Bayramlar yaklaşırken sokakları tatlı bir telaş kaplar, vitrinler süslenir, hazırlıklar gün öncesinden başlardı. Şimdilerde ise bayram kelimesini duyduğumuzda zihnimizde beliren ilk şey, çoğunlukla "kaç günlük tatil var?" sorusu oluyor. Toplum olarak dilimize pelesenk olan o meşhur cümle yine yankılanıyor kulaklarımızda: "Nerede o eski bayramlar?"

Peki, eksilen gerçekten ne? Bayramların tadı mı kaçtı, yoksa biz mi büyüdük ve o masumiyeti kaybettik?

Eski bayramları özel kılan şey, sunduğu samimiyet ve bir araya gelme zorunluluğunun getirdiği o tatlı yorgunluktu.

Bugün ise bağlarımız dijitalleşti. Bayram tebrikleri, rehberdeki herkese aynı anda gönderilen, ruhsuz ve kopyala-yapıştır toplu mesajlara dönüştü. Akraba ziyaretlerinin yerini, bütçeye uygun tatil beldesi arayışları veya sadece evde dinlenilen sakin günler aldı. Artık bayramlar, bağları tazeleyen kutsal zamanlar olmaktan çıkıp, modern hayatın koşturmacasına verilen zorunlu birer mola halini aldı.