Eserin Adı: Düşlerin Yokuşundan İnerken (Going Down the Hill of the Dreams)

Yazar: Mesut Şenol

Yayınevi / Dizi: Artshop Yayınları, Artshop Dünya Edebiyatı Platformu Şiir Dizisi

Sayfa Sayısı / Özellik: 168, Türkçe-İngilizce çift dilli basım

Yayın Yılı: Temmuz 2018

*

"Sevgili Hilmi Bey Dost, Ömür boyu takdir duygusuyla ve dostlukla..." (28.9.2018) notuyla, eserin kapak arasında yazarın kendi el yazısıyla bıraktığı bu zarif iz, aslında yıllara meydan okuyan bir dostluğun ve ortak bir aydınlanma mücadelesinin de en somut belgesidir.

168 sayfalık bu eser, Türkçe şiirin modern açılımlarını sunmakla kalmıyor, aynı zamanda geniş yankıları ve İngilizce çevirileriyle evrensel bir coğrafyaya da kapı aralıyor.

Eserin arka kapağında yer alan ve şairin zihnindeki estetik evreni özetleyen dizeler, şiir tekniği bakımından son derece çarpıcı bir imge düzlemine dayanmaktadır:

"tozlu ufkun renk deseni /

gündönerlerin sarı kalkanından yansıyan /

saten kurşuni kenarları kırık /

havalı bir düzlükte kulaklar alesta /

çığlıklar kafessiz" (s. 10).

Bu mısralarda şair, görsel unsurlarla işitsel projeksiyonları ustaca harmanlamakta; "saten kurşuni kenarları kırık" dizesindeki dokunma ve renk sıfatlarıyla modern şiirin imge yükünü başarıyla sırtlanmaktadır. "Gündönerlerin sarı kalkanından yansıyan" ifadesi doğanın dinamizmini ve ışığın kırılmalarını şiirin ritmine kazandırırken, serbest ölçünün getirdiği esneklik ses uyumunu zedelemeden metne akışkan bir soluk kazandırmaktadır.

Kitabın ilk sayfalarında yer alan "İçimizde Öyle Garip Bir Şeyler Oluyor ki!" başlıklı giriş yazısı, bireyin doğasına yabancılaşması, toplumsal kurallarla ilkel benlik arasındaki çatışma ve bu çatışmanın doğurduğu sanatın doğuş sancısı üzerine derin felsefi sorgulamalar barındırır (ss. 5-6).

Toplumsal baskılar ve modern hayatın getirdiği çelişkiler arasında sıkışan insanın ruh haritasını çizerken, şiirlerinde de aynı hassasiyeti sürdürmektedir. Kitabın ilerleyen sayfalarında Ahmet Günbaş’ın Çığçotanak adlı şiirinde yer alan "Kısmış kuytusuna kırgın renklerini / çağrısı çakır bir çiçek..." dizeleri (s. 34), doğanın kırgın ve inatçı sesini bireyin yalnızlığıyla buluştururken; Aydan Yalçın’ın Aynalı Kavak şiirindeki "ama bir sabah çatladı tohum / yürüdüm özsuyuma" (s. 36) vurgusu, insanın kendi köklerine ve doğanın özsuyuna dönüş direncini simgelemektedir. Benzer şekilde Nisa Leyla’nın "çek bir mayakovski" adlı şiirinde yankılanan ortak ses ve ahenk (s. 84), kitabın lirik coğrafyasını pekiştirmektedir. Zira şairin hem kendi kaleminden çıkan tahliller hem de usta şairlerin dizelerine açılan köprüler (ss. 118-163), kitabın sınırları aşan estetik duruşunu gözler önüne sermektedir.

Yazarın kökleri mülkiyeli bir bürokratın disiplinine, diplomasiye ve sanat platformlarına uzanan çok yönlü kimliği, bu şiirlerde hem bireysel bir iç ses hem de toplumsal bir vicdan olarak yankılanmaktadır.

Bu estetik ve edebi yolculuğun arkasında yatan insanî hikâye ise esere ayrı bir mühür vurmaktadır.

Yıl 1983... İçel’in (şimdiki adıyla Mersin) Mut ilçesinde genç bir Halk Eğitimi Müdürü olan Hilmi Dulkadir ile ilçeye yeni atanan genç, dinamik Kaymakam Mesut Şenol, o dönemin kısıtlı imkânları içerisinde unutulmaz çalışmalara imza atarlar. "Yaygın Eğitim Mut Haber Bülteni" gibi öncü yayınların hayata geçirilmesinden, Kaymakam Şenol’un eğitmenliğini bizzat üstlendiği "Konuşma Eğitimi" kurslarına kadar halkın kültürel ve zihin gelişimi için omuz omuza bir adanmışlık sergilerler. Mut Karacaoğlan Festivali’nin yaşatılması ve yörenin folklorik değerlerinin belgelenmesinde gösterdikleri bu ortak gayret, yıllar sonra Artshop yayınlarından çıkan bu kıymetli eserde ve atılan o vefa dolu imzada yeniden tecessüm etmektedir.

Düşlerin Yokuşundan İnerken; işte bu köklü dostluğun, geçmişten bugüne süzülen bir aydınlanma meşalesinin ve Türk şiirinin tınısı yüksek coğrafyasında okurunu hiç bırakmayan, zamansız ve kalıcı bir buluşmanın adıdır.

Mesut Şenol’a Saygıyla…