•
Sabahattin Çakmakoğlu'nun önceki konuşmasında, Atatürk'ü "bütün" olarak anlamanın önemini vurguladığını görmüştük. 15 Nisan 1987'deki bu konuşma ise, o "bütün"ün en kritik parçasına odaklanmaktadır: “Atatürk'ün milliyetçilik anlayışı.” Çakmakoğlu burada, sadece Atatürk'ü yorumlamakla kalmıyor, aynı zamanda kendisinin de içinde yer aldığı "milliyetçi düşünce sistemi"nin temel parametrelerini çiziyor ve onu batı taklitçiliğinden ve dar ırkçılıktan ayıran incelikli çizgileri belirliyor. Dolayısıyla bu yeni metin, onun siyasi kimliğinin de entelektüel dayanağını göstermektedir.
•
"Tam ve Doğru Teşhisle": Milliyetçiliğin Tarih ve Realite Temeli
Çakmakoğlu, Atatürk'ün milliyetçiliğini, "dünya tarihini, özellikle büyük milletimizin tarih içerisindeki yerini, Türk kültürünü tam ve doğru teşhisle, gerçeklere dayalı bilgilerle mükemmel bir şekilde incelemiş" bir bakış açısının ürünü olarak tanımlamaktadır. Bu ifade önemlidir, çünkü milliyetçiliği “duygusal bir tepki” olmaktan çıkarıp, “tarihsel ve sosyolojik bir analiz” sonucu ulaşılmış “stratejik bir zorunluluk” haline getirir.
Ona göre Atatürk, "imparatorlukların kaderinde ve tabiatında mevcut olan zâfiyeti tespit etmiş" ve Avrupa'daki "milli devlet" modelini bu gerçekliğe bir çözüm olarak görmüştür. Bu, Çakmakoğlu'nun da tüm konuşmalarında benimsediği “realist ve teşhis odaklı” yaklaşımın ta kendisidir.
"Kuvayi Milliye'yi Amil, İrade-i Milliyeyi Hâkim Kılmak": Pratik bir Varoluş Formülü
Çakmakoğlu, Atatürk'ün milliyetçiliğini en özlü şekilde "Kuvayi Milliye'yi amil, irade-i milliyeyi hâkim kılacağız" sözünde görmektedir. Bu formül, onun için bir Kurtuluş Savaşı parolası değil, “kalıcı bir devlet ve toplum felsefesidir.
"Kuvayi Milliye'yi amil kılmak": Milli gücü (askeri, ekonomik, kültürel) “harekete geçiren aktif unsur” yapmak.
İrade-i Milliyeyi hâkim kılmak": “Milli iradeyi (temsili demokrasi) “egemen ve belirleyici” kılmak.
Bu, daha önce belirttiğimiz Çakmakoğlu'nun yerel yönetimlerde "hayırsever vatandaş"ı, ekonomide "MESBAŞ"ı, eğitimde "öğretmen"i öne çıkaran anlayışıyla tam uyumludur: “Devlet, milletin gücünü ve iradesini harekete geçiren, yönlendiren ve kurumsallaştıran bir mekanizma olmalıdır.”
"Ne Mutlu Türküm Diyene"yi Yeniden Okumak: Kültür Milliyetçiliği ve Vatandaşlık Temeli”
Çakmakoğlu, Atatürk'ün "Yeni Türk Devleti'ni kuran halkımız Türk Milletidir" ve "Ne Mutlu Türküm Diyene" sözlerini, "tam bir gerçekçi anlayışa sahip kültür milliyetçiliğinin esasları" olarak yorumlamaktadır. Bu yorum, milliyetçiliği “etnik bir aidiyetten” ziyade, “siyasi bir projeye ve kültürel bir kimliğe katılım” olarak tanımlar.
"Türk'üm diyen" ifadesi, bu kimliği benimseyen ve Misak-ı Milli sınırları içindeki yeni devletin inşasına irade koyan herkesi kapsar. Bu, Çakmakoğlu'nun dil, tarih ve eğitim vurgularıyla birebir örtüşür: Millî kimlik, “ortak bir kültür, tarih şuuru ve vatandaşlık bağı” ile inşa edilir.
"Çağdaş Medeniyet" Yanılgısına Cevap: Evrensellik ve Özgünlük Dengesi
Çakmakoğlu, bu konuşmada, Atatürk'ün "muasır medeniyet" hedefinin yanlış yorumlanmasına da açıkça cevap verir. Bazı çevrelerin bunu "sadece belli bir devletler topluluğuna veya... batı medeniyetine mal edici şekilde" anladığını belirtir ve "ben o kanaatte değilim" diyerek karşı çıkmaktadır.
Ona göre ölçü, coğrafya değil, evrensel ilerlemedir: "Çağdaş medeniyet, eğer Japonya'da... Doğu'da ise, medeniyet seviyesi bakımından Batı'yı aşmış iseler olabilir, ölçü budur.". Bu, onun daha önceki konuşmalarda defalarca vurguladığı "teknolojiyi al, özünü koru" formülünün mantıki temelidir. Hedef, Batılı olmak değil, “evrensel ilerleme düzeyini yakalayarak, milli kültürü korumak ve geliştirmektir.
"Asgari Müşterekler" ve "Ortak Değerler": Toplumsal Birliğin Kodları
Konuşmanın sonunda Çakmakoğlu, milliyetçi düşüncenin toplumsal karşılığına dair pratik bir ilke sunuyor: "Asgari müşterekler dediğimiz en azından mutlaka birleşmemiz gereken 'ortak değerlerde' tartışmayı bırakmak". Ona göre birlik ve beraberlik, bu “ortak değerler etrafında sağlanmalı, tartışmalar bunun dışına kaydırılmamalıdır. Bu "ortak değerler", muhtemelen onun diğer konuşmalarında bahsettiği “Türkçe, milli tarih şuuru, Misak-ı Milli ülküsü, laik ve üniter devlet yapısı” gibi Atatürk ilkeleridir. Bu yaklaşım, onu, ayrıştırıcı değil, “birleştirici ve uzlaşmacı bir milliyetçilik” anlayışına konumlandırır.
Sonuç: Çakmakoğlu'nun Milliyetçilik Tanımı: Analitik, Kapsayıcı, Yapıcı
Bu konuşma, Sabahattin Çakmakoğlu'nun savunduğu milliyetçilik anlayışının ana hatlarını çiziyor:
a. Analitik ve Tarihseldir: Duygusallıktan uzak, tarihi ve sosyolojik gerçeklere (imparatorlukların çöküşü, milli devlet modeli) dayanır.
b. Kültürel ve Siyasidir: Etnik kökenden ziyade, "Türk'üm diyen" herkesi kucaklayan bir “kültür ve vatandaşlık milliyetçiliğidir.”
c. Evrenselci ve Özgündür: "Muasır medeniyet" hedefini, Batı taklitçiliği değil, evrensel ilerlemeyi özümseyerek milli özü koruma çabası olarak görür.
d. Birleştirici ve Yapıcıdır: “Toplumsal barışı,” "ortak değerler" (asgari müşterekler) etrafında sağlamayı ve tartışmaları bu çerçevenin dışına çıkarmamayı öngörür.
e. Pratik ve İradedir: "Kuvayi Milliye'yi amil, irade-i milliyeyi hâkim kılmak" şeklinde somut bir devlet ve toplum inşa formülü sunar.
Bu çerçeve, Çakmakoğlu'nu, "20. yüzyıl Türk siyasi düşüncesinde, tepkisel değil, düşünsel; dışlayıcı değil, kucaklayıcı; taklitçi değil, özgünleştirici bir milliyetçilik anlayışının önemli bir temsilcisi olarak konumlandırır."
•
Bu değerlendirme, merhum Çakmakoğlu’nun Mersin Valisi olarak 15 Nisan 1987'de yaptığı konuşması esas alınarak yorumlanmıştır. Metin, Çakmakoğlu'nun Atatürk yorumunun özünü ve onun kendi milliyetçilik anlayışının çerçevesini net bir şekilde çizmekte olup önceki "Atatürk Haftası" konuşmasının bir devamı ve konunun derinleştirilmesi niteliğindedir. Ruhu şad olsun.
•
| Bir Valinin İzinde: Sabahattin Çakmakoğlu’nu Anmak -XXXVIII-| Dünde Kalan Sözler- XIII- | Cumhuriyet: Bir Milliyetçilik ve Kalkınma Projesinin Taçlandırılması |6 Mart 2026|