Haber / Barış Çoban
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Mersin Şubesi Yürütme Kurulu Üyesi Saffet Ayıcı, haber sitemize yaptığı açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı’nın duyurduğu Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS) uygulamasına önemli eleştirilerde bulundu.
“1 milyon öğretmeni zan altında bırakıyor”

Bakanlığın ortaokullarda 5, 6 ve 7. sınıflar ile liselerde 9, 10 ve 11. sınıflarda matematik, fizik, kimya, biyoloji, Türkçe ve edebiyat gibi temel derslerde ortak yazılı sınavlara geçtiğini belirten Ayıcı, “Bakanlık kolay, orta ve zor sınıflandırmasıyla bir soru havuzu oluşturmuş. Öğretmenler sınav yaparken soruları bu havuzdan çekecek. Zümre başkanı zorluk derecesini sisteme bildirecek. Altı sorunun ikisini zümre hazırlayacak, dördünü sistemden alacak. Sistem otomatik olarak bir kolay, iki orta, bir zor soru atayacak. Ancak öğretmen soruları sınavdan bir gün öncesine kadar göremeyecek. Gerekçe olarak sınav güvenliği gösteriliyor. Yani Milli Eğitim Bakanlığı kendi öğretmenine güvenmiyor. ‘Öğretmen soruları önceden görürse öğrencisine verir’ düşüncesiyle 1 milyon öğretmeni zan altında bırakıyor” açıklamasında bulundu.
“Her okulun özgün koşulları farklı”
Soruların yapay zeka temelli ve müfredata uygun hazırlandığını, ancak her okulun özgün koşullarının göz ardı edildiğini savunan Ayıcı, “Mersin merkezdeki bir okulla Hakkari’nin, Erzurum’un, Kars’ın ya da Rize ve Trabzon’un dağlık bölgelerindeki okulların fiziki koşulları, internet erişimi aynı değil. Buna rağmen sorular ortak olacak. Öğretmen herhangi bir nedenle bir ay derse gelemezse öğrenciler geri kalacak ama müfredatta belirlenen yere kadar sorumlu tutulacak. Bu açık bir adaletsizlik yaratır” dedi.
“Öğretmenler gece saatlerine kadar veri girecek”
Sistemin öğretmenlere getireceği iş yüküne de dikkat çeken Ayıcı, her sorunun notunun öğrenci bazında e-Okul’a girileceğini belirterek, şöyle konuştu:
“40 kişilik bir sınıfta 6 soru için 240 veri girişi gerekecek. Aynı anda binlerce öğretmen giriş yapınca sunucular kilitlenecek. Öğretmenler bu verileri girmek için neredeyse gecelerini feda edecek. Dersine ne zaman zaman ayıracak? Üstelik öğrencinin hangi soruyu neden yapamadığını sınıfta açıklama imkânı da ortadan kalkıyor. Öğrenci sadece ‘birinci sorudan düşük aldın’ diyecek. Bu hem aşırı bir iş yükü hem de pedagojik bir kayıp.”
“Mesleki özerklik zarar görecek”
Sistemin öğretmenin mesleki özerkliğini de yok ettiğini iddia eden Ayıcı, “Sınıfımda alt düzey zihinsel engelli öğrencim var. Diğerlerine bir kez anlattığımı ona on kez anlatmak zorundayım. Aynı sınavı ona da uygularsanız bu öğrenci nasıl cevap verecek? Farklılaştırılmış değerlendirme imkânı tamamen ortadan kalkıyor.”
“Sahanın, işyerinin ve okulların özgün koşulları görülmeden böyle bir sistem hayata geçirilmemeli”
Eğitimsel açıdan değerlendirme yapan Ayıcı, ortak sınavlara cepheden karşı çıkmadıklarını, ancak sürecin mutlaka saha ile birlikte yürütülmesi gerektiğini söyleyerek, “Biz bu sisteme ‘hemen kaldırın, kötüdür’ demiyoruz. Ortak sınavların yapılması yönündeki kararlılık değerlendirilebilir. Ancak bunun koşulları sahadan öğretmenler çağrılarak, illerden ve ilçelerden görüş toplanarak, eğitim sendikalarının da katılımıyla tartışılmalı. Masa başında pedagoji uzmanlarının kağıt üzerindeki önerileri sahada karşılık bulmayabiliyor. Okulları en iyi bilen öğretmenlerdir. Öğretmenin söz ve karar hakkı mutlaka tanınmalı. Üniversitelerdeki bilim insanlarıyla görüşülmüş olabilir ama kitabi uygulamalar her zaman okullarda karşılık bulmuyor. Sahanın, işyerinin ve okulların özgün koşulları raporlaştırılmadan böyle bir sistem hayata geçirilmemeli” diye kaydetti.
Ayıcı, bakanlığın öğretmenleri sürece dahil etmeden aldığı bu kararın hem eğitimde adaleti hem de öğretmenin mesleki onurunu zedelediğini savunarak açıklamasını tamamladı.



