Özel Haber

İHD Mersin Şube Eş Başkanı Kaya: “Depremzedeler hala mağduriyet yaşıyor”

6 Şubat 2023 yılında yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından 3 yıl geçmesine rağmen, deprem bölgelerinde hak ihlallerinin sürdüğünü savunan İHD Mersin Şube Eş Başkanı Zeynep Kaya, depremzedelerin mağduriyetlerinin devam ettiğini söyledi.

Abone Ol

Haber / Barış Çoban

İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi üyeleri, İHD Mersin Şube binasında bir araya gelerek 6 Şubat 2023 yılında yaşanan ve on binlerce vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden olan Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıldönümüne ilişkin bir basın açıklaması gerçekleştirdi. “Deprem yıkıntıları enkaz değildir” yazılı dövizlerin açıldığı açıklamada, depremlerde hayatını kaybeden İHD üyelerinin fotoğraflarının olduğu dövizler ellerde taşındı. Açıklamayı İHD Mersin Şube Eş Başkanı Zeynep Kaya okudu.

“Deprem bölgelerinde yaşam hala olağan koşullarına dönmedi”

İHD Mersin Şube Eş Başkanı Zeynep Kaya, depremin ardından 3 yıl geçmesine rağmen deprem bölgelerinde yaşamanın hala normale dönmediğini ifade etti.

Depremlerde resmi verilere göre 50 binin üzerinde insanın yaşamını yitirdiğini ve 100 binin üzerinde insanın ise yaralandığını hatırlatan Kaya, “Hala yakınlarından haber alamayanlar var. Yıkılan ve oturulamaz hale gelen binalar nedeniyle 2 milyonu aşkın insan barınma sorunu yaşadı. Yıkılan yalnızca binalar olmadı; Kentlerin tarihi ve kültürü de büyük bir yıkıma uğradı.

6 Şubat depremlerinin üçüncü yılına girilirken, afet sonrası geçici olması gereken koşulların büyük ölçüde kalıcı hale geldiği görülmektedir. İki yıl önce dile getirilen sorunların önemli bir bölümü çözülmediği gibi, bazı alanlarda hak ihlalleri daha da ağırlaşmıştır. Deprem bölgesinde yaşam hala olağan koşullara dönememiş; Başta yaşam hakkı olmak üzere insan hakları ihlalleri halen devam etmektedir” açıklamasında bulundu.

“Yoksulluk, işsizlik ve sosyal dışlanma derinleşiyor”

Deprem bölgelerinde hala konteynerlerde yaşayan insanların olduğunu belirten Kaya, “Üçüncü yılda da konteyner kentlerde yaşam sürmektedir. Konteynerler, uzun süreli yaşam için uygun olmayan, sağlıksız ve güvencesiz mekânlara dönüşmüştür. Aşırı sıcak ve soğuk, yetersiz yalıtım, altyapı eksiklikleri ve hijyen sorunları burada yaşayanlar için yaşam hakkını doğrudan tehdit etmektedir. Geçiciliğin uzaması, depremzedeleri sürekli bir belirsizlik içinde tutmakta; Yoksulluk, işsizlik ve sosyal dışlanma derinleşmektedir. Kalıcı konut projeleri üçüncü yılda da büyük ölçüde tamamlanamamıştır. Teslim edilen sınırlı sayıdaki konutun bir kısmı ise güvenlik, erişilebilirlik ve yaşam standartları açısından ciddi soru işaretleri barındırmaktadır. Konutların yer seçiminde sosyal yaşam alanlarına, sağlık ve eğitim hizmetlerine erişim yeterince gözetilmemiştir. Bu durum, barınma hakkının nitelikli ve sürdürülebilir biçimde sağlanamadığını göstermektedir” dedi.

“Altyapı ve ulaşım sorunu sürüyor”

Kentte hala altyapı ve ulaşım sorunun da devam ettiğini dile getiren Kaya, “Depremin üçüncü yılında yaşam hakkı ihlalleri yalnızca barınma ve sağlıkla sınırlı değildir. Güvensiz yaşam alanları, çevresel riskler, yetersiz altyapı ve kamusal hizmetlere erişimdeki engeller, depremzedeler için yaşamı her geçen gün daha kırılgan hâle getirmektedir. Depremin ardından yürütülen enkaz kaldırma çalışmaları ve yeniden inşa sürecinde ortaya çıkan ekolojik sorunlar, afetin yarattığı yıkımı daha da derinleştirmiştir. Yeniden inşa sürecinde tarım alanlarının yapılaşmaya açılması, çevresel dengenin bozulmasına ve bölge halkının geçim kaynaklarının zarar görmesine yol açmış; bu durum özellikle Adıyaman ve Hatay gibi illerde yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ekolojik bir yıkım yaratmıştır” diye kaydetti.

“Güvenli barınma ve sağlık hizmetlerine eşit erişim sağlanmalı”

Depremin sorumlularının hala cezalandırılmadığını ve cezasızlık olduğu sürece acıların devam edeceğini vurgulayan Kaya, taleplerini şöyle sıraladı: “Ayrımcılığa ve dışlanmaya son verilmelidir. Konteyner ve geçici yerleşim alanlarında zorla tahliyeler durdurulmalı; Bu topluluklara kalıcı, güvenli ve kültürel yapılarıyla uyumlu konutlar sağlanmalıdır. Eğitim, sağlık ve sosyal yardımlara erişimde yaşanan fiilî engeller kaldırılmalıdır. Tüm geçici ve kalıcı konut alanları erişilebilirlik standartlarına uygun hâle getirilmelidir. Barınma alanlarında güvenlik, aydınlatma ve danışma mekanizmaları oluşturulmalı. Konteyner ve çadır alanlarında maruz kalınan dışlanma, tehdit ve şiddet son bulmalıdır. Ayrımcılığa karşı özel koruma ve başvuru mekanizmaları oluşturulmalıdır. Güvenli barınma ve sağlık hizmetlerine eşit erişim sağlanmalıdır. Samandağ başta olmak üzere deprem bölgesindeki acele kamulaştırma kararları iptal edilmelidir. Yerleşim alanları içinde ve yakınında kurulan taş ocakları, beton santralleri ve maden sahaları kapatılmalıdır. Enkaz alanlarında asbest ve zehirli atık ölçümleri şeffaf biçimde yapılmalı; riskli alanlar boşaltılmalıdır. Tarım alanları, sulak bölgeler ve yaban hayatı sahaları mutlak koruma alanı ilan edilmelidir. Hava, su ve toprak kirliliği için bağımsız izleme istasyonları kurulmalıdır. Kanser, solunum yolu hastalıkları ve psikososyal travmalar için ücretsiz tarama ve tedavi programları başlatılmalıdır. Tüm karar süreçleri halka açık yürütülmeli; yerel halk, meslek odaları ve sivil toplum sürece dâhil edilmelidir. Rant değil, yaşam ve doğa merkezli planlama esas alınmalıdır. İhmali bulunan kamu görevlileri, müteahhitler ve denetim sorumluları hakkında şeffaf, etkin ve bağımsız yargı süreçleri işletilmeli; adaletin sağlanması için cezai yaptırımlar gecikmeksizin uygulanmalıdır. Depremzedelerin güvenli, erişilebilir ve insan onuruna uygun barınma koşullarına erişimi sağlanmalı; Geçici konutlar yerine kalıcı çözümler bir an önce hayata geçirilmelidir.”

Depremlerde 14 İHD üyesi hayatını kaybetti

Depremlerde 14 üyesini kaybettiklerini söyleyen Kaya, “6 Şubat 2023’te tüm coğrafyayı derinden etkileyen büyük bir acıyı, büyük bir felaketi hep birlikte yaşadık. Elli bini aşkın insan yaşamını yitirdi. İnsan Hakları Derneği olarak, 14 üyemiz ve yöneticimizi bu depremde kaybettik. Adıyaman’dan Sinan Serkan Arslan, Medine Taştan ve oğlu Ali Adar Taştan. Diyarbakır’dan Melike Alp, Antep’ten Hüseyin İnan. Kahramanmaraş’tan Ali Kaya, Salman Savranlı, Mehmet Ok, Mustafa Torun. Hatay’dan Hatice Can ve Mithat Can. İskenderun’dan Rafi Sümbültepe, Şeyhmus Günay, Mehmet Karlıdağ ve İzzettin Özgüç. Onları hiçbir zaman unutmayacağız. İnsan hakları, hakikat ve adalet için birlikte mücadele ettiğimiz insan hakları savunucusu arkadaşlarımızı ve 6 Şubat depremlerinde yaşamlarını yitirenleri saygıyla anıyoruz. Depremin üçüncü yılında benzer acıların yaşanmaması, bölgede artarak süren hak ihlallerinin son bulması ve cezasızlığın sona ererek adaletin sağlanması için mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kez daha hatırlatıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.