Haber / Zümre Deniz Denli
Yorgancılık mesleği günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan meslekler arasında, artık yeni çıraklar yetişmiyor. Mesleğin son ustaları, zanaatlarını aktaracak yeni nesil bulamadığı gibi insanların da eskisi gibi yorgan talepleri yok. 73 yaşındaki Cebrail Çopur da Mersin Çarşı’da, Cami Şerif Mahallesi’nde 12 yaşından beri baba mesleğini yaparak geçimini sağlıyor. 60 yıldır yorgancılık yapan Çopur, teknoloji ve seri üretime yenik düşen, babadan aldığı yorgancılık mesleğini kendi çocuklarına gelecek vadetmediği gerekçesiyle öğretmemiş.
“Yorgancılık benim baba mesleğim” diyen Çopur, “İlkokulu bitirdikten sonra bu işe başladım. Hala devam ediyorum. Çocuklarıma bu mesleğe öğretmedim. Devam ettirecek de kimse yok. Mersin'de en eski yorgancılardan biriyim. Zaten bu mesleği devam ettirmek için yeni nesil bu işe yetişmiyor. Kendi çocuklarıma bile bu işi öğretmedim. Bu işe rağbet de kalmadı. Devam ettirecek yeni nesil de yok, yapan kimse de yok. Zamana hitap eden bir iş değil, ölen sanat dallarına girdi. Mesela kalaycılık, semercilik gibi. Bu işte sona geldi, hazır yapılan işler bunu bitirdi” diyerek baba mesleğinin günümüzde geldiği konuma ilişkin açıklamada bulundu.
“Yeni evlenen nesil, genç nesil asla tercih etmiyor, 45-50 yaşların üzerindekiler daha çok tercih ediyor”
Mesleğini günümüz gençlerine çok hitap etmediğini belirten Çopur, “Bizim yaptığımız iş genelde 45-50 yaş üzeri için. Doğal, organik ürünler var ya şimdi, bu da bir nevi doğal, organik. Yün yorganı, pamuk yorganı tercih edenler geliyor. Bu sentetik, hazır işleri falan çok benimsemiyor, doğal olsun diye gelenler oluyor. Bunlara sipariş olarak çalışıyoruz. Yeni evlenen nesil, genç nesil asla tercih etmiyor. Yani bu 45-50 yaşların üzerindekiler daha çok bizim işi tercih ediyor. Onlar da yaptığımız işlerden memnun kalıyor” diyerek çeyiz hazırlığında bir zamanların vazgeçilmezi yorgancılığın artık unutulduğunu dile getirdi.
Yorgancılıkta, fabrikasyon üretimin aksine doğal bir hazırlanma süreci olduğuna dikkat çeken Çopur, “Günde bir, bilemedin iki yorgan diktiğimiz oluyor. Hazırlama süreci, pamuğu atıyoruz, yorganın içine dolduruyoruz, düzlüyoruz, dikecek hale getiriyoruz. Ölçü veriyorlar, nevresim ölçüsüne göre dikiyoruz. Şimdi bu doğal oluyor, birinci sınıf koza pamuğundan yapıyoruz veya halis yünden yapıyoruz. Onun dışında bizde sentetik yorganları tercih eden yok. Zaten o işleri tercih ettiklerinde biz yapmıyoruz” diyerek açıkladı.
“Şimdi bir çırak tutsam bir hafta bile durmaz”
Mesleğin birkaç yılda öğrenilebileceğine dikkat çeken Cebrail Çopur, “Ya bu meslek bir-iki senede, bilemedin üç-beş senede kalfa olup öğrenilebilir de bizim zamanımızda başka seçenek yoktu. Babamız sanata veriyordu, bu işi öğren, diyordu. Ama şimdi bir çırak tutsam bile bu işi yapmaz. Bir hafta bile durmaz, kaçar gider” diyerek mesleğe ilginin kalmadığını söyledi.
Eve kapanmaktansa baba mesleğini yaparak vakit geçiren Çopur, 2000 öncesinde işlerin çok daha iyi olduğunu belirterek, “Daha önceleri bu işe bu kadar talep az değildi, bir zamanlar evlenen kızlar çeyiz yapardı. 2000 öncesinde işlerim gayet güzeldi. Şimdilerde öyle çok çeyiz yaptıran da kalmadı, yapılanlar az da olsa, bir de emeklimiz var, idare edip gidiyoruz” diyerek açıkladı.
