Fatih Altaylı uzun yıllar Hürriyet Gazetesi'nde yazdığı köşe yazılarının sonunu "Ne zaman adam oluruz?" diye fikirler yazarak bitirirdi. Olumlu bir bakış açısı ile yazılmış önerilerdi. Yani hala "adam olma" ihtimali vardı ona göre toplumun. Benimse son bir gün içinde yaşadıklarım; bu toplumun çağdaşlıktan nasibini alarak akılcı, nazik, tutarlı olacağı yolundaki kanımı giderek azalttı.
Mersin Kaldırımları İşgal Altında
Dün akşam gazetedeki ofisimden çıkıp evime ulaşmaya çalışırken çarşı içinde Camii Şerif Mahallesi'nde yürüyecek kaldırım bulamadım. Neredeyse tamamı araçların işgali altındaydı. Yolda yürümeye başladım bu arada acemi olduğunu düşündüğüm yaşlıca bir sürücü az daha beni eziyordu. Hatasını anlayınca özür diledi ama o da haklıydı. Ben, onun yolunda idim. Çünkü diğer araçlar benim yürüyeceğim kaldırımlardaydı.

Şimdi; ceza yazmak için bin bir çile çeken, ağaç arkalarına, bazen yokuş aşağı yollara hız radarı saklayan, trafik ışıklarında drone kaldırarak hataları yakalamaya çalışan Mersin Emniyet Müdürlüğü neden bunlara “Dur” demez? Valilik makamına 100 metre uzaktaki bu trafik ihlallerini neden cezalandırmaz?

Yılın belli dönemleri yurtdışında bulunduğum için oradaki sistemi biliyorum. Affedilmeyecek cezalardan biri kaldırıma park etmek. Ne yazık ki trafik kurallarına uyulması konusunda en önemli caydırıcılık cezalardan geçiyor. 1 hafta 10 gün bu bölgede kaldırıma çıkan araçlara ceza kesilsin bakın bir daha çıkan olacak mı?
Belediye Otoparkları Halkın mı Meclis Üyeleri’nin mi?
Sabah ofisime gelmek için aracımla belediye otoparklarından birinin önünde durdum. Otoparkın kapısı yol kukası ile kapanmıştı. Ancak otoparkın yer yer boş olduğu görünüyordu. Görevli olan genç bir arkadaş kulübeden çıkıp yer olmadığını söyledi. Ben de “En az 10 araçlık yer var” dedim. “Onlar meclis toplantısı araçları için” dedi. Ben de ona: “Ben de gazeteciyim, ya da başka bir vatandaşın da başka bir acil işi olabilir böyle bir ayrım neden yapılıyor?” diye sordum. O da emir kulu olduğunu söyleyerek “Mersin Büyükşehir Belediyesi İmar İnşaat AŞ”den böyle bir emir aldığını belirtti.

Bana göre ters gelen bir konuydu bu. Eşitlikten, halkçı belediye anlayışından dem vuran bir yönetimin bu şekilde ayrım yapması. Ofisteki arkadaşlarımla paylaştım konuyu acaba ben mi yanılıyordum. Belki de normaldi bu. Kaldı ki arkadaşlarımdan biri “Umut Bey size ait bir parkınız olsa bir özel gününüz olsa istediğimi alırım diyemez misiniz? Bu gayet normal” dedi.

O andan sonra bu yapılan ayrımın Ortadoğu’ya özgü adam kayırma olduğunu daha da iyi anladım. İş arkadaşım bile özel bir mülkte yapılabilecek bir tercihin belediye otoparkında belediye tarafından yapılabileceğini söylüyordu. Yani kamu adına işletilen bir birimi kendi malı gibi kullanabilir diye düşünüyordu arkadaşım.
Yani benim vergilerimle maaş alıp geçici bir süre için kamu malını işletme yetkisini alan kurum ya da kişiler; “Şu adam Meclis Üyesi, bu adam değil” diye ayrım yapma yetkisine sahipti.
Ne Zaman Adam Oluruz?
Otoparkta yer bulamayınca yazı yazmış gibi düşünenleriniz olabilir. Bir sonraki özel otoparka koyarım bu sorun değil. Üzüldüğüm konu: Biz neden buna maruz kalmak zorundayız?
Bugün toplantı varsa, meclis üyesi de yer bulamayacağını düşünüyorsa taksi ile toplantısına gelir. Peki biz ne zaman adam olacağız? Bence hiçbir zaman…