Haber / Barış Çoban

İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi Kadın Komisyonu üyeleri, Mersin Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü önünde toplanarak 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklamalarda bulundu. “Haklarımızdan vazgeçmiyoruz, eşitliği savunuyoruz” yazılı pankartın açıldığı açıklamayı İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu Sözcüsü Fatoş Sarıkaya okudu.

Ülkede kadına yönelik şiddetin çeşitli uygulamalarla meşrulaştırıldığını iddia eden Sarıkaya, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde insan hakları savunucusu kadınlar olarak, İnsan Hakları Derneği’nin bulunduğu tüm şubelerde ortak bir eylem gerçekleştirerek kamuoyuna ve siyasal iradeye bir uyarı açıklaması yapmak istedik. Bu açıklamanın, kadına yönelik şiddet konusundaki taleplerimizin değerlendirilmesi için güçlü bir çağrı olarak kabul edilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“İstanbul Sözleşmesi kadınların mücadele alanlarını genişletmişti”

I M G 6341

Kadınların güvende olmadığını ve yaşam güvencelerinin kalmadığını savunan Sarıkaya, “Kadına yönelik şiddet konusunda bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı uluslararası metin, İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen Avrupa Konseyi sözleşmesidir. Sözleşme yürürlükte olduğu dönemde dahi yeterince uygulanmamıştır. Buna ilişkin eleştirilerimizi kadınlar olarak her zaman dile getirdik. Buna rağmen sözleşme, kadınlara hem hukuki hem de moral güç sağlamış, mücadele alanımızı genişletmiştir” dedi.

“Erkek egemen ve feodal aile yapısı kadınları öldürüyor”

Mersin’de konteynır abdesthane ve mescitler ilgi görüyor
Mersin’de konteynır abdesthane ve mescitler ilgi görüyor
İçeriği Görüntüle

İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden imzalaması için iktidara çağrı yapan Sarıkaya, şöyle devam etti:
“2021 yılında 280 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 217 kadın şüpheli biçimde yaşamını yitirdi. 2022 yılında 334 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 245 kadın şüpheli biçimde yaşamını yitirdi. 2023 yılında 315 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 248 kadın şüpheli biçimde yaşamını yitirdi. 2024 yılında 394 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 259 kadın şüpheli biçimde yaşamını yitirdi. 2025 yılında 294 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 297 kadın şüpheli biçimde yaşamını yitirdi.

Katillerin kimliklerine bakıldığında en büyük oranı kadınların evli oldukları erkekler oluşturmaktadır. İkinci sırada eski partnerler, üçüncü sırada ise akrabalar yer almaktadır. Bu tablo açıkça göstermektedir ki erkek egemen ve feodal aile yapısı kadınları öldürmektedir.

2025 yılının ‘Aile yılı’ ilan edilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmalarının adeta yasaklanması, kadınların en çok şiddete maruz kaldığı alanın aile içi olduğunu görmezden gelmektir. Biz insan hakları savunucusu kadınlar olarak, kadına yönelik şiddetin önlenmesinin birinci koşulunun İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönmek olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ söylemi içi boş bir slogan değildir. Bu sözleşme, erkek egemen zihniyetle mücadele etmek üzere kadınların emeğiyle hazırlanmış, uluslararası kabul görmüş bir şiddet önleme mekanizmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenleri 11 Mayıs 2011’de ortaya konan iradeye geri dönmeye ve İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden imzalamaya davet ediyoruz. Unutulmamalıdır ki kadına yönelik şiddet politiktir. Devlet dili ne kadar sert, ayrıştırıcı ve ötekileştirici olursa, şiddet de o ölçüde artar. Biz kadınlar yaşamdan yanayız. İstanbul Sözleşmesi yaşatır. İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden imzalayın.”

Muhabir: Barış Çoban