Haber / Güven Güneş
Türkiye’de sağlık sistemine ilişkin tartışmalar sürerken, hekimlerin yurt dışına yönelimi de her geçen gün artıyor. Özellikle genç doktorlar ve uzmanlık eğitimi sürecindeki hekimlerin farklı ülkelere gitmek istemesi sağlık alanındaki insan kaynağı krizini yeniden gündeme taşıdı. Yalnızca Mersin’de son bir yılda Tabip Odası’na yapılan başvuruların bile dikkat çekici boyuta ulaştığını belirten Koluaçık, mevcut tablonun yalnızca görünen kısmı yansıttığını ifade etti.
“Yerleri doldurulamıyor”
Kamuda yaşanan hekim eksikliği, randevu krizleri ve bazı branşlarda giderek büyüyen uzman açığı sağlık sistemindeki yapısal sorunları derinleştirirken, uzmanlar önümüzdeki yıllarda daha ağır bir tabloyla karşılaşılabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle çocuk hastalıkları ve kadın doğum gibi temel branşlarda uzmanlık eğitimi kontenjanlarının boş kalmaya başladığını belirten Mersin Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Abbas Koluaçık, “Bugün bile sıkıntısı hissediliyor ama asıl sorun 5-10 yıl sonra ortaya çıkacak. Çünkü gidenlerin yeri doldurulamıyor” dedi.
“Gerçek sayı açıklananın da üzerinde”

Mersin Tabip Odası’na son bir yıl içerisinde yurt dışında meslek icra edebilmek amacıyla gerekli olan “iyi hal belgesi” için 30 hekimin başvurduğunu söyleyen Koluaçık, bunun Mersin açısından oldukça ciddi bir rakam olduğunu belirtti. Bu sayının resmi başvurularla sınırlı olduğunu ifade eden Koluaçık, henüz öğrencilik döneminde ya da mezun olmadan yurt dışıyla bağlantı kuran gençlerin de bulunduğunu kaydetti. Koluaçık, “Mesleğe başlamadan, son sınıfta ya da öğrenciliğin son döneminde yurt dışına gidip yaşamını orada kurmaya çalışanlar var. Bunlar oda üzerinden işlem yapmadığı için resmi rakamlara da yansımıyor. Gerçek sayı açıklananın üzerinde” diye konuştu.
“Kendilerine gelecek göremiyorlar”
Genç hekimlerin yalnızca ekonomik gerekçelerle değil mesleki ve sosyal nedenlerle de Türkiye’den ayrılmak istediğini ifade eden Koluaçık, doktorların emeklerinin karşılığını alabilecekleri ve mesleklerine değer verileceğini düşündükleri ülkelere yöneldiğini söyleyerek, “Bu arkadaşlarımız Türkiye’de kendilerine gelecek görmüyor. Mesleklerini icra ederken mutlu olabileceklerini düşünmüyorlar. Yaptıkları işe değer verileceğini düşündükleri ülkelere gitmek istiyorlar” ifadelerini kullandı.
“Özel sektör devlet imkanlarıyla büyütülüyor”
Kamudan özel sektöre geçişlerin de arttığını söyleyen Koluaçık, sağlık politikalarının özel hastaneleri güçlendiren bir yapıya dönüştüğünü iddia etti. Kamu hastanelerinin geri planda bırakıldığını iler sürerek, vatandaşların bunun sonucunu randevu bulamama sorunu olarak yaşadığını söyleyen Koluaçık, “Kimi branşlarda sorun çözüldü açıklamaları yapılıyor ama biz bunun tam tersini görüyoruz. Üniversite hastaneleri ve eğitim araştırma hastanelerinde bazı temel branşlarda ciddi hekim eksikliği yaşanmaya devam ediyor” dedi.
“Çocuk hastalıkları ve kadın doğumda kontenjan dolmuyor”
Son yıllarda Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda özellikle çocuk hastalıkları, kadın doğum ve cerrahi branşlarda kontenjanların dolmadığına dikkat çeken Koluaçık, bunun gelecekte çok daha büyük bir sağlık krizine dönüşebileceğini dile getirerek, “Hekimlerin kendini korumasız ve risk altında hissettiği branşlara başvuru ciddi biçimde azalıyor. Bunun anlamı şu; 5 yıl sonra, 10 yıl sonra bu alanlarda uzman hekim bulmak çok daha zor hale gelecek” dedi.
“Başka ülkeler çağırdığı için değil”
Yurt dışına giden hekimlerin özel kampanyalarla çekildiği yönündeki düşüncenin gerçeği yansıtmadığını da belirten Koluaçık, özellikle Almanya gibi ülkelerin son dönemde daha fazla kriter koyduğunu ve süreci zorlaştırdığını söyleyerek, “Hekimler başka ülkeler çağırdığı için gitmiyorlar. Tam tersine, burada hiçbir gelecek göremedikleri için gidiyorlar. ‘Ne olursa olsun gideyim, gittiğim her yer buradan iyidir’ düşüncesi hakim” ifadelerini kullandı.
“Mesele sadece para değil”
Yurt dışına giden hekimlerin kararının yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını vurgulayan Koluaçık, “Giden arkadaşlarla görüştüğümüzde her şeyi maddiyata bağlayan yorumları rencide edici bulduklarını görüyoruz. Burada mesele yalnızca ekonomik değil sosyal, mesleki ve psikolojik boyutları da olan çok katmanlı bir sorun” diye konuştu.



