Haber / Aysun Koç Aydoğan
Mersin Çevre Platformu ile Bolkar Halk İnisiyatifi, Toroslar ilçesinde yer alan Arslanköy Mahallesi’nde yapılması planlanan boksit madeni genişletme projesinin zararlarını anlatmak için Arslanköy Çınarlı Kahve’de bir halk bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. Arslanköy ve çevre mahallelerden yoğun katılımın olduğu toplantıda, projenin; doğaya, su kaynaklarına, tarım alanlarına ve halk sağlığına verebileceği olası zararlar ele alındı.
“Boksit uğruna geleceğimizi feda etmek istemiyoruz”
Toplantıda ilk sözü alan Mersin Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Sabahat Aslan projenin orman, mera ve su kaynaklarını doğrudan etkileyeceği belirtti. Üç günde iki kez yapılacak patlatmaların toz, titreşim ve gürültü yaratacağını anlatan Aslan, “Silis içeren tozlar, ağır metaller ve emisyonların hava, su ve toprak kalitesini bozabilir. Doğu Akdeniz’de artan kuraklık koşullarında su kaynaklarını besleyen ormanların korunmasının hayati önem taşıyor. Boksit uğruna ormanlarımızı, suyumuzu, toprağımızı ve geleceğimizi feda etmek istemiyoruz. Madenler tükenir ama doğa yok olursa geri getirilemez” dedi.
“Proje sadece maden sahasıyla sınırlı değerlendirilemez”

Mersin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümünde Öğretim Üyesi olan Prof. Dr. Erkan Aktaş ise konuşmasında Toroslar’ın tarım, su ve turizm açısından stratejik önemine dikkat çekti. Aktaş, projenin yalnızca maden sahasıyla sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Arslanköy’ün su havzalarındaki konumu nedeniyle etkilerin aşağı havzalara ve Mersin geneline yayılabileceğini belirten Aktaş, ÇED raporlarının 2050-2100 projeksiyonlarını dikkate alması, tarım-turizm kayıpları, su zararları, orman tahribi, sağlık ve yaşam kalitesi gibi uzun vadeli maliyetlerin hesaplanması gerektiğini savundu.
“Proje kritik bir su havzasında yer alıyor”
Ekolojist Serdar Erkan ise projenin Mersin’in su kaynaklarını besleyen ekolojik açıdan kritik bir su havzasında yer aldığını, orman kesimleri ve doğal alan tahribinin su miktarı ve kalitesini tehdit edeceğini belirtti. Küresel ısınma nedeniyle artan kuraklık döneminde su havzalarının korunmasının yaşamsal olduğunu, taşıma faaliyetlerinin de trafik, toz ve hava kirliliği riskini artıracağını ifade ederek bölge halkıyla birlikte mücadele edileceğini açıkladı.
Toplantıda, projenin hukuki, bilimsel ve demokratik yollarla takip edileceği, doğal varlıkların madencilik uğruna feda edilmemesi gerektiği ortak mesajı verildi.




