Haber / Güven Güneş
Sokakta, trafikte ve sosyal medyada giderek artan öfke patlamalarını değerlendiren Barış Güçlü, yaşanan tablonun yalnızca bireysel öfke kontrol sorunu olarak görülemeyeceğini söyledi. Gallup’un 100 ülkeyi kapsayan “Global Emotions” araştırmasında Türkiye’nin Avrupa’nın en sinirli, dünyanın ise ikinci en sinirli ülkesi olduğuna dikkat çeken Güçlü, ekonomik zorluklar, gelecek kaygısı ve toplumsal adaletsizlik hissinin toplum psikolojisini doğrudan etkilediğini ifade etti.
“Türkiye’de toplumsal tahammül sınırı tükeniyor”

“Gallup’un ‘Global Emotions’ raporunda Türkiye’nin yüzde 48 oranla Avrupa’nın en sinirli, dünyanın ise ikinci en sinirli ülkesi olarak gösterilmesinin tesadüf olmadığını dile getiren Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Mersin İl Temsilcisi Psikolojik Danışman Barış Güçlü, “Toplumdaki bu gerginlik ekonomik ve sosyal koşullarla doğrudan bağlantılı. Araştırmada Türkiye’den daha yüksek öfke oranına yalnızca Lübnan sahip. Sokakta, trafikte veya sosyal medyada gördüğümüz öfke patlamaları sadece kişisel bir öfke kontrol sorunu olarak açıklanamaz. Birey, içinde yaşadığı toplumun aynasıdır” dedi.
“Biriken mutsuzluk en küçük olayda patlıyor”

Güçlü; ekonomik belirsizliklerin, gelecek kaygısının ve sürekli yaşam mücadelesinin insanların tahammül sınırını düşürdüğüne dikkat çekerek, “Bireysel olarak başlayan stres zamanla kolektif bir gerginliğe dönüşüyor. İnsanlar temel ihtiyaçlarına, huzura veya adalet duygusuna ulaşamadıklarını hissettiklerinde büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Mutsuzluk içsel bir enerjidir ve birikirse patlayacak bir yer arar. Trafikte bir korna ya da sosyal medyada yapılan bir yorum aslında biriken çaresizliğin ve mutsuzluğun tetikleyicisi oluyor” diye konuştu.
“Mersin’in yeşil alanları tek başına yeterli değil”
Çevresel etkilerin insan üzerindeki etkilerine de değinen Güçlü, “Mersin’in sahil hattı ve mevcut yeşil alanları önemli bir avantaj sağlıyor ancak bu durum vatandaşın stresini azaltmak için tek başına yeterli değil. İnsan psikolojisini etkileyen şey sadece park sayısı değil o alanların erişilebilirliği, mahalle ölçeğinde dağılımı, yaya güvenliği, trafik yoğunluğu ve sosyal yaşam imkanlarıdır. Günlük yaşamda insanların öfke ve stresini artıran başka unsurlar da var. Yazın çok yüksek sıcaklık ve nem, yoğun araç trafiği, bazı bölgelerde yetersiz kaldırımlar, küçük mahalle parklarının eksikliği, kamusal alanların eşit dağılmaması, gürültü ve düzensiz yapılaşma toplumdaki psikolojik baskıyı artırıyor” ifadelerine yer verdi.
“Şehirler insan psikolojisine göre planlanmalı”
Güçlü son olarak “Yerel yönetimler şehirleri sadece beton ve yollardan ibaret görmeyi bırakmalı. İnsan psikolojisine duyarlı şehir planlamaları yapılmalı. Kamusal yaşam kalitesini artıran, sosyal etkileşimi güçlendiren ve vatandaşın günlük stresini azaltan uygulamalar öncelikli hale getirilmeli” sözleriyle noktaladı.



