Haber / Barış Çoban
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Mersin Şubesi Yürütme Kurulu Üyesi Saffet Ayıcı, Hatay’ın Samandağ ilçesinde Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) kapsamında çalıştırılan 14 yaşındaki Tunç Çam’ın tamirhanede bir otomobile gaz basıldığı sırada yaşanan patlama nedeniyle hayatını kaybetmesinin ardından, MESEM’lere ilişkin açıklamalarda bulundu. Bu yıl MESEM’lerde çalıştırılan 61 çocuğun hayatını kaybettiğini belirten Ayıcı, “Yoksulluğun bedelini neden çocuklar ödüyor” dedi.
“Çocukların ölümü iş kazası olarak açıklanamaz”

Çocukların ölümünün iş kazası olarak açıklanamayacağını belirten Ayıcı, “MESEM kapsamında çalıştırılan bir çocuk işçi daha yaşamını yitirdi. Çocukların ölümü artık tekil bir ‘İş kazası’ olarak açıklanamaz. Bu ölümler; çocuk emeğini sermayenin ucuz, güvencesiz ve denetimsiz iş gücüne dönüştüren politikaların sonucudur. Çocukların okulda, öğretmenleri ve arkadaşlarıyla birlikte olması gereken yaşta atölyelere, fabrikalara, sanayi sitelerine ve işletmelere gönderilmesini ‘Mesleki eğitim’ olarak kabul etmiyoruz” şeklinde konuştu.
“Çocuklar ucuz iş gücü haline getiriliyor”
MESEM’in yoksulluğun çocuklar üzerinden yeniden üretildiği bir düzene dönüştüğünü öne süren Ayıcı, “Aileleri geçinemeyen çocukların eğitim hakkından koparılarak ucuz iş gücü hâline getirilmesi ne eğitimdir ne de çocukların geleceğini güvence altına almaktır. Bu, çocuk emeğinin sömürüsüdür. MEB ise eğitimin gerçek sorunlarıyla yüzleşmek yerine önlükle, biçimsel düzenlemelerle ve hamasi söylemlerle gündem yaratmaya devam ediyor. MEB önlük derdinde, çocuklarımız geçim derdinde” dedi.
“Çocukların yaşamı sermayenin karından değerlidir”
Çocukların yaşamının sermayenin karından daha değerli olduğunu söyleyen Ayıcı, şöyle devam etti: “Çocukların iş cinayetlerinde yaşamını yitirmesinin hesabını kim verecek? Çocukların eğitim hakkını korumakla yükümlü olanlar, onları neden patronların ucuz iş gücü hâline getiren bir sistemin içine gönderiyor? Yoksulluğun bedelini neden çocuklar ödüyor? Kamusal kaynaklar sermayeye teşvik olarak aktarılırken neden çocukların nitelikli, parasız ve kamusal eğitim hakkı güvence altına alınmıyor? Çocuklarımız patronların ucuz iş gücü değildir. Çocukların yeri iş yerleri değil, okuldur.
Eğitim Sen olarak çocuk emeğinin sömürülmesine, yoksulluğun çocuk işçiliğini beslemesine ve eğitim hakkının sermayenin ihtiyaçlarına göre biçimlendirilmesine karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. MESEM uygulaması çocukların yaşam hakkı, eğitim hakkı ve üstün yararı temelinde yeniden ele alınmalı; çocukları tehlikeli ve güvencesiz çalışma koşullarına sürükleyen uygulamalara derhâl son verilmelidir. Her çocuğun çalışmak zorunda kalmadan yaşayabileceği; laik, bilimsel, demokratik, kamusal ve parasız eğitime eşit koşullarda ulaşabileceği bir eğitim düzeni istiyoruz. Çocuk emeği sömürülemez Çocukların yaşamı sermayenin kârından değerlidir. Çırak değil, çocuk.”



