Özel Haber

Çevreciler: “Doğanın talan edilmesi halk sağlığı krizine dönüşüyor”

İklim krizi, plastik atık ithalatı, maden ocakları ve kirli sanayi faaliyetlerinin halk sağlığını tehdit ettiğine dikkat çeken çevre örgütleri, ekolojik yıkımın artık doğrudan bir yaşam krizi haline geldiğini ifade ederek basın açıklaması gerçekleştirdi.

Abone Ol

Haber / ‎Barış Çoban - Güven Güneş

‎‎Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür Park Amfi Tiyatro’da düzenlenen basın açıklamasında, Mersin Çevre Platformu ve Halkların İklim Zirvesi Mersin Meclisi adına açıklamayı Tabipler Odası Mersin Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Çalış okudu. Açıklamada, bölgede artan çevre tahribatının kanser vakalarından gıda krizine kadar birçok alanda ciddi sonuçlar doğurduğu ifade edildi.

‎‎“Ekolojik yıkım yaşam alanlarını tehdit ediyor”

‎‎“İklim krizi, kuraklık, seller, orman yangınları, hava kirliliği, su kaynaklarının azalması ve kirlenmesi, plansız sanayileşme, vahşi madencilik faaliyetleri, endüstriyel tarım ve insanlara dayatılan aşırı tüketim alışkanlıkları nedeniyle meydana gelen ekolojik yıkım yaşam alanlarımızı her geçen gün daha fazla tehdit etmektedir" diyen İzzet Çalış konuşmasında, "İklim krizi dünyayı tehdit eden en önemli sorunların başında gelmektedir. Türkiye’de ve bölgemizde iklim krizinin etkilerini derinleştirecek uygulamalar hızla devam etmektedir. Korunması gereken tarım topraklarımız, ormanlık alanlarımız, sulak alanlarımız, kıyılarımız ve derelerimiz ranta kurban edilerek talan edilmektedir. Havamız, suyumuz ve toprağımız bilim dışı uygulamalarla kirletilmektedir" ifadelerine yer verdi.

‎“Akkuyu ve kirli sanayi ciddi tehdit oluşturuyor”

‎‎Çevre kirliliği ve doğanın dengesini bozan etkenleri sıralayan Çalış, “Bölgemizde yaşamı olumsuz etkileyen kirli teknolojiler mevcut iken, kirlilikleri ve riskleri artıracak olan Akkuyu Nükleer Santrali ile bölgemizi plastik üretim merkezi haline getiren kirli sanayi tesisleri ciddi bir ekolojik yıkım oluşturmaktadır. Bölgemize yakın devam eden savaşların yarattığı çevre kirliliği doğanın dengesinin ve toplum sağlığının bozulmasına neden olmaktadır. Sulak alanlar bölgemiz için çok önemli bir ekolojik mirastır. Göksu Deltası mevcut uygulamalardan olumsuz etkilenmiştir.

‎‎“Maden ocakları halk sağlığını tehdit ediyor”

‎Bölgemizde planlanan maden ocakları yerleşim bölgelerine, yaban hayatı koruma alanlarına ve su kaynaklarına çok yakın noktalarda yapılmak istenmektedir. Taş ocaklarında her gün binlerce ton amonyum nitrat ve fuel oil karışımlı maddelerle yapılan patlatmalar sonucu ortaya çıkan zehirli gazlar ve sarsıntılar çevreyi ve halk sağlığını olumsuz etkilemektedir. Özellikle taş ve maden ocaklarında kullanılan patlayıcıların yaydığı toksik gazlar ve ince partiküller; akciğer kanseri ve KOAH gibi ciddi hastalık risklerini artırmaktadır" sözlerine yer verdi.

‎“Plastik atıklar yaşamı zehirliyor”

‎Son zamanlarda sahillerin plastik atıklarla zehirlendiğine dikkat çeken Çalış, "Plastikler doğada binlerce yıl yok olmamakta, toprağı, havayı ve suyu kirleterek insan sağlığını bozmaktadır. Türkiye, Avrupa başta olmak üzere birçok ülkeden en fazla plastik çöp ithal eden ülkelerden biri haline gelmiştir. İthal edilen plastik atıkların büyük bölümü denetimsiz ve tehlikeli atıklardır. Plastik geri dönüşüm tesisleri yüksek kirletme riski taşımaktadır. Plastik atıkların dökülmesi ve yakılması nedeniyle tarım alanlarımız, gıdamız, havamız ve su kaynaklarımız zehirlenmektedir" sözlerine yer verdi.

‎“Mikroplastikler anne karnındaki bebeği bile etkiliyor”

‎‎Plastik atıkların yakılması sonucu ortaya çıkan dioksin ve furan gibi kalıcı organik kirleticilerin anne sütünden plasentaya kadar geçerek yeni doğan bebeklerin sağlığını tehdit ettiğine vurgu yapan Çalış, “Mikroplastikler ise gıda zincirine, içme sularına ve soluduğumuz havaya karışarak hormonal sistemi bozmakta, bağışıklık sorunlarına ve kısırlığa yol açmaktadır” şeklinde konuştu.

‎“Kanser vakalarındaki artış dikkat çekiyor”

Mersin ve çevresinde kanser vakalarında yaşanan gözle görülür artışı “Ekolojik yıkımın acı bir faturası” olarak niteleyen Çalış, “Tarım topraklarımızın ve yer altı su kaynaklarımızın ağır metallerle kirlenmesi soframıza gelen gıdanın bir hastalık kaynağına dönüşmesine neden olmaktadır. Çocukların bilişsel ve fiziksel gelişimini tehdit eden bu kirlilik sarmalı geleceğin yetişkinlerini kronik hastalıklarla mücadele etmek zorunda bırakacaktır" diye konuştu.

‎“Gıda krizi derinleşiyor”

‎‎ 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde çocuklara yaşanabilir bir gelecek bırakmak için ekolojik yıkıma son verilmesini talep eden Çalış, “Tarım topraklarımızın, meralarımızın ve su kaynaklarımızın ranta kurban edilmesi yalnızca ekolojik bir felaket değil, aynı zamanda gıda enflasyonunun ve mutfaklardaki ekonomik yangının temel sebeplerinden biridir. İklim krizinin getirdiği kuraklık ve çölleşme tehdidiyle birlikte üretim alanlarının yok edilmesi halkın sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşmasını zorlaştırmaktadır. Üretim alanlarımız ve biyolojik çeşitliliğimiz yok edildikçe en temel besin maddelerine bile ancak yüksek fiyatlarla ulaşılabilmektedir. Yetkililer yaşam hakkımızı ve ekolojik dengeyi bozan rant politikalarından, kirli teknoloji yatırımlarından ve vahşi madencilik faaliyetlerinden vazgeçmelidir. Küresel iklim krizine karşı Türkiye’de ve bölgemizde herkesin mücadele etmesini bekliyoruz" dedi.