Yıllardır dehşet ve üzüntü içinde izlediğim bir Türkiye gerçeği var. Evet, adalet yerlerde sürünüyor. Evet, ekonomik güçlükler halkın belini büküyor. Evet, liyakatsizlik had safhada. Ancak beni en çok ürküten çocukların suç makinesi haline dönüşmesi.

Türkiye, Mersin Anamur’da 12 yaşında bir çocuğun öğretmenini vurarak ağır yaralamasını konuşuyor. Türkiye’nin dört köşesinden çocuk yaştaki suçluların görüntüleri geliyor.

Bugün onlara: “Suça sürüklenen çocuklar” deniyor. Uzmanlar bu şekilde hitap edilsin diyorlarsa tamam! Ama bu soruna çözüm oluyor mu?

Korkutan Gerçek: Artan Sayılar

Bir toplumun geleceğini ölçmenin en çarpıcı yollarından biri, çocuklarının adalet sistemiyle karşılaşma oranı. Türkiye’de son yıllarda “suça sürüklenen çocuk” sayısında yaşanan değişimler, yalnızca adli verilerin yükselmesi ya da düşmesi değil; aynı zamanda sosyal yapının, ekonomik eşitsizliklerin, eğitim sisteminin ve aile içi dinamiklerin çocuğun yaşamına nasıl mal olduğunun da göstergesi.

Gelin inceleyelim: TÜİK’in verilerine göre 2010'da suça sürüklenen çocuk sayısı 83 bin 393 iken, 2024'te bu sayı 202 bine çıkmış.

Bu artış yalnızca “adet” değil; suç tiplerinde de değişimi gösteriyor. En yaygın suç türleri arasında yaralama/şiddet, hırsızlık, uyuşturucu ile ilgili suçlar ve tehdit yer alıyor.

Kim Bu Çocuklar?

* Suça sürüklenenlerin büyük çoğunluğu 15–17 yaş grubunda yer alıyor; bu yaş dilimi toplam vakaların yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor.

* Erkek çocuk oranı da belirgin bir biçimde daha yüksek: yaklaşık 166 bin erkek ve 36 bin kız çocuk 2024’te bu kapsama girdi.

Gazeteciliğim yanında bir gezgin olduğum için dünyanın değişik coğrafyalarındaki sosyo kültürel ortamı gözlemleme şansı buldum. Türkiye’deki gidiş ne yazık ki Güney Amerika’daki ülkeleri hatırlatıyor bana. Orada da gelir adaletsizliğinden oluşan büyük uçurum, orta direğin yok olması, çok zenginle çok fakir arasındaki ayırım özellikle çocukları suç işlemeye yönlendiriyor. Kaybedilmiş nesillere yol açıyor.

Çözüm Ne?

Peki, çözüm ne? Türkiye’yi yönetenlerin bir an evvel bu gidişata son vermek için şapkayı önlerine koymaları gerekiyor. Eğitimde fırsat eşitliğini en aza indirecek çalışmalar yapılması gerekli. Suça yatkın çocukları rehabilite edilmek adına ilgilerini çekecek yeni unsurlara yönlendirmek gerekiyor. Mafya, şiddet, kavga içeren yayınların acilen yasaklanması, sabah kuşağı programlarının kaldırılması, tüm televizyonlara belgesel ve eğitim içerikli programlar yayınlama zorunluluğu getirilmesi gerekiyor.

Bunlar hemen hayata geçirebilecek çalışmalar. Bunun dışında gelir adaletsizliğinin azaltılması, adalete güvenin artırılması zamanla atılması gereken adımlar.

Sonuç: Felaket Kapıda

Mafya dizilerinde gördüğü hayatı gerçekte uygulamaya çalışan, çok sayıda kişinin adaletten çok bir mafya liderine güvendiği bir ülke sonunda Brezilya ya da Kolombiya benzeri suç ülkesi olmaya mahkumdur.