Özel Haber

Tiyatral değil tamamen gerçek: Mersin’in konar-göçerleri yollarda

Doğa Derneği Mersin Bölge Sorumlusu ve doğa gözlemcisi Turan Çetin’in 5 yıllık emeğiyle hayat bulan “Mersin’in Yaşayan Mirası: Konar-Göçerler” fotoğraf sergisi, Mersin Marina’da açıldı.

Abone Ol

Haber / Zümre Deniz Denli

Mersin Üniversitesi Akdeniz Kent Araştırmaları Merkezi, Doğa Derneği, ICOMOS Türkiye ve Mersin Marina iş birliğiyle organize edilen sergi, düzenlenen törenle tanıtıldı. Sergi, konar-göçerlerin hayatlarını anlatırken Mersin’in deniz ve güneşten ibaret olmadığını, Toroslar’da bir göç yolu olduğunu hatırlatmayı hedefliyor.

Organizatörlerden Mersin Üniversitesi Akdeniz Kent Araştırmaları Merkezi Müdürü Yasemin Sarıkaya Levent, sergide “Biz Mersin’i hep deniz, kum, güneş diye bilirken aslında Mersin’in yıllardır süregiden dağ ve deniz arasındaki göç hareketini unutuyoruz. Çok kadim bir kültüre ev sahipliği yapıyoruz. Yaşayan miras olarak tanımlanan bir toplulukla beraber yaşıyoruz. O topluluğun hayatlarının bir parçasını da olsa sizinle paylaşmak ve farkındalık oluşturmak en temel amacımızdı” dedi.

Doğa Derneği Mersin Bölge Sorumlusu Turan Çetin, serginin hazırlanma sürecini Mersin Haber Merkezi’ne anlattı. Konar-göçerlerle tanışma sürecini, Doğa Derneği ile beraber küçük akbaba üzerine koruma çalışması yaparken olduğunu söyleyen Turan Çetin, “Doğa Derneği'nin küçük akbabalarla ilgili araştırma çalışmalarını yaparken Mersin bölgesinde özellikle yazın ve sonbaharda konar-göçerlerin çadırlarının etrafında uçtuklarını fark ettik. Konar-göçerlerin hayvanı öldüğünde çoban onu doğada bırakıyor. Akbaba da bunu fark ettiği için besin kaynağına yakın yerlerde uçuyor ve oralara yuva yapıyor. Bu yüzden Doğa Derneği yerinde ve doğrudan koruma yapabilmek için küçük akbabaların araştırması ve koruma çalışmasında konar-göçerlerle çalışmaya başladı. Bu çalışma esnasında çekilen fotoğraflardan sergi oluştu” diye açıkladı.

Hayatında hiç ev yüzü görmemiş 70 yaşında bir kadının kendisini çok etkilediğini söyleyen Çetin, “Sarı keçelilerle beraber çalışırken, çadırın içinde oturan yaklaşık 70 yaşındaki bir kadının ‘Çocukluğumdan beri hiç dama girmedim, yani evin içine girmedim, ben oraya girersem son nefesimi vereyim’ demesiyle çok etkilendim. Çobanlar, konar-göçerler burada küçük akbaba ile iş birliği içerisindeler. Neden? Bir çobanın hayvanı gece tekrar ağıla gelirken bazen eksik geliyor çünkü dağda güderken ölüyor ama çoban bunu fark edemiyor. Eksik olan hayvanı fark ettiğinde korkuyor. ‘Acaba kurt mu kaptı, çalındı mı, başına bir iş mi geldi?’, diye. Birkaç gün sonra küçük akbabayı havada gördüğünde ağıla gelmeyip de doğada ölen keçisinin orada olduğunu anlıyor, gidip bakıyor ve rahatlıyor. Cevabını bilmediği bir sorunun kılavuzu bizim küçük akbaba oluyor. Küçük akbaba da bu hayvanı yediği için Mersin bölgesinde çobanlar ve küçük akbaba arasında böyle bir iş birliği yüzyıllardır devam ediyor” diyerek belirtti.

Konar-göçerlerin kendi hayatlarından memnun olduklarını vurgulayan doğa gözlemcisi Çetin, “Kendi hayatlarından memnunlar aslında. Biz burada onların yerine karar vermeye çalışıyoruz. İşte okula gitsinler, sıcak su kullansınlar diye. Ama onlara sorduğunda büyük bir kısmı bu tür bir yaşamdan memnunlar çünkü yazın dağ zirvelerinde kışın ise sıcak ovalarda kalmaktan memnun gibiler. Mutlaka hayatın zorlukları var: Göç etmek her yıl gitgide zorlaşıyor. Sergimizdeki bu fotoğraflar, yaklaşık 5 yıldan beri konar-göçerlerle yapılan çalışmalar kapsamında ara ara çekilen fotoğraflardan oluşuyor” dedi.

“Göçerlerin en büyük problemi yeni ağaçlandırma yapılmış alanları tekrar kullanamamaları”

Konar-göçerlerin yaşadığı sıkıntılara değinen Çetin, “Konar göçerlerin en büyük problemi zaten hep konar göçer kelimesini o yüzden kullanıyoruz, devamlı göç halindeler. Maalesef Mersin bölgesinde son yıllarda yaşanan orman yangınlarından dolayı konar göçerlerin kışın kaldığı alanlar yanmış durumda ve Tarım ve Orman Bakanlığı, buralara yeni ağaçlar diktikleri için artık konar-göçerlerin o alanlara girmelerini istemiyorlar. Göçerlerin en büyük problemi yeni ağaçlandırma yapılmış alanları tekrar kullanamamaları. O yüzden her yıl göç yolları devamlı değişiyor” diyerek belirtti.

“Ziyaretçilerin buradan konar-göçer kültürünün devam ettiğini, tiyatral bir olay olmadığını anlayarak ayrılmalarını bekliyorum”

Konar-göçerliğin hala var olduğunu, tiyatral olmadığını vurgulayan Çetin, “Ziyaretçilerin buradan konar-göçer kültürünün hala devam ettiğini, tiyatral olmadığını, hala insanların göç ediyor olmalarını anlayarak ayrılmalarını bekliyorum. Konar-göçerleri ziyaret edebilirler, misafirperverler. Bence dağlarda, yaylalarda gördüklerinde mutlaka durup uğramaları, çobanlara iadeiitibar etmeliyiz çünkü maalesef son 10 yıllarda çobanlık kelimesi bir aşağılama kelimesi olarak kullanılmaya başladığından beri insanlar çoban olduğunu söylemekten utanıyorlar. Tekrardan bu itibarı vermemiz gerekiyor, bir çoban gördüklerinde inip el sallamaları, tebrik etmeleri çok önemli” dedi.

”Konar-göçerlerde benim dikkatimi en çok çeken, yapılan çalışmalar kapsamında onların şehirde yaşayan insanlar gibi dijital takvimleri yok” diyen Çetin “Onların doğa takvimleri ve doğa saatleri var. Göçe ne zaman başlayacakları veya bir koyunu ne zaman kırpmaları gerektiğini kırlangıçların gelişiyle anlıyorlar. Ne zaman göçten dönmelere gerektiğini ayın hallerinden anlıyorlar, ay öküz boynuzuna döndüğü zaman, sonbahardan bahsediyorum, ‘Artık bizim dağlardan inme vaktimiz geldi’, diyorlar. Onlar bizim gibi insan takvimi değil, doğanın takvimini ve zamanını kullanıyorlar çünkü onların her biri bir doğa okuryazarı” diyerek ifade etti.

“Mersin’in Yaşayan Mirası: Konar-Göçerler” sergisi Mersin Marina’da 18 Mayıs tarihine kadar ziyaret edilebilecek.