İsaura Bölgesi’nin en güneyinde yer alan Sinobiç (Dalisandos), Klaudiopolis (Mut) Kenti’nin 5 km kuzeydoğusunda yer alan bir antik kenttir. Bugünkü Yeşilyurt Köyü sınırlarında Ardıçtepe üzerinde konumlandırılmış kent, İsauria Bölgesi’nin Kilikia Bölgesi’ne en yakın olan yerleşimlerindedir. Kent ve çevresi, 1993 yılında 1. derece sit alanı olarak tescillenmiş tescillenmesine ama günümüzde özellikle ülkemizin kanayan yarası defineci denilen kültür düşmanlarının verdiği ciddi tahribatlarla karşı karşıya kalmıştır. Sinobiç’te henüz kazı veya restorasyon çalışmaları yapılmış değil. Bu durum da antik kentteki definecilerin saldırılarını, geri döndürülemez boyutlara taşımıştır.

Whatsapp Image 2026 01 23 At 09.12.08 (1)

Yerel söyleyişte Sinobiç adıyla anılan ören yerinin, antik dönemde Dalisandos, Dolisandos ve Polisandos şeklinde, kesinliği tartışmalı isimleri vardır. Kent, Ardıçtepe diye adlandırılan 700 metre uzunluğunda, 500 metre genişliğinde doğal korunaklı, kayalık bir tepenin üzerinde kurulmuştur. M.S. 6. yüzyılda yaşamış olan Bizanslı coğrafyacılardan olan ve Bizans İmparatorluğu'nun şehirlerinin her birinin listesini içeren Sinekdimos adlı eserin yazarı Hierocles’e göre Dalisandos, İsauria Bölgesi’nin 23 kentinden biridir. Antik dönemde sur duvarları üzerine, belirli aralıklarla yerleştirilmiş 12 adet kuleyle korunan kentte, Roma ve Erken Bizans dönemlerine ait kalıntılar yer almaktadır. Tepenin güney tarafındaki nekropol alanında çok sayıda lahit, tepenin kuzeyinde de yine çok sayıda kaya mezarı vardır. Kentte ayrıca iki adet su sarnıcı bulunmaktadır.

Whatsapp Image 2026 01 23 At 09.12.09

Yazıma, başlıktaki “Lahitler Şehri” gibi güzel bir adlandırmayla başladım ki kentin içerisinde gördüğüm tahribatı kendi zihnimde, en azından biraz hafifleteyim istedim. Evet, gerçekten de bölgenin oldukça iddialı lahitlerinin bulunduğu bir kent olurdu Sinobiç, yapılan saldırılardan kaynaklı tahribatlar bu denli yoğun olmasaydı. Onlarca parçaya ayrılmış lahitlerin günümüzdeki hali, büyük bir savaştan arda kalan bir cepheyi andırıyordu adeta. Beynimiz her kötü durumda illa ki bir umuda tutunur ya ben de henüz zarar görmemiş lahitleri görerek teselli bulmaya çalıştım Sinobiç’teki gezimde.

Whatsapp Image 2026 01 23 At 09.12.09 (1)

Sinobiç’te bunca talana, tahribata rağmen, günümüze çok sağlam ulaşmış lahitler de var elbette. Bunlar gerçekten de görülmeye değer lahitler. Nekropol alanındaki dikkatimi çeken lahitlerden birisi, kapağının üzerinde aslan kabartmalı olan lahit oldu. Kilikia ve İsauria bölgelerinde aslan kapaklı lahitlerden yüzlercesine rastlamanız mümkün ama lahit kapağında gördüğüm bu aslan kabartması, bugüne kadar gördüklerimden çok farklıydı. Bölgedeki aslan kabartmaları genellikle, kapak üzerindeki görünür olan ön yüzeyde, bacaklarının üzerinde boylu boyunca uzanmış bir şekilde ve başını da sağ tarafa çevirmiş olarak betimlenir. Burada gördüğüm aslan kabartması ise kapağın üzerine arka iki bacağını lahit kapağını saracak şekilde açmış, ön bacaklarını da boynunun iki yanından öne doğru uzatmış şekilde betimlenmiş. Standart betimlemeden çok farklı olan bu kabartma, kesinlikle çok dikkat çekici.

Whatsapp Image 2026 01 23 At 09.12.09 (2)

Antik kentteki lahitler üzerinde, çelenk, çiçek, aslan başı gibi alışılmış bezemelere yer verildiği gibi bölgede hiç rastlanmayan insan betimlemelerinin olduğu bezemeler de kullanılmış. Günümüze, doğanın aşındırmasını saymazsak oldukça sağlam bir şekilde ulaşmış lahdin üzerindeki bir kabartmada, erkek ve kadın yan yana, ayakta betimlenmiş. Karı-koca olduklarını düşündüğüm bu iki insan betiminin üzerinde, yapıldığı dönemin yöresel kıyafetleri de yer almaktaydı. Kilikia ve İsauria bölgelerindeki lahitlerde, böyle bir kabartmaya ilk kez rastladığımı söyleyebilirim.

Whatsapp Image 2026 01 23 At 09.12.09 (3)

Antik kentin, üzerinde yer aldığı Ardıçtepe’nin kuzey tarafında da görülmeye değer kaya mezarları bulunmaktadır. Çok sayıda ve sık aralıklarla yapılmış kaya mezarları, aslında oldukça farklı bir özelliği de sahip. Bölgedeki kaya mezarları, içerisinde bazen bir bazen de üç dört kişilik aile mezarları şeklinde, ölünün bütünlüğü bozulmadan defnedilen mezarlar şeklindedir. Sinobiç’teki kaya mezarlarıysa kremasyon tarzı bir anlayışla bağlantılı olarak oluşturulmuş mezarlardır. Buradaki mezarların urne denilen, ölülerin yakıldıktan sonra kemiklerinin konduğu üzeri yazıtlı, bezemeli, pişmiş topraktan yapılan kapların sığacağı büyüklükte mezarlar oluşu ve 80 x 80 ölçülerindeki mezar boşlukları, burada kremasyon yani ölülerin yakılarak defnedilme geleneğinin en önemli göstergesidir.

Whatsapp Image 2026 01 23 At 09.12.09 (5)

Yazımda, Sinobiç (Dalisandos) Antik Kenti’nde bilimsel gerçekliği olmayan bir söylentiye de yer vermek istiyorum. Hristiyanlığın yayılmasında en önemli isim olan Tarsuslu Saint Paul’un, bazı kaynaklarda ve yerel anlatılarda antik kentten geçtiğine ve burada vaaz verdiğine hatta Sinobiç’in İncil’de adı geçen önemli bir Erken Hristiyanlık Dönemi merkezi olduğuna dayalı bilgiler yer almaktadır. Saint Paul’un yaptığı gezilerde vaaz verdiği şehirler olan Antakya, Konya, Yalvaç, Perge, Demre, Efes, Miletos ve Troas gibi her birinin adı İncil’de tek tek geçer. Oysa Sinobiç’in adı hiçbir şekilde İncil’de yer almaz. Dolayısıyla da bu bilgilerin bilimsel bir dayanağı söz konusu değildir. Bu iddianın dayanığı Bizans Dönemi’nde, Kudüs-Antakya-Konstantinopolis hattında yer alan Alahan’ın çok önemli bir hac ve manastır merkezi oluşu, Alahan’a yakın bir lokasyonda olan Sinobiç’in Saint Paul ile ilişkilendirilmesine yol açmıştır. Sinobiç’in Alahan Manastırı’nın yakınında bir kent oluşu bize, kentin Saint Paul ile değil Bizans hac geleneği ile ilişkili olduğunu söylememizi kolaylaştırır.

Whatsapp Image 2026 01 23 At 09.12.08

Antik kentlerdeki gezilerimde beni en çok heyecanlandıran, yapılar veya lahitler üzerindeki kabartmalar ve bezemeler olmuştur. Kabartmalarla dönemin sanatını, kültürünü, inançlarını ve insanların ekonomik durumlarını anlamamız mümkün. Sinobiç’e geldiğinizde, lahitler üzerindeki bu kabartmaların ve bezemelerin onlarca çeşidini göreceksiniz. Ölüleri için çok özenli ve güzel lahitleri yüzlerce yıl sonrasına bırakan Sinobiç halkının, günümüze ulaşan bu eşsiz lahitlerini kesinlikle görmelisiniz. Bu lokasyonda görecekleriniz, lahitler ve kaya mezarlarıyla da sınırlı değil. Sinobiç’ten doğuya baktığınızda kanyonların arasından devasa bir gemi gibi yükselen Mavga Kalesi’ni, biraz kuzeydoğuya baktığınızda Kestel Kanyonu’nun muhteşem coğrafyasını ve güneye doğru yöneldiğinizde de Klaudiopolis (Mut) Kenti’ni izleme şansına sahip olacaksınız.

Yazımın sonunda önemli bir hatırlatmada da bulunayım. Sinobiç’i görmek için seçeceğiniz mevsim ilkbahar ya da sonbahar olmalı. Çünkü burası kışın Toroslardan esen şiddetli poyrazın dondurucu soğuğunu, yazın da aynı poyrazın sebep olduğu kuru bir sıcağını iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir yer. Bahar aylarında gezmeye doyamayacağınız Ardıçtepe’ye bir gün yolunuzu düşürürseniz, tarihle doğanın iç içe geçtiği bu etkileyici coğrafyada, gördüğünüz güzellikleri beyninize nakşedin ve bu güzelliklerin keyfini çıkarın.

Ocak 2026