Haber / Barış Çoban
Birleşik Kamu İşgörenleri Sendikaları Konfederasyonu’na (Birleşik Kamu İş) bağlı Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim İş) Mersin Şubesi üyeleri, Mersin İl Milli Eğitim (MEB) Müdürlüğü önünde toplanarak, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde yer alan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne, okulun eski öğrencisi tarafından ateşli silahla saldırı yapılmasına ilişkin basın açıklama gerçekleştirdi. Açıklamayı Eğitim İş Mersin Şube Başkanı Yakup Tekin okudu.
“Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor”
Okulların kan gölüne döndüğünü, sorumluların ise sadece izlemekle yetindiğini savunan Tekin, “Bugün burada hesap sormak için bulunuyoruz. Çünkü okullar kan gölüne dönüyor, ama sorumlular hâlâ izlemekle yetiniyor. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı; Ne bir kaza ne de münferit bir olaydır. Bu saldırı, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin, gençliğin geleceksizleştirildiğinin ve okulların bile isteye sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır. Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor. Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor. Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor. Çünkü bu sistem, onları hayata değil; Çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor” dedi.
“Okullarda şiddet artıyor”
Okulların en güvenli yer olması gerekirken, güvensiz alanlar haline geldiğini belirten Tekin, “Buradan soruyoruz: En güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü? Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü? Bu bir çöküştür. Bu, eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır. Bu, öğretmeni yalnız bırakan, okulu kaderine terk eden anlayışın eseridir.
10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 kantinci ve 1 polis memurunun yaralandığı, çocukların panikle camlardan atladığı bu saldırı artık ‘münferit’ denilerek geçiştirilemez. Okullar eğitim yuvası olmaktan çıkmış, şiddetin kol gezdiği alanlara dönmüştür. Biz Eğitim-İş olarak yıllardır uyarıyoruz. Daha kısa süre önce öğretmenimiz Fatma Nur Çelik katledildiğinde söyledik: ‘Okullarda şiddet artıyor, önlem alınmazsa daha ağır sonuçlar yaşanacak’ Peki ne yaptınız? Hiçbir şey” diye kaydetti.
“Okullarda güvenlik tesadüfe bırakılamaz”
Okulların güvenliğinin devletin asli görevi olduğunu vurgulayan Tekin, “Buradan bir kez daha açıkça uyarıyoruz: Okullarda güvenlik bir temenni değildir, devletin asli görevidir. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri vitrin süsü değildir, hayati bir ihtiyaçtır. Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yönetim bu sorumluluktan kaçamaz. Eğer bir öğretmenin, bir öğrencinin daha saçının teline zarar gelirse, bunun siyasi ve idari sorumluları bellidir. İşte bu yüzden buradayız. İşte bu yüzden artık yeter diyoruz. Aylar değil, yıllardır söylüyoruz: Okullarda güvenlik tesadüfe bırakılamaz. Kadrolu güvenlik görevlisinden rehberlik hizmetlerine, psikososyal destekten sağlıklı beslenmeye kadar dile getirdiğimiz tüm talepler; sadece fiziki iyileştirme talepleri değildir.
Bunlar, öğretmenin can güvenliğini, meslek onurunu ve öğrencinin yaşam hakkını koruma mücadelesidir” diye belirtti.
“Eğitimi şiddetten birlikte kurtaralım”
Okullarda revir ve sağlık görevlilerinin bulunması gerektiğini söyleyen Tekin, taleplerini şöyle sıraladı: “Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetim sağlanmalıdır. Okullarda yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir. Her öğrenci için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmalıdır. Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre rehber öğretmen sayısı artırılmalıdır. Rehber öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır. Ülkemizdeki sosyal hizmetler sistemi geliştirilmeli ve okullarla sosyal hizmetler arasında ilişki kurulmalıdır. CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir. Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır. Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır. Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hale getirilmelidir. Bu talepler lütuf değil, en temel haktır. Bu talepler ertelenemez, görmezden gelinemez. Bir kez daha söylüyoruz: Okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz. Biz buradayız, takipçisiyiz ve bu mücadeleden geri adım atmayacağız. Gelin, artık yeter diyelim. Gelin, çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza duralım. Gelin, çocuklarımıza güvensiz okullar değil, umut vadeden bir gelecek bırakalım.
Gelin, eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım. Eğitim-İş olarak buradayız.
Susmayacağız. Alışmayacağız. Normalleştirmeyeceğiz. Eğitimde şiddete karşı gerçek, somut ve acil önlemler alınana kadar mücadelemiz sürecek.”



