Haber / Barış Çoban
İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, şube binalarında 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne ilişkin bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “İfade özgürlüğünü inadına savunuyoruz” yazılı döviz açıldı. Açıklamayı İHD Mersin Şube Eş Başkanı Zeynep Kaya okudu.
“Türkiye’de 14 gazeteci cezaevinde”
Türkiye’nin basın özgürlüğü konusunda çok gerilerde olduğunu iddia eden Kaya, “Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün 2026 yılında yayımladığı rapora göre Türkiye, 180 ülke arasında ifade ve basın özgürlüğü alanında 163’üncü sırada yer almaktadır. Yine Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) verilerine göre 2026 yılı itibarıyla 14 gazeteci cezaevinde bulunmaktadır. Türkiye’de basın özgürlüğü, otoriterleşme sürecine paralel olarak giderek gerilemektedir. Nitekim geçen yıla göre RSF verilerine göre Türkiye’nin sıralamada 4 basamak daha gerilediği görülmektedir. Medya kuruluşları ve gazeteciler, ‘Dezenformasyon yasası’ ve basın kanununda yapılan değişikliklerle daha da baskı altına alınmış; RTÜK gibi kurumların ekonomik yaptırımları ve lisans iptali kararlarıyla çoğulcu basın anlayışı neredeyse tamamen ortadan kaldırılmıştır” dedi.
“Savaşın olduğu birçok ülkede, basın çalışanları hedef alınıyor”
Dünya genelinde savaşın olduğu birçok ülkede basın çalışanlarının hedef alındığını dile getiren Kaya, “Dünya genelinde savaş ve çatışmaların sürdüğü birçok bölgede basın emekçileri hedef olmaya devam etmektedir. Özellikle İsrail’in Filistin’de yürüttüğü askeri operasyonlarda çok sayıda gazeteci hayatını kaybetmiştir. Benzer şekilde Ukrayna-Rusya savaşı ile Suriye’de yaşanan çatışmalarda da gazeteciler saldırıların hedefi olmuştur. Coğrafyamızda gazeteciler sürekli baskı altında tutulmuştur. Çok sayıda gazeteci katledilmiş; Ancak bugüne kadar failleri bulunmamış veya açıklanmamıştır. Cezasızlık politikası devam etmektedir” açıklamasında bulundu.
“Dezenformasyon yasası basın özgürlüğünü kısıtlıyor”
Türkiye’de 2026 yılında birçok yayın kuruluşu ile çalışanlarının gözaltına alındığını ve tutuklandığını ifade eden Kaya, “Özellikle ‘Dezenformasyon Yasası’ adı altında çıkarılan düzenleme, ifade özgürlüğünü kısıtlamaya ve muhalif gazetecileri susturmaya yönelik olarak uygulanmaktadır. Bu yılın başından itibaren gazeteciler Alican Uludağ, İsmail Arı, Mehmet Yetim, Pınar Gayip, Elif Bayburt, Nadiye Gürbüz ve Müslüm Koyun bu gerekçelerle tutuklanmıştır. Sadece gazeteciler değil, sosyal medya paylaşımları nedeniyle toplumun farklı kesimlerinden birçok kişi de gözaltına alınmakta ve tutuklanmaktadır. Oysa yaşadığımız sorunların çözümü için her şeyden önce ifade özgürlüğünün sağlanması gerekmektedir” diye belirtti.
“İfade ve basın özgürlüğüne her zamankinden daha çok ihtiyaç var”
İnsan hakları savunucuları olarak ifade ve basın özgürlüğü taleplerini yinelediklerini söyleyen Kaya, “Tüm toplumsal sorunların çözümünde en temel unsurun konuşabilmek ve düşüncelerimizi özgürce ifade edebilmek olduğunu biliyoruz. Bu nedenle ifade ve basın özgürlüğüne her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Bu bağlamda, Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten siyasi iradeyi; Düşünce, ifade ve basın özgürlüğüne saygı göstermeye, hem iç hukuka hem de taraf olunan uluslararası sözleşmelere uygun davranmaya çağırıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

