Bir Valinin İzinde: Sabahattin Çakmakoğlu’nu Anmak -XXXXIX-| Dünde Kalan Sözler- XXIV-| Bir İhtiyacın Hikâyesi: Mersin'in Huzurevi Sorunu

Sabahattin Çakmakoğlu'nun Ocak 1988'de, Mersin'den Emniyet Genel Müdürlüğü'ne atandığı günlerde gerçekleştirilen Huzurevi temel atma töreninde yaptığı bu konuşma, serimizin en samimi, en içten ve en tebessüm ettiren metinlerinden biridir. Daha önceki konuşmalarda kültür, eğitim, şehirleşme gibi büyük temaları işleyen Çakmakoğlu, bu kez “sosyal politikanın en insani alanlarından birinde”, yaşlı ve bakıma muhtaç vatandaşlara yönelik bir hizmetin hikâyesini anlatmaktadır. Konuşma, valimizin büyük projelerle olduğu kadar, aynı zamanda “toplumun en kırılgan kesimlerinin ihtiyaçlarıyla” da yakından ilgilendiğini göstermektedir.

Mersin'in huzurevi Eksikliği

Çakmakoğlu, konuşmasına “Mersin'in huzurevi eksikliğini” anlatarak başlıyor:

Üç buçuk yıllık valiliği süresince bu konuda çeşitli teşebbüslerde bulunduklarını, ancak ilgili bakanlığın çeşitli gerekçelerle yatırım programına almadığını belirtir. Bakanlığın gerekçesi ilginçtir: Türkiye'nin başka bölgelerinde huzurevleri yapılmış, ancak kapasitesinin altında boş kalmakta, fonksiyonunu ifa edememektedir.

Çakmakoğlu, bu gerekçenin arkasındaki “gerçeği” çarpıcı bir dille anlatır: "Tabii il bazında düşünülerek, uygun mevsim şartları düşünülmeyerek öyle yerler seçilmiş ki, adamlar bakıma muhtaç da olsa oralara gitmek istemiyorlar." Ardından, bir “bakanlık zihniyeti eleştirisi” yapar:

- Antalya'da huzurevi var mı? Var, ama boş yer yok.

- Muğla'da var mı? Var, boş yer yok.

- Adana'da var mı? Var, boş yer yok.

Peki nerede boş yer var? Kırşehir'de var, Yozgat'ta var, Adıyaman'da var... Çakmakoğlu'nun bu sıralaması, “planlamanın insan ihtiyaçlarına göre değil, masa başında yapıldığını” gösteren ibretlik bir tablodur. İnsanlar, ömürlerinin son günlerini geçirecekleri yeri elbette iklimi daha ılıman, şartları daha iyi olan yerlerde tercih edeceklerdir. Bu gerçek göz ardı edilerek yapılan yatırımlar, boş kapasiteye mahkûmdur.

Bir Hayırseverin Devreye Girmesi: Hacı Nihat SÖZMEN

Devletin yapamadığını, bir “hayırsever vatandaş” yapar. Çakmakoğlu, “Hacı Nihat SÖZMEN” isimli hayırseverin, projenin başlangıcı için “yüz milyon lira” bağışladığını anlatır. Bu bağış, Çakmakoğlu'nun daha önceki konuşmalarında sıkça vurguladığı "devlet-millet iş birliği" modelinin somut bir örneğidir. Devlet, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığıyla projeyi yapmayı planlamaktadır, ancak hayırseverin katkısı işi hızlandırır ve ortak bir projeye dönüştürür.

Hacı Nihat SÖZMEN'in bir de “şartı” vardır: Teknik kontrolü ve teknik mesuliyeti “Okan MERZECİ”'ye havale etmek. Çakmakoğlu bu şartı kabul eder ve böylece iş hızlanır. Bu detay, “iş bilen insanlara güven” ve “ehliyet” vurgusu açısından önemlidir.

Proje Süreci: "Müşkülpesent Davrandık"

Çakmakoğlu, proje seçiminde “titiz davrandıklarını” söyler. Eldeki huzurevi projeleri, Bayındırlık İskân Müdürlüğü'nün hazırladığı “tip projeler”dir. Ancak bu projeler “ülke gerçeklerine uymamakta”, masa başında hazırlanmış olmanın sıkıntılarını taşımaktadır. Bazıları gereksiz boşluklarla dolu, lüks projelerdir.

İşte bu noktada, “özel bir ekip” devreye girer. Çakmakoğlu, ekibin üyelerini tek tek sayar:

- Okan MERZECİ (başkan)

- Aysun Hanım

- Yılmaz Bey

Bu ekip, mevcut projeleri inceleyerek, “Türkiye'de bir başka benzeri olmayan özel bir proje” hazırlar. Amaç, "daha sağlıklı ve huzur içerisinde vatandaşlarımızın barınmasına imkân versin"dir. Bu ifade, projenin bir bina inşası olmasının ötesinde, “insanların huzur içinde yaşayacağı bir mekân” oluşturma hedefini yansıtmaktadır.

Finansman ve Hayırseverin Sözü

Projenin finansmanı iki kaynaktan sağlanır:

- Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı merkez fonundan “300 milyon”

- Hacı Nihat SÖZMEN'in bağışı “100 milyon”

- Toplam “400 milyon”, ancak keşif bedeli “600 milyon”dur.

Aradaki 200 milyonluk fark için Çakmakoğlu, Hacı Nihat SÖZMEN'e sorar: "Amca ne olacak bunun arkası?" Hayırseverin cevabı, hem samimi hem de güven vericidir: "Hele bir başla bakalım Vali Bey, arkasını ben getiririm”. Çakmakoğlu, bu söze güvenir. Getiremediği takdirde vakfın ilaveler yapacağını ve projenin tamamlanacağını söyler. Bir yılda bitirilmesi planlanan proje, hızla programa alınır.

Duygusal Bir Veda: "Nasip Olur İnşallah"

Konuşmanın en duygusal anı, Çakmakoğlu'nun “Mersin'den ayrılışının” hemen öncesinde yaptığı bu konuşmada, “veda duygularını” da ifade etmesidir. Emniyet Genel Müdürlüğü'ne atanmıştır, Mersin'den ayrılmak üzeredir. Ancak bu huzurevi projesinin temelini atmadan gitmek istememiştir. Temel atma törenini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşar ve geleceğe dönük bir temenni ekler:

"İnşallah vali olarak ayrıldığım şu günlerde bu güzel Mersin'e iş bittikten sonra, hizmet açılışında da bulunmak nasip olur diye Cenabı Hakka dua ediyorum."

Huzurevinin İşletme Modeli

Çakmakoğlu, huzurevinin işletilmesiyle ilgili de önemli bir bilgi verir. Tesisin esas itibariyle “fakir ve bakıma muhtaç insanlar” için yapıldığını, ancak bir bölümünde “hali vakti yerinde olup da kimsesiz kalmış vatandaşların da ücretli olarak kalabileceğini” söyler. Buradan elde edilecek gelir, tesisin idamesinde kullanılacaktır. Bu model, “sosyal hizmetlerin sürdürülebilirliği” açısından akılcı bir yaklaşımdır.

Sonuç:

Bir Veda ve Bir Eser

Sabahattin Çakmakoğlu'nun bu konuşması, Mersin valiliği döneminde başlattığı hizmetlerden birinin “temel atma törenindeki veda konuşması”dır. İçeriğini öyle özetleyebiliriz:

- Mersin'de yıllardır “huzurevi ihtiyacı” vardır, ancak merkezi hükümetin yanlış planlama anlayışı yüzünden bu ihtiyaç karşılanamamıştır.

- Hacı Nihat SÖZMEN gibi hayırsever bir vatandaşın bağışı, projenin önünü açar.

- Proje, “özel bir ekip” tarafından, mevcut tip projelerin aksine, “insan ihtiyaçlarına uygun, özgün bir tasarımla” hazırlanır.

- Finansman, hayırsever bağışı ve vakıf kaynaklarının birleştirilmesiyle sağlanır.

- Huzurevi, hem fakir ve bakıma muhtaçların barınacağı, hem de ücretli kalmak isteyenlerin gelirleriyle tesisin idamesine katkıda bulunacağı “sürdürülebilir model” olarak tasarlanır.

- Çakmakoğlu, Mersin'den ayrılırken bu projenin temelini atmanın mutluluğunu yaşar ve “açılışta bulunmayı” temenni eder.

|17 Nisan 2026 |Bir Valinin İzinde: Sabahattin Çakmakoğlu’nu Anmak -XXXXX-| Dünde Kalan Sözler- XXV- | Veda Konuşması |