Haber / Güven Güneş
Kentte her geçen gün daha da belirginleşen trafik keşmekeşi, zincirleme sorunları da beraberinde getirmeye devam ediyor. Nüfus artışına oranla altyapıdaki eksikliklerin geçmişten bu yana Mersin’in adeta kangreni haline gelmişken, yazın gelmesiyle birlikte şehre akın eden tatilcilerle birlikte sorun katlanarak büyüyor.
Esnaf ve sürücü el ele verdi, kaldırımlar işgal edildi!

Kent merkezindeki katlı veya açık otoparkların bir kısmı boş kalırken, ana yollarda ve ara sokaklarda devam eden hatalı ve ikili parklar trafiği tamamen kilitliyor. Özel otopark ücretlerini pahalı bulan bazı sürücüler, araçlarını başta kaldırımlar olmak üzere buldukları her boşluğa bırakıyor. Kaldırımların sadece binek araçlar tarafından değil esnaflar ve lojistik araçları tarafından da işgal edilmesi vatandaşlara tek bir seçenek bırakıyor: Araç trafiğinin tam ortasında yolda yürümek.
Adım başı engel: Kaldırımları yutan işgal kalemleri

Sokakları yayalar için adeta birer mayın tarlasına çeviren ve kaldırımların asıl amacından sapmasına neden olan işgaller kentte kronik bir boyuta ulaştı. Yollara ve yaya geçiş alanlarına rastgele bırakılan el arabaları, saksılar, çuvallar, dubalar, masa ve sandalyeler yürümeyi imkansız hale getiriyor.
Esnafların yaya yolunu adeta dükkanın içine dahil ettiği noktalarda ise kaldırımın üzerine su kolileri, çuvallar, büyük dubalar, saksılar yerleştirilirken, giysi askıları ve merdivenler konularak geçişler tamamen kapatılıyor. Kaldırımları ve sokakları adeta birer lojistik depoya çeviren seyyar pazar arabaları, üst üste istiflenen ahşap paletler, içecek kasaları, koli yığınları, plastik ambalajlı ürünler ve buralarda hareket eden forklift benzeri araçlar yürüme alanını tamamen kapatıyor. Sokak boyunca aşılması imkansız bir duvar gibi yükselen devasa su ve içecek kasalarının arasına park eden motosikletler, dev reklam panoları ve kaldırım ortasındaki elektrik trafoları da eklenince, yayaların şehirde güvenle adım atabileceği tek bir boşluk dahi kalmıyor.
“Motosiklet ve otomobiller çarptı, kaldırımlar bizim için hayati”

Şehirde yaşamanın zorluklarını en derinden hissedenlerden biri de 78 yaşındaki Himmet Amca, elinde ekmek poşeti ve bastonuyla, tamamen araçlarla kaplı sokakta, kaldırımları kullanamadığı için mecburen akan trafiğin içinden yürümek zorunda kalıyor. Bastonlu Himmet Amca, yaşadığı zorlukları şöyle anlatıyor:
“Dışarı çıktığımda, özellikle ara sokaklarda her yer araçlarla veya dükkanların eşyalarıyla dolu oluyor. Mecburen ben de araç yolundan yürümek zorunda kalıyorum. Yaşım gereği zaten zorlandığım, bastonla yürüdüğüm için çok yavaş ilerleyebiliyorum. Yoldan yürüyünce arkamdan gelen araçlar yolun darlığı yüzünden benim yürüyüşümü bitirmemi beklemek zorunda kalıyor. Bazı sabırsız sürücüler ise arkamdan sürekli korna çalarak acele etmemi söylüyor. İstesem de kaldırıma çıkamıyorum çünkü orası yaya hariç her şeyle dolu. Bir keresinde bir motosiklet sürücüsü yan aynasıyla bana çarptı, farklı zamanlarda da iki kere otomobil çarptı. Şans eseri küçük, ufak sıyrıklarla atlattım ama daha kötüsü de olabilirdi. Gençler atik ve hızlı, bir şekilde kaçabiliyorlar ama bizim gibi yaşlılar için kaldırımlar lüks değil hayati önem taşıyor.”

Kaldırımlardaki bu vurdumduymazlığın ve işgallerin düzeleceğine dair pek bir umudunun olmadığını belirten Himmet Amca, yetkililerin bu denetimsizliğe artık bir son vermesini bekliyor.



