Haber / Aysun Koç Aydoğan

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Mersin Şubesi Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi önünde düzenledikleri basın açıklamasında Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara düzenlenen saldırıları kınayarak sağlık ve eğitimde şiddete karşı ses yükselttiler. SES Mersin Şubesi Eş Başkanı Sevgi Başkavak burada yaptığı açıklamada, ülke olarak Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’ta birer gün arayla gerçekleşen saldırılarda çocukları, öğrencileri ve öğretmenleri kaybetmenin derin acısı, öfkesi ve sarsıntısı içerisinden olduklarını söyledi. Başkavak, “Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan saldırıda 8'i öğrenci, 1'i öğretmen olmak üzere 10 kişi hayatını kaybettiği, 17 kişi yaralandı. Yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı diliyor, yaralılara acil şifalar diliyor, can kaybının artmamasını temenni ediyoruz. Artık yalnızca taziye dileme ve üzüntülerimizi paylaşmanın çok ötesinde bir noktadayız” dedi.

KESK Mersin: “Şiddeti besleyen politikalar terk edilmelidir”
KESK Mersin: “Şiddeti besleyen politikalar terk edilmelidir”
İçeriği Görüntüle

“Başlı başına bir güvenlik zafiyeti”

Çocukların ve eğitimcilerin hayatlarının önemine dikkat çeken Başkavak, “Çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin hayatı bu kadar ucuz değildir. Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğinin olmadığı bir ortamda asgari bir eğitim dahi yapılamayacağı gün gibi ortadadır. Saldırganın okula çok sayıda silahla girebilmiş olması bile başlı başına bir güvenlik zafiyetini göstermektedir” ifadelerini kullandı.

“Toplumsal çürüme çocukları ve eğitimi hedef alıyor”

Konunun yalnızca güvenlik açığı olmadığına dikkat çeken Başkavak, “Toplumun her alanında şiddeti körükleyen, mafyalaşmayı ve çeteleşmeyi sıradanlaştıran, gençleri umutsuzluğa iten, eşitsizliği derinleştiren, üniversitelerde palalarla saldırı gerçekleştirenleri aynı gün serbest bırakan, cezasızlığı hakim kılan bu düzen; bugün okullarımıza kadar sirayet etmiş durumdadır. Televizyonlardan sosyal hayata kadar yayılan bu şiddet iklimi ve toplumsal çürüme hali artık doğrudan çocuklarımızı ve eğitim emekçilerini hedef almaktadır” diye konuştu.

“Şiddetin önlenmesi için cezaları artırmak yeterli değildir”

Eğitim alanındaki olası güvenlik zafiyetlerinin giderilerek şiddeti besleyen politikaların terk edilmesinin gerekliliğine işaret eden Başkavak, “Kamusal, eşit, bilimsel ve laik eğitim tüm boyutlarıyla hayata geçirilmelidir. Gençleri güvencesizlikten ve umutsuzluktan kurtaracak, toplumsal dayanışmayı büyütecek, tekçi değil diyaloğa ve katılımcılığa dayalı bütünlüklü politikalar hayata geçirilmelidir” dedi.

Konuşmasında 17 Nisan 2012’de Gaziantep’te görevi başında katledilen Dr. Ersin Arslan’ı ve görevleri sırasında şiddet, pandemi, deprem gibi nedenlerle yaşamını yitiren tüm sağlık emekçilerini anarak sözlerine devam eden Başkavak şunları söyledi:

“Sağlık emekçilerine yönelik şiddet uzun yıllardır artarak devam etmektedir. Bu konuda defalarca eylemler ve açıklamalar yapılmış, kısmi yasal düzenlemeler gerçekleştirilmiş olsa da sorun köklü biçimde çözülmemiştir. Çünkü şiddet yalnızca bireysel değil; sağlık sisteminin yapısından, çalışma koşullarından, eşitsizliklerden ve toplumsal atmosferden beslenmektedir. Sağlık emekçileri ağır çalışma koşulları, düşük ücretler, personel eksikliği ve güvencesizlik altında hizmet üretmeye zorlanmaktadır. Sağlık hizmetine erişimin zorlaşması, randevu sistemindeki aksaklıklar ve artan katkı payları da hem hastaları hem de emekçileri karşı karşıya getirmektedir. Bu ortamda sağlık emekçileri hedef haline getirilmekte ve şiddete maruz bırakılmaktadır. Şiddetin önlenmesi için yalnızca cezaları artırmak yeterli değildir. Şiddeti üreten koşulları ortadan kaldıracak, eşitlikçi, kamucu ve koruyucu sağlık hizmetlerini esas alan bir sistemin inşa edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda; Sağlıkta şiddeti önleyici yasal düzenlemelerin eksiksiz hayata geçirilmesini, güvenli çalışma ortamlarının sağlanmasını, sağlık emekçilerini hedef gösteren dil ve politikaların son bulmasını, liyakat esaslı yönetim anlayışının benimsenmesini talep ediyoruz. Şiddetin normalleştirilmesine karşıyız. Şiddetin çalışma ortamımızın olağan bir parçası haline getirilmesi isteniyorsa, bu şiddete alışmamız isteniyorsa, bir kez daha ifade edelim ki bu şiddeti kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz.
Birlikte çalıştığımız tüm sağlık emekçileri ile bu şiddeti durdurmak, haklarımıza kavuşmak için mücadele edeceğiz. Sağlık hakları ellerinden alınan halkımızla ele ele vererek layık görüldüğümüz bu sağlık sistemini değiştirmek için, sağlık hakkımız için mücadele edeceğiz.
Sağlık emekçileri olarak bu şiddeti kabul etmiyoruz ve etmeyeceğiz. Hem kendi haklarımız hem de toplumun sağlık hakkı için mücadelemizi sürdüreceğiz. Dr. Ersin Arslan şahsında yaşamını yitiren tüm sağlık emekçilerini bir kez daha saygıyla anıyoruz.”

Muhabir: Aysun Koç Aydoğan