Özel Haber

Başkanı Yılmaz: “Mersinli çiftçi para kazanamaz oldu”

Üretim maliyetleri nedeniyle zor durumda kalan Mersinli çiftçiler, yakın zamanda yaşanan sel felaketi ve artan mazot fiyatları nedeniyle para kazanamaz hale geldi.

Abone Ol

Haber / Barış Çoban

Artan su, elektrik, zirai ilaç, doğalgaz ve mazot maliyetleri çiftçilerin belini büküyor. Ürettiği ürün de para etmeyen çiftçi, her yıl daha da zarar ediyor. Mersin’deki çiftçilerin son durumunu Mersin Akdeniz Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz ile konuştuk.

“Çiftçilerin maliyetleri düşürülmeli”

Üretimdeki maliyetlerin çiftçileri çok yıprattığını ve zor duruma soktuğunu dile getiren Yılmaz, “Son zamanlardaki doğal afetler ve onunla beraber bölgedeki yaşanan İran-ABD, İsrail savaşı bu maliyetlerin daha da artmasına sebep oldu. Yani ilaçta, gübrede çok ciddi maliyet artışları oldu. Dolayısıyla zaten bu konuda sıkıntı yaşayan çiftçinin, yaptığı işten para kazanmayan durumu, daha da vahim hale geldi. Bakanlık tarafından çiftçinin üretim maliyetinin düşürülmesiyle alakalı bir çalışmanın mutlaka bir an önce yapılması lazım. Birinci talebimiz, önerimiz bu” dedi.

“Zincir marketler denetlenmeli”

Halk pazarlarıyla ve zincir marketlerle ilgili sıkıntılarının da olduğunu belirten Yılmaz, “Bunun dışında pazarlarda yaşanan sıkıntılar da var. Şöyle ki; Biz her zaman sadece üreticiyi konuşmayız. Tüketici de bizim için önemlidir. Üreticiden çıkan, yani tarladan çıkan maliyet ile market arasındaki fiyatın çok yüksek olduğunu her zaman söylüyoruz. Bir kez daha söyleyelim; Bunun mutlaka denetlenmesi lazım. Zincir marketlerin, gerekirse pazarların denetlenerek kar marjlarının normal seviyeye getirilmesi lazım. Yani nihai tüketicinin de uygun şartlarda ürün tüketebilmesinin önünü açmak gerektiğini düşünüyoruz” açıklamasında bulundu.

“Üreticiyi ayakta tutamazsak, gıda arz güvenliğini de koruyamayız”

Akdeniz Ziraat Odası, konuya ilişkin ayrıca rapor yayınlayarak şu bilgileri kamuoyu ile paylaştı:

“Son zamanlarda kentimizde doğal afetlerden kaynaklı üretim rekoltemizin ciddi manada düşmesi, aynı zamanda market raflarında tarım ürünlerimizin yüksek fiyatlarla satışa sunulmasından duyduğumuz memnuniyetsizliği ifade etmek isteriz. Bu sebeple devletimizin özellikle doğal afetlerden zarar gören ve bütün çiftçilerimize üretimlerin sürdürülebilir olması için, başta akaryakıt olmak üzere üretim maliyetlerimizin ilgili bakanlık tarafından düşürülmesi ve desteklenmesi talebimizi bir kez daha yinelemek istiyoruz.

2026 yılı itibariyle tarımsal üretimin en temel girdilerinde ciddi artışlar yaşanmıştır. İlaç fiyatları yaklaşık yüzde 20, gübre fiyatları ise yüzde 40 seviyelerinde yükselmiştir. Bununla birlikte, akaryakıt fiyatları da üreticimizin belini büken bir diğer unsur olarak her geçen gün artmaya devam etmektedir. Bugün geldiğimiz noktada akaryakıt, üretimin sürdürülebilirliği açısından en kritik maliyet kalemlerinden biri haline gelmiştir.

Tüm bu artışlar yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Bu durum, doğrudan üreticimizin tarlasına, emeğine ve geleceğine yansımaktadır. Zaten son dönemde yaşanan doğal afetler ve piyasa dalgalanmaları nedeniyle ciddi kayıplar yaşayan çiftçimiz, artık üretime devam edebilmek için ürününü daha yüksek maliyetle üretmek zorunda kalmaktadır.

Bu da kaçınılmaz olarak şu sonucu doğurur:

Üretici ürününü daha yüksek fiyata satmak zorunda kalır, tüketici ise aynı ürüne çok daha pahalıya ulaşır. Yani bu tablo, hem üreteni hem de tüketeni doğrudan olumsuz etkilemektedir. Burada dikkat çekmek istediğimiz bir diğer önemli konu ise tarımsal destekleme modelidir.

Mevcut sistemde destekler dönüm bazlı verilmektedir. Ancak günümüz üretim şartlarında bu yaklaşım artık yetersiz kalmaktadır. Çünkü aynı büyüklükte arazide üretim yapan çiftçilerimiz, farklı ürünler ekmekte ve buna bağlı olarak çok farklı maliyetlerle karşı karşıya kalmaktadır. Bir üretici yüksek maliyetli gübre ve ilaç kullanırken, bir diğeri daha düşük maliyetli üretim yapabilmektedir. Ancak destekler aynı kalmaktadır. Bu durum adil değildir ve üretim planlamasını da olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle tarımsal desteklerin, dönüm bazlı değil; Ürün bazlı ve maliyet odaklı olarak yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Ancak bu şekilde hem üreticimizin yükü hafifletilebilir, hem de sürdürülebilir ve dengeli bir tarım politikası oluşturulabilir. Unutulmamalıdır ki; Tarım sadece üreticinin değil, 85 milyonun meselesidir. Üreticiyi ayakta tutamazsak, gıda arz güvenliğini de koruyamayız. Tüm yetkililerimizi bu konuda daha kapsayıcı ve gerçekçi adımlar atmaya davet ediyoruz.”