeyi sağlıyor”
Mersin’in Akdeniz ilçesinde yer alan Yakamoz Ağ İşletmesi’nin sahibi ve aynı zamanda da balıkçı olan Hakan Kavuncuoğlu ile balık tutmanın ruhen sağladığı faydalar üzerine konuştuk.

Balık tutmanın en başta sabrı öğrettiğini söyleyen Kavuncuoğlu, “Balık tutmak sabrı öğretiyor. Hemen sonuç alamamak, beklemeyi ve anın tadını çıkarmayı öğretiyor. Bu süreç, günlük hayatta karşılaştığımız zorluklara karşı direnç geliştiriyor. Bir yandan da doğayla derin bir bağ kurmanızı sağlıyor: Su kenarında durmak, suyla temas etmek ve çevreyi gözlemlemek, insanın ’Bir şeyin parçası olduğu’ hissini güçlendiriyor. Birçok balıkçı için bu, manevi bir boyut taşıyor. Ayrıca sosyal yönü de güçlü. Aileyle veya arkadaşlarla yapılan balıkçılık gezileri bağları güçlendiriyor, yalnızlık hissini azaltıyor ve paylaşılan başarı duygusuyla özgüveni yükseltiyor. Balık tutmak hem hafif fiziksel hareket içeriyor hem de zihinsel dinlenmeyi sağlıyor. Şehir hayatının koşturmacasından sıkılan herkese balık tutmayı öneririm. Bir oltayı alın, sessiz bir kıyıya gidin. Balık tutamasanız bile, eve daha hafif bir kalple döneceksiniz” dedi.




