Haber / Güven Güneş
Akdeniz’deki plastik kirliliğinin sadece Türkiye’nin değil tüm kıyıdaş ülkelerin ortak sorunu olduğunu belirten Üresin, kalıcı çözüm için yerel çabaların ötesinde ulusal politikalar yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
“Her çabayı değerli buluyoruz ancak bu bir kültür meselesi”

Kimya Mühendisleri Odası Mersin İl Temsilcisi Emre Üresin, Mersin denizinde ve sahillerinde son yıllarda artan plastik çöp atıklarına yönelik ve aynı zamanda ülke genelinde başlatılan plastik atık toplama sistemlerine kadar geniş çaplı yaptığı değerlemede “Türkiye’de yakın zamanda Avrupa'daki gibi depozito sistemleri ve atıkların geri dönüştürülmesine yönelik her türlü adımı son derece kıymetli buluyoruz ancak bu bir günde değişecek bir süreç değil uzun vadeli bir kültüründe oturması gerekiyor. Bugün başlarsak belki 30 yıl sonra sistem tamamen düzene girmiş olacak. Yine de bir yerden başlamak, bir hamle yapmak şart” dedi.
“Gördüğümüz plastik, buzdağının sadece yüzde 10'u”
Plastik kirliliğinde genellikle sadece su yüzeyinin konuşulduğunu ancak asıl tehlikenin dipte biriktiğini aktaran Üresin, “Mikroplastiklerin neredeyse tamamı dibe çöker. Şu an denizde gördüğümüz plastik, Akdeniz’deki toplam plastiğin belki de sadece yüzde 10’udur. Dipte çok ciddi bir plastik birikimi var. Bu plastikler fırtınalarla, dalgalarla ve deniz hareketleriyle dipten tekrar kalkıp su üstüne çıkıyor, akıntılarla sahil şeritlerine vuruyor” şeklinde konuştu.
“Akdeniz adeta bir atık yuvası oldu”

Kirliliğin bölgesel boyutuna dikkat çeken Üresin, “Bu sadece bizim değil aynı zamanda Mısır, Suriye, Lübnan gibi diğer ülkelerin de sorunudur. Ancak bazı komşu ülkelerde yönetimsel ve siyasi boşluklar var. Hangi bölgeyi kimin kontrol ettiği bile net değil. Çöplerini doğrudan denize döken ülkeler var. Akdeniz'e plastik girişini engellemek için diğer ülkelerle iş birliği yapılması ve ortak politikalar yürütülmesi şart” ifadelerini kullandı.
“Önce bataklığı kurutmalıyız”
Kirlilikle mücadelede önceliğin atık üretimini durdurmak olduğunu vurgulayan Üresin, “Bizim öncelikle kendi ülkemizde plastik kullanımını sınırlandırmamız, hatta tek kullanımlık plastikleri hayatımızdan tamamen çıkarmamız gerekiyor. Akdeniz'e gönderdiğimiz plastik atık miktarını sıfırlamalıyız. Önce kaynağı durduracağız, yani bataklığı kurutacağız. Kaynak durduktan sonra denizi nasıl temizleyeceğimizi oturup konuşabiliriz” şeklinde konuştu.
“Atık sorunu ulusal bir sorun”
Arıtma tesislerinin filtre sistemlerinin iyileştirilmesi, nehir ve drenaj kanaları bariyerleri gibi teknik çözümler üzerinde çalışıldığını söyleyen Üresin, “Ancak bu iş teknik tedbirlerle birlikte, ulusal bir politika meselesi. Mevzuatta değişikliğe giderek ve plastik ithalatını durdurarak bu sorunu kökten çözebiliriz. Ayrıca ülkemizde uyguladığınız sıfır atık projesini plastik atık ithalatını durdurarak güçlendirebiliriz. Plastik atık ithalatı ülkemizde geri dönüştürülebilir atıkların toplanmasını da değersizleştiriyor. Atığı dışardan hazır getirmek işletmeler için kolaylık oluyor. Tüm kurumların çevre konusunda iş birliği içinde çalışmaya devam etmesi gerekiyor aksi takdirde yarın öbür gün plastiğin içinde yüzeceğiz” dedi.

