Gezi rotası: Mihrican Tatık Ağartmış (yeni parkur)
Süre: 7sa mesafe: 6 km
Katılımcılar: Gökhan, Olcay, Hasan

Fındıkpınarı doğusunda, Sunturas yolu üzerinde Mihrican yaylası çevresindeki ormanlar, ağaç çeşitliliği ile harika manzara ve güzellikler barındırır.

Bugün yürüyüş gurubumuzda yayla bölgesine kış nedeniyle son kez gideceğimizi düşünerek Mihrican bölgesi aklıma geldi. Ayrıca Mihrican’ ın gizemli doğası ve otobüs ulaşım olanağı olması bize kolaylık sağladı. Sabah arkadaşlarla otobüse binerek Mihrican kahvede indik. Kahve kapalı olunca çay içemeden yürüyüşe başladık.

Sabahın erken saatinde hava serindi, biraz ürpertiyordu. Önce doğuya doğru giderek evlerin bitimiyle kuzeye doğru tırmanışla başladık.

3-344

Makilik ile karışık ardıç ormanında yol çok taşlıydı. Yukarı doğru yükseldikçe bitki çeşitleri artarak değişti. Dik tırmanış sonrası bir düzlükte nefes molası vererek çay içtik. Mola sonrası yol kenarında ardıç ve sedir ağaçları birbirine yapışarak kavgasız, ortak bir yaşamı örnekliyorlardı. Tırmanış bitip tepeye ulaşınca değişik bir yoldan gitme niyetiyle batıya döndük. Düzlük ve taşlık olan bu alanda çoğunluğu ardıç sedir(katran), akçam ağaçları, seyrek olarak kuşburnu (itiburnu) vardı. Batıya iniş/ çıkış ile ilerlerken Mihrican’ı tepeden aştığımızı anladık. Tepelerden batıya devam ederek üstte tek bir ev bulunca durup mola verdik. Ev büyükçe bir kiraz bahçesinin içindeydi.

2-411

Kiraz ağaçlarının sarıyla karışık kızıl yapraklarını izlemeye doyamazdınız. Arkadaşlar her adımda fotoğraf çektiler. Kiraz ağaçlarının oluşturduğu renk cümbüşünden istemeden ayrılırken bir koyun sürüsü ve çobana rastladık. Çobanın iki kangal köpeğini severek ve yanımdaki mamayı onlara verdim. Yaşı küçük ama kendi irice olan yavru kangal köpek daha samimi, sıcak davranıp benimle oynamak istiyordu. Daha küçük bir çocuk olduğu davranışından belliydi. Çoban ile konuştuğumuzda köpeklerin saf kangal türü olduğunu söyledi. Gerçekten de kangal türü olanlar asil davranışından anlaşılıyordu.

Bahçelerin bitiminde eski bir su kaynağı ve sulama havuzu olunca yemek molasını burada verdik. Ortam o kadar güzeldi ki su sesi adeta bizim için bir terapiydi. Meyve yapraklarının tonu sonbaharı simgeliyordu. Yemek sonrası istemeden suyun sesiyle ve sonbaharın yapraklarıyla vedalaşıp ormandaki patikadan batıya devam ettik.

İnişli/ çıkışlı yolda yaşı ilerlemiş akçam ağaçlarının altında gavur sakalı (eğrelti otu) otları kurumuş halde yığılıydı. Bu kuruma kış mevsiminin geldiğini işaret ediyordu.

Orman yolunun devamında açık bir alanda, patikadan sessizce ilerlerken iki kangal köpeği aniden yanımızda bitiverdi. Tekrar kangalları severek elimizde kalan ekmekleri verip yola devam ettik.

Çobana köpekleri nasıl beslediğini sorduğumuzda, sadece ekmek verdiğini söyledi. Hasan arkadaşımız çobana “bir kasaptan et, kemik alıp verseniz” dediğinde “uğraştık ama başaramadık” dedi. Biz de çobanın bu cevabını, “pek uğraşmak istemiyor” diye yorumladık. Bu durum diğer besici ve çobanlarda da ne yazık ki aynıydı! Çoban Köpekleri besicilerin malını korudukları halde, çobanlar onların yemeklerini bile düzgün vermiyorlardı.

4-276

Yürüyüşe devam ederken dere yatağında gördüğümüz bir çınar ağacının gövdesi oyulmuş oda gibi genişti. İlerlediğimiz dere yatağında çıkışı belirsiz gizemli yol taşlı patika ile devam etti. Biz ilerlerken sisli hava sürekli hareket halindeydi. Patikada gördüğümüz bir evin yanına yaklaşıp yol bulmaya çalıştık. Evin sokağına varınca yolu gördük. Evin bahçesinde yere dökülen elmalar, ağacın dibine birikmiş çürümeye başlamıştı. Yerdeki elmaların sağlamlarını bulup birer tane alıp tadına baktık. Burası Yıldırım mahallesinin Ağartmış adındaki yerleşimiydi. Ana caddeye kıvrılarak ilerleyen yoldan giderek mezarlığa vardık. Otobüsü beklerken hava biraz serinlemişti, güneş de olmayınca serinlik daha çok hissediliyordu. Aracımız gelince binerek Mersin’e dönüşe geçtik.

Günün özeti: Mesafe önemli olmadan sonbaharın renkleriyle doğada yürümek güzeldi. Ayrıca gerçek kangal köpeği ile karşılaşıp onları sevebilmek harika oldu.

Yeni gezilerde buluşmak dileğiyle hoşça kalın.