Haber / Barış Çoban
Mersin Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri, Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nde (MGC) toplanarak laikliği savunan kişilerin hedef gösterilmesine tepki gösterdi. Burada bir basın açıklaması gerçekleştiren Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü İsmail Oğuz, laikliği savunmanın meşru, anayasal ve tarihsel bir sorumluluk olduğunu söyledi.
“Laiklik ilkesi zayıflarsa, ayrıştırmalar artar”
Laiklik karşıtı söylemlerin Anayasal bir suç olduğunu belirten Oğuz, “Son süreçte laiklik ilkesini savunan kesimlerin hedef gösterilmesi, bu talebin bilinçli biçimde çarpıtılarak suç unsuru gibi sunulması kabul edilemez bir noktaya ulaşmıştır. Laiklik karşıtı söylemler yalnızca Anayasal düzene değil; aynı zamanda emekçilerin yıllara yayılan mücadeleleriyle kazanılmış temel haklarına da yönelmektedir. Laiklik; herhangi bir inanca karşı duruş değil, tüm inançların ve inançsızlığın eşit yurttaşlık temelinde güvence altına alınmasıdır. Devletin tüm yurttaşlara eşit mesafede durmasının, kamusal alanın ayrımcılıktan arındırılmasının ve toplumsal barışın korunmasının ön koşuludur. Bu ilkenin zayıflatılması; Halkın inanç, kimlik ve yaşam tarzı üzerinden ayrıştırılmasına zemin hazırlar” açıklamasında bulundu.
“Hiçbir değer, emek sömürüsünün kılıfı haline getirilemez”
Ülkede yaşanan ekonomik sorunların üstünün böyle tartışmalarla kapatılmaya çalışıldığını iddia eden Oğuz, “Bugün derinleşen ekonomik kriz, artan yoksulluk ve güvencesizlik karşısında toplumun gerçek gündemi geçim derdidir. Ancak emekçilerin ortak sorunlarına çözüm üretmek yerine, toplumu kimlikler üzerinden kutuplaştıran politikalar öne çıkarılmaktadır. Yoksulluğun, işsizliğin ve adaletsizliğin üzeri; ayrıştırıcı söylemlerle örtülmek istenmektedir. Bu yaklaşım, emekçilerin birlikte hak arama iradesini zayıflatmayı amaçlamaktadır. Oysa laiklik; emeğin hak mücadelesinin önünü açan bir ilkedir. Laik bir düzende sendikal faaliyetler, grev hakkı ve örgütlenme özgürlüğü tartışmaya açılamaz. İş cinayetleri ‘Takdir-i ilahi’ diyerek geçiştirilemez; çalışma yaşamındaki ihlaller dini söylemlerle meşrulaştırılamaz. Hiçbir değer, emek sömürüsünün kılıfı haline getirilemez” dedi.
“Laikliği savunmak meşru, Anayasal ve tarihsel bir sorumluluktur”
Laikliği savunmanın inanç karşıtı olmak anlamına gelmediğini vurgulayan Oğuz, “Laikliği savunmayı inanç karşıtlığı gibi göstermeye çalışmak hem gerçeği çarpıtmaktır hem de toplumsal huzuru zedeleyen tehlikeli bir manipülasyondur. Laiklik; inançların siyasal ve ekonomik çıkar ilişkilerine alet edilmesine karşı durmaktır. Bu, demokratik toplumun asgari gereğidir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Cumhuriyet’in temel niteliklerini ‘Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti’ olarak tanımlar. Bu ilkelerin aşındırılması; hukukun zayıflaması, sosyal devlet anlayışının gerilemesi ve demokratik mekanizmaların işlevsizleşmesiyle birlikte ilerlemektedir. Laikliğe dönük saldırılar bu bütünün bir parçasıdır. Emek ve Demokrasi Platformu olarak açıkça ifade ediyoruz: Laikliği savunmak meşru, Anayasal ve tarihsel bir sorumluluktur. Emeğin birliğini, toplumsal barışı ve eşit yurttaşlığı savunmaya; Özgürlükçü, sosyal ve demokratik bir düzen için ortak mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.



