Haber / Barış Çoban
Mersin’de Veli-Der ve eğitim sendikaları, Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nde Ortak Yazılı Sınav Sistemi’ne (OYSS) ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Veli-Der Mersin Temsilcisi İlhan Topaloğlu tarafından okunan açıklamaya Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, Hürriyetçi Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Talip Özdemir, Eğitim İş Mersin Şube Başkanı Yakup Tekin ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Mersin Şube Başkanı Nebil Birtek’in yanı sıra öğretmenler ve velilerde katıldı.
Sistemin öğretmenlerin ölçme ve değerlendirme süreçlerindeki yetkilerini daralttığını savunan Veli-Der Mersin Temsilcisi İlhan Topaloğlu, “Biz Veli-Der ve eğitim sendikaları olarak bu sisteme karşıyız. Bu sistemle öğretmenin işlevi kısıtlanmakta, öğretmen yalnızca veri yükleme memuruna dönüştürülmek istenmektedir. Sistem, öğrencinin sadece bilişsel alanını ölçmektedir. Yayımlanan kılavuzun da hukuki olmadığı kanaatindeyiz” dedi.
“Öğretmenin belirleyici rolü daraltılıyor”
Yeni sistemde soruların merkezi soru havuzundan seçileceğini, okul zümrelerinin hazırlayabileceği soru sayısının ise ikiyle sınırlandırıldığını ifade eden Topaloğlu, “Öğrencisini tanıyan, öğrenme sürecini izleyen ve ihtiyaçlarını belirleyen öğretmenin ölçme ve değerlendirmedeki belirleyici rolü daraltılmaktadır. Öğretmen, merkezden gönderilen soruları uygulayan ve sonuçları sisteme aktaran bir görevliye indirgenmemelidir” ifadelerini kullandı.
“Standart sınavlar eğitimde eşitliği sağlamaz”
Okulların fiziki koşulları, sınıf mevcutları ve öğrencilerin eğitim olanaklarının birbirinden farklı olduğunu vurgulayan Topaloğlu, “Kırk kişilik sınıfla on beş kişilik sınıfta aynı öğrenme koşulları bulunmamaktadır. Bu farklılıkları yeterince gözetmeyen, öğretmenin uyarlama imkânlarını sınırlandıran merkezî bir model, eğitimde eşitliği sağlayamaz. Öğrencilerin farklı öğrenme süreçlerini yok sayan standartlaştırma, mevcut eşitsizlikleri derinleştirecektir” diye konuştu.
Eğitimde adaletin bütün öğrencilere aynı soruları yöneltmekle sağlanamayacağını ifade eden Topaloğlu, “Eşit olmayan koşullarda eğitim gören öğrencileri standart sınavlarla değerlendirmek, eğitimde eşitliği sağlamak değil, mevcut eşitsizliklerin sonuçlarını standart ölçütlerle kayıt altına almaktır. Eğitimde adalet, bütün öğrencilere aynı soruları sormakla değil, bütün öğrencilere nitelikli eğitime erişebilecekleri eşit koşulları sağlamakla mümkündür” dedi.
“Öğretmenlere ek bürokratik yük getiriliyor”
OYSS’nin eğitimcilerin iş yükünü artırdığı savunan Topaloğlu, “Kılavuzun soru bazında puan girişi zorunluluğu öğretmenlere ağır bir idari iş yükü yüklemektedir. Sınavların okunması ve değerlendirilmesine eklenen bu yükün, yeterli bilgisayar, internet ve çalışma imkânı sağlanmadan öğretmenlerin üzerine bırakılması kabul edilemez. Öğretmenin öğrenciye ve ders hazırlığına ayıracağı zaman, binlerce verinin girişine harcanmamalıdır” açıklamasında bulundu.
“Hatalı soruların sorumluluğu kime ait olacak?”
Sınav sorularının büyük bölümünün bakanlık tarafından oluşturulacak dijital soru havuzundan otomatik seçilmesinin de soru işaretleri yarattığını belirten Topaloğlu, “Sınav senaryolarındaki öğrenme çıktılarına yönelik yalnızca iki sorunun zümre öğretmenleri tarafından hazırlanması, diğer soruların ise Bakanlığın oluşturacağı dijital soru havuzundan otomatik olarak seçilmesi öngörülmektedir. Soruların hatalı veya öğrencilerin düzeyine uygun olmaması durumunda sorumluluk kime ait olacaktır?” diye sordu.
“Ölçme ve değerlendirme eğitimcilere bırakılmalı”
Bakanlığın eğitim politikalarında öğretmenlerin mesleki özerkliğine saygı gösterilmesi gerektiğini belirten Topaloğlu, şöyle devam etti:
“Bakanlığın görevi, öğretmenin mesleki yetkisini daraltmak ve emeğini angarya niteliğindeki yüklerle kuşatmak değil okul ihtiyaçlarını karşılamak ve öğretmenin eğitim sürecindeki rolünü güçlendirmektir. Eğitimde niteliği artırmak istiyorsak, ‘Ben yaptım, oldu’ anlayışını bir kenara bırakmalı; öğretmenlerin mesleki özerkliğine saygı duyulmalı, hukuka uygun ve kapsayıcı düzenlemeler yapılmalıdır.”



