Haber / Güven Güneş
Çevre kirliliğinin temel nedenlerinden birinin geri dönüşüm tesislerine yönelik denetim anlayışı olduğunu söyleyen Başkan Aslan, sistemin büyük ölçüde firmaların beyanlarına dayandığını, tesislere giren plastik miktarının kayıt altına alınmasına rağmen geri dönüştürülemediğini ve atıkların nasıl bertaraf edildiğinin yeterince denetlenmediğini iddia etti.
“Tesise giren plastiği kayıt altına alıyorlar, çıkan yüzde 90'ı kimse sorgulamıyor”

Sistemde sadece tesise ne kadar plastik atık girdiğine bakıldığını ifade eden Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED) Başkanı Sabahat, “Oysa asıl denetlenmesi gereken, geri dönüştürülemeyen kısmın nasıl bertaraf edildiğidir. Bu atıkların çevreye zarar vermeden yok edilip edilmediğini kimse sorgulamıyor. Evrak üzerinde her şey usulüne uygun görünebilir ama sahada bunun karşılığını göremiyoruz. Çevreyi koruyacaksak üretimden bertarafa kadar bütün zinciri takip etmek zorundayız” dedi.
“Masa başında yapılan denetimlerle doğayı koruyamazsınız”
Denetimlerin yalnızca dosya incelemek olmadığını ve aktif olarak saha da yapılması gerektiğini söyleyen Aslan, “Sahaya çıkmadan, tesisleri yerinde görmeden, atığın hangi güzergâhtan nereye gittiğini takip etmeden çevreyi korumanız mümkün değil. Bugün yaşanan çevre sorunlarının en önemli nedenlerinden biri de budur. Etkin ve habersiz saha denetimleri yapılmadığı sürece aynı sorunları yaşamaya devam edeceğiz.
“Sarıibrahimli'de derelere karışan atık sadece suyu değil tarımı da kirletiyor”

Akdeniz ilçesindeki Sarıibrahimli bölgesinde yaşananlar bunun en somut örneklerinden biri. Sanayi kaynaklı atıklar dere yataklarına karışıyor. Bu sular daha sonra tarım alanlarına ulaşıyor, yeraltı sularını etkiliyor. Dolayısıyla mesele sadece çevre kirliliği değil aynı zamanda üretim, gıda güvenliği ve halk sağlığı meselesidir. Bu tabloyu görmezden gelme lüksümüz yok” sözlerine yer verdi.
“Çevreyi kirletmenin bedeli ağır olmazsa bu tablo değişmez”
Doğaya kaçak atık bırakan işletmeler için yaptırımların ağır ve caydırıcı hale getirilmesi gerektiğini söyleyen Aslan, “Dijital takip sistemleri kurulmalı, bertaraf süreci baştan sona izlenmeli. Çevreyi kirletenler sadece para cezasıyla değil, gerekirse faaliyetlerinin durdurulmasına kadar uzanan yaptırımlarla karşılaşmalıdır. Aksi halde aynı çevre sorunlarını konuşmaya devam ederiz” şeklinde konuştu.
“Mersin'in geleceği için ortak bir çevre politikası gerekiyor”
meselenin yalnızca çevrecilerin sorunu olmadığını vurgulayan Aslan, “Valilik, belediyeler, üniversiteler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları aynı masada buluşmalı. Sanayi yatırımları yapılırken havzanın taşıma kapasitesi dikkate alınmalı. Bugün alınmayan önlemler, yarın Mersin'e çok daha ağır çevresel ve ekonomik faturalar çıkaracaktır” şeklinde konuştu.


