Haber / Güven Güneş
Yaz aylarında artan ultraviyole (UV) ışınlarının göz sağlığı üzerinde kalıcı hasarlara yol açabileceğini belirten Erçıktı, koruyucu sağlık uygulamalarının yalnızca tedaviyle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi. Özellikle Mersin gibi yılın büyük bölümünde güneşli havanın etkili olduğu kentlerde kaliteli güneş gözlüğünün sağlık açısından bir ihtiyaç olduğunu ifade eden Erçıktı, bu ürünlerin daha erişilebilir hale getirilmesine yönelik yeni destek modellerinin değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
“Sağlık bozulduktan sonra değil bozulmadan önce korunmalı”
Günümüzde sağlık politikalarının en önemli ayaklarından birini de önleyici sağlık hizmetleri oluşturuyor. Göz sağlığının da bunun dışında tutulmaması gerektiğini ifade eden Optisyen Ahmet Erçıktı, “Mersin gibi güneşli gün sayısının fazla olduğu şehirlerde vatandaşların zararlı UV ışınlarından korunması için güneş gözlüğü kullanımı teşvik edilmeli. Hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek yerine oluşmasını engelleyecek uygulamalara ağırlık verilmesi çok daha doğru bir yaklaşımdır” dedi.
“Mersin'in güneşi güçlü, gözler daha fazla korunmalı”
Mersin'de güneş ışınları yılın büyük bölümünde etkisini hissettirdiğine dikkat çeken Erçıktı, “Özellikle yaz aylarında UV maruziyeti çok yüksek seviyelere ulaşıyor. Böyle bir coğrafyada güneş gözlüğünü sadece bir aksesuar ya da moda ürünü olarak değerlendirmek doğru değil. Bu ürün, gözü zararlı ışınlardan koruyan temel sağlık ekipmanlarından biridir” diye konuştu.
“Güneş gözlüğü bir aksesuar değil koruyucu sağlık ekipmanıdır”
Toplumda hala güneş gözlüğünün estetik amaçlı kullanıldığı yönünde yanlış bir algı olduğunu kaydeden Erçıktı, “Oysa kaliteli bir güneş gözlüğü gözün maruz kaldığı zararlı ultraviyole ışınlarını filtreleyen koruyucu bir üründür. Bu nedenle özellikle güneşli bölgelerde yaşayan vatandaşların kaliteli ürünlere ulaşmasını kolaylaştıracak modeller üzerinde çalışılması gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerine yer verdi.
“Koruyucu sağlık, tedavi maliyetlerini de azaltır”
Erçıktı göz hastalıkları geliştikten sonra uygulanacak tedavilerin hem vatandaş hem de sağlık sistemi açısından daha yüksek maliyetler doğurabildiğine dikkat çekerek, “Oysa koruyucu sağlık anlayışıyla atılacak adımlar, uzun vadede hem toplum sağlığını korur hem de sağlık harcamalarının azalmasına katkı sağlayabilir” dedi.



