Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde düzenlenen 2. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'ne katıldı. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Enerji arz güvenliğinin günlük hayattan uluslararası siyasete her alanda çok daha önem kazandığı bir süreçten geçiyoruz. Enerji milli güvenliğin, kalkınmanın, bağımsızlığın ve bölgesel istikrarın merkezinde yer alan bir güç olma vasfını giderek perçinliyor. Petrol ve doğal gaz halen stratejik kaynaklar olmaya devam ediyor. Bu kaynaklara ulaşmak ve bu kaynakları istikrarlı ve maliyet etkin şekilde temin etmek devletler için daha fazla önemli hale geliyor. Bölgemizde son yıllarda yaşanan olaylar bir taraftan enerji arz güvenliğinin ne kadar mühim olduğunu ortaya koyarken, diğer taraftan ülkeler arasındaki bağımlılık ilişkisinin ulaştığı seviyeyi de göstermektedir. Rusya-Ukrayna Savaşı patlak verdiğinde gündeme gelen en önemli konulardan biri enerji tedariğiydi. Doğal gaz ve petrol hatlarının güvenliğiydi. Aynı şekilde 28 Şubat'ta İran'a karşı başlatılan hava saldırılarının olumsuz etkilediği alanların en başında enerji tedariği ve ticareti geliyordu. Petrol ve doğal gaz fiyatlarında yüzde 50'leri bulan artışlar gördük. Sadece fiyatlar uçmadı, enerji tedariği ile ilgili ciddi sıkıntılar baş gösterdi. Bu jeopolitik gerilimin artçı sarsıntıları günlük hayatı, üretimi, turizmi, hava ulaşımını ve ekonomiyi vurmaya devam ediyor. Türkiye, zengin enerji kaynaklarına sahip coğrafyalar ile bunlara ihtiyaç duyan ülkeler arasındaki en güçlü köprüdür. Geçiş ve kavşak noktasıdır. Bölgemizde meydana gelen son krizler Türkiye'nin bu özelliğini teyit etmiştir. Ülkemiz tüm tahriklere rağmen sağduyulu siyasetiyle savaşın dışında kalmış, diplomasiyi ve diyaloğu önceleyen girişimlerle sükunetin tesisine katkı sağlamıştır. Türkiye hem enerji naklinde güvenilir bir ortak hem de barışın kilit aktörü olarak son süreçte öne çıkmıştır. Bunun olumlu tesirlerini orta ve uzun vadede daha fazla göreceğine inanıyorum. Türkiye'nin güvenilir enerji tedariğindeki vazgeçilmezliği, bu süreçte bir kez daha anlaşılmıştır. Son 23 yılda ülkemizin attığı adımların çok büyük payı olmuştur. Göreve geldiğimizde Türkiye'nin günlük doğal gaz giriş kapasitesi yaklaşık 90 milyon metreküptü. Bugün bu rakam 495 milyon metreküpe çıkmıştır' dedi.
'Sakarya Gaz Sahası'nda günlük üretimimiz bugün 9,5 milyon metreküpe ulaştı'
Türkiye'nin Rusya'dan 2, Azerbaycan'dan 2 ve İran'dan bir olmak üzere toplam 5 boru hattıyla doğalgaz temin ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Türkiye artık 39 ülkeden 50'den fazla şirketten doğal gaz tedarik eden dev bir enerji alt yapısına sahiptir. Türkiye'yi Avrupa'nın en güçlü merkezlerinden biri haline getirdik. Yapacağımız yeni yatırımlarla günlük LNG gazlaştırma kapasitemizi mevcut 161 milyon metreküpten 200 milyon metreküpe çıkartacağız. Bir başarımız da 2016 yılında ilan ettiğimiz milli enerji ve maden politikasıyla başlayan sondaj ve arama faaliyetleridir. Burada kelimenin tam anlamıyla paradigmayı değiştirdik. 10 yılda bu alana çok ciddi yatırım yaptık. Kendi mühendislerimiz, gemilerimiz, ekipmanlarımızla mavi vatanda arama faaliyetlerini geliştirdik. Fatih Sondaj gemimizle Cumhuriyet tarihimizin en büyük doğal gaz keşfini gerçekleştirdik. Muhalefetin küçümsediği Sakarya Gaz Sahası'nda günlük üretimimiz bugün 9,5 milyon metreküpe ulaştı. Bu üretim miktarıyla milyonlarca hanemizin enerji ihtiyacını karşılıyoruz. Osmangazi Üretim Platformumuzun devreye alınmasıyla birlikte 2026 yılında günlük üretimimizi 20 milyon metreküpe yükselteceğiz. Böylece 8 milyon hanenin ihtiyacını Karadeniz'den karşılamış olacağız. İkinci yüzer üretim platformumuzun inşaatı sürüyor. 2028'de bu platformun da hizmete girmesiyle günlük üretim 45 milyon metreküpe çıkacak ve 16-17 milyon haneye yerli gazımız ulaşacak' dedi.
'Sadece Karadeniz'de değil, Gabar'da da tarih yazdık'
Konuşmasında Gabar'daki çalışmalara da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Sadece Karadeniz'de değil, Gabar'da da tarih yazdık. Gabar'da gerçekleştirilen petrol keşfimiz Cumhuriyet tarihimizin en büyük keşfi olarak kayıtlara geçti. Yıllar boyunca terörle anılan bölgeler bugün üretimle, yatırımla, istihdamla anılıyor. Güvenlik tehdidi nedeniyle yıllarca atıl kalan yerlerde bugün turizm canlanıyor, tarım gelişiyor, çiftçimizin, sanayicimizin, esnafın, vatandaşımızın yüzü gülüyor. Terörün karanlık gölgesi çekilip, huzurun aydınlattığı anlar genişledikçe yıllarca korkunun, göçün ve güvensizliğin sembolü olan şehirlerimiz hızla ayağa kalkıyor. Bugün Gabar'dan elde edilen üretim, Türkiye'nin enerji arz güvenliğine çok büyük katkı sağlıyor. Yurt içindeki petrol üretimimizin yüzde 44'lük kısmı sadece Gabar'dan gelmektedir. Terörsüz Türkiye sürecinin hedefine ulaşmasıyla birlikte yeni bir hikaye yazılmaya başlanacaktır. Türkiye ekonomisine doğrudan ve dolaylı maliyeti 2 trilyon doları olan aşan ağır bir yükten kurtulurken, terörle mücadeleye ayrılan kaynaklar daha verimli alanlara tahsis ediliyor. Bunun da en büyük kazananı on yıllardır sıkıntı çeken bölge halkıyla birlikte 86 milyonun her bir ferdidir. Gabar'daki keşiften sonra Diyarbakır'da 4 saha belirlendi. Önümüzdeki 3 yıl içinde 24 kuyuda çalışma planlıyoruz. Bunların haricinde başka hazırlıklar da söz konusu. Türkiye Petrolleri'nin 1 milyon varil petrol ve doğal gaz üreten bir şirket haline gelmesi için hem yurt içinde hem de yurt dışında arama, sondaj ve üretim çalışmalarımızı artırarak sürdüreceğiz. Türkiye kendi kaynaklarını geliştirirken aynı zamanda küresel enerji diplomasisinin en güvenilir ortaklarından biri olarak adından sıkça söz ettiriyor. Somali'deki sondaj faaliyetlerimiz, Pakistan'daki çalışmalarımız, Libya'dan Orta Asya'ya işbirliklerimiz bunun en somut göstergesidir. Somali açıklarında yürüttüğümüz çalışmalar, Türkiye'nin yurt dışındaki ilk derin deniz sondajı olması bakımından tarihi önemdedir. İklim ve hava şartları el verirse sondaj operasyonunu 6 ila 9 ay arasında tamamlamayı öngörüyoruz. Arzumuz uzun yıllar iç istikrarsızlıkla ve kıtlıkla boğuşan kardeş Somali halkına bekledikleri müjdeli haberi vermektir' ifadelerini kullandı.
'Savunma sanayiinde olduğu gibi enerjide tam bağımsızlık ülkemizin Kızıl Elması'dır'
Komşu Suriye'de de yeni hükümetle ortak çalışmaların sürdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Suriye'deki entegrasyon sürecinin tamamlanmasıyla yeni işbirliği fırsatları için zemin çok daha uygun olacaktır. Türkiye olarak sürecin suhuletle tamamlanması için Suriye hükümetine gereken desteği veriyoruz. Diğer taraftan madencilik alanında da büyük dönüşüm içerisindeyiz. Dünyada maden çeşitliği açısından 9'uncu sıradayız. 2025'te maden ihracatımız 6,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Dünya bor rezervlerinin yüzde 73'üne sahip olan ülkemiz, Eti Maden aracılığıyla dünya bor pazarının lideridir. Nadir toprak elementlerinde Eskişehir Beylikova'da keşfedilen dev rezerv, Türkiye'yi kritik madenler alanında küresel ölçekte şampiyonlar ligine taşımıştır. Eskişehir Kırka'da kurulan pilot tesisle lityumkarbonat üretiminde ilk ürünü elde ettik. Aynı yerde yıllık 600 ton kapasiteli endüstriyel tesisin kurulumuna yönelik çalışmalarımız sürüyor. Enerji dönüşümünün hızlandığı yeni dönemde kritik madenler artık petrol ve doğal gaz kadar önemli hale gelmiştir. Savunma sanayiinden yüksek teknolojiye birçok sektörün geleceği bu yarışa bağlanmıştır. Türkiye bu yarışta seyirci değil, oyun kurucu olmayı hedeflemektedir. Son 23 yılda bunun alt yapısını çok sağlam bir şekilde hazırladık. Ufku ve vizyonu eski Türkiye'yi aşamayanlara rağmen dünyanın en büyük derin deniz filosuna sahip 4. ülkesi oldu. Temiz enerji alanında tarihimizin en büyük projelerini hayata geçirdik. Bütün bunları da öncelikle ülkemizde tesis ettiğimiz güven ve huzur iklimi sayesinde başardık. Yere sağlam bastık, kararlı yürüdük. Türkiye'nin önünü kesmek isteyenlere aldırmadan diğer alanlar gibi enerjide de tarihi bir başarıya imza attık. İnşallah enerjide, madencilikte ve doğal kaynaklarda çok daha büyük başarılarla ülkemizi buluşturmakta kararlıyız. Bunun için karada veya denizde hükümranlık alanlarımızda ne kadar tabi kaynağımız varsa işleyeceğiz. Bu kaynaklarımızın Türkiye'nin atılım sürecinde lokomotif görevi görmesini sağlayacağız. Savunma sanayiinde olduğu gibi enerjide de tam bağımsızlık ülkemizin Kızıl Elması'dır. Türkiye bu hedefine doğru emin adımlarla yürümektedir. Bu yürüyüşün önünün kesilmesine de müsaade etmeyeceğiz' diye konuştu.




