Haber / Barış Çoban
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na bağlı (KESK) Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Mersin Şubesi üyeleri, Akdeniz ilçesinde yer alan Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya gelerek, Ankara’da hakları için eylem yapmak isteyen Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenlerin engellenmesine ve gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Sivil toplum kuruluşları (STK) ve sendika temsilcilerinin de destek verdiği açıklamayı Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül okudu.
“Çok sayıda öğretmen gözaltına alındı”
Seslerini duyurmak isteyen öğretmenlerin gözaltına alınmasına tepki gösteren Sümbül, “Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenler günlerdir Ankara’da haklı ve meşru taleplerini dile getirmek için bir araya gelmektedir. Özel sektörde çalışan öğretmenler güvenceli çalışma, insanca yaşayacak ücret, taban maaş ve özlük hakları için; Mülakat mağduru öğretmenler ise yıllardır emek vererek kazandıkları haklarının teslim edilmesi için seslerini duyurmaya çalışmaktadır.
Ancak öğretmenlerin taleplerine yanıt vermesi gerekenler, bir kez daha çözüm yerine polis barikatını, müzakere yerine gözaltını, hak arama özgürlüğü yerine baskıyı tercih etmiştir. Ankara’da gerçekleştirilen eylemlere yönelik polis müdahalesinde çok sayıda öğretmen gözaltına alınmış; Öğretmenler darp, ters kelepçe, biber gazı ve abluka ile karşı karşıya bırakılmıştır. Eğitim Sen Genel Başkanımız Kemal Irmak ve Genel TİS-Hukuk Sekreterimiz Özlem Tolu da dayanışma için bulundukları alanda gözaltına alınmış, daha sonra serbest bırakılmıştır” dedi.
“Tüm gözaltı ve baskı uygulamalarını kınıyoruz”
Öğretmenlerin Anayasal ve demokratik haklarını kullandığını belirten Sümbül, “Buradan açıkça ifade ediyoruz: Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasına, eğitim emekçilerinin güvencesizliğe ve düşük ücretlere mahkûm edilmesine, mülakat adı altında yaratılan adaletsizliğe karşı mücadele etmek suç değildir. Suç olan, öğretmenlerin haklı taleplerine kulak tıkamak; Anayasal ve demokratik haklarını kullanmak isteyen eğitim emekçilerinin karşısına polis gücüyle çıkmaktır. Bugün Türkiye’de eğitim alanında yaşanan sorunlar münferit değildir. Kamusal eğitimin tasfiyesi, özel okullarda kuralsız ve güvencesiz çalışma düzeninin yaygınlaştırılması, atama bekleyen öğretmenlerin mülakatla elenmesi, ücretli öğretmenlik uygulamaları ve eğitim emekçilerinin yoksulluk sınırının altında yaşamaya zorlanması aynı politik hattın sonucudur. Öğretmenler susturuldukça eğitim sistemi düzelmez; öğretmenlerin emeği değersizleştirildikçe çocuklarımızın nitelikli eğitim hakkı güvence altına alınamaz. Eğitim Sen olarak Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın ve mülakat mağduru öğretmenlerin haklı mücadelesinin yanındayız. Tüm gözaltı ve baskı uygulamalarını kınıyoruz. Öğretmenlerin, sendikaların ve emek örgütlerinin demokratik haklarını kullanmasının engellenmesine derhal son verilmelidir” açıklamasında bulundu.
“Sendikal mücadele suç değildir”
Öğretmenlerin taleplerini yineleyen Sümbül, “Mülakat mağduru öğretmenlerin hakları derhal teslim edilmelidir. Özel sektörde çalışan öğretmenler için taban maaş hakkı güvence altına alınmalıdır. Eğitim emekçilerinin güvenceli çalışma ve insanca yaşam talepleri karşılanmalıdır. Hak arama mücadelesine yönelik polis müdahaleleri ve gözaltılar son bulmalıdır. Sendikal faaliyetlerin engellenmesine yönelik tüm uygulamalardan vazgeçilmelidir. Öğretmenlerin karşısına barikat değil çözüm iradesi konulmalıdır. Eğitim emekçilerinin emeği, mesleği ve geleceği polis müdahalesiyle bastırılamaz. Hak arayan öğretmenler yalnız değildir. Mülakat mağduru meslektaşlarımızın yanındayız. Sendikal mücadele suç değildir” diye kaydetti.




